Öneri Formu
Hadis Id, No:
2742, M004660
Hadis:
حَدَّثَنِى مُحَمَّدُ بْنُ رَافِعٍ حَدَّثَنَا حُجَيْنٌ - يَعْنِى ابْنَ الْمُثَنَّى - حَدَّثَنَا لَيْثٌ عَنْ عُقَيْلٍ عَنِ ابْنِ شِهَابٍ فِى هَذَا الإِسْنَادِ بِمِثْلِهِ. وَزَادَ وَذَلِكَ قَبْلَ أَنْ يُسْلِمَ عَبْدُ اللَّهِ.
Tercemesi:
Bize Muhammed b. Râfi', ona Huceyn b. Müsenna, ona Leys, ona Ukayl, ona da İbn Şihab bu isnad ile benzeri şekilde nakledip; bu, Abdullah'ın müslüman olmasından önceydi ilavesinde bulunmuştur.
Açıklama:
Yazar, Kitap, Bölüm:
Müslim, Sahîh-i Müslim, Cihâd ve's-Siyer 4660, /767
Senetler:
()
Konular:
Eziyet, münafıkların Hz. Peygamber'e eziyetleri
Hz. Peygamber, kendisine yapılan eziyetler
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الأَعْلَى الْقَيْسِىُّ حَدَّثَنَا الْمُعْتَمِرُ عَنْ أَبِيهِ عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ قَالَ قِيلَ لِلنَّبِىِّ صلى الله عليه وسلم لَوْ أَتَيْتَ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ أُبَىٍّ قَالَ فَانْطَلَقَ إِلَيْهِ وَرَكِبَ حِمَارًا وَانْطَلَقَ الْمُسْلِمُونَ وَهِىَ أَرْضٌ سَبِخَةٌ فَلَمَّا أَتَاهُ النَّبِىُّ صلى الله عليه وسلم قَالَ إِلَيْكَ عَنِّى فَوَاللَّهِ لَقَدْ آذَانِى نَتْنُ حِمَارِكَ. قَالَ فَقَالَ رَجُلٌ مِنَ الأَنْصَارِ وَاللَّهِ لَحِمَارُ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَطْيَبُ رِيحًا مِنْكَ - قَالَ - فَغَضِبَ لِعَبْدِ اللَّهِ رَجُلٌ مِنْ قَوْمِهِ - قَالَ - فَغَضِبَ لِكُلِّ وَاحِدٍ مِنْهُمَا أَصْحَابُهُ - قَالَ - فَكَانَ بَيْنَهُمْ ضَرْبٌ بِالْجَرِيدِ وَبِالأَيْدِى وَبِالنِّعَالِ - قَالَ - فَبَلَغَنَا أَنَّهَا نَزَلَتْ فِيهِمْ "(وَإِنْ طَائِفَتَانِ مِنَ الْمُؤْمِنِينَ اقْتَتَلُوا فَأَصْلِحُوا بَيْنَهُمَا.)"
Öneri Formu
Hadis Id, No:
2744, M004661
Hadis:
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الأَعْلَى الْقَيْسِىُّ حَدَّثَنَا الْمُعْتَمِرُ عَنْ أَبِيهِ عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ قَالَ قِيلَ لِلنَّبِىِّ صلى الله عليه وسلم لَوْ أَتَيْتَ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ أُبَىٍّ قَالَ فَانْطَلَقَ إِلَيْهِ وَرَكِبَ حِمَارًا وَانْطَلَقَ الْمُسْلِمُونَ وَهِىَ أَرْضٌ سَبِخَةٌ فَلَمَّا أَتَاهُ النَّبِىُّ صلى الله عليه وسلم قَالَ إِلَيْكَ عَنِّى فَوَاللَّهِ لَقَدْ آذَانِى نَتْنُ حِمَارِكَ. قَالَ فَقَالَ رَجُلٌ مِنَ الأَنْصَارِ وَاللَّهِ لَحِمَارُ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَطْيَبُ رِيحًا مِنْكَ - قَالَ - فَغَضِبَ لِعَبْدِ اللَّهِ رَجُلٌ مِنْ قَوْمِهِ - قَالَ - فَغَضِبَ لِكُلِّ وَاحِدٍ مِنْهُمَا أَصْحَابُهُ - قَالَ - فَكَانَ بَيْنَهُمْ ضَرْبٌ بِالْجَرِيدِ وَبِالأَيْدِى وَبِالنِّعَالِ - قَالَ - فَبَلَغَنَا أَنَّهَا نَزَلَتْ فِيهِمْ "(وَإِنْ طَائِفَتَانِ مِنَ الْمُؤْمِنِينَ اقْتَتَلُوا فَأَصْلِحُوا بَيْنَهُمَا.)"
Tercemesi:
Bize Muhammed b. Abdula'lâ el-Kaysî, ona Mu'temir, ona babası (Süleyman), ona da Enes b. Malik şöyle rivayet etmiştir: Hz. Peygamber'e (sav), Abdullah b. Übey'e bir gitsen ya denildi. Nebî de (sav) ona git (mek üzere) bir eşeğe bindi. Müslümanlar da (onunla beraber) gittiler. Orası kurak bir araziydi. Rasulullah (sav) onun yanına geldiğinde (Abdullah), benden uzak dur! Vallahi! Eşeğinin kokusu bana eziyet veriyor dedi. Ensardan biri; vallahi! Rasulullah'ın (sav) eşeği, kokusu itibariyle senden muhakkak daha hoştur dedi. (Bu söz üzerine) Abdullah'ın kabilesinden bir adam sinirlendi. (Derken) iki tarafın arkadaşları öfkelendiler. Aralarında dal, eller ve terliklerle arbede meydana geldi. (Enes şöyle) demiştir: Bize ulaştığına göre "Müminlerden iki grup savaşırsa aralarını düzeltin" ayeti onlar hakkında inmiştir.
