Açıklama: Ebû Davud dedi ki: Ûd-i hindî denilen bitkiden maksat, topalak (denilen ot)tur.
Öneri Formu
Hadis Id, No:
17802, B005692
Hadis:
حَدَّثَنَا صَدَقَةُ بْنُ الْفَضْلِ أَخْبَرَنَا ابْنُ عُيَيْنَةَ قَالَ سَمِعْتُ الزُّهْرِىَّ عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ عَنْ أُمِّ قَيْسٍ بِنْتِ مِحْصَنٍ قَالَتْ سَمِعْتُ النَّبِىَّ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ
"عَلَيْكُمْ بِهَذَا الْعُودِ الْهِنْدِىِّ ، فَإِنَّ فِيهِ سَبْعَةَ أَشْفِيَةٍ . يُسْتَعَطُ بِهِ مِنَ الْعُذْرَةِ ، وَيُلَدُّ بِهِ مِنْ ذَاتِ الْجَنْبِ ."
Tercemesi:
Bize Sadaka b. Fadl, ona İbn Uyeyne, ona ez-Zührî, ona Ubeydullah, ona da Ümmü Kays bt. Mihsan'ın rivayet ettiğine göre Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurdu:
"Ûd el-Hindî bitkisini kullanmağa devam ediniz. Çünkü bunun içinde yedi farklı şifa vardır. Uzre (boğaz hastalığı) için bu ilaç buruna çekilir. Zâtü'l-cenb hastalığı için de (su ile) hastaya içirilir."
Açıklama:
Ebû Davud dedi ki: Ûd-i hindî denilen bitkiden maksat, topalak (denilen ot)tur.
Yazar, Kitap, Bölüm:
Buhârî, Sahîh-i Buhârî, Tıb 10, 2/443
Senetler:
()
Konular:
Tedavi, Hz. Peygamber döneminde Tedavi şekilleri,
Tedavi, Şifalı Bitkiler
حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ حَدَّثَنَا هَمَّامٌ عَنْ قَتَادَةَ عَنْ أَنَسٍ - رضى الله عنه - أَنَّ نَاسًا اجْتَوَوْا فِى الْمَدِينَةِ فَأَمَرَهُمُ النَّبِىُّ صلى الله عليه وسلم "أَنْ يَلْحَقُوا بِرَاعِيهِ - يَعْنِى الإِبِلَ - فَيَشْرَبُوا مِنْ أَلْبَانِهَا وَأَبْوَالِهَا" فَلَحِقُوا بِرَاعِيهِ فَشَرِبُوا مِنْ أَلْبَانِهَا وَأَبْوَالِهَا ، حَتَّى صَلَحَتْ أَبْدَانُهُمْ فَقَتَلُوا الرَّاعِىَ وَسَاقُوا الإِبِلَ ، فَبَلَغَ النَّبِىَّ صلى الله عليه وسلم فَبَعَثَ فِى طَلَبِهِمْ ، فَجِىءَ بِهِمْ فَقَطَعَ أَيْدِيَهُمْ وَأَرْجُلَهُمْ ، وَسَمَرَ أَعْيُنَهُمْ . قَالَ قَتَادَةُ فَحَدَّثَنِى مُحَمَّدُ بْنُ سِيرِينَ أَنَّ ذَلِكَ كَانَ قَبْلَ أَنْ تَنْزِلَ الْحُدُودُ .
Öneri Formu
Hadis Id, No:
17791, B005686
Hadis:
حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ حَدَّثَنَا هَمَّامٌ عَنْ قَتَادَةَ عَنْ أَنَسٍ - رضى الله عنه - أَنَّ نَاسًا اجْتَوَوْا فِى الْمَدِينَةِ فَأَمَرَهُمُ النَّبِىُّ صلى الله عليه وسلم "أَنْ يَلْحَقُوا بِرَاعِيهِ - يَعْنِى الإِبِلَ - فَيَشْرَبُوا مِنْ أَلْبَانِهَا وَأَبْوَالِهَا" فَلَحِقُوا بِرَاعِيهِ فَشَرِبُوا مِنْ أَلْبَانِهَا وَأَبْوَالِهَا ، حَتَّى صَلَحَتْ أَبْدَانُهُمْ فَقَتَلُوا الرَّاعِىَ وَسَاقُوا الإِبِلَ ، فَبَلَغَ النَّبِىَّ صلى الله عليه وسلم فَبَعَثَ فِى طَلَبِهِمْ ، فَجِىءَ بِهِمْ فَقَطَعَ أَيْدِيَهُمْ وَأَرْجُلَهُمْ ، وَسَمَرَ أَعْيُنَهُمْ . قَالَ قَتَادَةُ فَحَدَّثَنِى مُحَمَّدُ بْنُ سِيرِينَ أَنَّ ذَلِكَ كَانَ قَبْلَ أَنْ تَنْزِلَ الْحُدُودُ .
