10636 Kayıt Bulundu.
Giriş
Bize Abdülazîz b. Abdullah, ona İbrahim b. Sa'd, ona İbn Şihâb, ona Ebu Seleme, ona da Ebu Hureyre'nin (ra) rivayet ettiğine göre Rasulullah (sav) şöyle buyurdu: "Allah'a ve ahiret gününe iman eden, ya hayır söylesin ya da sussun. Allah'a ve ahiret gününe iman eden, komşusuna eziyet etmesin. Allah'a ve ahiret gününe iman eden, misafirine ikram etsin."
Bize Said b. Ebu Meryem, ona Ebu Ğassân, ona Ebu Hazim, ona Sehl b. Sa'd'ın rivayetine göre Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur: "Muhakkak ki, ümmetimden yetmiş bin ya da yedi yüz bin kişi [Ebu Hazim hangi sayının söylenildiğini bilmemiştir.] yan yana birbirine tutunmuş ve kenetlenmiş bir şekilde cennete girecektir. En sondakiler cennete girinceye kadar öndekileri girmez. Onların yüzleri ayın (on dördündeki) dolunayın görüntüsü gibi parlak olur."
Bize Ebu Yemân, ona Şuayb, ona Zührî, ona Atâ b. Yezid, ona da Ebu Said hadisi 'Hz. Peygamber'e, 'Yâ Rasulullah!' diye seslenildi' diyerek; (T) Bize Muhammed b. Yusuf, ona Evzaî, ona Zührî, ona Atâ b. Yezid el-Leysî, ona da Ebu Said el-Hudrî senediyle gelen rivayette ise şöyle nakletmiştir: "Bir bedevi, Nebî'nin (sav) huzuruna gelip 'Yâ Rasulullah! İnsanların hangisi daha hayırlıdır?' diye sorduğunda, Hz. Peygamber (sav) 'Canı ve malı ile cihad eden kişi ile bir vadide rabbine kulluk edip insanları şerrinden uzak tutan kimsedir' buyurdu." [Bu hadisi Zührî'den Zübeydî, Süleyman b. Kesîr ve Numan da naklederek Şuayb ve Evzaî'ye mütâbaatta bulunmuşlardır. Ayrıca bu hadisi Ma'mer, Zührî'den o Atâ ya da Ubeydullah'tan, o Ebu Said el-Hudrî'den o da Hz. Peygamber'den (sav) nakletmiştir. Bu hadisi ayrıca Yunus, İbn Müsâfir ve Yahya b. Said de İbn Şihâb'dan, o Atâ'dan, o da Nebî'nin bir sahabîsi vasıtasıyla Hz. Peygamber'den nakletmiştir.]
Bize Ahmed b. Şebîb (b. Said), ona babası (Şebîb b. Said), ona Yunus (b. Yezid el-Eylî) (T) Bize Leys (b. Sa'd el-Fehmî), ona Yunus (b. Yezid el-Eylî), ona İbn Şihab (ez-Zührî), ona Ubeydullah b. Abdullah b. Utbe, ona da Ebu Hureyre'nin (ra) rivayet ettiğine göre Rasulullah (sav) şöyle buyurmuştur: "Benim Uhud kadar altınım olsaydı, bir borç ödemek üzere hazırda tuttuğum bir miktar hariç olmak üzere, yanımda o altından bir miktar varken üzerimden üç gece [bile] geçmemiş olması, [onu ihtiyaç sahiplerine dağıtmak] beni mutlu ederdi."
Açıklama: Aşağıdaki tarik muallaktır; Buhari ile Leys b. Sa'd arasında inkıta' vardır.
Bize Ali b. Abdullah, ona Süfyan, ona Zühri, ona Urve ve Said b. Müseyyeb, onlara da Hakim b. Hızâm şöyle demiştir: Hz. Peygamber'den (sav) bir şeyler istedim, bana istediğimi verdi. Sonra tekrar istedim, yine verdi. Sonra tekrar istedim yine verdi. Sonrasında şöyle buyurdu: "Bu mal var ya" -Süfyan'ın rivayetine göre Hakîm, Hz. Peygamber bana "ey Hakîm" diye hitap etti, demiştir. "Bu mal tazedir, tatlıdır. Kim bunu gönül rahatlığıyla alırsa onun için bereketli olur. Kim de açgözlülükle alırsa ona bereketi olmaz. O yiyip yiyip de doymayan kimse gibi olur. Veren el de alan elden üstündür."
Bize Haccac, ona Hemmam, ona Katâde, ona Enes ona da Ubâde b. Sâmit'in rivayet ettiğine göre Peygamber (sav) şöyle buyurdu: "Kim Allah'a kavuşmayı arzu ederse, Allah da ona kavuşmayı ister. Kim Allah'a kavuşmayı arzu etmezse Allah da ona kavuşmayı arzu etmez. Aişe (r.anha) ya da hanımlarından biri 'Biz ölümü hoş görmüyoruz!' dedi. Bunun üzerine Rasulullah (sav) şöyle buyurdu: 'Böyle değil! Mümine ölüm geldiğinde Allah'ın rızası ve ikramı ile müjdelenir. Onun önünde bundan daha sevimli bir şey olmaz. İşte bundan dolayı Allah'a kavuşmayı arzu eder, Allah da ona kavuşmayı arzu eder. Kafire ölüm geldiğinde ise Allah'ın azabı ve cezası ile müjdelenir. Onun için bundan daha kötü bir şey olmaz. O, Allah'a kavuşmayı, Allah da ona kavuşmayı arzu etmez." [Ebu Davud ve Amr, Şube'den nakillerinde ihtisara gitmişlerdir. Bu hadisi Said, Katâde'den, o Zürâre'den, o Sa'd'dan o da Aişe vasıtasıyla Hz. Peygamber'den (sav) rivayet etmiştir.]
Bize Ali b. Abdullah, ona Süfyan, ona Zühri, ona Urve ve Said b. Müseyyeb, onlara da Hakim b. Hızâm şöyle demiştir: Hz. Peygamber'den (sav) bir şeyler istedim, bana istediğimi verdi. Sonra tekrar istedim, yine verdi. Sonra tekrar istedim yine verdi. Sonrasında şöyle buyurdu: "Bu mal var ya" -Süfyan'ın rivayetine göre Hakîm, Hz. Peygamber bana "ey Hakîm" diye hitap etti, demiştir. "Bu mal tazedir, tatlıdır. Kim bunu gönül rahatlığıyla alırsa onun için bereketli olur. Kim de açgözlülükle alırsa ona bereketi olmaz. O yiyip yiyip de doymayan kimse gibi olur. Veren el de alan elden üstündür."