10636 Kayıt Bulundu.
Giriş
Bize Abdullah b. Yusuf, ona Leys, ona İbn Hâdî, ona Muttalib'in azatlısı Amr, ona Enes b. Malik (ra), ona da Hz. Peygamber (sav) Yüce Allah'ın şöyle buyurduğunu bildirmiştir: "Ben iki sevgilisini alarak kulumu imtihan ettiğimde kulum sabrederse, ikisi karşılığında ona cenneti veririm." Enes der ki: Hz. Peygamber iki sevgili sözüyle kişinin iki gözünü kast etmiştir. Eş'as b. Câbir ve Ebu Zilâl, Enes rivayetinde Muttalib'in azatlısı Amr'a mutâbaat etmiştir.
Açıklama: Rivayet muallaktır; Buhari ile Eş'as b. Câbir arasında inkıta vardır.
Bize Abdullah b. Yusuf, ona Leys, ona İbn Hâdî, ona Muttalib'in azatlısı Amr, ona Enes b. Malik (ra), ona da Hz. Peygamber (sav) Yüce Allah'ın şöyle buyurduğunu bildirmiştir: "Ben iki sevgilisini alarak kulumu imtihan ettiğimde kulum sabrederse, ikisi karşılığında ona cenneti veririm." Enes der ki: Hz. Peygamber iki sevgili sözüyle kişinin iki gözünü kast etmiştir. Eş'as b. Câbir ve Ebu Zilâl, Enes rivayetinde Muttalib'in azatlısı Amr'a mutâbaat etmiştir.
Açıklama: Rivayet muallaktır; Buhari ile Hilâl b. Bişr arasında inkıta vardır.
Bana Abdullah b. Muhammed, ona Abdülmelik b. Amr, ona Zuheyr b. Muhammed, ona Muhammed b. Amr b. Halhale, ona Atâ b. Yesâr, ona da Ebu Saîd el-Hudrî ve Ebu Hureyre (r.anhuma) Hz. Peygamber'in (sav) şöyle buyurduğunu rivayet etmişlerdir: "Yüce Allah, Müslümanın başına gelen, yorgunluk, hastalık, gelecek kaygısı, üzüntü, başkalarından gördüğü eziyet, iç sıkıntısı, hatta ona acı veren bir diken batması dahil her musibeti o Müslümanın günahlarını örtmeye vesile sayar."
Bize Abdullah b. Yusuf, ona Leys, ona İbn Hâdî, ona Muttalib'in azatlısı Amr, ona Enes b. Malik (ra), ona da Hz. Peygamber (sav) Yüce Allah'ın şöyle buyurduğunu bildirmiştir: "Ben iki sevgilisini alarak kulumu imtihan ettiğimde kulum sabrederse, ikisi karşılığında ona cenneti veririm." Enes der ki: Hz. Peygamber iki sevgili sözüyle kişinin iki gözünü kast etmiştir. Eş'as b. Câbir ve Ebu Zilâl, Enes rivayetinde Muttalib'in azatlısı Amr'a mutâbaat etmiştir.
Bize Musa b. İsmail, ona Ebu Avane, ona Mansur, ona İbrahim, ona Mesruk, ona da Aişe (r.anha) şöyle rivayet etti: Rasulullah (sav), bir hastayı ziyarete gittiğinde –veya kendisine bir hasta getirildiğinde- şöyle dua ederdi: "Ey insanların Rabbi! Rahatsızlığı gider! Şifa ver! Şifa veren yalnız sensin. Senin şifandan başka şifa yoktur. Öyle bir şifa ver ki, o şifa, hiçbir hastalık izi bırakmasın." Amr b. Ebu Kays ve İbrâhîm b. Tahmân, Mansûr'dan; o da İbrâhîm ve Ebu Duhâ'dan: "Hasta getirildiği zaman" şeklinde (meçhul sigasıyla) rivayet etmişlerdir. Cerîr ise Mansûr'dan; o da Ebu Duhâ'dan sadece "Bir hastaya gittiği zaman", şeklinde rivayet etmiştir.
Bize İsmail, ona Malik, ona Hişam b. Urve, ona babası (Urve b. Zübeyr), ona da Aişe (r.anha) şöyle rivayet etti: Rasulullah (sav) (Medine'ye) geldiğinde Ebubekir ve Bilal sıtma hastalığına yakalanmışlardı. (Aişe) dedi ki: O ikisinin yanına vardım ve şöyle dedim: — Ey babacığım, kendini nasıl hissediyorsun? Bilal'e de: — Yâ Bilâl! Sen nasılsın? diye sordum. Ebubekir (ra), sıtma nöbetine tutulduğunda şu beyti söylerdi: 'Ailesi içinde sabahlayan her kişiye, Ölüm, ayakkabısının bağından daha çok ona yakındır.' Bilal ise sıtma nöbetini geçirdikten sonra şu beyitleri söyleyerek sesini yükseltirdi:' Ah bir bilseydim; etrafımı sümbül ve yavşanların bezediği Mekke vadisinde bir gece olsa da geceleyebilecek miyim? Bir gün gelip de Ukâz'daki Micenne sularının başına varabilecek miyim? Mekke'nin Şâme ve Tafîl dağları bir daha bana görünecekler mi?' (Urve) dedi ki: (Aişe) şöyle dedi: Rasulullah'a (sav) gelip kendisine olanları haber verdim. O da şöyle buyurdu: "Allah'ım! Mekke'yi bize sevdirdiğin gibi Medine'yi de sevdir! veya onu daha fazla sevdir! Medine'nin havasını bizim için sağlıklı kıl! (Medine'nin) ölçü ve tartısnı bereketli eyle! Medine'nin sıtmasını ondan al da onu Mekke'nin Cuhfe'sine bırak!"
Bana Abdullah b. Muhammed, ona Abdülmelik b. Amr, ona Zuheyr b. Muhammed, ona Muhammed b. Amr b. Halhale, ona Atâ b. Yesâr, ona da Ebu Saîd el-Hudrî ve Ebu Hureyre (r.anhuma) Hz. Peygamber'in (sav) şöyle buyurduğunu rivayet etmişlerdir: "Yüce Allah, Müslümanın başına gelen, yorgunluk, hastalık, gelecek kaygısı, üzüntü, başkalarından gördüğü eziyet, iç sıkıntısı, hatta ona acı veren bir diken batması dahil her musibeti o Müslümanın günahlarını örtmeye vesile sayar."
Bize Müsedded, ona Yahya, ona Sufyân, ona Sa'd, ona Abdullah b. Ka'b, ona da babası (Ka'b b. Malik)'in rivayet ettiğine göre Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur: "Mümin, rüzgârın bir aşağı bir yukarı sallar durduğu taze ekin dalı gibidir. Münafık ise kökünden bir defada sökülene ya da kırılana kadar dimdik durmaya devam eden sert ardıç ağacı gibidir. Aynı hadisi bize Zekeriyâ b. Ebu Zaide, ona Sa'd b. İbrahim, ona İbn Kâb, ona da babası (Ka'b b. Malik) Hz. Peygamber'den (sav) rivayet etmiştir.
Açıklama: Rivayet muallaktır; Buhari ile Zekeriya b. Ebu Zâide arasında inkıta vardır. Benzetmede şu ortak yön dikkat çekmektedir. Mümin Allah'tan gelen musibete, rüzgarın taze dalı eğdiği boyun büküp sabreder, nimete de rüzgarın dalı yukarı kaldırdığı gibi sevinip şükreder. Münafık ise hep aynı halde durup ne şükreder ne de sabreder. sonun yıkılıp helak olup gider.