Açıklama:
Yazar, Kitap, Bölüm:
Müslim, Sahîh-i Müslim, Cihâd ve's-Siyer 4661, /768
Senetler:
()
Konular:
Eziyet, münafıkların Hz. Peygamber'e eziyetleri
Eziyet, müslümanın müslümana
Hz. Peygamber, kendisine yapılan eziyetler
Hz. Peygamber, müşriklerle ilişkileri
Islah, Arabuluculuk, insanların arasını düzeltmek
Öneri Formu
Hadis Id, No:
2771, M004670
Hadis:
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى وَابْنُ بَشَّارٍ - وَاللَّفْظُ لاِبْنِ الْمُثَنَّى - قَالاَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ عَنْ أَبِى إِسْحَاقَ قَالَ سَمِعْتُ الْبَرَاءَ قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَوْمَ الأَحْزَابِ يَنْقُلُ مَعَنَا التُّرَابَ وَلَقَدْ وَارَى التُّرَابُ بَيَاضَ بَطْنِهِ وَهُوَ يَقُولُ:
"وَاللَّهِ لَوْلاَ أَنْتَ مَا اهْتَدَيْنَا وَلاَ تَصَدَّقْنَا وَلاَ صَلَّيْنَا فَأَنْزِلَنْ سَكِينَةً عَلَيْنَا إِنَّ الأُلَى قَدْ أَبَوْا عَلَيْنَا." قَالَ وَرُبَّمَا قَالَ:
"إِنَّ الْمَلاَ قَدْ أَبَوْا عَلَيْنَا إِذَا أَرَادُوا فِتْنَةً أَبَيْنَا." وَيَرْفَعُ بِهَا صَوْتَهُ.
Tercemesi:
Bize Muhammed b. Müsenna ve Muhammed b. Beşşâr, -lafız, İbn Müsenna'ya aittir- o ikisine Muhammed b. Cafer, ona Şube, ona Ebu İshak, ona da Bera şöyle rivayet etmiştir: Rasulullah (sav), Ahzab günü bizimle toprak taşıyordu. Toprak, karnının beyazlığını örtmüş, (o ise) "vallahi! (ya Rabbi)! Sen olmasaydın ne hidayete erer, ne infakta bulunur, ne de namaz kılardık! Üzerimize huzuru (sekinet) indir. Onlar bize düşmanlık etmekteler" buyuruyordu. Hz. Peygamber (sav)i belki de "ileri gelenler, kabul etmediğimiz bir fitneyi istediklerinde bize düşmanlık etmekteler" buyurdu. Bunu derken sesini yükseltmiştir.
Açıklama:
Yazar, Kitap, Bölüm:
Müslim, Sahîh-i Müslim, Cihâd ve's-Siyer 4670, /770
Senetler:
1. Ebu Umare Bera b. Azib el-Ensarî (Bera b. Azib b. Haris b.Adî b. Cüşem)
2. Ebu İshak es-Sebiî (Amr b. Abdullah b. Ubeyd)
3. Şube b. Haccâc el-Atekî (Şu'be b. Haccac b. Verd)
4. Gunder Muhammed b. Cafer el-Hüzelî (Muhammed b. Cafer el-Hüzeli)
5. Muhammed b. Beşşâr el-Abdî (Muhammed b. Beşşâr b. Osman)
5. Muhammed b. Müsenna el-Anezî (Muhammed b. Müsenna b. Ubeyd b. Kays b. Dinar)
Konular:
Allah İnancı, hidayet ve dalalete sevketmesi
وَحَدَّثَنِى زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ - يَعْنِى ابْنَ عُلَيَّةَ - عَنْ عَبْدِ الْعَزِيزِ بْنِ صُهَيْبٍ عَنْ أَنَسٍ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم غَزَا خَيْبَرَ قَالَ فَصَلَّيْنَا عِنْدَهَا صَلاَةَ الْغَدَاةِ بِغَلَسٍ فَرَكِبَ نَبِىُّ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَرَكِبَ أَبُو طَلْحَةَ وَأَنَا رَدِيفُ أَبِى طَلْحَةَ فَأَجْرَى نَبِىُّ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِى زُقَاقِ خَيْبَرَ وَإِنَّ رُكْبَتِى لَتَمَسُّ فَخِذَ نَبِىِّ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَانْحَسَرَ الإِزَارُ عَنْ فَخِذِ نَبِىِّ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَإِنِّى لأَرَى بَيَاضَ فَخِذِ نَبِىِّ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَلَمَّا دَخَلَ الْقَرْيَةَ قَالَ: "اللَّهُ أَكْبَرُ خَرِبَتْ خَيْبَرُ إِنَّا إِذَا نَزَلْنَا بِسَاحَةِ قَوْمٍ فَسَاءَ صَبَاحُ الْمُنْذَرِينَ." قَالَهَا ثَلاَثَ مِرَارٍ قَالَ وَقَدْ خَرَجَ الْقَوْمُ إِلَى أَعْمَالِهِمْ فَقَالُوا مُحَمَّدٌ - [قَالَ عَبْدُ الْعَزِيزِ وَقَالَ بَعْضُ أَصْحَابِنَا - وَالْخَمِيسَ قَالَ وَأَصَبْنَاهَا عَنْوَةً.]
Bize Züheyr b. Harb, ona İsmail b. Uleyye, ona Abdülaziz b. Süheyb, ona da Enes şöyle rivayet etmiştir:
"Rasulullah (sav) Hayber gazasına çıktı. Orada sabah namazını karanlık vakitte kıldık. Hz. Peygamber (sav) (bineğine) atladı. Ebu Talha'nın terkisinde olduğum hâlde o da (bineğine) atladı. Hz. Peygamber (sav) Hayber sokaklarında (bineğini) sürdü. Dizlerim, Allah'ın Nebî'sinin (sav) uyluğuna değiyordu. (Derken) alt elbisesi, Allah'ın Nebî'sinin (sav) uyluğundan açıldı. Ben de Allah'ın Nebî'sinin (sav) uyluğunun beyazlığına bakıyordum. Yerleşim yerine girince üç defa 'Allah'u ekber! Hayber düştü! Biz, bir düşman toprağına girdiğimizde uyarılanların sabahı ne kötü olur' buyurdu. Hayberliler işlerine çıkmışlardı, (Hz. Peygamber'i görünce) 'işte Muhammed' diye bağrıştılar."