Tercemesi:
Bize Musa b. İsmail, ona Hemmam, ona Katâde, ona da Enes (ra) şöyle demiştir:
Bazı kimseler Medine’nin havasına alışamadılar. Bunun üzerine Nebi (sav) onlara, "Çobanıma –yani develere– gidin, sütlerinden ve idrarlarından için" buyurdu. Onlar da çobana gittiler ve develerin sütünden ve idrarından içtiler. Nihayet vücutları düzeldi. Sonra çobanı öldürdüler ve develeri sürüp götürdüler. Bu durum Nebi’ye ulaşınca, onların peşine adam gönderdi. Yakalanıp getirildiklerinde, ellerini ve ayaklarını kesti, gözlerine mil çektirdi. Katâde dedi ki: Bana Muhammed b. Sîrîn, 'Bu olay had cezaları inmeden önce idi' diye haber verdi.
Açıklama:
Yazar, Kitap, Bölüm:
Buhârî, Sahîh-i Buhârî, Tıb 6, 2/442
Senetler:
()
Konular:
Tedavi, deve idrarıyla
Terör
Terör, Ureyne/Ukl kabilesinden olan kimselere uygulanan ceza
Yargı, Ceza Hukuku
Öneri Formu
Hadis Id, No:
17790, B005685
Hadis:
حَدَّثَنَا مُسْلِمُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ حَدَّثَنَا سَلاَّمُ بْنُ مِسْكِينٍ حَدَّثَنَا ثَابِتٌ عَنْ أَنَسٍ أَنَّ نَاسًا كَانَ بِهِمْ سَقَمٌ قَالُوا يَا رَسُولَ اللَّهِ آوِنَا وَأَطْعِمْنَا فَلَمَّا صَحُّوا قَالُوا إِنَّ الْمَدِينَةَ وَخِمَةٌ . فَأَنْزَلَهُمُ الْحَرَّةَ فِى ذَوْدٍ لَهُ فَقَالَ "اشْرَبُوا أَلْبَانَهَا." فَلَمَّا صَحُّوا قَتَلُوا رَاعِىَ النَّبِىِّ صلى الله عليه وسلم وَاسْتَاقُوا ذَوْدَهُ ، فَبَعَثَ فِى آثَارِهِمْ ، فَقَطَعَ أَيْدِيَهُمْ وَأَرْجُلَهُمْ ، وَسَمَرَ أَعْيُنَهُمْ ، فَرَأَيْتُ الرَّجُلَ مِنْهُمْ يَكْدُمُ الأَرْضَ بِلِسَانِهِ حَتَّى يَمُوتَ . قَالَ سَلاَّمٌ فَبَلَغَنِى أَنَّ الْحَجَّاجَ قَالَ لأَنَسٍ حَدِّثْنِى بِأَشَدِّ عُقُوبَةٍ عَاقَبَهُ النَّبِىُّ صلى الله عليه وسلم فَحَدَّثَهُ بِهَذَا . فَبَلَغَ الْحَسَنَ فَقَالَ وَدِدْتُ أَنَّهُ لَمْ يُحَدِّثْهُ .
