10636 Kayıt Bulundu.
Giriş
Bize Osman b. Heysem, ona Avf, ona Hasan, ona Ebu Bekre şöyle söylemiştir: Cemel savaşı günlerinde (savaşa katılmaktan) beni Rasulullah'tan (sav) işittiğim bir söz korumuştur. Şöyle ki; Fars halkının Kisrâ'nın kızını kendilerine melik seçtikleri haberi Rasulullah'a (sav) ulaşınca Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurdu: "İşlerini (yönetimi) bir kadına veren bir toplum asla iflah olmaz."
Bize Abdullah b. Muhammed, ona Yahya b. Adem, ona Ebu Bekir b. Ayyâş, ona Ebu Husayn, ona da Ebu Meryem Abdullah b. Ziyâd el-Esedî şöyle demiştir: Talha, Zübeyir ve Âişe Basra üzerine yürüdükleri zaman, Ali, (insanları seferber etmek üzere) Ammâr b. Yâsir ile Hasan b. Ali'yi (Kûfe'ye) yolladı. Onlar Kûfe'ye, bizim yanımıza gelip minbere çıktı. Hasan b. Ali minberin üst tarafında, Ammâr ise Hasan'dan daha aşağıda durdu, bizler de onlara doğru toplandık. Ben Ammâr'ın şöyle dediğini işittim: Âişe, Basra'ya doğru yürümüştür. Ve vallahi, Âişe elbette Hz. Peygamber'in dünya ahiret eşidir. Ancak Allah Tebâreke ve Taâlâ, kendisine mi yoksa Âişe'ye mi itaat ettiğiniz ortaya çıksın diye sizi denemektedir.
Bize Abdân, ona Ebu Hamza, ona A'meş, ona da Şakîk b. Seleme şöyle demiştir: Ben Ebu Mes'ûd, Ebu Mûsâ ve Ammâr ile birlikte oturuyordum. Ebu Mes'ûd, Ammâr'a şöyle dedi: Ben senin dışındaki arkadaşlarının her birine “Peygamber'e sahabîlik yaptığından beri benim sende gördüğüm en ayıplı şey (Ali ile Muâviye arasındaki) bu işe süratle dalmandır” derdim. Ammâr da “ey Ebu Mes'ûd, ben de sende ve arkadaşlarında, Peygamber'e sahâbî olmanızdan beri, gördüğüm en ayıplı davranış bu işten geri durmanızdır” dedi. Bunun üzerine hali vakti yerinde olan Ebu Mes'ûd, hizmetçisine “Delikanlı, iki takım elbise getir, onlardan birini Ebu Musa'ya, diğerini de Ammâr'a ver” dedi ve onlara da “bu yeni elbiseler içinde cuma namazına gidin” dedi
Bize Ebu Yemân, ona Şuayb, ona Zührî, ona Saîd b. Müseyyeb, ona da Ebu Hureyre'nin (ra) rivayet ettiğine göre Rasulullah (sav) şöyle buyurmuştur: "Devs kabilesi kadınlarının kalçaları (tekrar) Zu'l-Halasa Puthanesi'nin etrafında (tavaf ederek) çalkalanmadıkça, kıyamet kopmaz" "Zu'l-Halasa", Devs kabilesinin Cahiliye devrinde ibadet ettikleri bir puttur
Bize Saîd b. Ebu Meryem, ona Muhammed b. Cafer, ona Şerîk b. Abdullah, ona Saîd b. Müseyyeb, ona da Ebu Musa el-Eş'arî şöyle demiştir: Peygamber (sav) bir gün bir ihtiyacı için Medine bostanlarından bir bostana doğru çıktı, ben de O'nun peşi sıra çıktım. Peygamber (sav) bostanın içine girince, kapısı önünde oturdum ve kendi kendime “bugün gönüllü olarak, Peygamber'in kapıcısı olacağım” diye ahdettim. Peygamber (sav) ihtiyacını giderdi sonra oradaki kuyunun ağzı örülmüş kuyunun başına oturdu ve iki elbisesini baldırlarına kadar çekerek ayaklarını kuyunun içine doğru sarkıttı. Bu halde iken Ebu Bekir geldi ve yanına girmek için izin istedi. Ben Ebu Bekir'e “biraz bekle, ben senin için izin alayım” dedim. Ebu Bekir bekledi, ben de Peygamber'e (sav) gelip “ey Allah'ın Peygamberi, Ebu Bekir yanına gelmek için izin istiyor” dedim. Hz. Peygamber (sav) "ona izin ver ve kendisini cennetle müjdele" buyurdu. Ebu Bekir girdi ve Peygamber'in sağ yanına gelip oturdu. O da elbisesini baldırlarına kadar çemreyip ayaklarını kuyunun içine doğru sarkıttı. Sonra Ömer geldi. Ona da “bekle de senin için izin alayım” dedim. Peygamber (sav) "ona izin ver ve onu cennetle müjdele" buyurdu. Ömer gelip Peygamber'in sol tarafında oturdu, elbisesini baldırlarına kadar açıp ayaklarını kuyuya sarkıttı. Bu suretle kuyunun başı doldu, orada oturacak başka bir yer kalmadı. Sonra Osman geldi. Ona da “bekle ben senin için izin alayım” dedim. Peygamber (sav) "ona da izin ver ve onu kendisine isabet edecek belâ ve imtihan karşılığında cennetle müjdele" buyurdu. Osmân da içeriye girdi, onların yanında oturacak bir yer bulamayınca farklı bir yere, onların karşısında kuyunun bir tarafı üzerine oturdu ve elbisesini baldırlarına kadar açtı, sonra ayaklarını kuyunun içine sarkıttı. Ebu Mûsâ der ki: Ben bu sırada bir kardeşimin buraya gelmesini temenni ederek dua etmeye başladım. İbn Müseyyeb der ki: Ben bu iki sahabenin Peygamber'in yanında, Osman'ın ise yalnız oluşunu, onların kabirlerinin aynı yerde, Osman'ın kabrinin ise ayrı yerde olmasıyla yorumladım.