[Abdülaziz der ki: ashabımızdan bazıları "وَالْخَمِيسَ" (işte Muhammed ve ordusu) ifadesini kullanmışlardır. (Enes) der ki: (Hayber'i) kılıç zoru ile aldık.]
Öneri Formu
Hadis Id, No:
2752, M004665
Hadis:
وَحَدَّثَنِى زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ - يَعْنِى ابْنَ عُلَيَّةَ - عَنْ عَبْدِ الْعَزِيزِ بْنِ صُهَيْبٍ عَنْ أَنَسٍ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم غَزَا خَيْبَرَ قَالَ فَصَلَّيْنَا عِنْدَهَا صَلاَةَ الْغَدَاةِ بِغَلَسٍ فَرَكِبَ نَبِىُّ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَرَكِبَ أَبُو طَلْحَةَ وَأَنَا رَدِيفُ أَبِى طَلْحَةَ فَأَجْرَى نَبِىُّ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِى زُقَاقِ خَيْبَرَ وَإِنَّ رُكْبَتِى لَتَمَسُّ فَخِذَ نَبِىِّ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَانْحَسَرَ الإِزَارُ عَنْ فَخِذِ نَبِىِّ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَإِنِّى لأَرَى بَيَاضَ فَخِذِ نَبِىِّ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَلَمَّا دَخَلَ الْقَرْيَةَ قَالَ: "اللَّهُ أَكْبَرُ خَرِبَتْ خَيْبَرُ إِنَّا إِذَا نَزَلْنَا بِسَاحَةِ قَوْمٍ فَسَاءَ صَبَاحُ الْمُنْذَرِينَ." قَالَهَا ثَلاَثَ مِرَارٍ قَالَ وَقَدْ خَرَجَ الْقَوْمُ إِلَى أَعْمَالِهِمْ فَقَالُوا مُحَمَّدٌ - [قَالَ عَبْدُ الْعَزِيزِ وَقَالَ بَعْضُ أَصْحَابِنَا - وَالْخَمِيسَ قَالَ وَأَصَبْنَاهَا عَنْوَةً.]
Tercemesi:
Bize Züheyr b. Harb, ona İsmail b. Uleyye, ona Abdülaziz b. Süheyb, ona da Enes şöyle rivayet etmiştir:
"Rasulullah (sav) Hayber gazasına çıktı. Orada sabah namazını karanlık vakitte kıldık. Hz. Peygamber (sav) (bineğine) atladı. Ebu Talha'nın terkisinde olduğum hâlde o da (bineğine) atladı. Hz. Peygamber (sav) Hayber sokaklarında (bineğini) sürdü. Dizlerim, Allah'ın Nebî'sinin (sav) uyluğuna değiyordu. (Derken) alt elbisesi, Allah'ın Nebî'sinin (sav) uyluğundan açıldı. Ben de Allah'ın Nebî'sinin (sav) uyluğunun beyazlığına bakıyordum. Yerleşim yerine girince üç defa 'Allah'u ekber! Hayber düştü! Biz, bir düşman toprağına girdiğimizde uyarılanların sabahı ne kötü olur' buyurdu. Hayberliler işlerine çıkmışlardı, (Hz. Peygamber'i görünce) 'işte Muhammed' diye bağrıştılar."
[Abdülaziz der ki: ashabımızdan bazıları "وَالْخَمِيسَ" (işte Muhammed ve ordusu) ifadesini kullanmışlardır. (Enes) der ki: (Hayber'i) kılıç zoru ile aldık.]
Açıklama:
Yazar, Kitap, Bölüm:
Müslim, Sahîh-i Müslim, Cihâd ve's-Siyer 4665, /769
Senetler:
()
Konular:
Siyer, Hayber günü
Öneri Formu
Hadis Id, No:
2774, M004672
Hadis:
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مَسْلَمَةَ الْقَعْنَبِىُّ حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ أَبِى حَازِمٍ عَنْ أَبِيهِ عَنْ سَهْلِ بْنِ سَعْدٍ قَالَ جَاءَنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَنَحْنُ نَحْفِرُ الْخَنْدَقَ وَنَنْقُلُ التُّرَابَ عَلَى أَكْتَافِنَا فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم
"اللَّهُمَّ لاَ عَيْشَ إِلاَّ عَيْشُ الآخِرَةِ فَاغْفِرْ لِلْمُهَاجِرِينَ وَالأَنْصَارِ."
Tercemesi:
Bize Abdullah b. Mesleme el-Ka'neb, ona Abdülaziz b. Ebu Hâzim, ona babası (Seleme b. Dinar), ona da Sehl b. Sa'd şöyle rivayet etmiştir:
Bizler hendeği kazıp toprağı omuzlarımızda taşırken Rasulllah (sav) yanımıza gelip; "Allah'ım! Ahiret yaşantısından başka yaşantı yoktur! Muhacirlerle ensarı bağışla" buyurdu.
