18880 Kayıt Bulundu.
Giriş
Bize Muhammed b. Amr, ona Ali b. Mukaddem, ona İbn Ebu Adiy, ona Şu'be, ona Abdullah b. Bişr el-Has'amî, ona Ebu Zür'a (b. Amr), ona da Ebu Hureyre şöyle demiştir: Rasulullah (sav) yolculuğa çıktığında bineğine binip parmağını kaldırıp [Şu'be parmağını kaldırdı] şöyle derdi: "Allah'ım! Yolculukta sahibimiz, geride kalanları emanet edecek vekilimiz Sensin. Allah'ım! Yolculuğun meşakkatinden ve kötü sonuçlarla dönmekten Sana sığınırım."
Bizew Yunus b. Abdül'a'lâ ile el-Hâris b. Miskîn, onlara İbn Vehb, ona Yunus b. Yezîd ile el-Leys b. Sa'd, onlara İbn Şihâb, ona Urve b. ez-Zübeyr, ona da Abdullah b. ez-Zübeyr'in anlattığıuna göre; (babası) Zübeyr b. Avvâm (ra), Rasûlullah (s.a.v) ile beraber Bedir savaşına katılan Ensar'dan bir adamla bahçe sulama konusunda münakaşa etmişler. Her ikisi de hurmalıklarını o su ile suluyorlardı. Ensarî, "- Suyu bırak aksın!" dedi, ama Zübeyr kabul etmedi. Bunun üzerine Rasûlullah (sav), "- Ya Zübeyr, önce kendin sula, sonra komşuna da suyu gönder!" buyurdu. Ensarî kızdı ve, "- Ey Allah'ın Rasûlü! Zübeyr halanın oğlu olduğu için mi böyle hüküm veriyorsun?" dedi. Bu söz üzerine Rasûlullah'ın (sav) rengi değişti ve şöyle buyurdu: "- Ey Zübeyr! Bahçeni sula, sonra suyu tut, hurma ağaçlarının köklerine ulaşmadan bırakma!" Böylece Hz. Peygamber, Zübeyr’e kendi hakkını bol bol kullanmasını söyledi. Halbuki daha önce Rasûlullah (sav) Zübeyr’e, hem kendisi için, hem de Ensârî için müsamahalı şekilde sulama yapmasını işaret etmişti. Ama Ensârî, Allah’ın Rasûlüne öfkelenince, Hz. Peygamber Zübeyr’e hakkını bol bol kullanması için apaçık bir hüküm şeklinde karar verdi. Zübeyr der ki: Sanırım, "Hayır! Rabbine andolsun ki onlar, aralarında çıkan anlaşmazlık konusunda seni hakem kılıp sonra da verdiğin hükümden içlerinde hiçbir sıkıntı duymaksızın tam bir teslimiyetle onu kabul etmedikçe iman etmiş olmazlar" (Nisâ, 4/65) meâlindeki âyet bu konu hakkında gelmişti. O ikisinden biri bu olayda diğerinden daha fazla hak sahibi idi.
Bize Ebu Hatim es-Sicistânî, ona Abdullah b. Recâ, ona Said b. Seleme, ona Muttalibin azatlısı Amr b. Ebu Amr, ona Abdullah b. Muttalib, ona da Enes'in rivayet ettiğine göre Rasulullah (sav) dua ettiğinde şöyle derdi: "Allah'ım! Gam ve üzüntüden, acizlikten, tembellikten, cimrilikten, korkaklıktan, borç sıkıntısından ve yenilgiye uğramaktan sana sığınırım." [Ebu Abdurrahman (en-Nesâî) der ki: Saîd b. Seleme zayıf bir ravidir. Biz bu hadisi sadece rivayetteki fazlalık (ziyade) sebebiyle naklettik.]
Bize Süveyd b. Nasr, ona Abdullah, ona Ubeydullah, ona Hubeyb b. Abdurrahman, ona Hafs b. Asım, ona da Ebu Hureyre, Rasulullah'ın (sav) şöyle dediğini rivayet etmiştir: "Yedi gurup insanı Allah hiçbir gölgenin bulunmadığı bir günde kendi arşının gölgesinde gölgelendirecektir: 1- Adaletli devlet başkanı. 2- Allah’a ibadet ederek yetişen genç. 3- Tenha yerlerde Allah’ı hatırlayarak gözlerinden yaş akıtan kimse. 4- Kalbi Allah’ın mescidlerine bağlı olan kimse, 5- Allah rızası için birbirini seven dostlar, 6- İtibarlı ve güzel bir kadının kendisine çağırdığı halde, Allah’tan korkarım diyerek ona yanaşmayan bir kimse, 7- Sağ elinin verdiğini sol eli bilmeyecek kadar gizli sadaka veren kimse."
