10265 Kayıt Bulundu.
Giriş
Bize Abdullah b. Berrâd Ebu Âmir el-Eş’arî ve Ebu Küreyb Muhammed b. el-Alâ –lafız Ebu Amir'e attir-, onlara Ebu Üsame, ona Büreyd, ona Ebu Bürde, ona da babası şöyle rivayet etti: Rasulullah'ın (sav) Huneyn'de işi bitince Ebu Amir'i ordu komutanı olarak Evtâs'a gönderdi. O, Düreyd b. es-Sımme ile karşı karşıya geldi. Düreyd öldürüldü. Adamlarını da Allah hezimete uğrattı. Ebu Musa (devamla) şöyle dedi: Rasulullah (sav) beni de Ebu Amir ile göndermişti. -Ebu Musa şöyle dedi:- Ebu Amir'in dizine ok isabet etti. Oku, Cüşem oğullarından biri atmış ve dizine isabet ettirmişti. Ben Ebu Amir'in yanına gidip; amca, (bu oku) sana kim attı diye sordum. Ebu Amir, Ebu Musa'ya (eliyle) göstererek; benim katilim işte budur. Gördüğün şu adam (var ya), işte bana oku atan odur, dedi. Ebu Musa (devamla) şöyle dedi: Ben de kendisine yöneldim ve üzerine yürüyerek ona yetiştim. Beni görünce dönüp kaçmaya başladı. Ben peşinden koşup ona: -(Kaçmaya) utanmıyor musun? Sen Arap değil misin? Dursana diye bağırmaya başladım. Bunun üzerine o kaçmaktan vazgeçti ve karşı karşıya geldik. Karşılıklı hamleler yaparak mücadeleye tutuştuk. Sonunda bir kılıç darbesiyle onu geberttim. Ardından Ebu Amir'in yanına döndüm ve Allah seninkinin canını aldı dedim. O bana; o halde şu oku çıkar dedi. Ben de hemen çekip çıkardım. Okun çıktığı yerden su boşandı. Bana; yeğenim, Rasulullah'a (sav) git, kendisine benden selam et ve ona de ki: Ebu Amir, günahlarımın bağışlanması için bana dua et diyor. Ebu Musa şöyle devam etti: Sonra da beni (kendi yerine) ordunun başına geçirdi. Biraz sonra da ruhunu teslim etti. Ben (seferden) dönüp Peygamber'e (sav) varınca onun huzuruna girdim. O evde üzerinde döşek olan dokuma bir sedirinin üstünde idi. Döşeğin örgüleri sırtında ve yanlarında iz yapmıştı. Kendisine bizim ve Ebu Amir'in başına gelenleri anlattım ve ona Ebu Amir'in günahlarımın bağışlanması için bana dua etsin dediğini söyledim. Bunun üzerine Allah Rasûlü su istedi ve onunla abdest aldı. Ardından da ellerini kaldırdı ve şöyle dua etti: "Allah'ım! Ubeyd Ebu Amir'in günahlarını bağışla." Öyle ki ben onun koltuklarının altındaki beyazlığını gördüm. Sonra duaya şöyle devam etti: "Allah'ım! Onu kıyamet gününde şu yarattıklarından ve insanların çoğundan üstün (bir makamda) kıl." Ben de benim günahlarımın bağışlanması için de dua edin Ya Rasulullah deyince Peygamber de (sav); "Allah'ım! Abdullah b. Kays'ın günahını bağışla ve onu kıyamet gününde güzel bir makama yerleştir" diye dua etti. [Ebu Bürde dedi ki: Dualardan biri Ebu Amir, diğeri ise Ebu Musa içindir.]