Açıklama:
Kültürümüzde Hadisler projesini ilgilendiren kısım:
اللَّهُمَّ لَا عَيْشَ إِلَّا عَيْشُ الْآخِرَهْ
Yazar, Kitap, Bölüm:
Müslim, Sahîh-i Müslim, Cihâd ve's-Siyer 4672, /771
Senetler:
1. Sehl b. Sa'd es-Sâidi (Sehl b. Sa'd b. Malik b. Halid b. Sa'lebe)
2. Ebû Hazim Seleme b. Dînar (Seleme b. Dînar)
3. Ebu Temmam Abdülaziz b. Ebu Hâzım el-Mahzûmî (Abdülaziz b. Seleme b. Dinar)
4. Ebu Abdurrahman Abdullah b. Mesleme el-Harisî (Abdullah b. Mesleme b. Ka'neb)
Konular:
Hz. Peygamber, hitabeti
Siyer, Hendek günü
Öneri Formu
Hadis Id, No:
2750, M004664
Hadis:
حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ الْحَنْظَلِىُّ وَعَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ الْمِسْوَرِ الزُّهْرِىُّ كِلاَهُمَا عَنِ ابْنِ عُيَيْنَةَ - وَاللَّفْظُ لِلزُّهْرِىِّ - حَدَّثَنَا سُفْيَانُ عَنْ عَمْرٍو سَمِعْتُ جَابِرًا يَقُولُ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم
"مَنْ لِكَعْبِ بْنِ الأَشْرَفِ فَإِنَّهُ قَدْ آذَى اللَّهَ وَرَسُولَهُ." فَقَالَ مُحَمَّدُ بْنُ مَسْلَمَةَ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَتُحِبُّ أَنْ أَقْتُلَهُ قَالَ:
"نَعَمْ." قَالَ ائْذَنْ لِى فَلأَقُلْ قَالَ:
"قُلْ." فَأَتَاهُ فَقَالَ لَهُ وَذَكَرَ مَا بَيْنَهُمَا وَقَالَ إِنَّ هَذَا الرَّجُلَ قَدْ أَرَادَ صَدَقَةً وَقَدْ عَنَّانَا. فَلَمَّا سَمِعَهُ قَالَ وَأَيْضًا وَاللَّهِ لَتَمَلُّنَّهُ. قَالَ إِنَّا قَدِ اتَّبَعْنَاهُ الآنَ وَنَكْرَهُ أَنْ نَدَعَهُ حَتَّى نَنْظُرَ إِلَى أَىِّ شَىْءٍ يَصِيرُ أَمْرُهُ - قَالَ - وَقَدْ أَرَدْتُ أَنْ تُسْلِفَنِى سَلَفًا قَالَ فَمَا تَرْهَنُنِى قَالَ مَا تُرِيدُ. قَالَ تَرْهَنُنِى نِسَاءَكُمْ قَالَ أَنْتَ أَجْمَلُ الْعَرَبِ أَنَرْهَنُكَ نِسَاءَنَا قَالَ لَهُ تَرْهَنُونِى أَوْلاَدَكُمْ. قَالَ يُسَبُّ ابْنُ أَحَدِنَا فَيُقَالُ رُهِنَ فِى وَسْقَيْنِ مِنْ تَمْرٍ. وَلَكِنْ نَرْهَنُكَ اللأْمَةَ - يَعْنِى السِّلاَحَ - قَالَ فَنَعَمْ. وَوَاعَدَهُ أَنْ يَأْتِيَهُ بِالْحَارِثِ وَأَبِى عَبْسِ بْنِ جَبْرٍ وَعَبَّادِ بْنِ بِشْرٍ قَالَ فَجَاءُوا فَدَعَوْهُ لَيْلاً فَنَزَلَ إِلَيْهِمْ قَالَ سُفْيَانُ قَالَ غَيْرُ عَمْرٍو قَالَتْ لَهُ امْرَأَتُهُ إِنِّى لأَسْمَعُ صَوْتًا كَأَنَّهُ صَوْتُ دَمٍ قَالَ إِنَّمَا هَذَا مُحَمَّدُ بْنُ مَسْلَمَةَ وَرَضِيعُهُ وَأَبُو نَائِلَةَ إِنَّ الْكَرِيمَ لَوْ دُعِىَ إِلَى طَعْنَةٍ لَيْلاً لأَجَابَ. قَالَ مُحَمَّدٌ إِنِّى إِذَا جَاءَ فَسَوْفَ أَمُدُّ يَدِى إِلَى رَأْسِهِ فَإِذَا اسْتَمْكَنْتُ مِنْهُ فَدُونَكُمْ قَالَ فَلَمَّا نَزَلَ نَزَلَ وَهُوَ مُتَوَشِّحٌ فَقَالُوا نَجِدُ مِنْكَ رِيحَ الطِّيبِ قَالَ نَعَمْ تَحْتِى فُلاَنَةُ هِىَ أَعْطَرُ نِسَاءِ الْعَرَبِ. قَالَ فَتَأْذَنُ لِى أَنْ أَشُمَّ مِنْهُ قَالَ نَعَمْ فَشُمَّ. فَتَنَاوَلَ فَشَمَّ ثُمَّ قَالَ أَتَأْذَنُ لِى أَنْ أَعُودَ قَالَ فَاسْتَمْكَنَ مِنْ رَأْسِهِ ثُمَّ قَالَ دُونَكُمْ. قَالَ فَقَتَلُوهُ.