Bize Zekeriya b. Yahya, ona, Abdüla'lâ b. Hammâd, ona, Bişr b. Sirrî, ona Abdullah b. Mübarek, ona Ma'mer (T); Ahmed b. Ali b. Saîd, ona Yahya b. Maîn, ona Hişâm b. Yusuf ve Abdurrezzak, ona Ma'mer, ona Zührî, ona Salim, ona da babası (Abdullah b. Ömer) şöyle rivayet etmiştir: Hz. Peygamber (sav), Halid b. Velid'i Cezîme Oğulları üzerine gönderdi, Halid onları İslâm'a davet etti. Fakat onlar "eslemnâ (biz İslâm'a girdik)" diyemediler, bunun yerine "saba'nâ (Şirkten vazgeçtik)" demeğe başladılar. Bunun üzerine Halid, bunlardan bir kısmını öldürmeye, bir kısmını da esir almaya başladı ve her bir kişiye de kendi esirini verdi. Ertesi gün olunca Halid, bizden herkesin kendi esirini öldürmesini emretti. İbn Ömer der ki: Ben "vallahi ne ben ne de herhangi bir kimse esirini öldürmeyecek" dedim. Bişr der ki: (İbn Ömer "arkadaşlarımdan hiçbirisi de esirini öldürmeyecektir" dedi. Râvî der ki: Hz. Peygamber'in (sav) huzuruna geldik ve Halid'in yaptığı kendisine anlatıldı. Bunun üzerine Hz. Peygamber (sav) elini kaldırdı ve "Allah'ım, ben, Halid'in yaptığı bu işten uzak olduğumu sana arz ederim." dedi. Zekeriya rivayetinde der ki: Bişr'in rivayetinde -olay kendisine anlatılınca, Hz. Peygamber (sav) "Allah'ım, ben, Halid'in yaptığı bu işten uzak olduğumu sana arz ederim." ifadesini iki defa söyledi.
Bize Muhammed b. Seleme, ona Abdurrahman b. Kasım, ona Malik, ona Übeydullah b. Abdullah b. Utbe, ona da Ebu Hureyre ve Zeyd b. Halid el-Cühenî şöyle rivayet etmişlerdir: İki adam davalarını Rasulullah'ın (sav) huzuruna taşıdılar. Onlardan biri “aramızda Allah’ın Kitabı'na göre hükmet” dedi. Karşı taraf ondan daha anlayışlı biriydi, o da “doğrudur ey Allah'ın Rasulü, bana izin ver anlatayım” dedi ve şöyle devam etti: “Oğlum bu adamın yanında işçi idi, bunun karısıyla zina etmiş, bu olay üzerine oğlumun recmedilip öldürülmesi gerektiğini haber verdiler. Ben de bu adama oğlumun fidyesi olarak yüz koyun bir de cariye verdim. Sonra ilim sahibi kimselere sordum, bana oğluma yüz değnek vurulması ve bir yıl da sürgüne gönderilmesini, kadının da recmedilmesi gerektiğini söylediler” dedi. Bunun üzerine Rasulullah (sav) "Canımı kudret elinde tutan Allah’a yemin ederim ki aranızda Allah’ın Kitabı'yla hükmedeceğim. Koyunlar ve cariye sana geri verilecek" buyurdu. Hz. Peygamber (sav) Adamın oğluna yüz değnek vurdurdu ve bir yıl sürgüne cezasına çarptırdı. Üneys de diğer adamın hanımının yanına gitmesini emrederek "eğer suçunu itiraf ederse ona recim cezası uygula" buyurdu. Kadın suçunu itiraf etti ve o da recim cezası uyguladı.