Tercemesi:
Bize Müslim b. İbrahim, ona Selam b. Miskin, ona Sabit, ona da Enes (ra) şöyle demiştir:
Bazı kimseler hasta bir hâlde gelip, 'Ya Rasulullah! Bizi barındır ve bize yiyecek ver' dediler. Onlar iyileşince, 'Medine’nin havası bize ağır geliyor' dediler. Bunun üzerine Rasulullah (sav) onları Harre bölgesinde, kendisine ait develerin bulunduğu bir yere yerleştirdi ve: "Onların sütlerini için" buyurdu. Ancak onlar iyileştiklerinde, Rasulullah’ın (sav) çobanını öldürdüler ve develerini alıp götürdüler. Bunun üzerine Rasulullah (sav) peşlerine adam gönderdi; yakalandıklarında ellerini ve ayaklarını kesti, gözlerine mil çektirdi. Enes (ra) şöyle dedi: Onlardan birinin, ölünceye kadar diliyle toprağı yalamakta olduğunu gördüm. Selam dedi ki: Bana ulaştığına göre Haccâc, Enes’e 'Rasulullah’ın (sav) verdiği en şiddetli cezayı bana anlat' demiş, o da bu olayı anlatmış. Bu durum Hasan’a ulaşınca, 'Keşke ona bunu anlatmasaydı' dedi.
Açıklama:
Yazar, Kitap, Bölüm:
Buhârî, Sahîh-i Buhârî, Tıb 5, 2/442
Senetler:
()
Konular:
Tedavi, deve idrarıyla
Terör
Terör, Ureyne/Ukl kabilesinden olan kimselere uygulanan ceza
Yargı, Ceza Hukuku
Öneri Formu
Hadis Id, No:
17797, B005687
Hadis:
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ أَبِى شَيْبَةَ حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ حَدَّثَنَا إِسْرَائِيلُ عَنْ مَنْصُورٍ عَنْ خَالِدِ بْنِ سَعْدٍ قَالَ خَرَجْنَا وَمَعَنَا غَالِبُ بْنُ أَبْجَرَ فَمَرِضَ فِى الطَّرِيقِ ، فَقَدِمْنَا الْمَدِينَةَ وَهْوَ مَرِيضٌ ، فَعَادَهُ ابْنُ أَبِى عَتِيقٍ فَقَالَ لَنَا عَلَيْكُمْ بِهَذِهِ الْحُبَيْبَةِ السَّوْدَاءِ ، فَخُذُوا مِنْهَا خَمْسًا أَوْ سَبْعًا فَاسْحَقُوهَا ، ثُمَّ اقْطُرُوهَا فِى أَنْفِهِ بِقَطَرَاتِ زَيْتٍ فِى هَذَا الْجَانِبِ وَفِى هَذَا الْجَانِبِ ، فَإِنَّ عَائِشَةَ حَدَّثَتْنِى أَنَّهَا سَمِعَتِ النَّبِىَّ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ "إِنَّ هَذِهِ الْحَبَّةَ السَّوْدَاءَ شِفَاءٌ مِنْ كُلِّ دَاءٍ إِلاَّ مِنَ السَّامِ" قُلْتُ وَمَا السَّامُ قَالَ "الْمَوْتُ"
Tercemesi:
Bize Abdullah b. Ebu Şeybe, ona Ubeydullah, ona İsraîl, ona Mansur, ona da Halid b. Sa’d şöyle demiştir:
Bir yolculuğa çıktık, yanımızda Gâlib b. Ebcer de vardı. Yolculuk sırasında hastalandı. Medine’ye vardığımızda hâlâ hastaydı. İbn Ebu Atîk onu ziyaret etti ve bize, 'Şu kara habbeyi (çörek otu) kullanın. Ondan beş veya yedi tane alın, ezin, sonra her iki burun deliğine zeytinyağıyla birkaç damla damlatın. Çünkü Âişe bana, Rasulullah'ın (sav) şöyle buyurduğunu söyledi: "Bu kara habbe her hastalığa şifadır, ancak es-sâm’a (ölüm) karşı değildir" dedi. Ben, 'Es-sâm nedir?' diye sordum. "Ölüm" buyurdu.