Tercemesi:
Bize İshak b. İbrahim el-Hanzalî ve Abdullah b. Muhammed b. Abdurrahman b. Misver ez-Zührî, onlara İbn Uyeyne, -lafız, ez-Zührî'ye aittir- ona Süfyan, ona Amr, ona da Cabir şöyle rivayet etmiştir: Rasulullah (sav); "kim Kâ'b b. Eşref'in icabına bakar? O, Allah'a ve Rasulüne eziyet etmekte" buyurdu. Muhammed b. Mesleme, ya Rasulullah! Onu öldürmemi ister misin dedi. Nebî (sav); "evet" buyurdu. (Muhammed), (O zaman) bana izin ver de (senin hakkında ileri geri) konuşayım dedi. Rasulullah (sav); "konuş" buyurdu. (Muhammed, Kâ'b'ın) yanına geldi, onunla konuştu ve (peygamberle) aralarındaki (durumdan) bahsetti ve bu adam sadaka istedi, bizi sıkıntıya soktu dedi. (Kâ'b) onu duyunca, vallahi! Ondan daha çok çekeceğiniz var dedi. (Muhammed), Biz şimdi ona tâbi olduk. İşinin (sonunun nereye) varacağını görmeden onu bırakmayı uygun görmüyoruz dedi. (Muhammed sözlerine devam ederek) Bana borç vermeni istiyorum dedi. (Kâ'b), Bana ne rehin vereceksin dedi. (Muhammed), Ne istiyorsun dedi. (Kâ'b), Bana kadınlarınızı rehin ver dedi. (Muhammed), Sen Araplar'ın en yakışıklısısın. Sana kadınlarımızı mı rehin vereceğiz dedi. (Kâ'b), Erkek çocuklarınızı bana rehin verin dedi. (Muhammed), (Sonra) bizden birinin oğluna iki vesak hurmaya rehin verildi diye sövülsün, (öyle mi)? Ama sana silahımızı rehin verelim dedi. (Kâ'b), Olur dedi. (Muhammed, Kâ'b ile), Haris, Ebu Abs b. Cebr ve Abbad b. Bişr'i getireceğine dair sözleşti. (Sonra) ona geldiler ve geceleyin onu çağırdılar. (Kâ'b) yanlarına indi. -Ravi Süfyan, Amr'dan başkasının hanımının, Kâ'b'a; havada kan kokusu var dediğini (Kâ'b'ın da) O Muhammed b. Mesleme, süt kardeşi ve Ebu Nâile'dir. Cömert kimse, geceleyin vurulmaya çağırılsa bile icabet eder karşılığını verdiğini kaydetmiştir- Muhammed, (Kâ'b) geldiğinde elimi başına uzatacağım. Onu yakaladığımda iş size kalmıştır dedi. (Kâ'b) indiğinde, kokulanmış bir hâlde indi. Onlar, senden hoş koku almaktayız dediler. (Kâ'b), evet! Nikahımda falanca kadın var. O Arap kadınlarının en hoş kokulusu dedi. (Muhammed), Bana izin ver de onu koklayayım dedi. (Kâ'b), Tabi kokla dedi. (Muhammed) kalkıp kokladı. Ardından tekrar koklamama izin ver dedi. (Derken) onu yakaladı, sonra da bitirin işini dedi. (Neticede) onu öldürdüler.
Açıklama:
Yazar, Kitap, Bölüm:
Müslim, Sahîh-i Müslim, Cihâd ve's-Siyer 4664, /768
Senetler:
()
Konular:
Eziyet, münafıkların Hz. Peygamber'e eziyetleri
Hz. Peygamber, müşriklerle ilişkileri
Tarihsel şahsiyetler, Ka'b. b. Eşref, öldürülmesi
حَدَّثَنَا حَامِدُ بْنُ عُمَرَ الْبَكْرَاوِىُّ حَدَّثَنَا مُعْتَمِرٌ قَالَ سَمِعْتُ أَبِى يَقُولُ حَدَّثَنَا أَنَسٌ قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم
"مَنْ يَعْلَمُ لِى مَا فَعَلَ أَبُو جَهْلٍ." بِمِثْلِ حَدِيثِ ابْنِ عُلَيَّةَ وَقَوْلِ أَبِى مِجْلَزٍ كَمَا ذَكَرَهُ إِسْمَاعِيلُ .
Öneri Formu
Hadis Id, No:
2747, M004663
Hadis:
حَدَّثَنَا حَامِدُ بْنُ عُمَرَ الْبَكْرَاوِىُّ حَدَّثَنَا مُعْتَمِرٌ قَالَ سَمِعْتُ أَبِى يَقُولُ حَدَّثَنَا أَنَسٌ قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم
"مَنْ يَعْلَمُ لِى مَا فَعَلَ أَبُو جَهْلٍ." بِمِثْلِ حَدِيثِ ابْنِ عُلَيَّةَ وَقَوْلِ أَبِى مِجْلَزٍ كَمَا ذَكَرَهُ إِسْمَاعِيلُ .
Tercemesi:
Bize Hamid b. Ömer el-Bekrâvî, ona Mu'temir, ona babası (Süleyman), ona da Enes şöyle rivayet etmiştir: Rasulullah (sav); "kim Ebu Cehil'in ne yaptığını benim için öğrenir" buyurdu. (Ardından ravi), İbn Uleyye rivayetinin ve Ebu Miclez'in sözünün benzerini İsmail'in zikrettiği gibi nakletti.
Açıklama:
Yazar, Kitap, Bölüm:
Müslim, Sahîh-i Müslim, Cihâd ve's-Siyer 4663, /768
Senetler:
()
Konular:
Tarihsel şahsiyetler, Ebu Cehil ve karısı
Öneri Formu
Hadis Id, No:
2740, M004659
Hadis:
حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ الْحَنْظَلِىُّ وَمُحَمَّدُ بْنُ رَافِعٍ وَعَبْدُ بْنُ حُمَيْدٍ - وَاللَّفْظُ لاِبْنِ رَافِعٍ - قَالَ ابْنُ رَافِعٍ حَدَّثَنَا وَقَالَ الآخَرَانِ أَخْبَرَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ عَنِ الزُّهْرِىِّ عَنْ عُرْوَةَ أَنَّ أُسَامَةَ بْنَ زَيْدٍ أَخْبَرَهُ أَنَّ النَّبِىَّ صلى الله عليه وسلم رَكِبَ حِمَارًا عَلَيْهِ إِكَافٌ تَحْتَهُ قَطِيفَةٌ فَدَكِيَّةٌ وَأَرْدَفَ وَرَاءَهُ أُسَامَةَ وَهُوَ يَعُودُ سَعْدَ بْنَ عُبَادَةَ فِى بَنِى الْحَارِثِ بْنِ الْخَزْرَجِ وَذَاكَ قَبْلَ وَقْعَةِ بَدْرٍ حَتَّى مَرَّ بِمَجْلِسٍ فِيهِ أَخْلاَطٌ مِنَ الْمُسْلِمِينَ وَالْمُشْرِكِينَ عَبَدَةِ الأَوْثَانِ وَالْيَهُودِ فِيهِمْ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ أُبَىٍّ وَفِى الْمَجْلِسِ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ رَوَاحَةَ فَلَمَّا غَشِيَتِ الْمَجْلِسَ عَجَاجَةُ الدَّابَّةِ خَمَّرَ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ أُبَىٍّ أَنْفَهُ بِرِدَائِهِ ثُمَّ قَالَ لاَ تُغَبِّرُوا عَلَيْنَا. فَسَلَّمَ عَلَيْهِمُ النَّبِىُّ صلى الله عليه وسلم ثُمَّ وَقَفَ فَنَزَلَ فَدَعَاهُمْ إِلَى اللَّهِ وَقَرَأَ عَلَيْهِمُ الْقُرْآنَ فَقَالَ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ أُبَىٍّ أَيُّهَا الْمَرْءُ لاَ أَحْسَنَ مِنْ هَذَا إِنْ كَانَ مَا تَقُولُ حَقًّا فَلاَ تُؤْذِنَا فِى مَجَالِسِنَا وَارْجِعْ إِلَى رَحْلِكَ فَمَنْ جَاءَكَ مِنَّا فَاقْصُصْ عَلَيْهِ. فَقَالَ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ رَوَاحَةَ اغْشَنَا فِى مَجَالِسِنَا فَإِنَّا نُحِبُّ ذَلِكَ. قَالَ فَاسْتَبَّ الْمُسْلِمُونَ وَالْمُشْرِكُونَ وَالْيَهُودُ حَتَّى هَمُّوا أَنْ يَتَوَاثَبُوا فَلَمْ يَزَلِ النَّبِىُّ صلى الله عليه وسلم يُخَفِّضُهُمْ ثُمَّ رَكِبَ دَابَّتَهُ حَتَّى دَخَلَ عَلَى سَعْدِ بْنِ عُبَادَةَ فَقَالَ:
"أَىْ سَعْدُ أَلَمْ تَسْمَعْ إِلَى مَا قَالَ أَبُو حُبَابٍ - يُرِيدُ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ أُبَىٍّ - قَالَ كَذَا وَكَذَا." قَالَ اعْفُ عَنْهُ يَا رَسُولَ اللَّهِ وَاصْفَحْ فَوَاللَّهِ لَقَدْ أَعْطَاكَ اللَّهُ الَّذِى أَعْطَاكَ وَلَقَدِ اصْطَلَحَ أَهْلُ هَذِهِ الْبُحَيْرَةِ أَنْ يُتَوِّجُوهُ فَيُعَصِّبُوهُ بِالْعِصَابَةِ فَلَمَّا رَدَّ اللَّهُ ذَلِكَ بِالْحَقِّ الَّذِى أَعْطَاكَهُ شَرِقَ بِذَلِكَ فَذَلِكَ فَعَلَ بِهِ مَا رَأَيْتَ. فَعَفَا عَنْهُ النَّبِىُّ صلى الله عليه وسلم.
Tercemesi:
Bize İshak b. İbrahim el-Hanzalî, ona Muhammed b. Râfi' ve Abd b. Humeyd, -lafız, İbn Râfi'ye aittir- onlara Abdürrezzak, onlara Ma'mer, ona ez-Zührî, ona Urve, ona da Üsame b. Zeyd şöyle rivayet etmiştir: Nebî (sav), üzerinde semer, (semerin) altında da Fedek işi kadife (bir kumaş) olan eşeğe binip terkisine de Üsame'yi aldı. (O esnada) Hâris b. Hazrec oğullarındaki Sa'd b. Ubade'yi ziyaret etmek istiyordu. Bu (olay), Bedir Savaşı'ndan önce idi. Nihayet müslümanlardan, puta tapan müşriklerden ve yahudilerden oluşan bir meclise uğradı. Mecliste Abdullah b. Übey ve Abdullah b. Revâha da vardı. Bineğin çıkardığı toz meclisi kaplayınca Abdullah b. Übey, elbisesi ile burnunu kapattı. Ardından; üzerimize toz kaldırma dedi. Hz. Peygamber (sav) onlara selma verdi. Sonra durup indi. Onları Allah'a davet edip onlara Kur'ân okudu. Abdullah b. Übey; adam! Eğer dediğin hakikat ise bundan daha güzeli yoktur! Bizi meclislerimizde sıkboğaz etme! Evine dön! (Ne anlatacaksan) bizden sana gelenlere anlat dedi. Abdullah b. Revâha (söze girip); meclislerimize gel! Biz bunu seviyoruz dedi. (Derken) müslümanlar, müşrikler ve yahudiler ağız dalaşına tutuştular. Öyle ki, birbirlerine saldırmaya yeltendiler. Nebî (sav) ise onları sakinleştirmeye çalıştı. Akabinde bineğine atladı. Nihayet Sa'd b. Ubade'nin yanına girdi. Nebî (sav); "ey Sa'd! Ebu Hubâb Abdullah b. Übey'in dediğini işitmedin mi? Şöyle şöyle dedi" buyurdu. (Sa'd), ya Rasulullah! Onu bağışla ve hoş gör! Vallahi! Allah sana verdiği verdi (ama) bu belde ahalisi ona iltifat edip onu lider edinmekte ittifak etmişlerdi. Allah sana vermiş olduğu hak ile bunu engellediğinde bu onun zoruna gitti. Gördüğünü de bundan dolayı yaptı. Hz. Peygamber de (sav) onu affetti.
