10265 Kayıt Bulundu.
Giriş
Bize Züheyr b. Harb, ona İsmail b. Uleyye, ona Ali b. Mübarek, ona Yahya b. Ebu Kesir, ona Mehrî'nin azadlısı Ebu Said, ona da Ebu Said Hudrî şöyle haber vermiştir: "Rasulullah (sav), Hüzeyl kabilesinden olan Lihyânoğullarına şu buyruğunu ulaştırmak üzere bir heyet göndermişti: 'Gazaya katılmanın sevabı aralarında ortak olmak üzere, aranızdan iki adamdan biri gazveye katılsın'."
Bize İshak b. Mansur, ona Ubeydullah b. Musa, ona Şeybân, ona da Yahya hadisi bu isnadla, Mehrî'nin azadlısı olan Ebu Said'den o da Ebu Said el-Hudrî'den benzer şekilde şöyle rivayet etmiştir: "Rasulullah (sav), Hüzeyl kabilesinden olan Lihyânoğullarına şu buyruğunu ulaştırmak üzere bir elçi gönderdi: 'İçinizden her iki kişiden biri, gazaya katılmanın sevabı aralarında ortak olmak üzere gazveye katılsın'."
Bize Yahya b. Yahya et-Temîmî ve Kuteybe b. Said, onlara Cafer b. Süleyman, ona Ebu İmrân el-Cevnî, ona Ebu Bekir b. Abdullah b. Kays, ona babası (Abdullah b. Kays) şöyle demiştir: Ben babamı düşman karşısında Rasulullah (sav); "muhakkak cennet kapıları kılıçların gölgeleri altındadır" buyurdu derken işittim. Üstü başı perişan bir adam ayağa kalkarak; ey Ebu Musa! Rasulullah (sav) bunu dediğini sen işittin dedi. Ebu Musa; evet cevabını verdi. Bunun üzerine o adam arkadaşlarına dönerek; selametle kalın dedi ve kılıcının kınını kırarak attı, sonra da kılıcı ile düşmana yürüyerek öldürülünceye kadar vuruştu.
Bize Muhammed b. Hâtim, ona Behz, ona Süleyman b. Muğîre, ona da Sâbit, Enes'in şöyle dediğini rivayet etmiştir: "İsmini kendisinden aldığım amcam, Rasulullah'la (sav) birlikte Bedir savaşına katılamamıştı. Bu ona ağır gelmişti ve şöyle demişti: 'Rasulullah'ın (sav) bulunduğunu ilk harpte bulunamadım. Bana bundan sonra Rasulullah'la (sav) birlikte bir harbe katılmayı nasip edecek olursa, ne yapacağımı Allah (cc) o zaman görecektir' dedi ancak başka bir şey söylemekten de çekindi. Sonra Rasulullah'la (sav) birlikte Uhud savaşında bulundu. Karşısına Sa'd b. Muâz çıktı. Enes amcasına 'Ey Ebu Amr! Nereye?' deyince, 'Cennetin kokusuna hayran kaldım. Onu şuradaki Uhud Dağı'nın daha yakınından alıyorum' dedi. Ardından öldürülünceye dek küffarla harp etti. Amcamın cesedinde kimi kılıç, kimi mızrak kimi de ok olmak üzere seksen küsur yara vardı. Kız kardeşi olan halam Rubeyyi bt. Nadr 'Kardeşimi ancak parmak uçlarından tanıyabildim' dedi. Kısa süre sonra şu ayet-i kerime nâzil oldu (Müminlerden Allah'a verdikleri sözde sadık kalan öyle adamlar vardır ki, onlardan bazısı vefat etmiş bazısı da beklemektedir. Ama hiçbiri de verdiği sözü değiştirmemiştir.) Ashâb, bu ayetin amcamla Uhud'da şehid düşen arkadaşları hakkında indiğini düşünürlerdi."
Bize Muhammed b. Müsennâ ve (Muhammed) b. Beşşâr, o ikisine Muhammed b. Cafer, ona Şu'be (b. Haccâc), ona Amr b. Mürre, ona Ebu Vâil (Şakik b. Seleme), ona da Ebu Musa el-Eş'arî şöyle rivayet etmiştir: "Bir bedevi Rasulullah'a (sav) gelip şöyle dedi: 'Ey Allah'ın Rasulü! Bir yerde ganimet için savaşan bir kimse, bir yerde iyi savaştı desinler diye savaşan bir kimse, bir tarafta da konumu görünsün diye gösteriş için savaşan bir kimse var. Bunlardan hangisi Allah yolundadır?' Bunun üzerine Rasulullah (sav) şöyle buyurdu: 'Kim i'lây-ı kelimetullah (Allah'ın kelimesi olan tevhidin ve dinin en yüce olması) için savaşırsa, işte o Allah yolundadır'."