Bize Ebu Bekir b. Ebu Şeybe, Amr en-Nakıd ve İbn Ebu Ömer, -lafız, İbn Ebu Şeybe'ye aittir- onlara Süfyan b. Uyeyne, ona İbn Ebu Necih, ona Mücahid, ona Ebu Mamer, ona da Abdullah şöyle rivayet etmiştir: Peygamber (sav) Mekke'nin fethi günü Kâbe'nin avlusuna girdi. Kâbe'nin etrafında ibadet için dikilmiş üç yüz altmış put vardı. Peygamber (sav) elindeki değnekle bu putlara dürtüp; "hak geldi, bâtıl, yok oldu" (İsra, 81) ve "hak geldi, artık bâtıl ne yeni bir şey ortaya koyabilir, ne de gideni geri getirebilir" (Sebe,49) ayetlerini okudu.
(Ravi) İbn Ebu Ömer, Fetih günü ilavesinde bulundu.
Öneri Formu
Hadis Id, No:
2649, M004625
Hadis:
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِى شَيْبَةَ وَعَمْرٌو النَّاقِدُ وَابْنُ أَبِى عُمَرَ - وَاللَّفْظُ لاِبْنِ أَبِى شَيْبَةَ - قَالُوا حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ عَنِ ابْنِ أَبِى نَجِيحٍ عَنْ مُجَاهِدٍ عَنْ أَبِى مَعْمَرٍ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ قَالَ دَخَلَ النَّبِىُّ صلى الله عليه وسلم مَكَّةَ وَحَوْلَ الْكَعْبَةِ ثَلاَثُمِائَةٍ وَسِتُّونَ نُصُبًا فَجَعَلَ يَطْعُنُهَا بِعُودٍ كَانَ بِيَدِهِ وَيَقُولُ:
"( جَاءَ الْحَقُّ وَزَهَقَ الْبَاطِلُ إِنَّ الْبَاطِلَ كَانَ زَهُوقًا)" "(جَاءَ الْحَقُّ وَمَا يُبْدِئُ الْبَاطِلُ وَمَا يُعِيدُ)"
زَادَ ابْنُ أَبِى عُمَرَ يَوْمَ الْفَتْحِ.
Tercemesi:
Bize Ebu Bekir b. Ebu Şeybe, Amr en-Nakıd ve İbn Ebu Ömer, -lafız, İbn Ebu Şeybe'ye aittir- onlara Süfyan b. Uyeyne, ona İbn Ebu Necih, ona Mücahid, ona Ebu Mamer, ona da Abdullah şöyle rivayet etmiştir: Peygamber (sav) Mekke'nin fethi günü Kâbe'nin avlusuna girdi. Kâbe'nin etrafında ibadet için dikilmiş üç yüz altmış put vardı. Peygamber (sav) elindeki değnekle bu putlara dürtüp; "hak geldi, bâtıl, yok oldu" (İsra, 81) ve "hak geldi, artık bâtıl ne yeni bir şey ortaya koyabilir, ne de gideni geri getirebilir" (Sebe,49) ayetlerini okudu.
(Ravi) İbn Ebu Ömer, Fetih günü ilavesinde bulundu.