Açıklama:
Yazar, Kitap, Bölüm:
Müslim, Sahîh-i Müslim, Cihâd ve's-Siyer 4659, /767
Senetler:
()
Konular:
Eziyet, münafıkların Hz. Peygamber'e eziyetleri
Hz. Peygamber, müşriklerle ilişkileri
Teşvik edilenler, Bağışlayıcı olmak
وَحَدَّثَنِى أَبُو الطَّاهِرِ أَخْبَرَنَا ابْنُ وَهْبٍ أَخْبَرَنِى يُونُسُ عَنِ ابْنِ شِهَابٍ أَخْبَرَنِى عَبْدُ الرَّحْمَنِ - وَنَسَبَهُ غَيْرُ ابْنِ وَهْبٍ فَقَالَ ابْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ كَعْبِ بْنِ مَالِكٍ - أَنَّ سَلَمَةَ بْنَ الأَكْوَعِ قَالَ لَمَّا كَانَ يَوْمُ خَيْبَرَ قَاتَلَ أَخِى قِتَالاً شَدِيدًا مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَارْتَدَّ عَلَيْهِ سَيْفُهُ فَقَتَلَهُ فَقَالَ أَصْحَابُ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِى ذَلِكَ وَشَكُّوا فِيهِ رَجُلٌ مَاتَ فِى سِلاَحِهِ. وَشَكُّوا فِى بَعْضِ أَمْرِهِ. قَالَ سَلَمَةُ فَقَفَلَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مِنْ خَيْبَرَ فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ ائْذَنْ لِى أَنْ أَرْجُزَ لَكَ. فَأَذِنَ لَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ عُمَرُ بْنُ الْخَطَّابِ أَعْلَمُ مَا تَقُولُ قَالَ فَقُلْتُ وَاللَّهِ لَوْلاَ اللَّهُ مَا اهْتَدَيْنَا وَلاَ تَصَدَّقْنَا وَلاَ صَلَّيْنَا فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم
"صَدَقْتَ." وَأَنْزِلَنَّ سَكِينَةً عَلَيْنَا وَثَبِّتِ الأَقْدَامَ إِنْ لاَقَيْنَا وَالْمُشْرِكُونَ قَدْ بَغَوْا عَلَيْنَا قَالَ فَلَمَّا قَضَيْتُ رَجَزِى قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم
"مَنْ قَالَ هَذَا." قُلْتُ قَالَهُ أَخِى فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم
"يَرْحَمُهُ اللَّهُ." قَالَ فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّ نَاسًا لَيَهَابُونَ الصَّلاَةَ عَلَيْهِ يَقُولُونَ رَجُلٌ مَاتَ بِسِلاَحِهِ. فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم
"مَاتَ جَاهِدًا مُجَاهِدًا."
قَالَ ابْنُ شِهَابٍ ثُمَّ سَأَلْتُ ابْنًا لِسَلَمَةَ بْنِ الأَكْوَعِ فَحَدَّثَنِى عَنْ أَبِيهِ مِثْلَ ذَلِكَ غَيْرَ أَنَّهُ قَالَ - حِينَ قُلْتُ إِنَّ نَاسًا يَهَابُونَ الصَّلاَةَ عَلَيْهِ - فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم "كَذَبُوا مَاتَ جَاهِدًا مُجَاهِدًا فَلَهُ أَجْرُهُ مَرَّتَيْنِ." وَأَشَارَ بِإِصْبَعَيْهِ.]
Öneri Formu
Hadis Id, No:
2769, M004669
Hadis:
وَحَدَّثَنِى أَبُو الطَّاهِرِ أَخْبَرَنَا ابْنُ وَهْبٍ أَخْبَرَنِى يُونُسُ عَنِ ابْنِ شِهَابٍ أَخْبَرَنِى عَبْدُ الرَّحْمَنِ - وَنَسَبَهُ غَيْرُ ابْنِ وَهْبٍ فَقَالَ ابْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ كَعْبِ بْنِ مَالِكٍ - أَنَّ سَلَمَةَ بْنَ الأَكْوَعِ قَالَ لَمَّا كَانَ يَوْمُ خَيْبَرَ قَاتَلَ أَخِى قِتَالاً شَدِيدًا مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَارْتَدَّ عَلَيْهِ سَيْفُهُ فَقَتَلَهُ فَقَالَ أَصْحَابُ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِى ذَلِكَ وَشَكُّوا فِيهِ رَجُلٌ مَاتَ فِى سِلاَحِهِ. وَشَكُّوا فِى بَعْضِ أَمْرِهِ. قَالَ سَلَمَةُ فَقَفَلَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مِنْ خَيْبَرَ فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ ائْذَنْ لِى أَنْ أَرْجُزَ لَكَ. فَأَذِنَ لَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ عُمَرُ بْنُ الْخَطَّابِ أَعْلَمُ مَا تَقُولُ قَالَ فَقُلْتُ وَاللَّهِ لَوْلاَ اللَّهُ مَا اهْتَدَيْنَا وَلاَ تَصَدَّقْنَا وَلاَ صَلَّيْنَا فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم
"صَدَقْتَ." وَأَنْزِلَنَّ سَكِينَةً عَلَيْنَا وَثَبِّتِ الأَقْدَامَ إِنْ لاَقَيْنَا وَالْمُشْرِكُونَ قَدْ بَغَوْا عَلَيْنَا قَالَ فَلَمَّا قَضَيْتُ رَجَزِى قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم
"مَنْ قَالَ هَذَا." قُلْتُ قَالَهُ أَخِى فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم
"يَرْحَمُهُ اللَّهُ." قَالَ فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّ نَاسًا لَيَهَابُونَ الصَّلاَةَ عَلَيْهِ يَقُولُونَ رَجُلٌ مَاتَ بِسِلاَحِهِ. فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم
"مَاتَ جَاهِدًا مُجَاهِدًا."
قَالَ ابْنُ شِهَابٍ ثُمَّ سَأَلْتُ ابْنًا لِسَلَمَةَ بْنِ الأَكْوَعِ فَحَدَّثَنِى عَنْ أَبِيهِ مِثْلَ ذَلِكَ غَيْرَ أَنَّهُ قَالَ - حِينَ قُلْتُ إِنَّ نَاسًا يَهَابُونَ الصَّلاَةَ عَلَيْهِ - فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم "كَذَبُوا مَاتَ جَاهِدًا مُجَاهِدًا فَلَهُ أَجْرُهُ مَرَّتَيْنِ." وَأَشَارَ بِإِصْبَعَيْهِ.]
