10636 Kayıt Bulundu.
Giriş
Bize Ali b. Abdullah, ona Muhammed b. Zibrikan, ona Musa b. Ukbe, ona Ebu Seleme b. Abdurrahman, ona da Âişe, Nebi’nin (sav) şöyle buyurduğunu rivayet etti: "Aşırıya gitmeksizin hep dosdoğru olanı yapınız. (Ona gücünüz yetmezse) ona yaklaşmaya gayret ediniz ve müjde ile sevininiz, hiç şüphesiz hiçbir kimseyi kendi ameli cennete sokamaz." Ashab “Seni de mi ey Allah’ın Rasulü?” dediler. O "evet ben bile. Ama Allah beni bir mağfiret ve rahmete bürümüştür" buyurdu. Râvi der ki: Zannederim bu hadisi Ebu Nadr, Ebu Seleme'den, o da, Âişe’den rivayet etmiştir. Affan da der ki: Bize Vuheyb, ona Musa b. Ukbe, ona Ebu Seleme, ona da Âişe'nin rivayetinde Nebi (sav): “Dosdoğru olanı yapınız ve size müjdeler olsun” buyurmuştur. Mücâhid der ki: "seddidû" dosdoğru ve doğru söz söyleyiniz demektir.
Bize Abdullah İbn Muhammed, ona Muhammed b. Fudayl, ona babası (Fudayl b. Ğazvan), ona Umare, ona Ebu Zür'a, ona da Ebu Hureyre Hz. Peygamber'den (sav) rivayet etmiştir: "Allâhumme urzuk âle Muhammedin kûten (Rabbim! Muhammed ailesine geçinecek kadar rızk ihsan eyle)"
Bize Ali b. Müslim, ona Hüşeym, ona da pek çok kişi rivâyet etmiştir, ki bunlardan biri Muğîre'dir, falancıdır ve üçüncü olarak başka bir adamdır, onlara eş-Şa'bî, ona Muğîre b. Şu'be'nin kâtibi olan Revvâd'ın haber verdiğine göre; Halife Muâviye, Muğîre'ye, "Bana Hz. Peygamber'den (sav) duyduğun bir hadisi yazıp gönder" diye bir mektup yazdı. Muğîre de ona şöyle yazdı: "Hz. Peygamber'in (sav) namazdan çıktıktan sonra üç defa şunları dediğini duydum: "Allah'tan başka ilâh yoktur. O tektir, ortağı yoktur. Mülk ve hamd O'na aittir. O'nun her şeye gücü yeter." Muğîre şunları da yazdı: "Hz. Peygamber, dedikoduyu, çok soru sormayı, malı zayi etmeyi (savurganlığı), verilmesi gerekeni vermeyip alınması gerekmeyeni almayı, annelere itaatsizlik etmeyi, kızları diri diri toprağa gömmeyi yasakladı." Hüşeym dedi ki: Abdülmelik b. Umeyr bize şöyle söyledi: Revvâd'ın bu hadisini, Muğîre vasıtasıyla Hz. Peygamber'den (sav) rivayet ettiğini işittim.
Bize Musa, ona Mu’temir, ona babası, ona Katâde, ona Ukbe b. Abdulğâfir, ona da Ebu Saîd (ra) şöyle rivayet ettiğine göre Nebi (sav) şöyle buyurmuştur: "Sizden öncekiler arasında yaşamış bir adam Allah çok miktarda mal ve evlat vermişti. Ölüm vakti yaklaşınca oğullarına “ben nasıl bir babaydım?” diye sordu. Onlar da “en hayırlı bir baba idin” dediler. Bu sefer o “benim Allah nezdinde kabule değer hiçbir amelim yok” –Katâde: “biriktirdiğim amelim yok” diye açıkladı-. “Eğer Allah’ın huzuruna gidecek olursa onu azaplandıracaktır, bu sebeple bir bakınız, ben öldükten sonra beni yakınız. Nihayet kömür haline gelecek olursam o zaman beni öğütünüz. Daha sonra şiddetli bir rüzgârın estiği bir zamanda rüzgâra karşı beni savurunuz” dedi ve bunu yapacaklarına dair onlardan sözler aldı, Rabbine yeminler ettirdi. Onlar da bunu yaptılar. Sonra Allah “ol” deyiverdi, o da derhal dimdik ayakta duran bir adam oluverdi. Sonra “ey kulum, seni bunu yapmaya sevkeden şey nedir?” dedi. O d “Senden korkum” – ya da “senden ürküp korkmam” - dedi. Allah da ona derhal rahmet ihsan buyurdu." Ben hadisi Ebu Osman’a naklettim, o da “ben Selman’dan bu hadisi işttim” dedi ancak "Beni denizde savurun" ifadesini rivayetine ekledi ya da hadisi nasıl naklettiyse öylece zikretti. Muaz da der ki: Bize Şu’be, ona Katâde, ona Ukbe, ona Ebu Saîd bu hadisi Nebi’den (sav) rivayet etmiştir.