10265 Kayıt Bulundu.
Giriş
Bize Amr en-Nakıd ve Züheyr b. Harb, o ikisine Süfyan b. Uyeyne, ona Zührî, ona da Urve, Hz. Aişe'nin şöyle dediğini rivayet etti: Bir grup Yahudi Rasulullah'ın (sav) yanına girmek için izin istedi ve essâmü aleyküm (ölüm üzerinize olsun) dedi. Hz. Aişe de (onlara); bilakis ölüm sizin üzerinize olsun, lanet de karşılığını verdi. Bunun üzerine Hz. Peygamber (sav); "ey Aişe! Şüphesiz Allah (ac), bütün işlerde yumuşaklığı sever" buyurdu. Aişe; onların dediklerini işitmedin mi deyince, Hz. Peygamber; "Ben de onlara ve aleyküm (sizin üzerinize olsun) dedim ya" buyurdu.
Açıklama: Kültürümüzde Hadisler projesini ilgilendiren kısım: إِنَّ اللَّهَ يُحِبُّ الرِّفْقَ فِى الأَمْرِ كُلِّهِ
Bize Hasan b. Ali el-Hulvânî ve Abd b. Humeyd, onlara Yakub b. İbrahim b. Sa'd, ona babası, ona Salih; (T) Bize Abd b. Humeyd, ona Abdürrezzak, ona Mamer, onlara da (Mamer ve Salih'e) Zührî bu isnadla rivayet etmiştir. Her ikisinin hadisinde de Rasulullah (sav); (onlara) "aleyküm (Sizin üzerinize olsun) dedim ya" buyurdu ifadesi vardır. (Burada sadece 'aleyküm' demek suretiyle) vâv harfini zikretmemişlerdir.
Açıklama: "ve aleyküm" dendiğinde mana "Sana da olsun" demek iken "vav" harfi zikredilmediği zaman "sana olsun" anlamına gelmektedir. Bununla birlikte buradaki "vav"ı isti'naf olarak kabul eden bazı alimlere göre ise Hz. Peygamber onlara "sizin üzerinize olsun" diyerek "hak ettiğiniz şey sizin başınıza gelecek" demek istemiştir. Ancak "vav"ın isti'naf olması bazı alimlere göre doğru bulunmamıştır (Zürkânî, Şerhu'l-Muvatta, IV, 458), "vav"ın atıf kabul edildiği rivayetlerde "ölüm benim üzerime olduğu gibi senin de üzerine olsun" anlamı çıktığı için bunun ne manaya geldiği tartışılmış fakat bu hadisin başka bir rivayetinde yer alan "Onların bedduaları kabul olmaz ama bizim ki kabul olur" açıklamasına istinaden Yahudilerin sözlerinin boş olduğu belirtilmiştir. Ayrıca ölüm müslümanın zihninde kötü bir son değilken Yahudiler için ölüm ayetin de belirttiği gibi (Cum'a, 62/6-7) kesinlikle istenilen bir şey değildir (Zürkânî, Şerhu'l-Muvatta, IV, 458).
Bize İshak b. İbrahim, ona Ya'lâ b. Ubeyd, ona da A'meş hadisi bu isnadla nakletti. Ancak orada (farklı olarak) şu ifadeler bulunmaktadır: Aişe (r.anha) onların niyetlerini anladı ve onlara kötü söz söyledi. Bunun üzerine Rasulullah (sav); "yavaş ol ey Aişe! Şüphesiz Allah (cc) çirkin işi ve kötü sözü sevmez" buyurdu. (Ayrıca rivayetin sonuna) Şöyle bir ilavede bulundu: Bunun üzerine Allah (cc); "Sana geldiklerinde Allah'ın seni selamlamadığı bir şekilde seni selamlarlar." [(Mücadele, 58/8)] ayetini (sonuna kadar) indirdi'.
Açıklama: Hadiste geçen fuhş, söz olsun, fiil olsun her türlü kötülüğü kapsamaktadır. Tefehhuş ise bunları bilerek yapmak anlamına gelir (Azîmâbâdî, Avnu'l-ma'bûd, XI, 100). Hadiste geçen diyalog dikkate alındığında Allah Resûlü'nün (sav) öncelikli amacı kötü sözden sakındırmak olsa da onun bu vesileyle muhatabını ve tüm mü'minleri her türlü kötülükten men ettiği anlaşılır.