Tercemesi:
Bize Ebu Tahir, ona İbn Vehb, ona Yunus, ona İbn Şihab, ona Abdurrahman b. Abdullah b. Kâ'b b. Malik, ona da Seleme b. Ekva' şöyle rivayet etmiştir: Hayber günü kardeşim, Rasulullah (sav) ile (aynı safta) epeyce savaştı! (Derken) kılıcı kendisine dönüverip onu öldürdü. Rasulullah'ın (sav) ashabı da bu konuda konuştular ve ona dair şüpheye düşüp adam, kendi silahı ile öldü dediler. Bazı işlerinde (de) şüpheye düştüler. Hz. Peygamber (sav) Hayber'den döndü. Ben, ya Rasulullah! Bana izin ver de sana şiir okuyayım dedim. Rasulullah (sav) ona (Seleme'ye) izin verdi. Ömer b. Hattab da ne okuyacağını biliyorum dedi. Ben, vallahi! Allah olmasaydı ne hidayete erer ne infakta bulunur ne de namaz kılardık dedim. Rasulullah (sav); "doğru dedin!" buyurdu. Üzerimize huzuru (sekinet) indir, (düşmanla) karşılaşırsak ayakları(mızı) sabit kıl! Müşrikler üzerimize saldırmışlardır dedim. Şiirimi bitirdiğimde Hz. Peygamber (sav); bunu kim söyledi" buyurdu. Ben, onu kardeşim söyledi dedim. Nebî (sav); "Allah ona rahmet etsin" buyurdu. Ben, ya Rasulullah! İnsanlar onun (cenaze) namazını kılmaktan çekiniyorlar da adam, kendi silahı ile öldü diyorlar dedim. Rasulullah (sav); "o, çabalayarak, mücahid olarak can vermiştir" buyurdu.
[İbn Şihab şöyle demiştir: Seleme b. Ekva'nın oğluna sordum da bana babasından naklen bunun benzeri rivayette bulundu. Ne var ki o şöyle dedi: İnsanlar (cenaze) namazını kılmaktan çekiniyorlar dediğimde Rasulullah (sav); "yanılıyorlar! O, çabalayarak ve mücahid olarak can vermiştir. Ona iki sevap vardır" buyurdu (bu esnada da) iki parmağına işaret etti.]
Açıklama:
Yazar, Kitap, Bölüm:
Müslim, Sahîh-i Müslim, Cihâd ve's-Siyer 4669, /770
Senetler:
1. Ebu İyas Seleme b. Ekva' (Seleme b. Amr b. Sinan b. Abdullah)
2. Abdurrahman b. Abdullah el-Ensarî (Abdurrahaman b. Abdullah b. Ka'b b. Malik)
3. Ebu Bekir Muhammed b. Şihab ez-Zührî (Muhammed b. Müslim b. Ubeydullah b. Abdullah b. Şihab)
4. Yunus b. Yezid el-Eyli (Yunus b. Yezid b. Mişkan)
5. Abdullah b. Vehb el-Kuraşî (Abdullah b. Vehb b. Müslim)
6. Ebu Tahir Ahmed b. Amr el-Kuraşî (Ahmed b. Amr b. Abdullah)
Konular:
Allah İnancı, hidayet ve dalalete sevketmesi
Hz. Peygamber, daveti
Hz. Peygamber, hitabeti
Hz. Peygamber, öğreticiliği
Sahabe, Fazileti
Sahabe, İlk Müslüman Nesiller
Siyer, Hayber günü
حَدَّثَنِى عَمْرُو بْنُ مُحَمَّدٍ النَّاقِدُ حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ أَخْبَرَنَا حَمَّادُ بْنُ سَلَمَةَ عَنْ ثَابِتٍ عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ أَنَّ ثَمَانِينَ رَجُلاً مِنْ أَهْلِ مَكَّةَ هَبَطُوا عَلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مِنْ جَبَلِ التَّنْعِيمِ مُتَسَلِّحِينَ يُرِيدُونَ غِرَّةَ النَّبِىِّ صلى الله عليه وسلم وَأَصْحَابِهِ فَأَخَذَهُمْ سَلَمًا فَاسْتَحْيَاهُمْ فَأَنْزَلَ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ "(وَهُوَ الَّذِى كَفَّ أَيْدِيَهُمْ عَنْكُمْ وَأَيْدِيَكُمْ عَنْهُمْ بِبَطْنِ مَكَّةَ مِنْ بَعْدِ أَنْ أَظْفَرَكُمْ عَلَيْهِمْ)"
Öneri Formu
Hadis Id, No:
2788, M004679
Hadis:
حَدَّثَنِى عَمْرُو بْنُ مُحَمَّدٍ النَّاقِدُ حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ أَخْبَرَنَا حَمَّادُ بْنُ سَلَمَةَ عَنْ ثَابِتٍ عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ أَنَّ ثَمَانِينَ رَجُلاً مِنْ أَهْلِ مَكَّةَ هَبَطُوا عَلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مِنْ جَبَلِ التَّنْعِيمِ مُتَسَلِّحِينَ يُرِيدُونَ غِرَّةَ النَّبِىِّ صلى الله عليه وسلم وَأَصْحَابِهِ فَأَخَذَهُمْ سَلَمًا فَاسْتَحْيَاهُمْ فَأَنْزَلَ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ "(وَهُوَ الَّذِى كَفَّ أَيْدِيَهُمْ عَنْكُمْ وَأَيْدِيَكُمْ عَنْهُمْ بِبَطْنِ مَكَّةَ مِنْ بَعْدِ أَنْ أَظْفَرَكُمْ عَلَيْهِمْ)"
Tercemesi:
Bize Amr b. Muhammed en-Nakıd, ona Yezid b. Harun, ona Hammad b. Seleme, ona Sabit, ona da Enes b. Malik şöyle rivayet etmiştir: Mekkeliler'den seksen kişi silahlanmış vaziyette Ten'îm Dağı'ndan Rasulullah'ı (sav) ve ashabını öldürmek niyeti ile indiler. (Ancak) Nebî (sav) onları esir alıp serbest bıraktı. (Bunun üzerine) Cenâb-ı Hak, "O Allah ki, Mekke'nin ortasında sizi onlara karşı muzaffer kıldıktan sonra ellerini sizin üzerinizden, ellerinizi de onların ellerinden çekmiştir" ayetini indirdi.
Açıklama:
Yazar, Kitap, Bölüm:
Müslim, Sahîh-i Müslim, Cihâd ve's-Siyer 4679, /775
Senetler:
()
Konular:
Suikast, Hz. Peygamber'e yapılan