Açıklama:
Yazar, Kitap, Bölüm:
Müslim, Sahîh-i Müslim, Cihâd ve's-Siyer 4625, /761
Senetler:
1. Ebu Abdurrahman Abdullah b. Mesud (Abdullah b. Mesud b. Gafil b. Habib b. Şemh)
2. Ebu Mamer Abdullah b. Sahbera el-Ezdî (Abdullah b. Sahbera)
3. Ebu Haccac Mücahid b. Cebr el-Kuraşî (Mücahid b. Cebr)
4. Abdullah b. Ebu Necih es-Sekafi (Abdullah b. Yesar)
5. Ebu Muhammed Süfyan b. Uyeyne el-Hilâlî (Süfyân b. Uyeyne b. Meymûn)
6. Ebu Bekir İbn Ebu Şeybe el-Absî (Abdullah b. Muhammed b. İbrahim b. Osman)
Konular:
Şehirler, Mekke, Mekkenin fethi ve sonraki gelişmeler
Siyer, Mekke'nin fethi
Bize Heddâb b. Halid el-Ezdî, ona Hammâd b. Seleme, ona Ali b. Zeyd ve Sâbit el-Bünânî, onlara da Enes b. Mâlik şöyle rivayet etmiştir:
"Rasulullah (sav) Uhud günü Ensar'dan yedi, Kureyş'ten de iki kişi içerisinde tek başına kalmıştı. Müşrikler kendilerine hücum edince 'Onları kim püskürtürse, onun için cennet vardır ya da cennette o benim yoldaşım olacaktır' buyurdu. Ensar'dan bir kişi ileri atıldı, şehit edilinceye dek onlarla çarpıştı. Ardından aynı şekilde hücum ettiklerinde, Hz. Peygamber (sav) tekrar 'Onları kim püskürtürse, ona cennet vardır ya da cennette o benim yoldaşım olacaktır' buyurdu. Tekrar Ensar'dan biri öne atıldı ve şehit edilinceye dek onlarla savaştı. Böyle böyle Ensarlı yedi kişi de öldürülünce, Rasulullah (sav) 'Ashabımıza insaflı davranmadık' buyurdu."
Öneri Formu
Hadis Id, No:
2683, M004641
Hadis:
وَحَدَّثَنَا هَدَّابُ بْنُ خَالِدٍ الأَزْدِىُّ حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ سَلَمَةَ عَنْ عَلِىِّ بْنِ زَيْدٍ وَثَابِتٍ الْبُنَانِىِّ عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ
"أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أُفْرِدَ يَوْمَ أُحُدٍ فِى سَبْعَةٍ مِنَ الأَنْصَارِ وَرَجُلَيْنِ مِنْ قُرَيْشٍ، فَلَمَّا رَهِقُوهُ قَالَ مَنْ يَرُدُّهُمْ عَنَّا وَلَهُ الْجَنَّةُ أَوْ هُوَ رَفِيقِى فِى الْجَنَّةِ. فَتَقَدَّمَ رَجُلٌ مِنَ الأَنْصَارِ فَقَاتَلَ حَتَّى قُتِلَ ثُمَّ رَهِقُوهُ أَيْضًا فَقَالَ مَنْ يَرُدُّهُمْ عَنَّا وَلَهُ الْجَنَّةُ أَوْ هُوَ رَفِيقِى فِى الْجَنَّةِ. فَتَقَدَّمَ رَجُلٌ مِنَ الأَنْصَارِ فَقَاتَلَ حَتَّى قُتِلَ. فَلَمْ يَزَلْ كَذَلِكَ حَتَّى قُتِلَ السَّبْعَةُ. فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لِصَاحِبَيْهِ مَا أَنْصَفْنَا أَصْحَابَنَا."
Tercemesi:
Bize Heddâb b. Halid el-Ezdî, ona Hammâd b. Seleme, ona Ali b. Zeyd ve Sâbit el-Bünânî, onlara da Enes b. Mâlik şöyle rivayet etmiştir:
"Rasulullah (sav) Uhud günü Ensar'dan yedi, Kureyş'ten de iki kişi içerisinde tek başına kalmıştı. Müşrikler kendilerine hücum edince 'Onları kim püskürtürse, onun için cennet vardır ya da cennette o benim yoldaşım olacaktır' buyurdu. Ensar'dan bir kişi ileri atıldı, şehit edilinceye dek onlarla çarpıştı. Ardından aynı şekilde hücum ettiklerinde, Hz. Peygamber (sav) tekrar 'Onları kim püskürtürse, ona cennet vardır ya da cennette o benim yoldaşım olacaktır' buyurdu. Tekrar Ensar'dan biri öne atıldı ve şehit edilinceye dek onlarla savaştı. Böyle böyle Ensarlı yedi kişi de öldürülünce, Rasulullah (sav) 'Ashabımıza insaflı davranmadık' buyurdu."
