18880 Kayıt Bulundu.
Giriş
Bize Muhammed b. Abdullah b. Yezîd, ona Süfyân, ona İbn Ebu Necîh, ona Mücahid ve Yezîd b. Ebu Ziyâd, onlara İbn Ebu Leyla ve Ebu Ferve, onlara da Abdullah b. Ukeym şöyle rivayet etmiştir: Huzeyfe su istemişti. Orada yönetici durumunda olan bir kişi gümüş bir kapta ona su getirdi. Huzeyfe kabı fırlattı ve sonra da yaptığından dolayı onlardan özür dileyip şöyle dedi: 'Ben bunu (gümüş kap kullanmayı) yasaklamıştım. Çünkü ben Rasûlullah'ı (sav) işittim şöyle diyordu: "Altın ve gümüş kaplardan su içmeyin, normal ipek veya ince ipekten yapılmış (dibâ) elbiseler giymeyin. Çünkü bunlar, dünyada inanmayanların, âhirette ise bizimdir."
Açıklama: Hadislerde geçen "Dîbâc", "sündüs" ve "ibreysem/ebreysim,/ibrîsem" gibi kelimelerin her üçü de ince ipek kullanılarak dokunmuş, erişi de argacı da ipek olan parlak, gösterişli, bazan da nakışlı ipek kumaşlar için kullanılmaktadır.
Bize Muhammed b. Abdullah b. Yezîd, ona Süfyân, ona İbn Ebu Necîh, ona Mücahid ve Yezîd b. Ebu Ziyâd, onlara İbn Ebu Leyla ve Ebu Ferve, onlara da Abdullah b. Ukeym şöyle rivayet etmiştir: Huzeyfe su istemişti. Oranın yöneticisi durumunda olan bir kişi gümüş bir kapta ona su getirdi. Huzeyfe kabı fırlattı ve sonra da yaptığından dolayı onlardan özür dileyip şöyle dedi: 'Ben bunu (gümüş kap kullanmayı) yasaklamıştım. Çünkü ben Rasûlullah'ı (sav) işittim şöyle diyordu: "Altın ve gümüş kaplardan su içmeyin, normal ipek veya ince ipekten yapılmış (dibâ) elbiseler giymeyin. Çünkü bunlar, dünyada inanmayanların, âhirette ise bizimdir."
Açıklama: Hadislerde geçen "Dîbâc", "sündüs" ve "ibreysem/ebreysim,/ibrîsem" gibi kelimelerin her üçü de ince ipek kullanılarak dokunmuş, erişi de argacı da ipek olan parlak, gösterişli, bazan da nakışlı ipek kumaşlar için kullanılmaktadır.
Bize el-Hasan b. Kaza’a, ona Halid İbnü’l-Haris, ona Muhammed b. Amr, Sa’d b. Muaz’ın oğlu Amr’ın oğlu Vâkıd’ın şöyle anlattığını rivayet etti: Enes b. Malik, Medine’ye geldiğinde yanına varıp ona selam verdim. Bana “Sen kimlerdensin?” dedi. Ben de "Sa’d b. Muaz’ın oğlu Amr’ın oğlu Vâkıd’ım” dedim. Enes “Şüphesiz Sa’d, insanların içinde mertebesi en yüksek ve boyu en uzun olanlarındandı” dedikten sonra ağladı. Epey ağladıktan sonra şöyle dedi: “Hz. Peygamber (sav) Dûmetü'l-Cendel hükümdarı Ükeydir’e bir heyet göndermişti. O da Hz. Peygamber’e hediye olarak altın sırmalı atlastan (dibac) mamul bir cübbe göndermişti. Hz. Peygamber (sav) onu giydi ve minbere çıkıp oturdu, konuşmadan geri indi. Ashab elleriyle cübbeye dokunmaya başlayınca Hz. Peygamber (sav) “Cübbe hoşunuza mı gitti. Sa’d’ın Cennetteki mendilleri bu gördüğünüz cübbeden daha güzeldir” buyurdu.
Bize Süleyman b. Mansur, ona Ebu Ahvas ona Eş'as b. Ebu'ş-Şa'sa ona Muaviye b. Suveyd ona Bera b. Azib şunu söylemiştir: Rasulullah (sav) bize yedi şeyi emretti ve yedi şeyi de yasakladı. Bize, altın yüzük kullanmayı, gümüş kaplarda yemeyi ve içmeyi, hayvanların üzerine ipekli minderler koyup binmeyi, Kasiy ipeğinden, kalın atlas (istebrak), ince atlas (dîbâc) kumaştan ve ipekten yapılmış elbiseler giymeyi yasakladı.
Bize Vehb b. Beyân, ona İbn Vehb, ona Yunus, ona İbn Şihab, ona Sâlim, ona Abdullah b. Ömer’in rivayet ettiğine göre Allah Rasulü (sav) şöyle buyurmuştur: "Bir adam böbürlenerek ve elbisesini yerlerde sürüyerek yürüyordu, yerin dibine battı ve kıyamet gününe kadar da yerin dibine batmaya devam edecektir."
Bize Ali b. Hucr, ona İsmail, ona Musa b. Ukbe, ona Salim, ona da babası (Abdullah b. Ömer) şöyle rivayet etmiştir: "Rasulullah (sav) “Kim böbürlenerek kıyafetini yerlerde sürüklerse kıyamet günü Allah ona (rahmet nazarıyla) bakmaz” buyurdu. Bunun üzerine Ebu Bekir “Ya Rasulallah! Dikkat etmezsem elbisemin bir kısmı (kimi zaman) yere doğru sarkıyor” dedi. Rasulullah (sav) de “Sen bunu böbürlenerek yapanlardan değilsin” buyurdu."