10636 Kayıt Bulundu.
Giriş
Bize Ali b. Abdullah, ona Sufyân, ona Amr, ona da Saîd b. Cubeyr şöyle demiştir: İbn Ömer'e, (zina isnadından dolayı) birbiriyle lanetleşen karı-kocanın hükmünü sordum, şöyle dedi: Peygamber (sav) lanetleşecek karı ile kocaya "hesabınız Allah'a aittir. Zira ikinizden biri yalan söylüyor" dedi sonra kocaya "artık senin bu kadınla hiç bir bağın yok" buyurdu. Koca “benim malım (verdiğim mehr bedeli ne olacak)?” diye sordu. Peygamber (sav) "o mal artık senin değildir. Eğer sen kadına zina isnadında doğruysan, o mal karşılığında, bu kadınla birlikte olma sana helal kılındı. Yok eğer yalancı isen, zaten o mal senin mülkün olmaktan çok daha uzaktır" buyurdu. Sufyân der ki: Ben bu hadisi Amr'dan işitip ezberledim. Eyyûb de der ki: Ben Saîd b. Cubeyr'den işittim, şöyle dedi: İbn Umer'e “Karısıyle lanetleşmiş kimsenin durumu nedir?” diye sordum. İbn Ömer iki parmağıyla işaret ederek -Sufyân iki parmağı işaret parmağı ile orta parmağı arasını ayırdı- şöyle dedi: Peygamber (sav) Aclân oğullarından bir karı-kocanın arasını ayırdı ve "Allah biliyor ya ikinizden biriniz yalancısınız. ikinizden birisi iddiasından dönüp tevbe edecek mi?" diye üç kere sordu. Sufyân der ki: Ben bu hadisi Amr ibn Dinar'dan ve Eyyûb'dan sana haber verdiğim gibi ezberledim.
Bize Ali b. Abdullah, ona Sufyân, ona Amr, ona da Saîd b. Cubeyr şöyle demiştir: İbn Ömer'e, (zina isnadından dolayı) birbiriyle lanetleşen karı-kocanın hükmünü sordum, şöyle dedi: Peygamber (sav) lanetleşecek karı ile kocaya "hesabınız Allah'a aittir. Zira ikinizden biri yalan söylüyor" dedi sonra kocaya "artık senin bu kadınla hiç bir bağın yok" buyurdu. Koca “benim malım (verdiğim mehr bedeli ne olacak)?” diye sordu. Peygamber (sav) "o mal artık senin değildir. Eğer sen kadına zina isnadında doğruysan, o mal karşılığında, bu kadınla birlikte olma sana helal kılındı. Yok eğer yalancı isen, zaten o mal senin mülkün olmaktan çok daha uzaktır" buyurdu. Sufyân der ki: Ben bu hadisi Amr'dan işitip ezberledim. Eyyûb de der ki: Ben Saîd b. Cubeyr'den işittim, şöyle dedi: İbn Umer'e “Karısıyle lanetleşmiş kimsenin durumu nedir?” diye sordum. İbn Ömer iki parmağıyla işaret ederek -Sufyân iki parmağı işaret parmağı ile orta parmağı arasını ayırdı- şöyle dedi: Peygamber (sav) Aclân oğullarından bir karı-kocanın arasını ayırdı ve "Allah biliyor ya ikinizden biriniz yalancısınız. ikinizden birisi iddiasından dönüp tevbe edecek mi?" diye üç kere sordu. Sufyân der ki: Ben bu hadisi Amr ibn Dinar'dan ve Eyyûb'dan sana haber verdiğim gibi ezberledim.
