10636 Kayıt Bulundu.
Giriş
Bize Musa b. İsmail, ona Vüheyb, ona Eyyûb, ona Ebu Kılâbe, ona da Sabit b. Dahhâk (ra) Hz. Peygamber’den (sav) şöyle nakletmiştir: "Her kim İslam 'dan başka bir millete müntesip olduğuna dair yalan yere yemin ederse o dediği gibidir. Her kim dünyada kendisini herhangi bir şeyle öldürürse, cehennemde de kendisini onunla azap olunur. Mümine lanet etmek, onu öldürmek gibidir. Kim bir mümine küfür isnat ederse, bu da onu öldürmek gibidir."
Bize İbrahim, ona Hişâm, ona Ma'mer (T) Bize Leys, ona Ukayl, ona İbn Şihab, ona Urve b. Zübeyr, ona da Rasulullah'ın (sav) eşi Aişe şöyle söylemiştir: Ben, anne ve babamın sadece Müslüman olarak yaşadıkları dönemi biliyorum. Onlar hayatta iken Rasulullah'ın (sav) sabah-akşam bize gelmediği gün olmazdı. Yine biz bir gün öğlenin ilk saatlerinde (sıcağında) Ebu Bekir'in (babamın) evinde oturuyorduk. Evden birisi: 'İşte Rasulullah (sav), bize her zamankinden farklı bir vakitte geliyor!' dedi. Ebu Bekir de: 'O, bu saatte buraya mutlaka çok önemli bir iş için geliyordur' dedi. Rasulullah (sav) geldiğinde şöyle buyurdu: "Bana buradan çıkmam (Mekke'den Medine'ye hicret etmem) için izin verildi."
Açıklama: Rivayet muallaktır; Buhari ile Leys b. Sa'd arasında inkıta vardır.
Bize Kuteybe b. Said, ona Süfyân, ona Amr, ona Ebu Abbas, ona da Abdullah b. Amr şöyle söylemiştir: Rasulullah (sav) Taif gazvesinde iken (muhasara uzayınca) "İnşallah yarın dönüyoruz" diye (orduya) bildirdi. Bunun üzerine sahabilerden bazıları (savaşı bırakıp dönmek ağır geldiği için) 'Biz buradan Taif'i fethedinceye kadar ayrılmayız!' dediler. Rasulullah da (sav) "Öyleyse yarın sabah savaş için hazır olun" diye emretti. Ravi dedi ki: Ertesi sabah çok çetin bir savaş oldu ve çok sayıda Müslüman yaralandı. Bunun üzerine Rasulullah (sav): "İnşallah yarın döneceğiz" buyurdu. Bu defa sahabiler bu karara sevinip sessiz kaldılar (itiraz etmediler). Rasulullah da (sav) onların bu haline gülümsedi. Humeydî dedi ki: Bize Süfyân (b. Uyeyne) bu hadisin tamamını ihbar lafzıyla rivayet etmiştir.
Açıklama: Rivayet muallaktır; Buhari ile el-Humeydî arasında inkıta vardır.
Bize Musa b. İsmail, ona Cerir, Ebu Reca, ona da Semure b. Cündeb',n rivyaet ettiğine göre (ra) Rasulullah (sav) şöyle buyurdu: "Bu gece rüyamda gördüğüm iki adam bana şöyle dedi: Ağzının parçalandığını gördüğün yalancı bir kimseydi. Yalanlar ondan alınıp her tarafa yayılırdı. İşte bu yalancı kimseye kıyamet gününe kadar böyle azap edilecektir."
Bize Müsedded (b. Müserhed), ona Yahya (b. Said), ona İsmail b. Ebu Halid, ona Kays b. Ebu Hazim, ona da Ebu Mesud (Abdullah b. Mesud) (ra) şöyle demiştir: Bir adam Rasulullah'a (sav) geldi ve şöyle dedi: 'Falanca kimse bize namaz kıldırırken o kadar uzatıyor ki sabah namazına gidemiyorum.' (Olayı anlatan) Ebu Mesud: 'Ben Rasulullah'ı (sav) hiç bir vaazında o günkü kadar öfkeli görmedim' dedi. Bunun üzerine Rasulullah (sav) şöyle buyurdu: "Ey insanlar! İçinizde nefret ettirenler var. Hanginiz namaz kıldıracak olursa namazı hafif tutsun. Çünkü cemaatte hastalar, yaşlılar ve bir ihtiyacı olanlar vardır."