28519 Kayıt Bulundu.
Giriş
Bize Abdurrahman ve Müemmel, onlara Züheyr b. Muhammed, -Müemmel onun Horasanlı olduğunu söyledi, ona Musa b. Verdan, ona da Ebu Hureyre, Hz. Peygamber'in (sav) şöyle dediğini rivayet etmiştir: "Kişi arkadaşının dini üzeredir, sizden biri kiminle haşır neşir olduğuna baksın." Ravi Müemmel "kiminle dost olduğuna" ifadesini kullandı.
Bize Muhammed b. Ca'fer, ona Şu'be, ona Süheyl b. Ebu Salih, ona da babası (Ebu Salih es-Semmân), Ebu Hüreyre'den (ra), naklettiğine göre Peygamber (sav) Ehl-i kitab hakkında şöyle buyurmuştur: "Onlara selam vermeyi önce siz başlatmayın. Onlarla yolda karşılaştığınız zaman onları yolun dar yerinden yürümeye zorlayın".
Bize Vekî' ve Ebu Nuaym Fadl b. Dükeyn, onlara Süfyan, ona Süheyl b. Ebu Salih, ona babası (Ebu Salih es-Semmân), ona da Ebu Hureyre'nin naklettiğine göre Rasulullah (sav.) şöyle buyurmuştur: "Yahudilerle yolda karşılaştığınız zaman onları yolun dar yerinden yürümeye zorlayın ve onlara selam vermeyi önce siz başlatmayın." [Ebu Nuaym: 'Müşriklerle yolda (karşılaştığınızda)' demiştir.]
Bize Abdurrahman ve Müemmel, onlara Züheyr b. Muhammed, -Müemmel onun Horasanlı olduğunu söyledi, ona Musa b. Verdan, ona da Ebu Hureyre, Hz. Peygamber'in (sav) şöyle dediğini rivayet etmiştir: "Kişi arkadaşının dini üzeredir, sizden biri kiminle haşır neşir olduğuna baksın." Ravi Müemmel "kiminle dost olduğuna" ifadesini kullandı.
Açıklama: غَيْرَ أَنَّ لَكُمْ رَحِمًا سَأَبُلُّهَا بِبَلَالِهَا ifadesinin nasıl anlaşılacağında şarihler çeşitli yorumlar yapmışlar. Bazı çevirilerde "Sadece o ateşi bu akrabalığın suyu ile ıslatabilirim" diye anlaşıldığı görülmektedir. Eğer çeviri burada aktarıldığı gibi olursa Hz. Peygamber'in (sav) akrabalarına hiç bir faydası olamayacağı ancak akrabalık bağını sayesinde sanki yine de ateşi söndürebileceği ifade edilmiştir. Ancak Nevevî, başta olmak üzere şarihler burada bir teşbihten bahseder. Ona göre, sıla-i rahimi kesmek bir hararet ve kızgınlık sebebidir. Sıla-i rahimi sürdürmek ise o harareti söndürecek vesiledir. Dolayısıyla Hz. Peygamber'in ahiretteki ateşi değil, dünyada akrabalık ilişkilerini sürdürmek suretiyle aradaki beşeri münasebetin tamamen kopmasını istemediği, buna bağlı olarak ortaya çıkacak kızgınlık (ateş) dünyada iletişimi sürdürmekle giderilebilir. Zaten hadisin baş tarafındaki uslup, davetin hedefi ve ahirete karşı uyarı da hadisi bizim tercih ettiğimiz çeviri şeklinde anlamayı gerekli kılmaktadır.
Bize Affân, ona Abdülvâhid b. Ziyâd, ona Asım b. Küleyb, ona babası (Küleyb b. Şihâb) şöyle demiştir: Ebu Hureyre konuşmasına şöyle diyerek başlardı: Kendisi sözünde doğru ve sözü de doğrulanan Ebu Kâsım Rasulullah (sav) "Kim bile bile benim adıma yalan söylerse cehennemdeki yerine hazırlansın" buyurmuştur.
Açıklama: Hadis mütevâtir isnad ise kavîdir. Kuleyb kavîyü'l-hadistir.
Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur: "Meryem oğlu İsa, hırsızlık yapmakta olan bir kimse gördü ve ona “Sen hırsızlık mı yaptın?” diye sordu. O da “kendisinden başka hiçbir tanrı bulunmayan Allah'a yemin ederim ki, ben asla çalmadım” diye cevap verdi. Bunun üzerine İsa “Allah (adına yapılan yemine) iman ettim, kendi gözümü yalanladım” dedi."
Bize Ebu Kamil, ona İbrahim, ona İbn Şihab, ona Ebu Seleme b. Abdurrahman ve Abdurrahman el-A'rec, o ikisine de Ebu Hureyre şöyle demiştir: Bir Müslüman ile bir Yahudi birbirlerine sövdüler. Müslüman “Hz. Muhammed'i alemlere üstün kılan (Allah)'a yemin olsun” dedi. Yahudi “Hz. Musa'yı alemlere üstün kılan (Allah)'a yemin olsun” dedi. Müslüman kızıp Yahudi'nin gözüne bir yumruk attı. Bunun üzerine Yahudi gidip Rasulullah'a (sav) durumu anlattı. Hz. Peygamber (sav) adamı çağırtıp meseleyi ona sordu, adam da itiraf etti. Bunun üzerine Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurdu: "Beni Musa'dan üstün tutmayınız. Şüphesiz insanlar kıyamet günü baygın olurlar. İlk uyanan ben olurum ve bir de bakarım ki Musa, Arş'ın bir kenarına tutunmuş duruyor. Artık bilemiyorum, acaba baygın olanlar arasındaydı da benden önce mi uyandı, yoksa Aziz ve Celil Allah'ın istisna ettiklerinden miydi?"
Bize Ravh, ona Avf, ona Muhammed b. Sirin ve Hilas, ona da Ebu Hureyre, Hz. Peygamber'in (sav) şöyle buyurduğunu haber vermiştir: "Sizden biriniz asla durgun suya işemesin. (Olur da) sonra oradan abdest alır."
Açıklama: İbn Kayyım el-Cevziyye "هَذِهِ مِنْ كِيسِي" ifadesini Ebu Hureyre'nin şahsi görüşü olduğunda kullandığını ifade etmiştir. (İ'lâmü'l-Müvaki'în, I/51), Ancak sondaki erkek hayvanın döllemesiyle elde edilen kazancı nehyedildiği görüşü merfu olarak Hz. Peygamber'den (sav) de nakledilmiştir.