10265 Kayıt Bulundu.
Giriş
Bize Ebu Bekir b. Ebu Şeybe, ona Şebabe b. Sevvar, ona Süleyman b. el-Mugîra, ona Sabit, ona Abdurrahman b. Ebu Leyla, ona Mikdad şöyle demiştir: İki arkadaşımla birlikte yoldan gelmiştik. Açlıktan ve yorgunluktan bir şey duyamaz, bir şey göremez olmuştuk. Rasulullah'ın (sav) ashabından bizi misafir etmelerini istemeye başladık. (Ashabın büyük bir kısmımın fakir olup, yiyecek bir şeyleri bulunmaması sebebiyle) Hiç kimse bizi kabul etmedi. Hz. Peygamber'e (sav) geldik. Bizi evine götürdü. Üç tane keçi vardı. Hz. Peygamber (sav); "şu keçilerin sütünü sağın da aramızda pay edin" buyurdu. Biz keçileri sağıyor, her birimiz nasibimizi içiyorduk. Hz. Peygamber'e (sav) de payını veriyorduk. Geceleyin bize gelip öyle selam veriyordu ki uyuyanı uyandırmıyor, uyanık olana sesini duyuruyordu. Sonra mescide gelip namaz kılıyor ardından gelip sütünü içiyordu. Bir gece şeytan aklıma girdi. Payıma düşen sütü de içmiştim. Şeytan; Muhammed Ensara gidiyor. Ona ikram ediyorlar. Onun buradan içeceği bir yudum süte ihtiyacı yok dedi. Ben de sütün başına gelip onu içtim. Süt mideme inip çıkarmaya çare olmadığını anlayınca şeytan bana pişmanlık verdi ve yazıklar olsun sana! Ne yaptın? Muhammed'in içeceğini içtin. Birazdan gelip onu bulamayınca sana beddua eder hem dünyan hem ahiretin helak olur dedi. Üzerimde örtündüğüm bir örtü vardı. Ayaklarıma koyduğumda başım, başıma koyduğumda ayaklarım ortaya çıkıyordu. Uyumaya çalıştım ama uykum gelmiyordu. İki arkadaşım ise benim yaptığımı yapmadıklarından dolayı gönül rahatlığıyla uyumuşlardı. Biraz sonra Hz. Peygamber (sav) geldi ve önceki gibi selam verdi. Ardından mescide geçti. Namaz kıldı. Sonra içeceğini almak için geldi. İçeceği tası açınca onda bir şey bulamadı. Başını gökyüzüne kaldırdı. Şimdi bana beddua ediyor, helak olacağım dedim. "Allah'ım beni doyuranı sen de doyur. Bana içecek verene sen de ver" diye dua etti. Örtümü aldım üzerime çektim. Bıçağı alıp keçilerin yanına gittim. Hangisi semiz ise onu Rasulullah (sav) için kesecektim. Bir de baktım ki keçilerin sütü toplanmış. Hz. Peygamber'in (sav) ailesine ait bir tası aldım. Aslında onun içine süt sağmazlardı. Ama o tasa sütü sağdım. Hatta sütün üzerine köpük çıktı. Rasulullah'a (sav); bu gece sütünüzü içtiniz mi diye sordum. Ben; ey Allah'ın Rasulü! İç dedim. İçti ve bana verdi. Ben; ey Allah'ın Rasulü! İç dedim. Hz. Peygamber'in (sav) süte kandığını ve Onun (sav) duasına nail olduğumu anlayınca güldüm, öyle ki yere düştüm. Hz. Peygamber (sav); "bu senin yaramazlıklarından (biridir) ey Mikdad" buyurdu. Ben; ey Allah'ın Rasulü! Şöyle şöyle yaptım diye yaptıklarımı anlattım. Hz. Peygamber (sav); "bu, Allah'ın rahmetinden başka bir şey değildir. Sen benden izin istesen de arkadaşlarımızı uyandırsak. Onlar da bu sütten nasiplenselerdi ya" buyurdu. Ben; seni hak din ile gönderen Allah'a yemin olsun ki! O sütten seninle nasiplendim ya, başkalarının nasiplenmesiyle ilgilenmem artık dedim.
Açıklama: "Bu, Allah'ın rahmetinden başka bir şey değildir” sözünden murad, “Bu sütü vakitsiz halk edip âdeti hilâfına biriktirmesi, Allah'ın bir rahmetidir” demektir.
