Giriş

Bana Ahmed b. Said Ed-Dârimî, ona Habbân, ona Vüheyb, ona Musa b. Ukbe, ona da Salim, Abdullah'ın hadisinin aynısını rivayet etti. ["Evlatlıklarınızı babalarının adlarıyla çağırın. Bu Allah katında adalete daha uygun bir davranıştır" (el-Ahzâb 33/5) ayeti nazil olmadan önce, biz Zeyd b. Harise'yi, Muhammed'in (sav) oğlu Zeyd diye çağırırdık.]


Açıklama: Hadisin bütünü için bk. M006262.

    Öneri Formu
7376 M006263 Müslim, Fadâilu's Sahabe, 62

Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe, ona Veki' ile Ebû Üsame İsmail'den (T) bize İbni Nümeyr, ona Abdullah b. İdris, ona İsmail ona Kays ona da Cerir şöyle demiştir: Müslüman olduğumdan beri ne zaman yanına girmek istersem Rasulullah (sav) bana izin vermiştir. Ayrıca, beni ne zaman görse mutlaka bana tebessüm etmiştir. İbn Nümeyr, İbn İdris'den naklettiği hadisinde şunları ilave etmiştir: Atın üzerinde sabit duramadığımdan şikâyet ettim, eliyle göğsüme vurdu ve şöyle buyurdu: "Ey Allah'ım, onu sabit tut ve onu insanları doğru yola ileten, kendisi de doğru yolda olan bir kişi eyle!"


    Öneri Formu
277052 M006364-3 Müslim, Fadâilu's Sahabe, 135


Açıklama: Bu hadîsten, her Peygamber’in ölümü sırasında dünya ile âhiret arasında muhayyer bırakıldığı, dolayısıyla arzu edenin dünyada yaşama hakkına sahip olduğu manası çıkarılabilir. Ancak maksat o değildir, çünkü böyle bir mana, âyetin açık hükmüne aykırıdır. İnsanın eceli, bir saniye bile sekteye uğratılmaz. Muhtemelen burada kastedilen, ona cennetteki yerinin gösterilmesi ve onun da dünyayı bırakıp bir an önce o makama gitmeyi arzu etmesidir. Bu konuda rivâyet edilen; “Allah, kulunu dünya ile kendi yanındaki nimetler arasında muhayyer bıraktı, o kul da Allah’ın yanındakini tercih etti” (Buharî, Salât, 80; Fedâilu Ashâbi’n-Nebî, 3; Menâkıbu’l-Ensâr, 11) meâlindeki hadîs de bunu desteklemektedir. Bu ifâdeyi, Peygamberlerin Allah katındaki değeri manasına hamletmek de mümkündür.

    Öneri Formu
279301 M006295-2 Müslim, Fadâilu's Sahabe, 86


    Öneri Formu
7273 M006186 Müslim, Fadâilu's Sahabe, 13


    Öneri Formu
7436 M006295 Müslim, Fadâilu's Sahabe, 86

Bize Kuteybe b. Said, ona Abdulaziz b. Ebu Hâzim, ona Ebû Hazim, Sehl b. Sa'd'ın şöyle anlattığını rivayet etti: Medine'ye Mervan ailesinden bir kişi vali tayin edildi. (Bu zat) Sehl b. Sa'd'ı çağırarak Hz. Ali'ye sövmesini emretti. Sehl bunu kabul etmedi. Bunun üzerine vali ona; mademki ona sövmeyi kabul etmiyorsun Allah Ebu Türab'a lanet etsin de dedi. Sehl (araya) şunu ekledi: Ali Ebu Türab ismini çok severdi. Bu isimle çağrıldığı zaman sevinirdi. Bu sefer vali, o zaman bize ona Ebu Türab isminin verilme hikayesini anlat dedi. Sehl şöyle dedi: Rasulullah (sav) Fatıma'nın evine geldi. Ali'yi evde göremedi. Bunun üzerine kızına; "amca oğlun nerede" diye sordu. Fatıma, aramızda bir anlaşmazlık çıktı. Bana kızdı, gitti. Yanımda kaylûle de yapmadı diyerek cevap verdi. Bunun üzerine Hz. Peygamber (sav) birine (Sehl'e); "Ali nerede bak" dedi. Adam Ali'nin mescitte uyuduğunu söyledi. Rasulullah (sav) Ali'nin yanına geldi. Ali uzanmış, elbisesi (rida) bir tarafa düşmüş, vücudu toprağa bulanmış bir halde idi. Rasulullah (sav) Ali'nin üzerindeki toprağı silmeye başladı ve "kalk Ebu Turab! Kalk Ebu Turab" diye seslendi.


    Öneri Formu
7339 M006229 Müslim, Fadâilu's Sahabe, 38


    Öneri Formu
7930 M006408 Müslim, Fadâilu's Sahabe, 167


    Öneri Formu
279210 M006186-2 Müslim, Fadâilu's Sahabe, 13


    Öneri Formu
279211 M006186-3 Müslim, Fadâilu's Sahabe, 13


    Öneri Formu
279148 M006408-2 Müslim, Fadâilu's Sahabe, 167