Bize Ubeydullah b. Muaz, ona babası (Muaz b. Muaz el-Anberî); (T) Bana Yahya b. Habîb, ona Halid b. el-Haris, onlara (Muaz ile Halid'e) Şu'be; (T) Bize Muhammed b. el-Müsenna ve İbn Beşşâr -hadis bu ikisinin lafızlarıyla nakledilmiştir- o ikisine Muhammed b. Cafer, ona Şube, ona da Katade, Enes'in şöyle dediğini rivayet etmiştir: Hz. Peygamber'in (sav) ashabı O'na (sav); ehl-i kitap bize selam veriyor. Onların selamını nasıl alalım diye sordu. Rasulullah da (sav); "onlara ve aleyküm (Sizin üzerinize olsun) deyin" cevabını verdi.
Bize Yahya b. Yahya, Yahya b. Eyyüb, Kuteybe ve İbn Hucr, onlara İsmail b. Cafer, ona Abdullah b. Dinar, ona da İbn Ömer, Rasulullah'ın (sav) şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: "Şüphesiz Yahudiler size selam verdikleri zaman onlardan biri es-Sâmu aleyküm (Ölüm üzerinize olsun) der. Sen de (ona); aleyke (senin üzerine olsun) de!"
Bize Harun b. Abdullah ve Haccac b. eş-Şair, o ikisine Haccac b. Muhammed, ona İbn Cüreyc, ona da Ebu Zübeyr, Cabir b. Abdullah'ın şöyle dediğini rivayet etti: Yahudilerden bazı insanlar Rasulullah'a (sav) es-Sâmü aleyke yâ Ebe'l-Kâsım (ölüm üzerine olsun ey Ebu'l-Kâsım) diyerek selam verdi. Hz. Peygamber de "ve aleyküm (sizin üzerinize olsun)" diyerek onlara karşılık verdi. Hz. Aişe kızgın bir şekilde; onların ne dediğini duymadın mı deyince, Allah Elçisi (sav); "evet, duydum. Ben de söylediklerini onlara iade ettim. Bizim onlar hakkında yaptığımız dua kabul edilir ama onların (aleyhimize olan) bizimle alakalı duaları kabul görmez" buyurdu.
Bize Yahya b. Yahya ona Hüşeym ona Seyyâr, ona Sabit el-Bûnâni, ona da Enes b. Malik şöyle demiştir: "Resulullah (sav) çocukların yanından geçti ve onlara selam verdi."
Bize İsmail b. Salim, ona Hüşeym, ona da Seyyar bu isnadla haber vermiştir.
BizeAmr b. Ali ve Muhammed b. el-Velid, o ikisine Muhammed b. Cafer, ona Şube, ona da Seyyar'ın şunu söylediğini nakletti: "Sabit el-Bünanî ile birlikte yürüyordum. Çocukların yanından geçti ve onlara selam verdi. Ardından Sabit şunu anlattı: Kendisi Enes'le (ra) beraber yürüyormuş. Enes (ra) çocukların yanından geçmiş ve onlara selam vermiş. Enes de (ra) Rasulullah (sav) ile yürüdüğünü anlatmış. Peygamber de (sav) çocukların yanından geçmiş ve onlara selam vermiş."
Bize Yahya b. Yahya, Yahya b. Eyyüb, Kuteybe ve İbn Hucr -hadis Yahya b. Yahya'nın lafızlarıyla nakledilmiştir, Yahya b. Yahya (hocası ile rivayet ilişkisi için) 'ahberenâ' derken diğerleri 'haddesena' demişlerdir-, onlara İsmail b. Cafer, ona Abdullah b. Dînâr, ona da İbn Ömer, Rasulullah'ın (sav) şöyle buyurduğunu rivayet etti: "Yahudilerden biri size selam verdiğinde size ancak, 'es-Sâmü aleyküm (Ölüm üzerinize olsun)' der. Siz de (buna karşı) 'Ve aleyke (senin üzerine olsun)' deyin".