10636 Kayıt Bulundu.
Giriş
Bize İsmail b. Abdullah, ona İsmail b. İbrahim b. Ukbe, ona Musa b. Ukbe, ona da İbn Şihâb şöyle dedi: Bana Urve b. ez-Zübeyr'in haber verdiğine göre, Misver b. Mahreme kendisine şöyle anlatmış: Âmir b. Lueyy kabilesinin yeminli dostu olan ve Rasulullah (sav) ile beraber Bedir'de hazır bulunan Amr b. Avf bana şöyle dedi: “Rasûlullah (sav.), Bahreyn’in cizyesini getirmek üzere Ebû Ubeyde b. el-Cerrah’ı oraya göndermişti. Hz. Peygamber (sav.), daha önce Bahreynlilerle bir cizye antlaşması yapmış ve el-Alâ’ b. el-Hadramî’yi onlara emîr tayin etmişti. Ebû Ubeyde, Bahreyn’den mallarla döndüğünde, Ensâr onun döndüğünü duymuş ve Hz. Peygamber’le (sav.) birlikte sabah namazına iştirak etmişlerdi. Hz. Peygamber (sav.) namazı tamamlayıp ayrılınca, onun önüne çıktılar. Rasûlullah (as.) onların bu halini görünce gülümsedi. Sonra "Zannediyorum, Ebû Ubeyde’nin (Bahreyn’den) geldiğini ve bir şeyler getirdiğini duydunuz" dedi. Onlar da; “Evet, ey Allah’ın Rasûlü” dediler. Bunun üzerine Hz. Peygamber (sav.) şöyle söyledi: "Öyle ise sevinin! Sizi sevindirecek olan şeyi de ümit edin! Allah’a yemin olsun ki, ben sizin için fakirlikten korkmuyorum; ama ben dünya nimetlerinin sizden önceliklerin önüne serildiği gibi sizin önünüze de serilmesinden ve onların bu dünyalıklar için birbirleriyle yarışa giriştikleri gibi, sizin de yarışa girmenizden ve onları meşgul ettiği gibi, sizi de meşgul etmesinden korkuyorum."
Açıklama: Bu hadîste Hz. Peygamber, dünya malına aşırı düşkünlük göstermenin ve ihtirasla çıkar peşinde koşmanın felaketine dikkat çekmiş, bunun insanlar arasında kıskançlık ve düşmanlıklara yol açabileceğini ve uzun vadede onların maddî ve manevî helâkine sebebiyet verebileceğini ifade buyurmuştur. Mal ihtirası aynı zamanda imab zaafiyetine de yol açar.
Bize Sadaka b. Fadl, ona Yahya, ona Süfyân, ona babası (Said b. Mesrûk), ona Münzir, ona Rabî b. Huseym, ona da Abdullah b. Mesud (ra) şöyle demiştir: "Peygamber (sav) kum üzerine bir kare çizdi. Sonra karenin ortasından başlayarak, kare dışına uzanan bir çizgi çizdi. Sonra bu çizginin ortasından itibaren bu ortadaki çizgiye dik açıyla dayanan birtakım küçük çizgiler çizdi. Sonra (karenin ortasındaki uzun çizgiyi göstererek) 'Şu insandır. Şu (kare de) her taraftan onu kuşatan eceldir. Şu kare dışında uzanan çizgi de, insanın emelidir. Şu ufak çizgiler de insanın başına gelen musibetlerdir. Şimdi şu musibet oku hedefini şaşsa, diğeri isabet eder, o da hata ederse, öbürü isabet eder. (Sonunda onu eceli yakalar.)"
Bize Abdüsselâm b. Mutahhir, ona Amr b. Ali, ona Ma'n b. Muhammed el-Ğifârî, ona Said b. Ebu Said el-Makburî, ona da Ebu Hureyre, Hz. Peygamber'in (sav) şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: "Allah, ömrünü uzatıp 60 seneye ulaştırdığı kişinin bahanesini kabul etmez." Ebu Hâzim ve İbn Aclân, bu hadisin el-Makburî'den rivayetinde (Ma'n'a) mütabaatta bulunmuşlardır.
Bize Ali b. Abdullah, ona Ebu Safvan Abdullah b. Said, ona Yunus, ona İbn Şihâb, ona Said b. Müseyyeb ona da Ebu Hureyre'nin (ra) rivayet ettiğine göre Hz. Peygamber şöyle buyurdu: "İhtiyarın kalbi iki şeyde hep genç kalır: dünya sevgisi ve uzun emel (yaşama arzusu)." [Leys der ki: Bana Yunus ve İbn Vehb, onlara Yunus, ona İbn Şihâb, ona da Saîd ve Ebu Seleme bu hadisi rivayet etmiştir.]
Bize Müslim b. İbrahim, ona Hişam, ona Katâde, ona da Enes'in (ra) rivayet ettiğine göre Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurdu: "İnsanoğlu büyür, onunla birlikte mal sevgisi ve uzun yaşam arzusu da büyür." [Bu hadisi Şu'be, Katâde'den rivayet etmiştir.]
Mahmud der ki: Ben İtbân b. Mâlik el-Ensârî'den ve daha sonra Salim oğullarından birinden işittim, İtbân b. Mâlik şöyle demiştir: Rasulullah (sav) gün yükseldiği zaman benim yanıma geldi ve "Allah rızasını amaçlayarak 'Lâ ilâhe illallah' diyen kula, Allah, kıyamet günü ateşi haram kılacaktır" buyurdu.
Bize Kuteybe b. Said, ona Leys b. Sa'd, ona Yezid b. Ebu Habîb, ona da Ebu Hayr (Mersed b. Abdullah), Ukbe b. Âmir'in şöyle anlattığını rivayet etmiştir: Hz. Peygamber (sav) bir gün dışarı çıktı. Uhud şehitlerine ölüye namaz kılar gibi (gıyabî) cenaze namazı kıldı. Sonra minbere çıktı ve şöyle buyurdu: "Ben, (Kevser Havuzu'nun başına) sizden önce varanım. Ben sizin üzerinizde bir şahidim. Vallahi şu anda Havuzumu görüyorum. Bana yeryüzü hazinelerinin anahtarları - veya yeryüzünün anahtarları (Ravi hadisin lafzında şüphe etmiştir ve bu lafzı da ihtiyaten nakletmiştir)- verildi. Vallahi, benden sonra sizin Allah’a ortak koşacağınızdan korkmuyorum. Fakat dünya (malı) konusunda birbirinizle yarışa girmenizden korkuyorum.”