Açıklama:
Yazar, Kitap, Bölüm:
Buhârî, Sahîh-i Buhârî, Tıb 7, 2/442
Senetler:
1. Ümmü Abdullah Aişe bt. Ebu Bekir es-Sıddîk (Aişe bt. Abdullah b. Osman b. Âmir)
2. Ebu Bekir Abdullah b. Muhammed et-Teymi (Abdullah b. Muhammed b. Abdurrahman b. Ebu Bekir Sıddîk)
3. Halid b. Sa'd el-Kufi (Halid b. Sa'd)
4. Ebu Attab Mansur b. Mu'temir es-Sülemî (Mansur b. Mu'temir b. Abdullah)
5. Ebu Yusuf İsrail b. Yunus es-Sebîî (İsrail b. Yunus b. Ebu İshak)
6. Ubeydullah b. Musa el-Absi (Ubeydullah b. Musa b. Bazam)
7. Ebu Bekir İbn Ebu Şeybe el-Absî (Abdullah b. Muhammed b. İbrahim b. Osman)
Konular:
Tedavi, hastalıkları tedavi etmek
Tedavi, Şifalı Bitkiler
Tedavi, tedavi olmak
وَدَخَلْتُ عَلَى النَّبِىِّ صلى الله عليه وسلم بِابْنٍ لِى لَمْ يَأْكُلِ الطَّعَامَ فَبَالَ عَلَيْهِ ، "فَدَعَا بِمَاءٍ فَرَشَّ عَلَيْهِ ."
Öneri Formu
Hadis Id, No:
17803, B005693
Hadis:
وَدَخَلْتُ عَلَى النَّبِىِّ صلى الله عليه وسلم بِابْنٍ لِى لَمْ يَأْكُلِ الطَّعَامَ فَبَالَ عَلَيْهِ ، "فَدَعَا بِمَاءٍ فَرَشَّ عَلَيْهِ ."
Tercemesi:
Bu sırada ben henüz yemek yiyemeyen küçük oğlumla Hz. Peygamber'in huzuruna girdim. Çocuk O'nun üzerine işeyiverdi. "Hz. Peygamber su istedi ve sidiğin değdiği yerin üstünü azar azar döktü.
Açıklama:
Yazar, Kitap, Bölüm:
Buhârî, Sahîh-i Buhârî, Tıb 10, 2/443
Senetler:
()
Konular:
Tedavi, Hz. Peygamber döneminde Tedavi şekilleri,
حَدَّثَنَا حِبَّانُ بْنُ مُوسَى أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ أَخْبَرَنَا يُونُسُ بْنُ يَزِيدَ عَنْ عُقَيْلٍ عَنِ ابْنِ شِهَابٍ عَنْ عُرْوَةَ عَنْ عَائِشَةَ - رضى الله عنها - أَنَّهَا كَانَتْ تَأْمُرُ بِالتَّلْبِينِ لِلْمَرِيضِ وَلِلْمَحْزُونِ عَلَى الْهَالِكِ ، وَكَانَتْ تَقُولُ إِنِّى سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ « إِنَّ التَّلْبِينَةَ تُجِمُّ فُؤَادَ الْمَرِيضِ ، وَتَذْهَبُ بِبَعْضِ الْحُزْنِ » .
Bize Hibbân b. Musa, ona Abdullah, ona Yunus b. Yezîd, ona Ukayl, ona İbn Şihâb, ona da Urve şöyle demiştir:
Hz. Âişe, hasta olan veya yakınını kaybedip üzüntü içinde bulunan kimselere 'telbîne' verilmesini tavsiye eder ve şöyle derdi: Ben, Rasulullah'ın (sav) şöyle dediğini işittim:
"Telbîne, hastanın kalbini yatıştırır ve (kişinin) üzüntüsünün bir kısmını giderir."
Açıklama: Telbine, kurutulmuş arpa tozuna süt ve bal eklenerek oluşturulan, arpa unundan yapılan bir lapadır.
Öneri Formu
Hadis Id, No:
17799, B005689
Hadis:
حَدَّثَنَا حِبَّانُ بْنُ مُوسَى أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ أَخْبَرَنَا يُونُسُ بْنُ يَزِيدَ عَنْ عُقَيْلٍ عَنِ ابْنِ شِهَابٍ عَنْ عُرْوَةَ عَنْ عَائِشَةَ - رضى الله عنها - أَنَّهَا كَانَتْ تَأْمُرُ بِالتَّلْبِينِ لِلْمَرِيضِ وَلِلْمَحْزُونِ عَلَى الْهَالِكِ ، وَكَانَتْ تَقُولُ إِنِّى سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ « إِنَّ التَّلْبِينَةَ تُجِمُّ فُؤَادَ الْمَرِيضِ ، وَتَذْهَبُ بِبَعْضِ الْحُزْنِ » .