Açıklama:
Yazar, Kitap, Bölüm:
Müslim, Sahîh-i Müslim, Cihâd ve's-Siyer 4641, /764
Senetler:
1. Enes b. Malik el-Ensarî (Enes b. Malik b. Nadr b. Damdam b. Zeyd b. Haram)
2. Ali b. Zeyd el-Kuraşî (Ali b. Zeyd b. Abdullah b. Züheyr b. Abdullah b. Cüd'ân)
2. Ebu Muhammed Sabit b. Eslem el-Bünanî (Sabit b. Eslem)
3. Ebu Seleme Hammad b. Seleme el-Basrî (Hammad b. Seleme b. Dînar)
4. Ebu Halid Hüdbe b. Halid el-Kaysî (Hüdbe b. Halid b. Esved b. Hüdbe)
Konular:
KTB, CİHAD
Siyer, Uhud savaşı / gazvesi
حَدَّثَنَا ابْنُ نُمَيْرٍ حَدَّثَنَا أَبِى حَدَّثَنَا زَكَرِيَّاءُ بِهَذَا الإِسْنَادِ. وَزَادَ قَالَ وَلَمْ يَكُنْ أَسْلَمَ أَحَدٌ مِنْ عُصَاةِ قُرَيْشٍ غَيْرَ مُطِيعٍ كَانَ اسْمُهُ الْعَاصِى فَسَمَّاهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مُطِيعًا.
Öneri Formu
Hadis Id, No:
2656, M004628
Hadis:
حَدَّثَنَا ابْنُ نُمَيْرٍ حَدَّثَنَا أَبِى حَدَّثَنَا زَكَرِيَّاءُ بِهَذَا الإِسْنَادِ. وَزَادَ قَالَ وَلَمْ يَكُنْ أَسْلَمَ أَحَدٌ مِنْ عُصَاةِ قُرَيْشٍ غَيْرَ مُطِيعٍ كَانَ اسْمُهُ الْعَاصِى فَسَمَّاهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مُطِيعًا.
Tercemesi:
Bize İbn Nümeyr, ona babası (Abdullah b. Nümeyr), ona da Zekeriyya bu isnad ile nakilde bulundu ve Kureyş asilerden Mutî' dışında biri müslüman olmadı. Onun adı da Âsî idi. Rasulullah (sav) onu Mutî' olarak isimlendirdi.
Açıklama:
Yazar, Kitap, Bölüm:
Müslim, Sahîh-i Müslim, Cihâd ve's-Siyer 4628, /761
Senetler:
()
Konular:
Şehirler, Mekke, Mekkenin fethi ve sonraki gelişmeler
Siyer, Mekke'nin fethi
حَدَّثَنِى عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ مُعَاذٍ الْعَنْبَرِىُّ حَدَّثَنَا أَبِى حَدَّثَنَا شُعْبَةُ عَنْ أَبِى إِسْحَاقَ قَالَ سَمِعْتُ الْبَرَاءَ بْنَ عَازِبٍ يَقُولُ كَتَبَ عَلِىُّ بْنُ أَبِى طَالِبٍ الصُّلْحَ بَيْنَ النَّبِىِّ صلى الله عليه وسلم وَبَيْنَ الْمُشْرِكِينَ يَوْمَ الْحُدَيْبِيَةِ فَكَتَبَ
"هَذَا مَا كَاتَبَ عَلَيْهِ مُحَمَّدٌ رَسُولُ اللَّهِ." فَقَالُوا لاَ تَكْتُبْ رَسُولُ اللَّهِ فَلَوْ نَعْلَمُ أَنَّكَ رَسُولُ اللَّهِ لَمْ نُقَاتِلْكَ. فَقَالَ النَّبِىُّ صلى الله عليه وسلم لِعَلِىٍّ
"امْحُهُ." فَقَالَ مَا أَنَا بِالَّذِى أَمْحَاهُ. فَمَحَاهُ النَّبِىُّ صلى الله عليه وسلم بِيَدِهِ قَالَ وَكَانَ فِيمَا اشْتَرَطُوا أَنْ يَدْخُلُوا مَكَّةَ فَيُقِيمُوا بِهَا ثَلاَثًا وَلاَ يَدْخُلُهَا بِسِلاَحٍ إِلاَّ جُلُبَّانَ السِّلاَحِ.
