10636 Kayıt Bulundu.
Giriş
Bize Übeydullah b. Musa, ona Şeybân, ona Yahya, ona Ebu Seleme, ona da Âişe (r.anha) ve İbn Abbâs (r.anhuma) şöyle rivayet etmiştir: Kur'an-ı Kerim Hz. Peygamber'e (sav) on yıl Mekke'de, on yıl da Medine'de nazil oldu.
Bize Yahya b. Kaza'a, ona İbrahim b. Sa'd, ona Zührî, ona Übeydullah b. Abdullah, ona da Abdullah b. Abbas (r.anhuma) şöyle demiştir: Rasulullah (sav) hayırda yapmada insanların en cömerdiydi. En cömert olduğu zaman da Ramazan Ayı idi. Çünkü Ramazan Ayının her gecesi Rasulullah (sav), Cebrail ile buluşur ve Kur'an'ı arz ederdi. Cebrail ile buluştuğu zaman hayır dağıtmakta, kesintisiz esen rüzgârdan daha cömert olurdu.
Bize Musa, ona İbrahim, ona İbn Şihâb, ona da Enes b. Mâlik şöyle rivayet etmiştir: Ermenistan fethinde Şam, Azerbaycan fethinde de Irak ahalisi ile birlikte savaşan Huzeyfe b. Yemân, Şam ve Iraklıların Kur'an'ı farklı şekillerde okumalarından duyduğu endişe üzerine Osman'ın yanına geldi ve ona “Ey Müminlerin Emiri, Yahudi ve Hristiyanların kitaplarını okuma konusunda düştükleri ihtilafa benzer ihtilafa düşmeden önce bu ümmete yetiş” dedi. Bunun üzerine Osman, Hafsa'ya haber gönderip “Kur'an'ın yazılı olduğu sahifeleri bize gönder de, biz sureleri Mushaflara aktarıp, sonra da o sahifeleri tekrar sana iade edelim” dedi. Bunun üzerine Hafsa muhafaza ettiği Kur'an'ı Osmân'a gönderdi. Osmân talimat verdi, Zeyd b. Sabit, Abdullah b. Zübeyir, Saîd b. Âs ve Abdurrahman b. Hâris b. Hişâm'dan oluşan istinsah heyeti de bu asıl nüshadaki sureleri Mushaflara aktardılar. Osman, heyette bulunan Kureyşli üç sahabeye “Zeyd b. Sabit ile Kur'an'dan herhangi bir şeyde ihtilâfa düştüğünüzde, Kur'an'ı Kureyş lehçesi ile yazınız. Çünkü Kur'an, Kureyş lehçesi ile nazil olmuştur” dedi. Onlar da bu şekilde yaptılar ve sahifeleri Mushaflara aktarma işi bitince Osman, asıl sahifeleri tekrar Hafsa'ya iade etti ve heyetin istinsah ettiği Mushaflardan her birini farklı bölgelere gönderdi, ardından da bu nüshaların dışında kalan Kur'an yazılı sahife ve Mushafların yakılmasını emretti.
Bize Hafs b. Ömer, ona Hemmâm, ona da Katâde şöyle demiştir: Enes b. Mâlik'e (ra) “Peygamber'in (sav) zamanında Kur'an'ı cem edenler kimlerdir?” diye sordum. Enes “Hepsi Ensar'dan olan dört kişi; Ubey b. Ka'b, Muâz b. Cebel, Zeyd b. Sabit ve Ebu Zeyd'dir” dedi. Fadl, bu hadisi Hüseyin b. Vâkıd'dan, o da Sumâme'den, o da Enes'ten rivayet ederken Hafs b. Umer'e mutâbaat etmiştir.
Bize Mualla b. Esed, ona Abdullah b. Müsennâ, ona Sabit el-Bünânî ve Sümâme, onlara da Enes şöyle demiştir: Peygamber (sav) vefat ettiğinde Kur'an'ı sadece şu dört kişi; Ebu Derdâ, Muâz b. Cebel, Zeyd b. Sabit ve Ebu Zeyd ezberlemişti. Enes der ki: Biz, Ebu Zeyd'e mirasçı olduk.
Bize Rebî b. Yahya, ona Zâide, ona Hişâm, ona Urve, ona da Âişe (r.anha) şöyle demiştir: Peygamber (sav) mescitte Kur'an okumakta olan bir adamın sesini işitti ve "Allah ona rahmeti ile muamele eylesin, bana, falanca sûrede düşürmüş olduğum filanca ayetleri hatırlatmıştır" buyurdu. Peygamber (sav) mescitte Kur'an okumakta olan bir kimsenin sesini işitti ve "Allah ona merhamet eylesin. Yemin olsun o bana, fulân sûreden şu şu âyetleri hatırlatmıştır" buyurdu. Buradaki rivayette Bize Muhammed b. Ubeyd b. Meymûn, ona İsa, ona da Hişâm (Hz. Peygamber'in) "ben o ayetleri falanca sûreden düşürmüştüm" dediğini rivayet etmiştir. Ali b. Mushir ve Abde b. Süleyman bu hadisi Hişâm'dan rivayet etmede Muhammed b. Ubeyd'e mutâbaat etmişlerdir.
Bize Ömer b. Hafs, ona babası (Hafs), ona A'meş, ona İbrahim, ona Abdurrahman b. Yezîd ve ona Alkame, onlara da Ebu Mesud el-Ensârî'nin (ra) rivayet ettiğine göre Rasulullah (sav) şöyle buyurmuştur: "Bakara Suresi'nin sonunda iki ayet vardır ki her kim geceleyin o iki ayeti okursa, ona yeterli olur."
Bize Abdullah b. Yusuf, ona Mâlik, ona Yahya b. Saîd, ona Muhammed b. İbrahim b. Hâris et-Teymî, ona Ebu Seleme b. Abdurrahman, ona da Ebu Saîd el-Hudrî (ra) şöyle dedi: Rasulullah’ı (sav) şöyle buyururken işittim: “Aranızdan öyle bir topluluk çıkacak ki onların namazlarına kıyasla kendi namazlarınızı, oruçlarına kıyasla kendi oruçlarınızı, diğer amellerine göre kendi amellerinizi oldukça küçümseyeceksiniz. Bununla birlikte bunlar Kur’ân okuyacaklar ama hançerelerini aşmayacak. Okun hedefini delip çıktığı gibi dinden öylece çıkarlar. Okun sahibi (hedefi delip geçen) okunun demirine bakar, bir şey görmez, okun tahta kısmına bakar, yine bir şey görmez, okun tüylerine bakar, yine bir şey görmez, hatta okun sahibi (acaba ava isabet etti mi) şüphesi ile el-Fûk denilen yere (okun ucuna) da bakar (orada da kan izi göremez).”
Açıklama: Kültürümüzde Hadisler projesini ilgilendiren kısım: خَيْرُكُمْ مَنْ تَعَلَّمَ الْقُرْآنَ وَعَلَّمَهُ