10265 Kayıt Bulundu.
Giriş
Bize Ebu Tahir, ona Abdullah b. Vehb, ona Amr b. Haris, ona Bükeyr b. Eşec, ona da Büsr b. Said Ebu Said el-Hudrî'nin şöyle dediğini rivayet etti: Übey b. Ka'b'ın yanında bir meclisteydik. O esnada Ebu Musa el-Eşarî kızgın bir şekilde gelip durdu ve Allah için size soruyorum. Sizden biri Hz. Peygamber'in; "izin üç defa istenir. Verilirse içeri gir, verilmezse geri dön" dediğini duydu mu diye sordu. Übey, ne oldu dedi. Ebu Musa, ben dün Hz. Ömer'in yanına girmek için üç defa izin istedim. Fakat bana izin verilmedi ve ben de geri döndüm. Sonra bugün tekrar onun yanına giderek dün geldiğimi, üç defa selam verdiğimi daha sonra da döndüğümü söyledim. Ömer, seni duyduk ama o esnada meşguldük. Sana izin verilinceye kadar izin istemeye devam etseydin ya dedi. Ben de Hz. Peygamber'den duyduğum şekilde izin istedim dedim. Ömer, vallahi ya bana bununla alakalı bir şahit getirirsin ya da sırtını ve karnını acıtırım dedi. Bunun üzerine Übey b. Ka'b, vallahi sana ancak yaşça en küçüğümüz şahitlik edecektir. Kalk ey Ebu Said dedi. Ben de kalkarak Ömer'in yanına gittim ve ona Hz. Peygamber'in böyle söylediğini işittim dedim.
Açıklama: Konuyla ilgili bu hadisler Nur suresi 27-28. âyetlerin içeriği ile aynı manayı ifade etmektedir. İslamda bir eve veya özel bir mekâna girmeden önce izin isteme ve selam vermeye bağlanmıştır. İzin iseteme de üç defadır. Üç defa kapı vurulur veya zil çalınır. Mekân sahibi izin verirse selam verilerek içeri girilir, verilmez ise ısrar etmeden geri dönülür. İçeri girmeden önce izin istemenin meşruiyeti insanların mahremiyetlerini,özel hallerini korumaya matuftur. Önce selam mı yoksa izin mi isteneceğini noktada ihtilaf olsa da hadislerde selamın izin istemeden önce zikredildiği görülmektedir.
Bize Ebu Salih Hakem b. Musa, ona Şuayb -yani İbn İshak-, ona Hişam b. Urve, ona Urve b. Zübeyrve Fatıma bt. Münzir b. Zübeyr şöyle demişlerdir: "Esma bt. Ebu Bekir, Abdullah b. Zübeyr'e hamile iken hicret etti. Kuba'ya geldiğinde Kuba'da Abdullah'ı doğurdu. Doğumdan sonra ona tahnik (yiyeceği ezip bebeğin damağına sürmek) için Rasulullah'ın (sav) yanına geldi. Rasulullah (sav) çocuğu ondan alarak kucağına aldı. Sonra kuru hurma getirmelerini istedi. Hz. Aişe, biz hurmayı buluncaya kadar bir müddet aradık demiştir. Rasulullah (sav) hurmayı çiğnedi. Sonra çocuğun ağzına koydu. Bebeğin midesine ilk giren şey Rasulullah'ın (sav) tükrüğü oldu. Sonra Esma, şunu anlatmıştır: Rasulullah (sav) çocuğa elini sürüp, dua etti ve ona Abdullah ismini verdi. Daha sonra yedi veya sekiz yaşında iken Rasulullah'a (sav) bey'at etmeye geldi. Bunu ondan Zübeyr talep etmişti. Rasulullah (sav) onun kendine doğru geldiğini görünce gülümsedi, çocuk da ona bey'at etti."
Bize Ebu Küreyb Muhammed b. Alâ, ona Ebu Usame, ona Hişam, ona babası (Urve b. Zübeyir), ona da Esma şöyle rivayet etmiştir: "Esma, Abdullah b. Zübeyir'e Mekke'de iken gebe kalmıştı. Esma, müddetimi tamamladığım halde çıktım Medine'ye geldim ve Kuba'ya misafir oldum. Onu Kuba'da doğurdum. Sonra Rasulullah'a geldim. Onu kucağına koydu ve bir kuru hurma isteyerek onu çiğnedi. Sonra çocuğun ağzına tükürdü. Böylece çocuğun karnına giren ilk şey Rasulullah'ın tükürüğü oldu. Sonra onu hurma ile tahnik etti. Sonra ona dua etti. Bereket diledi. Bu çocuk İslamiyet'te doğan ilk çocuktur."