[قُلْتُ لأَبِى إِسْحَاقَ وَمَا جُلُبَّانُ السِّلاَحِ قَالَ الْقِرَابُ وَمَا فِيهِ.]
Öneri Formu
Hadis Id, No:
2658, M004629
Hadis:
حَدَّثَنِى عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ مُعَاذٍ الْعَنْبَرِىُّ حَدَّثَنَا أَبِى حَدَّثَنَا شُعْبَةُ عَنْ أَبِى إِسْحَاقَ قَالَ سَمِعْتُ الْبَرَاءَ بْنَ عَازِبٍ يَقُولُ كَتَبَ عَلِىُّ بْنُ أَبِى طَالِبٍ الصُّلْحَ بَيْنَ النَّبِىِّ صلى الله عليه وسلم وَبَيْنَ الْمُشْرِكِينَ يَوْمَ الْحُدَيْبِيَةِ فَكَتَبَ
"هَذَا مَا كَاتَبَ عَلَيْهِ مُحَمَّدٌ رَسُولُ اللَّهِ." فَقَالُوا لاَ تَكْتُبْ رَسُولُ اللَّهِ فَلَوْ نَعْلَمُ أَنَّكَ رَسُولُ اللَّهِ لَمْ نُقَاتِلْكَ. فَقَالَ النَّبِىُّ صلى الله عليه وسلم لِعَلِىٍّ
"امْحُهُ." فَقَالَ مَا أَنَا بِالَّذِى أَمْحَاهُ. فَمَحَاهُ النَّبِىُّ صلى الله عليه وسلم بِيَدِهِ قَالَ وَكَانَ فِيمَا اشْتَرَطُوا أَنْ يَدْخُلُوا مَكَّةَ فَيُقِيمُوا بِهَا ثَلاَثًا وَلاَ يَدْخُلُهَا بِسِلاَحٍ إِلاَّ جُلُبَّانَ السِّلاَحِ.
[قُلْتُ لأَبِى إِسْحَاقَ وَمَا جُلُبَّانُ السِّلاَحِ قَالَ الْقِرَابُ وَمَا فِيهِ.]
Tercemesi:
Bize Ubeydullah b. Muaz el-Anberî, ona babası (Muaz b. Muaz), ona Şube, ona Ebu İshak, ona da Bera b. Azib şöyle rivayet etmiştir: Ali b. Ebu Talib, Hudeybiye günü Rasulullah (sav) ile müşrikler arasında sulh (antlaşmasını) yazıp; "bu, Allah'ın Rasulü Muhammed'in antlaşmasıdır" kaydını düştü. (Müşrikler), Allah'ın Rasulü (falan) yazma! Senin Allah'ın Rasulü olduğunu bilseydik sana karşı savaşmazdık dediler. Nebî de (sav); "onu sil" buyurdu. (Ali), onu ben silemem dedi. (Bunun üzerine) onu eliyle Hz. Peygamber (sav) sildi. Mekke'ye girip orada üç (gün) kalmaları ve sadece silahın cüllübânı ile girmeleri, onların şart koştukları hususlardı.
[Şube şöyle demiştir: Ebu İshak'a; silahın cüllübânı da nedir dedim. O, kını ve içindekilerdir dedi.]
Açıklama:
Yazar, Kitap, Bölüm:
Müslim, Sahîh-i Müslim, Cihâd ve's-Siyer 4629, /761
Senetler:
()
Konular:
Siyer, Hudeybiye Anlaşması
Öneri Formu
Hadis Id, No:
2660, M004630
Hadis:
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى وَابْنُ بَشَّارٍ قَالاَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ عَنْ أَبِى إِسْحَاقَ قَالَ سَمِعْتُ الْبَرَاءَ بْنَ عَازِبٍ يَقُولُ لَمَّا صَالَحَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَهْلَ الْحُدَيْبِيَةِ كَتَبَ عَلِىٌّ كِتَابًا بَيْنَهُمْ قَالَ فَكَتَبَ
"مُحَمَّدٌ رَسُولُ اللَّهِ." ثُمَّ ذَكَرَ بِنَحْوِ حَدِيثِ مُعَاذٍ غَيْرَ أَنَّهُ لَمْ يَذْكُرْ فِى الْحَدِيثِ "هَذَا مَا كَاتَبَ عَلَيْهِ."