Bize Zekeriya b. Yahya, ona, Abdüla'lâ b. Hammâd, ona, Bişr b. Sirrî, ona Abdullah b. Mübarek, ona Ma'mer (T); Ahmed b. Ali b. Saîd, ona Yahya b. Maîn, ona Hişâm b. Yusuf ve Abdurrezzak, ona Ma'mer, ona Zührî, ona Salim, ona da babası (Abdullah b. Ömer) şöyle rivayet etmiştir: Hz. Peygamber (sav), Halid b. Velid'i Cezîme Oğulları üzerine gönderdi, Halid onları İslâm'a davet etti. Fakat onlar "eslemnâ (biz İslâm'a girdik)" diyemediler, bunun yerine "saba'nâ (Şirkten vazgeçtik)" demeğe başladılar. Bunun üzerine Halid, bunlardan bir kısmını öldürmeye, bir kısmını da esir almaya başladı ve her bir kişiye de kendi esirini verdi. Ertesi gün olunca Halid, bizden herkesin kendi esirini öldürmesini emretti. İbn Ömer der ki: Ben "vallahi ne ben ne de herhangi bir kimse esirini öldürmeyecek" dedim. Bişr der ki: (İbn Ömer) "arkadaşlarımdan hiçbirisi de esirini öldürmeyecektir" dedi. Râvî der ki: Hz. Peygamber'in (sav) huzuruna geldik ve Halid'in yaptığı kendisine anlatıldı. Bunun üzerine Hz. Peygamber (sav) elini kaldırdı ve "Allah'ım, ben, Halid'in yaptığı bu işten uzak olduğumu sana arz ederim." dedi. Zekeriya rivayetinde der ki: Bişr'in rivayetinde -olay kendisine anlatılınca, Hz. Peygamber (sav) "Allah'ım, ben, Halid'in yaptığı bu işten uzak olduğumu sana arz ederim." ifadesini iki defa söyledi.
Bize Muhammed b. Seleme, ona Abdurrahman b. Kasım, ona Malik, ona Übeydullah b. Abdullah b. Utbe, ona da Ebu Hureyre ve Zeyd b. Halid el-Cühenî şöyle rivayet etmişlerdir: İki adam davalarını Rasulullah'ın (sav) huzuruna taşıdılar. Onlardan biri “aramızda Allah’ın Kitabı'na göre hükmet” dedi. Karşı taraf ondan daha anlayışlı biriydi, o da “doğrudur ey Allah'ın Rasulü, bana izin ver anlatayım” dedi ve şöyle devam etti: “Oğlum bu adamın yanında işçi idi, bunun karısıyla zina etmiş, bu olay üzerine oğlumun recmedilip öldürülmesi gerektiğini haber verdiler. Ben de bu adama oğlumun fidyesi olarak yüz koyun bir de cariye verdim. Sonra ilim sahibi kimselere sordum, bana oğluma yüz değnek vurulması ve bir yıl da sürgüne gönderilmesini, kadının da recmedilmesi gerektiğini söylediler” dedi. Bunun üzerine Rasulullah (sav) "Canımı kudret elinde tutan Allah’a yemin ederim ki aranızda Allah’ın Kitabı'yla hükmedeceğim. Koyunlar ve cariye sana geri verilecek" buyurdu. Hz. Peygamber (sav) Adamın oğluna yüz değnek vurdurdu ve bir yıl sürgüne cezasına çarptırdı. Üneys de diğer adamın hanımının yanına gitmesini emrederek "eğer suçunu itiraf ederse ona recim cezası uygula" buyurdu. Kadın suçunu itiraf etti ve o da recim cezası uyguladı.
Bize Kuteybe, ona Süfyan, ona Zührî, ona Übeydullah b. Abdullah, ona da Ebu Hureyre, Zeyd b. Halid ve Şibl şöyle demişlerdir: Rasulullah'ın (sav) yanında iken bir adam kalkıp “Allah aşkına aramızdaki davada Allah’ın Kitabı'na göre hükmet” dedi. Karşı taraf ondan daha anlayışlı biriydi, o da “doğrudur, aramızda Allah’ın Kitabı'yla hükmet” dedi. Rasulullah (sav) "anlat bakalım" buyurdu. O da şöyle dedi: “Oğlum bu adamın yanında işçi idi bunun karısıyla zina etmiş, ben de oğlumu bundan kurtarmak için yüz koyun ve bir hizmetçi verdim -adam oğluna recim gerektiğini haber almış ve o yüzden fidye vermiş- daha sonra bilenlere sorduğumda oğluma ceza olarak yüz değnek vurulmasını ve bir yıl sürgün edilmesini söylediler.” Bunu dinleyen Rasulullah (sav) şöyle buyurdu "Canımı kudret elinde tutan Allah’a yemin ederim ki aranızda Allah’ın Kitabı'yla hükmedeceğim. Yüz koyun ve hizmetçi sana geri verilecek oğluna yüz değnek vurulacak ve bir yıl da sürgün edilecek. Ey Üneys sen de kalk o kadına git suçunu itiraf ederse onu recmet." Üneys kadının yanına gitti suçunu itiraf edince kadına recim cezası uyguladı.