Tercemesi:
Bize Hibbân b. Musa, ona Abdullah, ona Yunus b. Yezîd, ona Ukayl, ona İbn Şihâb, ona da Urve şöyle demiştir:
Hz. Âişe, hasta olan veya yakınını kaybedip üzüntü içinde bulunan kimselere 'telbîne' verilmesini tavsiye eder ve şöyle derdi: Ben, Rasulullah'ın (sav) şöyle dediğini işittim:
"Telbîne, hastanın kalbini yatıştırır ve (kişinin) üzüntüsünün bir kısmını giderir."
Açıklama:
Telbine, kurutulmuş arpa tozuna süt ve bal eklenerek oluşturulan, arpa unundan yapılan bir lapadır.
Yazar, Kitap, Bölüm:
Buhârî, Sahîh-i Buhârî, Tıb 8, 2/443
Senetler:
()
Konular:
KTB, TIBB-I NEBEVİ
Tedavi, Hz. Peygamber döneminde Tedavi şekilleri,
Tedavi, tedavi olmak
حَدَّثَنَا مُعَلَّى بْنُ أَسَدٍ حَدَّثَنَا وُهَيْبٌ عَنِ ابْنِ طَاوُسٍ عَنْ أَبِيهِ عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ - رضى الله عنهما - عَنِ النَّبِىِّ صلى الله عليه وسلم "احْتَجَمَ وَأَعْطَى الْحَجَّامَ أَجْرَهُ وَاسْتَعَطَ."
Bize Muallâ b. Esed, ona Vüheyb, ona İbn Tâvûs, ona babası (Tâvûs b. Keysân), ona da İbn Abbâs (r.anhüma) şöyle demiştir:
"Hz. Peygamber (sav) hacamat yaptırmış, bunun ücretini ödemiş ve burnuna ilaç damlatmıştır."
Öneri Formu
Hadis Id, No:
17801, B005691
Hadis:
حَدَّثَنَا مُعَلَّى بْنُ أَسَدٍ حَدَّثَنَا وُهَيْبٌ عَنِ ابْنِ طَاوُسٍ عَنْ أَبِيهِ عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ - رضى الله عنهما - عَنِ النَّبِىِّ صلى الله عليه وسلم "احْتَجَمَ وَأَعْطَى الْحَجَّامَ أَجْرَهُ وَاسْتَعَطَ."
Tercemesi:
Bize Muallâ b. Esed, ona Vüheyb, ona İbn Tâvûs, ona babası (Tâvûs b. Keysân), ona da İbn Abbâs (r.anhüma) şöyle demiştir:
"Hz. Peygamber (sav) hacamat yaptırmış, bunun ücretini ödemiş ve burnuna ilaç damlatmıştır."
Açıklama:
Yazar, Kitap, Bölüm:
Buhârî, Sahîh-i Buhârî, Tıb 9, 2/443
Senetler:
()
Konular:
Tedavi, Hz. Peygamber döneminde Tedavi şekilleri,
Tedavi, tedavi olmak
Öneri Formu
Hadis Id, No:
17788, B005683
Hadis:
حَدَّثَنَا أَبُو نُعَيْمٍ حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ الْغَسِيلِ عَنْ عَاصِمِ بْنِ عُمَرَ بْنِ قَتَادَةَ قَالَ سَمِعْتُ جَابِرَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ - رضى الله عنهما - قَالَ سَمِعْتُ النَّبِىَّ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ:
"إِنْ كَانَ فِى شَىْءٍ مِنْ أَدْوِيَتِكُمْ - أَوْ يَكُونُ فِى شَىْءٍ مِنْ أَدْوِيَتِكُمْ - خَيْرٌ فَفِى شَرْطَةِ مِحْجَمٍ ، أَوْ شَرْبَةِ عَسَلٍ ، أَوْ لَذْعَةٍ بِنَارٍ تُوَافِقُ الدَّاءَ ، وَمَا أُحِبُّ أَنْ أَكْتَوِىَ"
Tercemesi:
Bize Ebu Nuaym, ona Abdurrahman b. Ğasîl, ona Asım b. Ömer b. Katâde, ona da Cabir b. Abdullah'ın (ra) rivayet ettiğine göre Rasulullah (sav) şöyle buyurdu:
"Şayet ilaçlarınızdan birinde hayır varsa — veya olacaksa — o, hacamat yapmada, yahut bal şerbetinde, yahut hastalığa uygun olarak ateşle dağlamadadır. Ancak ben dağlanmayı sevmem."