Tercemesi:
Bize Muhammed b. Müsenna ve İbn Beşşâr, o ikisine Muhammed b. Cafer, ona Şube, ona Ebu İshak, ona da Bera b. Azib şöyle rivayet etmiştir:
Rasulullah (sav) Hudeybiye ahalisi ile barış yaptığında Ali, aralarında (antlaşma metnini) yazıp "Allah'ın Rasulü Muhammed" kaydını düştü. (Ardından ravi), Muaz hadisine benze şekilde nakilde bulundu. Ne var ki o hadiste; "bu, onun antlaşmasıdır" ifadesini zikretmedi.
Açıklama:
Yazar, Kitap, Bölüm:
Müslim, Sahîh-i Müslim, Cihâd ve's-Siyer 4630, /761
Senetler:
()
Konular:
Siyer, Hudeybiye Anlaşması
Öneri Formu
Hadis Id, No:
2661, M004631
Hadis:
حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ الْحَنْظَلِىُّ وَأَحْمَدُ بْنُ جَنَابٍ الْمِصِّيصِىُّ جَمِيعًا عَنْ عِيسَى بْنِ يُونُسَ - وَاللَّفْظُ لإِسْحَاقَ - أَخْبَرَنَا عِيسَى بْنُ يُونُسَ أَخْبَرَنَا زَكَرِيَّاءُ عَنْ أَبِى إِسْحَاقَ عَنِ الْبَرَاءِ قَالَ لَمَّا أُحْصِرَ النَّبِىُّ صلى الله عليه وسلم عِنْدَ الْبَيْتِ صَالَحَهُ أَهْلُ مَكَّةَ عَلَى أَنْ يَدْخُلَهَا فَيُقِيمَ بِهَا ثَلاَثًا وَلاَ يَدْخُلَهَا إِلاَّ بِجُلُبَّانِ السِّلاَحِ السَّيْفِ وَقِرَابِهِ. وَلاَ يَخْرُجَ بِأَحَدٍ مَعَهُ مِنْ أَهْلِهَا وَلاَ يَمْنَعَ أَحَدًا يَمْكُثُ بِهَا مِمَّنْ كَانَ مَعَهُ. قَالَ لِعَلِىٍّ
"اكْتُبِ الشَّرْطَ بَيْنَنَا بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ هَذَا مَا قَاضَى عَلَيْهِ مُحَمَّدٌ رَسُولُ اللَّهِ." فَقَالَ لَهُ الْمُشْرِكُونَ لَوْ نَعْلَمُ أَنَّكَ رَسُولُ اللَّهِ تَابَعْنَاكَ وَلَكِنِ اكْتُبْ مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ. فَأَمَرَ عَلِيًّا أَنْ يَمْحَاهَا فَقَالَ عَلِىٌّ لاَ وَاللَّهِ لاَ أَمْحَاهَا. فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم
"أَرِنِى مَكَانَهَا." فَأَرَاهُ مَكَانَهَا فَمَحَاهَا وَكَتَبَ
"ابْنُ عَبْدِ اللَّهِ." فَأَقَامَ بِهَا ثَلاَثَةَ أَيَّامٍ فَلَمَّا أَنْ كَانَ يَوْمُ الثَّالِثِ قَالُوا لِعَلِىٍّ هَذَا آخِرُ يَوْمٍ مِنْ شَرْطِ صَاحِبِكَ فَأْمُرْهُ فَلْيَخْرُجْ. فَأَخْبَرَهُ بِذَلِكَ فَقَالَ: نَعَمْ. فَخَرَجَ.
[وَقَالَ ابْنُ جَنَابٍ فِى رِوَايَتِهِ مَكَانَ تَابَعْنَاكَ بَايَعْنَاكَ.]