Bize İshak b. İbrahim el-Hanzalî, Muhammed b. Müsenna ve Muhammed b. Beşşâr, onlara Muaz b. Hişam, ona babası (Hişam ed-Destevâî), ona Katade, ona Zürâre b. Evfâ, ona da Üseyr b. Cabir şöyle rivayet etmiştir: Yemenlilerin yardımları geldiği zaman Hz. Ömer onlara; Üveys b. Âmir aranızda mı diye sordu Sonunda onu buldu ve sen Üveys b. Âmir misin diye sordu. Üveys, evet ben Üveys'im dedi. Hz. Ömer; Merâd'dan ve Karen'densin, değil mi diye sorunca Üveys, evet diye cevap verdi. Hz. Ömer; sende alaca hastalığı vardı. Geçmiş, sadece bir dirhemlik kalmış deyince Üveys, evet dedi. Hz. Ömer; senin annen hayatta mı diye sordu. Üveys, evet hayatta dedi. Bunun üzerine Hz. Ömer, ben Rasulullah'ı (sav) şöyle buyururken işittim dedi: "Size Yemenlilerle birlikte Yemen'in Murad ve Karen bölgesinden Üveys b. Âmir diye bir adam gelecek. Kendisinde bulunan alaca hastalığından iyileşmiş, sadece dirhem kadar kalmıştır. Onun bir anası vardır. Üveys annesine çok iyilik eder. Eğer imkanın olur da onu görürsen senin için istiğfar etmesini iste. O da bunu yapsın." Sonra Ömer; haydi Üveys! Benim için istiğfar et dedi. Üveys de Hz. Ömer için istiğfar etti. Hz. Ömer ona; nereye gidiyorsun diye sordu. Üveys; Kufe'ye dedi. Hz. Ömer; senin için Kufe valisine bir mektup yazayım mı diye sordu. Üveys; insanların fakirleri ve düşkünleri ile birlikte olmayı daha çok isterim dedi. Ertesi yıl, Yemenlilerin eşrafından bir adam hacca geldi ve Hz. Ömer'i gördü. Hz. Ömer ona Üveys'i sordu. Adam; onu bırakıp buraya geldiğimde evi boş, malı azdı dedi. Hz. Ömer adama; ben Rasululah'ı (sav) işittim, şöyle buyuruyordu dedi: "Size Yemenlilerle birlikte Yemen'in Murad ve Karen bölgesinden Üveys b. Âmir diye bir adam gelecek. Kendisinde bulunan alaca hastalığından iyileşmiş, sadece dirhem kadar kalmıştır. Onun bir anası vardır. Üveys annesine çok iyilik eder. Eğer imkanın olur da onu görürsen senin için istiğfar etmesini iste. O da bunu yapsın." Adam, hac dönüşü Üveys'in yanına geldi ve benim için istiğfar et dedi. Üveys ona; sen kutlu bir seyahatten döndün, sen benim için istiğfar et diye cevap verdi. Adam tekrar; benim için istiğfar et deyince Üveys yine sen kutlu bir seyahatten döndün, sen benim için istiğfar et dedi. En sonunda yoksa sen Ömer'i mi gördün diye sordu. Adam evet dedi. Bunun üzerine Üveys adam için istiğfar etti. Halk onun kim olduğunu anladı, sonra dönüp gitti. Üseyr der ki: Üveys'in elbisesi çizgili bir hırkaydı. İnsanlar onu görünce; acaba Üveys bunu nereden bulmuş derlerdi.
Bize Yahya b. Yahya, ona Muğîra b. Abdurrahman, ona Ebu Zinad, ona A'rec, ona da Ebu Hureyre şöyle rivayet etmiştir: Tufeyl (b. Amr) ve arkadaşları Rasulullah'a (sav) gelip şöyle dediler: Ey Allah'ın Rasulü! Devs küfre düştü ve İslam'dan yüz çevirdi. Onlar için Allah'a (cc) beddua etsen. (Rasulullah'ın (sav) beddua edeceği düşünülerek) Devs işte şimdi helak oldu dediler. Lakin Hz. Peygamber (sav); "Allah'ım Devs'e hidayet ihsan eyle ve onları (İslam!a) geri getir" buyurdu.
Bize Kuteybe b. Said, ona Abdülaziz b. Muhammed, ona Sevr, ona Ebu Gays, ona da Ebu Hureyre şöyle demiştir: Biz Peygamber'in (sav) yanında oturuyorduk. Derken Cuma Suresi iniverdi Hz. Peygamber (sav); "Allah o peygamberi, henüz bunlara katılmamış olan daha başkalarına da göndermiştir" (Cuma, 3) ayetini okuyunca bir adam; kim onlar ey Allah'ın Rasulü dedi. Fakat Peygamber (sav) ona cevap vermedi. Adam soruyu bir veya iki ya da üç defa tekrarladı. Sonra Peygamber (sav) elini aramızda bulunan Selmân-i Fârisî'nin üzerine koydu ve "iman Süreyya yıldızında bile olsa, bunlardan bazı adamlar ona ulaşacaktır" buyurdu.