Bize Ebu Rabî' Süleyman b. Davud el-Atekî, ona Abdulvâris, ona Ebu Teyyah, ona Enes b. Malik; (T) Bize Şeyban b. Ferruh -hadis Şeyban'ın lafızlarıyla nakledilmiştir-, ona Abdulvâris, ona da Ebu't-Teyyah, Enes b. Malik'in şöyle dediğini rivayet etmiştir: "Rasulullah (sav) insanların en güzel ahlaklısıydı. Benim bir kardeşim vardı; ona Ebu Umeyr denilirdi. -Ravi (hadisin lafzında şüphe ederek) 'zannediyorum sütten kesilmişti' dedi-. Rasulullah bize ne zaman gelse onu gördüğü zaman: 'Ey Ebu Umeyr! Ne yaptı nuğayr (bülbülcük)?' derdi. Ebu Umeyr (Nuğayr ismini verdiği) bu bülbülle oynardı."
Bize Muhammed b. Sehl et-Temimî ve Ebu Bekir b. İshak, o ikisine İbn Ebu Meryem, ona Muhammed b. Murtarrif Ebû Ğassân, ona Ebû Hazim, Sehl b. Sa'd'ın şöyle anlattığını rivayet etti: Ebu Useyd'in oğlu Münzir doğduğu zaman Hz. Peygamber'e (sav) getirildi. Rasullullah (sav) çocuğu dizine koydu. Babası Ebu Üseyd de orada oturmakta idi. Bu sırada Hz. Peygamber (sav) önünde bulunan bir şeye daldı. Ebu Üseyd bunu görünce Rasulullah'ın (sav) dizinden çocuğun alınmasını emretti. Rasulullah (sav) (çocuğun dizinde olmadığını) fark edince "çocuk nerede" dedi. Ebu Üseyd; biz onu eve geri gönderdik ya Rasulullah diyerek cevap verdi. Rasulullah (sav); "onun ismi ne idi" diye sordu. Babası fülan dedi. Rasulullah (sav); "fakat sen ona el-Münzir ismini ver" buyurdu. Babası da o gün çocuğa el-Münzir ismini verdi.
Bize Ebu Bekir b. Ebu Şeybe ve İbni Ebu Ömer -hadis, İbn Ebu Ömer'in lafızlarıyla nakledilmiştir-, o ikisine Yezid b. Harun, ona İsmail b. Ebu Halid, ona da Kays b. Ebu Hazim, Muğîre b. Şube'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir: Hz. Peygamber'e Deccal ile ilgili benden daha çok soru soran olmamıştır. (Benim bu tavrım üzerine) Hz. Peygamber bana: "Ey oğulcuğum! Sen bunun için kendini niye bu kadar yoruyorsun? O sana asla zarar veremez." buyurdu. Ben de: 'Onun beraberinde su nehirlerinin ve ekmek dağlarının olacağını söylüyorlar.' dedim. Hz. Peygamber: "Bunlar, Deccal'e göre, Allah için daha kolay şeylerdir." buyurdu.
Bize Ebu Bekir b. Ebu Şeybe ve İbn Nümeyr, o ikisine Veki'; (T) Bize Cüreyc b. Yunus, ona Hüşeym; (T) Bize İshak b. İbrahim, ona Cerir; (T) Bize Muhammed b. Râfi', ona Ebu Üsame, onlara da İsmail, hadisi bu hadisin isnadıyla (ona Kays b. Ebu Hâzim, ona da Muğire b. Şu'be) rivayet etmiştir. Yalnız Yezid'in naklettiği rivayet hariç, diğerlerinin hadislerinde Hz. Peygamber'in Muğîre'ye 'Ey oğulcuğum!' hitabını ihtiva eden sözü yoktur.
Bize Amr b. Muhammed b. Bükeyr en-Nakıd, ona Süfyan b. Uyneyne, -vallahi- ona Yezid b. Husayfe, ona da Büsr b. Said, ona da Ebu Said el-Hudrî'nin şöyle dediğini rivayet etti: Medine'de ensarın meclisinde oturuyordum. Ebu Musa yanımıza korkmuş veya telaşlı olarak geldi. Sana ne oldu dedik. Ömer bana yanına gitmem için haber göndermiş. Kapısına gittim ve ona üç kere selam verdim. Ancak selamımı almadı. Ben de geri döndüm. Sonra Ömer bana niçin yanımıza gelmedin diye sordu. Sana geldim ve kapında üç defa selam verdim. Selamımı kimse almadı. Bunun üzerine geri döndüm. Rasulullah da (sav); "biriniz üç defa izin isteyip de kendisine izin verilmezse geri dönsün" buyurmuştur dedim. Ömer; bu hadis hakkında şahit getir yoksa canını yakarım dedi. Übey b. Ka'b; onunla ancak bu meclisin en küçüğü şahit olarak gidecektir dedi. Ebu Said; ben bu topluluğun en küçüğüyüm deyince Übey, öyleyse onunla sen git dedi.
Bize Kuteybe b. Said ve İbn Ebu Ömer, o ikisine Süfyan, ona da Yezid b. Husayfe bu hadisi aynı isnad ile rivayet etti. İbn Ebu Ömer kendi rivayetinde şu ifadeyi de ekledi: "Ebu Said şöyle dedi: Ben de Ebu Musa ile kalktım ve Ömer'e giderek şahitlik ettim."