Tercemesi:
Bize İshak b. İbrahim el-Hanzalî ve Ahmed b. Cenâb el-Missîsî, onlara İsa b. Yunus, -lafız, İshak'a aittir- ona İsa b. Yunus, ona Zekeriyya, ona Ebu İshak, ona da Bera b. Azib şöyle rivayet etmiştir: Nebî (sav) Kâbe'de muhasara altında kalınca Mekkeliler, oraya girmesi, orada üç (gün) kalması, sadece silahının kını ve içindekiler ile bulunması, ora ahalisinden kimsenin beraberinde çıkıp gitmemesi, beraberindekilerden de orada kalmak isteyenleri engellememesi üzerine onunla antlaşma yaptılar. Hz. Peygamber (sav) Ali'ye; "aramızdaki şartı yaz, bismillahirrahmanirrahim! Bu, Allah'ın Rasulü Muhammed'in hükmettiği şeydir" buyurdu. Müşrikler de ona, senin Allah'ın rasulü olduğunu bilseydik sana tâbi olurduk! Muhammed b. Abdullah yaz dediler. Hz. Peygamber (sav), Ali'ye onu silmesini emretti de Ali; vallahi, hayır! Onu silemem dedi. Nebî (sav); "onun yerini bana göster" buyurdu. (Ali) de ona yerini gösterdi. Hz. Peygamber (sav) de onu sildi ve "Abdullah oğlu" yaz(dır)dı. Rasulullah (sav) orada üç gün kaldı. Üçüncü gün olduğunda (müşrikler) Ali'ye; bu, dostunun şartının son günüdür. Ona söyle de çıksın dediler. Bunu Hz. Peygamber'e (sav) haber verdiler, o da (Mekke'den) çıktı.
[İbn Cenab rivayetinde; sana tâbi olurduk ibaresi yerine sana biat ederdik ifadesini zikretmiştir.}
Açıklama:
Yazar, Kitap, Bölüm:
Müslim, Sahîh-i Müslim, Cihâd ve's-Siyer 4631, /761
Senetler:
()
Konular:
Siyer, Hudeybiye Anlaşması
Öneri Formu
Hadis Id, No:
2665, M004633
Hadis:
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِى شَيْبَةَ حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ نُمَيْرٍ ح
وَحَدَّثَنَا ابْنُ نُمَيْرٍ - وَتَقَارَبَا فِى اللَّفْظِ - حَدَّثَنَا أَبِى حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ سِيَاهٍ حَدَّثَنَا حَبِيبُ بْنُ أَبِى ثَابِتٍ عَنْ أَبِى وَائِلٍ قَالَ قَامَ سَهْلُ بْنُ حُنَيْفٍ يَوْمَ صِفِّينَ فَقَالَ أَيُّهَا النَّاسُ اتَّهِمُوا أَنْفُسَكُمْ لَقَدْ كُنَّا مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَوْمَ الْحُدَيْبِيَةِ وَلَوْ نَرَى قِتَالاً لَقَاتَلْنَا وَذَلِكَ فِى الصُّلْحِ الَّذِى كَانَ بَيْنَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَبَيْنَ الْمُشْرِكِينَ فَجَاءَ عُمَرُ بْنُ الْخَطَّابِ فَأَتَى رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَلَسْنَا عَلَى حَقٍّ وَهُمْ عَلَى بَاطِلٍ قَالَ:
"بَلَى." قَالَ أَلَيْسَ قَتْلاَنَا فِى الْجَنَّةِ وَقَتْلاَهُمْ فِى النَّارِ قَالَ:
"بَلَى." قَالَ فَفِيمَ نُعْطِى الدَّنِيَّةَ فِى دِينِنَا وَنَرْجِعُ وَلَمَّا يَحْكُمِ اللَّهُ بَيْنَنَا وَبَيْنَهُمْ فَقَالَ:
"يَا ابْنَ الْخَطَّابِ إِنِّى رَسُولُ اللَّهِ وَلَنْ يُضَيِّعَنِى اللَّهُ أَبَدًا." قَالَ فَانْطَلَقَ عُمَرُ فَلَمْ يَصْبِرْ مُتَغَيِّظًا فَأَتَى أَبَا بَكْرٍ فَقَالَ يَا أَبَا بَكْرٍ أَلَسْنَا عَلَى حَقٍّ وَهُمْ عَلَى بَاطِلٍ قَالَ بَلَى. قَالَ أَلَيْسَ قَتْلاَنَا فِى الْجَنَّةِ وَقَتْلاَهُمْ فِى النَّارِ قَالَ بَلَى. قَالَ فَعَلاَمَ نُعْطِى الدَّنِيَّةَ فِى دِينِنَا وَنَرْجِعُ وَلَمَّا يَحْكُمِ اللَّهُ بَيْنَنَا وَبَيْنَهُمْ فَقَالَ يَا ابْنَ الْخَطَّابِ إِنَّهُ رَسُولُ اللَّهِ وَلَنْ يُضَيِّعَهُ اللَّهُ أَبَدًا. قَالَ فَنَزَلَ الْقُرْآنُ عَلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِالْفَتْحِ فَأَرْسَلَ إِلَى عُمَرَ فَأَقْرَأَهُ إِيَّاهُ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَوَفَتْحٌ هُوَ قَالَ:
"نَعَمْ." فَطَابَتْ نَفْسُهُ وَرَجَعَ.
Tercemesi:
Bize Ebu Bekir b. Ebu Şeybe, ona Abdullah b. Nümeyr; (T)
Bize İbn Nümeyr, -lafızları aynı saylır- ona babası (Abdullah b. Nümeyr), ona Abdülaziz b. Siyah, ona Habib b. Ebu Sabit, ona da Ebu Vâil şöyle rivayet etmiştir: Sehl b. Huneyf Hudeybiye günü kalkıp; ey insanlar! (Şu tahkîm meselesinde) kendinize gelin! Bizler Rasulullah (sav) ile beraber Hudeybiye'de idik de eğer savaşı uygun görseydik savaşırdık. (Üstelik) bu, Rasulullah ile müşrikler arasındaki bir sulhta söz konusu idi! Ömer b. Hattab gelip Hz. Peygamber'in (sav) huzuruna girmiş ve ya Rasulullah! Onlar batıl üzere iken bizler hak üzere değil miyiz demiş, Nebî de (sav); "elbette" buyurdu. (Ömer), Onların ölüleri cehennemde iken bizim ölülerimiz cennette değil mi demiş, Hz. Peygamber (sav); "elbette" buyurdu. (Ömer) (O zaman), Allah aramızda henüz hüküm vermemişken niçin dinimizden taviz verip dönüyoruz demiş, Hz. Peygamber de (sav); "ey Hattab'ın oğlu! Ben, Allah'ın Rasulü'yüm! Allah beni asla zayi etmez" buyurdu. Ömer, dayanamayıp gitti ve Ebu Bekir'e geldi. (Ona), Onlar batıl üzere iken bizler hak üzere değil miyiz dedi. O, "elbette" dedi. (Ömer), onların ölüleri cehenneme iken bizim ölülerimiz cennette değil mi dedi. O, "elbette" dedi. (Ömer), (O zaman), Allah aramızda henüz hüküm vermemişken ne diye dinimizden taviz verip dönüyoruz dedi. (Ebu Bekir), ey Hattab'ın oğlu! O, Allah'ın Rasulü'dür! Allah onu asla zayi etmez dedi. (Derken) Rasulullah'a (sav) fetih suresi indi. Ömer'e (haber) yollayıp ona ayeti okudu. (Ömer), ya Rasulullah! O, fetih midir dedi. Hz. Peygamber; "evet" buyurdu. (Böylece Ömer'in) gönlü hoş oldu ve dönüp (gitti).
