10636 Kayıt Bulundu.
Giriş
Bize Habbân b. Musa, ona Ahmed b. Muhammed, Yunus b. Yezîd, ona Zuhrî, ona Sâlim, ona da İbn Ömer (r.anhuma) şöyle demiştir: Ben Rasulullah'ın (sav) ihramlı iken şöyle telbiye getirdiğini işittim: "Lebbeyk Allâhumme lebbeyk. Lebbeyke lâ şerike leke lebbeyk. İnne'l-hamde ve-n-ni'mete leke ve'l-mülk. Lâ şerike leke." Hz. Peygamber (sav) (telbiye getirirken) bundan daha fazla bir şey söylemiyordu.
Bize Kuteybe b. Saîd, ona Leys, ona Yezîd b. Ebu Habîb, ona Ebu'l-Hayr, ona da Ukbe b. Âmir (ra) şöyle demiştir: "Rasulullah (sav), kendisine hediye edilen enseden yırtmaçlı bir ipek kaftanı giyip namaza durdu. Namazı bittikten sonra, sanki ondan hoşlanmamış gibi kaftanı çıkarıp attı ve “bu giysi, takva sahiplerine uygun değildir” buyurdu." [Bu hadisin Leys'ten rivayetinde Abdullah b. Yusuf, Kuteybe ibn Saîd'e mutâbaat etmiştir. Abdullah b. Yusuf'tan başkası "ipekten elbise" ifadesini, "ipek elbise" şeklinde nakletmiştir.]
Bize Yahya b. Bükeyr, ona Leys, ona Ukayl, ona Zührî, Übeydullah b. Abdullah b. Utbe, ona da Âişe ve Abdullah b. Abbas (r.anhum) şöyle demiştir: "Rasulullah (sav), hastalığı şiddetlendiğinde, kendisine ait yumuşak bir kumaşla yüzünü örtüyor, sonra da nefesi daraldığında yüzünü açıyordu. İşte bu halde iken 'Allah'ın laneti Yahudilerin ve Hristiyanların üzerine olsun, Onlar peygamberlerinin kabirlerini kendilerine mescit edindiler' buyurarak, onların yaptıklarından ümmeti sakındırıyordu."
Bize Ali b. el-Ca'd, ona Şu'be, ona Ebu Zübyân Halife b. Ka'b, ona İbn Zübeyir, ona da Hz. Ömer'in rivayet ettiğine göre Rasulullah (sav) şöyle buyurmuştur: "Bu dünyada ipek giyinen kimse, ahirette onu giyemez." [Ebu Ma'mer, ona Abdulvâris, ona Yezîd, ona Muâze, oa Abdullah b. Zübeyir'in kızı Ümmü Amr, ona da Abdullah b. Zübeyir, ona da Ömer (ra) bu hadisi Rasûlullah'tan (sav) rivayet etmiştir.]
Bize Muhammed b. Beşşâr, ona Osman b. Ömer, ona Ali b. Mübarek, ona Yahya b. Ebu Kesîr, ona da İmran b. Hıttân şöyle demiştir: "Ben Âişe'ye ipek giymenin hükmünü sordum, bana “git, İbn Abbâs'a sor” dedi. İmran der ki: Ben İbn Abbâs'a gidip sordum. O da bana “İbn Ömer'e sor” dedi. İmran der ki: Ben de gidip İbn Ömer'e sordum, şöyle dedi: Bana Ebu Hafs, yani Ömer b. el-Hattâb haber verdiğine göre Rasulullah (sav) “Bu dünyada ipeği ancak, ahirette nasibi olmayan kimse giyer” buyurmuştur. (İmrân der ki:) Ben de “Ebu Hafs, Rasulullah'ın (sav) söylediği gibi doğru söyledi, Rasûlullah adına yalan söylemedi” dedim." [Abdullah b. Recâ “Bize Cerîr, ona Harb, ona Yahya, ona da İmran rivayet etti” dedi ve hadisi olduğu gibi nakletti.]
Bize Habbân b. Musa, ona Ahmed b. Muhammed, Yunus b. Yezîd, ona Zuhrî, ona Sâlim, ona da İbn Ömer (r.anhuma) şöyle demiştir: Ben Rasulullah'ın (sav) ihramlı iken şöyle telbiye getirdiğini işittim: "Lebbeyk Allâhumme lebbeyk. Lebbeyke lâ şerike leke lebbeyk. İnne'l-hamde ve-n-ni'mete leke ve'l-mülk. Lâ şerike leke." Hz. Peygamber (sav) (telbiye getirirken) bundan daha fazla bir şey söylemiyordu.
Bize Abdullah b. Yusuf, ona Mâlik, ona Nâfi, ona Abdullah b. Ömer'in (r.anhuma) rivayet ettiğine göre Rasulullah (sav) şöyle buyurmuştur: "Ben bu gece rüyamda kendimi Kâbe'nin yanında gördüm. Orada esmer bir adama denk geldim ki bu adam, esmer erkekler içinde bir gözün görebileceği en yakışıklı kişiydi. Onun kulak memelerini geçmiş uzun, güzelce taranmış ve sanki su damlıyor gibi gözüken bir saçı vardı ki, o da bir gözün görebileceği en güzel saçtı. Bu zât iki adama -yahut iki adamın omuzlarına- dayanarak Kâbe'yi tavaf ediyordu. “Bu kimdir?” diye sordum. “Meryem oğlu Mesih” denildi. Bu sırada, son derece kıvırcık saçlı, sağ gözü, sanki salkımdaki benzerlerinden dışarıya fırlamış iri bir üzüm tanesi gibi, şaşı olan bir adamla karşılaştım, “bu kimdir?” diye sordum. Bana “Deccal Mesih” denildi."
Bana Yahya b. Bükeyr, ona Leys, ona Ukayl, ona İbn Şihâb, ona Ubeydullah b. Abdullah b. Utbe, ona da Âişe ve İbn Abbâs (r.anhum) şöyle demişlerdir: "Hz. Peygamber (sav) son hastalığında, ıstırabı arttığı zaman yanında bulunan çizgili kumaşı yüzüne örter, örtü onu bunalttığında da yüzünü açardı. İşte o hâlde iken, ümmetini uyarmak ve sakındırmak üzere “Allah'ın laneti Yahudilerin ve Hristiyanların üzerine olsun. Onlar peygamberlerinin kabirlerini mescitler edindiler” buyurdu."
Bize İshak b. İbrahim, ona Abde, ona Hişâm b. Urve, ona babası Urve b. Zübeyir, ona da Aişe (ra) şöyle demiştir: "Bir seferde kız kardeşim Esma'ya ait olan bir gerdanlık kayboldu. Rasulullah (sav) onun aranması için birkaç adam yolladı. Bunlar ararken namaz vakti de geldi. Kendileri abdestli değillerdi ve bir su da bulamadılar. Artık çaresiz abdestsiz olarak namazı kıldılar. Döndüklerinde durumu Hz. Peygamber'e söylediler. Bunun üzerine Allah Teyemmüm ayetini [Mâide, 6] indirdi." [Abdullah b. Numeyr, Hişâm ve Aişe'den rivayetinde “Âişe bu gerdanlığı kız kardeşi Esma'dan ödünç olarak almıştı” ifadesini eklemiştir.]