Bize İsmail, ona Mâlik, ona Yahya b. Saîd, ona Kasım b. Muhammed şöyle rivayet etmiştir: Yahya b. Saîd b. Âs, Abdurrahman b. Hakem'in kızını boşadı. (Kadının babası) Abdurrahman, onu boşandığı evden alıp götürdü. Bunun üzerine Müminlerin annesi Âişe, Mervan b. Hakem'e haber gönderip 'ey Mervan, Allah'tan sakın ve o kadını boşanmış olduğu evine geri gönder' dedi. Süleyman b. Yesâr'ın hadisine göre Mervan, Âişe'ye 'Abdurrahman b. Hakem'e engel olmaya gücüm yetmedi' dedi. Kasım b. Muhammed der ki: Mervan, Âişe'ye 'sana Fâtıma bt. Kays'ın işi ulaşmadı mı?' dedi. Âişe de Mervan'a 'Fâtıma hadisini zikretmemek sana zarar vermez' dedi. Bunun üzerine Mervan 'Eğer Fatıma'nın kötü durumu senin için bir gerekçe ise, bu karı koca arasındaki kötü durum da kadının evinden çıkması için sana yeterli bir gerekçe olur' dedi
Bize Amr b. Ali, ona Yahya, ona Hişâm, ona babası (Urve b. Zübeyir), ona Âişe, ona da Peygamber (sav); (T) Bize Osman b. Ebu Şeybe, ona Abde, ona Hişâm, ona babası (Urve b. Zübeyir), ona da Âişe (r.anha) şöyle rivayet etmiştir: Rifâa el-Kurazî bir kadınla evlendi. Sonra da o kadını boşadı. Kadın da başka biriyle evlendi. Sonra bu kadın Peygamber'e gelip, kocasının cinsel ilişkiye giremediğini ve kocasının cinsel organın ancak elbise saçağı gibi gevşek olduğunu anlattı. Peygamber (sav) kadına "Sen ikinci kocanın balçığından tatmadıkça, kocan da senin balçığından tatmadıkça, ilk kocana dönemezsin" buyurdu
Bize Amr b. Abbas, ona İbn Mehdî, ona Süfyân, ona Abdurrahman b. Kasım, ona da babası (Kasım b. Muhammed) şöyle demiştir: Urve b. Zübeyir Âişe'ye “Hakem'in kızı Fulâne'yi görmedin mi? Kocası onu kesin olarak boşadı, o da hemen kocasının evinden çıktı” dedi. Âişe de “kadın evden çıkmakla kötü bir iş yapmıştır” dedi. Urve “Fâtıma bt. Kays'ın (boşandığı evden çıkmasına izin verildiğine dair) sözünü işitmedin mi?” dedi. Bunun üzerine Âişe “şüphesiz onun, bu hadisi dile getirmesinde bir hayır yoktur. (bu hüküm onun için özeldir)” dedi. İbn Ebu Zinâd, Hişâm'dan, onun da babası (Urve b. Zübeyir'den) yaptığı rivayette şunu da eklemiştir: Âişe, Fâtıma bt. Kays'ı şiddetli şekilde ayıplayarak “Fâtıma ıssız bir mekândaydı. Güvenlik endişesinden dolayı Peygamber (sav) ona, taşınması için izin verdi” dedi.
Bize Amr b. Abbas, ona İbn Mehdî, ona Süfyân, ona Abdurrahman b. Kasım, ona da babası (Kasım b. Muhammed) şöyle demiştir: Urve b. Zübeyir Âişe'ye “Hakem'in kızı Fulâne'yi görmedin mi? Kocası onu kesin olarak boşadı, o da hemen kocasının evinden çıktı” dedi. Âişe de “kadın evden çıkmakla kötü bir iş yapmıştır” dedi. Urve “Fâtıma bt. Kays'ın (boşandığı evden çıkmasına izin verildiğine dair) sözünü işitmedin mi?” dedi. Bunun üzerine Âişe “şüphesiz onun, bu hadisi dile getirmesinde bir hayır yoktur. (bu hüküm onun için özeldir)” dedi. İbn Ebu Zinâd, Hişâm'dan, onun da babası (Urve b. Zübeyir'den) yaptığı rivayette şunu da eklemiştir: Âişe, Fâtıma bt. Kays'ı şiddetli şekilde ayıplayarak “Fâtıma ıssız bir mekândaydı. Güvenlik endişesinden dolayı Peygamber (sav) ona, taşınması için izin verdi” dedi.