Bize Kuteybe b. Said, ona Malik b. Enes; (T) Bize İbn Nümeyr, ona babası (Nümeyr b. Abdullah); (T) Bize İbn Müsenna, ona Yahya el-Kattan, o ikisine Ubeydullah, onlara da ez-Zührî, Süfyan isnadının aynısı ile rivayet etmiştir.
Açıklama: bu hadis için ID: 278974, ID: 4707 hadislere bakınız.
Bize Ebu Bekir b. Ebu Şeybe, Muhammed Abdullah b. Nümeyr, Züheyr b. Harb ve İbn Ebu Ömer- hadisin lafzı İbn Nümeyr'e ait-, onlara Süfyan, ona Muhammed b. Şihab ez-Zührî, o da Ebu Bekir b. Ubeydullah b. Abdulah b. Ömer, ona da dedesi İbn Ömer, Rasulullah'ın (sav) şöyle buyurduğunu rivayet etti: "Sizden biriniz yediği zaman sağ eliyle yesin, içtiği zaman da sağ eliyle içsin! Çünkü şeytan sol eliyle yer, sol eliyle içer."
Bize Kuteybe b. Said ve Ebu Bekir b. Ebu Şeybe, o ikisine Veki', ona Hişam ed-Destevâî, ona Ebu İsam, ona da Enes, Rasulullah'tan (sav) bir önceki hadisin bir benzerini rivayet etmiş ve ek olarak kabın içine demiştir.
Bana Muhammed b. Hâtim ve Ebu Bekir b. Nâfi el-Abdî, onlara Behz, ona Hammâd b. Seleme, ona Sâbit, ona da Enes şöyle rivayet etti: Rasulullah (sav), yemek yediği zaman üç parmağını yalardı. Enes’in nakline göre Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur: "Birinizin lokması düştüğü zaman hemen (onu alsın ve) ona yapışanları temizleyip yesin. Lokmasını şeytana bırakmasın" buyurmuştur. Rasulullah (sav) (yemek yediğimizde) bize tabağın sıyrılmasını emreder ve "Siz yemeğin neresinde bereket olduğunu bilemezsiniz" derdi.
Bize Abd b. Humeyd, ona Halid b. Mahled el-Becelî, ona Muhammed b. Musa, ona da Abdullah b. Abdullah b. Ebu Talha, Enes b. Malik'in Hz. Peygamber'den (sav) naklettiği (daha önce geçen) bu hadisi rivayet etti. [Hadisin metni şöyledir: "(Üvey babam) Ebu Talha beni Rasulullah'ı yemeğe davet etmem için gönderdi. Yanına vardığımda etrafında insanlarla birlikteydi. Rasulullah (sav) bana bakınca utandım ve 'Ebu Talha sizi davet ediyor' deyiverdim. Hz. Peygamber (sav) yanındakilere: 'Haydi kalkın, gidelim' buyurdu. Ebu Talha: 'Ey Allah'ın Rasulü! Ancak size yetecek kadar yemek yapmıştık' deyince, Rasulullah (sav) elini yemeğin üstüne dokundurdu ve bereketlenmesi için dua etti. Ardından Ebu Talha'ya: 'Ashabımdan on kişiyi içeri al' buyurdu. Onlara parmaklarının arasından yemek çıkardı. Doyana kadar yediler ve evden çıktılar. Sonra: 'On kişi daha çağır' buyurdu. Onlar da doyana kadar yediler. Nihayetinde içeri girip doymuş olarak çıkan kimse kalmayıncaya kadar, her seferinde on kişi girmeye ve çıkmaya devam etti. En sonunda Ebu Talha sofrayı hazırlamaya gidince onun ilk hazırladığı gibi olduğunu (hiç eksilmediğini) gördü."] Bu rivayette farklı olarak Enes'in şöyle dediği de zikredilir: "Sonra Hz. Peygamber de (sav) ve ev halkı da o yemekten yedi. Hatta komşularına yetecek kadar yemek arttı.".
Bize Ahmed b. Osman en-Nevfeli, ona Ebu Âsım, ona da İbn Cüreyc bu hadisi Atâ ve Amr b. Dinar'dan Ravh'ın rivayeti gibi rivayet ettiler.
Açıklama: hadisin tam metni için M005250 numaralı hadise bakınız.