Açıklama:
Yazar, Kitap, Bölüm:
Müslim, Sahîh-i Müslim, Cihâd ve's-Siyer 4633, /762
Senetler:
()
Konular:
Sahabe, Hz. Peygamber'e itiraz, verdiği bir karara
Siyer, Hudeybiye Anlaşması
Siyer, Hudeybiye Günü
Siyer, Sıffin savaşı
Öneri Formu
Hadis Id, No:
2672, M004637
Hadis:
وَحَدَّثَنَا نَصْرُ بْنُ عَلِىٍّ الْجَهْضَمِىُّ حَدَّثَنَا خَالِدُ بْنُ الْحَارِثِ حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ أَبِى عَرُوبَةَ عَنْ قَتَادَةَ أَنَّ أَنَسَ بْنَ مَالِكٍ حَدَّثَهُمْ قَالَ لَمَّا نَزَلَتْ "(إِنَّا فَتَحْنَا لَكَ فَتْحًا مُبِينًا * لِيَغْفِرَ لَكَ اللَّهُ)" إِلَى قَوْلِهِ "(فَوْزًا عَظِيمًا)" مَرْجِعَهُ مِنَ الْحُدَيْبِيَةِ وَهُمْ يُخَالِطُهُمُ الْحُزْنُ وَالْكَآبَةُ وَقَدْ نَحَرَ الْهَدْىَ بِالْحُدَيْبِيَةِ فَقَالَ:
"لَقَدْ أُنْزِلَتْ عَلَىَّ آيَةٌ هِىَ أَحَبُّ إِلَىَّ مِنَ الدُّنْيَا جَمِيعًا."
Tercemesi:
Bize Nasr b. Ali el-Cehdamî, ona Halid b. Haris, ona Said b. Ebu Arube, ona Katade, ona da Enes b. Malik şöyle rivayet etmiştir:
"Sana apaçık bir fetih verdik. Allah seni bağışlasın" kısmından "pek büyük bir kurtuluş" kısmına kadar olan ayet indiğinde Hz. Peygamber (sav), Hudeybiye'den dönmekteydi. (Ashabı) da hüzün ve sıkıntı kaplamış, Nebî de (sav) kurbanını Hudeybiye'de kesmişti. Nebî (sav); "bana dünyanın hepsinden daha hoş gelen bir ayet indirilmiştir" buyurdu.
Açıklama:
Yazar, Kitap, Bölüm:
Müslim, Sahîh-i Müslim, Cihâd ve's-Siyer 4637, /763
Senetler:
()
Konular:
Şehirler, Mekke, Mekkenin fethi ve sonraki gelişmeler
Siyer, Mekke'nin fethi
Öneri Formu
Hadis Id, No:
2674, M004638
Hadis:
وَحَدَّثَنَا عَاصِمُ بْنُ النَّضْرِ التَّيْمِىُّ حَدَّثَنَا مُعْتَمِرٌ قَالَ سَمِعْتُ أَبِى حَدَّثَنَا قَتَادَةُ قَالَ سَمِعْتُ أَنَسَ بْنَ مَالِكٍ ح
وَحَدَّثَنَا ابْنُ الْمُثَنَّى حَدَّثَنَا أَبُو دَاوُدَ حَدَّثَنَا هَمَّامٌ ح
وَحَدَّثَنَا عَبْدُ بْنُ حُمَيْدٍ حَدَّثَنَا يُونُسُ بْنُ مُحَمَّدٍ حَدَّثَنَا شَيْبَانُ جَمِيعًا عَنْ قَتَادَةَ عَنْ أَنَسٍ نَحْوَ حَدِيثِ ابْنِ أَبِى عَرُوبَةَ.
Tercemesi:
Bize Asım b. Nadr et-Teymî, ona Mu'temir, ona babası (Süleyman), ona Katade, ona da Enes b. Malik; (T)
Bize İbn Müsennâ, ona Ebu Dâvûd, ona Hemmâm; (T)
Bize Abd b. Humeyd, ona Yunus b. Muhammed, ona Şeyban, onlara Katade, ona da Enes, İbn Ebu Arûbe'nin hadisine benzer şekilde nakilde bulunmuştur.
Açıklama:
Yazar, Kitap, Bölüm:
Müslim, Sahîh-i Müslim, Cihâd ve's-Siyer 4638, /763
Senetler:
()
Konular:
Şehirler, Mekke, Mekkenin fethi ve sonraki gelişmeler
Siyer, Mekke'nin fethi