Açıklama:
Yazar, Kitap, Bölüm:
Buhârî, Sahîh-i Buhârî, Tıb 4, 2/442
Senetler:
()
Konular:
KTB, TIBB-I NEBEVİ
Tedavi, Hz. Peygamber döneminde Tedavi şekilleri,
Tedavi, tedavi olmak
Öneri Formu
Hadis Id, No:
17789, B005684
Hadis:
حَدَّثَنَا عَيَّاشُ بْنُ الْوَلِيدِ حَدَّثَنَا عَبْدُ الأَعْلَى حَدَّثَنَا سَعِيدٌ عَنْ قَتَادَةَ عَنْ أَبِى الْمُتَوَكِّلِ عَنْ أَبِى سَعِيدٍ أَنَّ رَجُلاً أَتَى النَّبِىَّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ أَخِى يَشْتَكِى بَطْنَهُ . فَقَالَ "اسْقِهِ عَسَلاً" ثُمَّ أَتَى الثَّانِيَةَ فَقَالَ "اسْقِهِ عَسَلاً" ثُمَّ أَتَاهُ فَقَالَ فَعَلْتُ . فَقَالَ "صَدَقَ اللَّهُ ، وَكَذَبَ بَطْنُ أَخِيكَ ، اسْقِهِ عَسَلاً" فَسَقَاهُ فَبَرَأَ .
Tercemesi:
Bize Ayyaş b. Velîd, ona Abdula'lâ, ona Said, ona Katâde, ona Ebu Mütevekkil, ona da Ebu Said (ra) şöyle demiştir:
Bir adam Nebi’ye (sav) gelerek, 'Kardeşim karnından şikâyet ediyor' dedi. Rasulullah (sav) buyurdu ki: "Ona bal şerbeti içir." Adam ikinci kez geldi, yine "Ona bal şerbeti içir" buyurdu. Üçüncü kez geldiğinde, 'Yaptım' dedi. Bunun üzerine Rasulullah (sav) şöyle buyurdu: "Allah doğru söyledi, kardeşinin karnı ise yalan söyledi; ona bal şerbeti içir." Adam ona bal içirdi ve o da iyileşti.
Açıklama:
Yazar, Kitap, Bölüm:
Buhârî, Sahîh-i Buhârî, Tıb 4, 2/442
Senetler:
()
Konular:
Tedavi, tedavi olmak
Yiyecekler, Bal, pekmez
Öneri Formu
Hadis Id, No:
17800, B005690
Hadis:
حَدَّثَنَا فَرْوَةُ بْنُ أَبِى الْمَغْرَاءِ حَدَّثَنَا عَلِىُّ بْنُ مُسْهِرٍ عَنْ هِشَامٍ عَنْ أَبِيهِ عَنْ عَائِشَةَ أَنَّهَا كَانَتْ تَأْمُرُ بِالتَّلْبِينَةِ وَتَقُولُ "هُوَ الْبَغِيضُ النَّافِعُ."
Tercemesi:
Bize Ferve b. Ebu Meğrâ, ona Ali b. Müshir, ona Hişâm, ona babası (Urve b. Zübeyr) şöyle demiştir:
Âişe, telbîne lapası yapılmasını emreder ve şöyle derdi: "O, sevilmez (fakat) faydalıdır."
Açıklama:
Yazar, Kitap, Bölüm:
Buhârî, Sahîh-i Buhârî, Tıb 8, 2/443
Senetler:
()
Konular:
Tedavi, Hz. Peygamber döneminde Tedavi şekilleri,
Tedavi, tedavi olmak