Öneri Formu
Hadis Id, No:
2487, M004573
Hadis:
حَدَّثَنَا زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ حَدَّثَنَا عُمَرُ بْنُ يُونُسَ حَدَّثَنَا عِكْرِمَةُ بْنُ عَمَّارٍ حَدَّثَنِى إِيَاسُ بْنُ سَلَمَةَ حَدَّثَنِى أَبِى قَالَ غَزَوْنَا فَزَارَةَ وَعَلَيْنَا أَبُو بَكْرٍ أَمَّرَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَلَيْنَا فَلَمَّا كَانَ بَيْنَنَا وَبَيْنَ الْمَاءِ سَاعَةٌ أَمَرَنَا أَبُو بَكْرٍ فَعَرَّسْنَا ثُمَّ شَنَّ الْغَارَةَ فَوَرَدَ الْمَاءَ فَقَتَلَ مَنْ قَتَلَ عَلَيْهِ وَسَبَى وَأَنْظُرُ إِلَى عُنُقٍ مِنَ النَّاسِ فِيهِمُ الذَّرَارِىُّ فَخَشِيتُ أَنْ يَسْبِقُونِى إِلَى الْجَبَلِ فَرَمَيْتُ بِسَهْمٍ بَيْنَهُمْ وَبَيْنَ الْجَبَلِ فَلَمَّا رَأَوُا السَّهْمَ وَقَفُوا فَجِئْتُ بِهِمْ أَسُوقُهُمْ وَفِيهِمُ امْرَأَةٌ مِنْ بَنِى فَزَارَةَ عَلَيْهَا قِشْعٌ مِنْ أَدَمٍ - قَالَ الْقِشْعُ النِّطَعُ - مَعَهَا ابْنَةٌ لَهَا مِنْ أَحْسَنِ الْعَرَبِ فَسُقْتُهُمْ حَتَّى أَتَيْتُ بِهِمْ أَبَا بَكْرٍ فَنَفَّلَنِى أَبُو بَكْرٍ ابْنَتَهَا فَقَدِمْنَا الْمَدِينَةَ وَمَا كَشَفْتُ لَهَا ثَوْبًا فَلَقِيَنِى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِى السُّوقِ فَقَالَ:
"يَا سَلَمَةُ هَبْ لِى الْمَرْأَةَ." فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ وَاللَّهِ لَقَدْ أَعْجَبَتْنِى وَمَا كَشَفْتُ لَهَا ثَوْبًا ثُمَّ لَقِيَنِى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مِنَ الْغَدِ فِى السُّوقِ فَقَالَ لِى
"يَا سَلَمَةُ هَبْ لِى الْمَرْأَةَ لِلَّهِ أَبُوكَ." فَقُلْتُ هِىَ لَكَ يَا رَسُولَ اللَّهِ فَوَاللَّهِ مَا كَشَفْتُ لَهَا ثَوْبًا فَبَعَثَ بِهَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِلَى أَهْلِ مَكَّةَ فَفَدَى بِهَا نَاسًا مِنَ الْمُسْلِمِينَ كَانُوا أُسِرُوا بِمَكَّةَ.
Tercemesi:
Bize Züheyr b. Harb, ona Ömer b. Yunus, ona İkrime b. Ammar, ona İyas b. Seleme, ona da babası (Seleme b. Ekva') şöyle rivayet etmiştir: Rasulullah'ın (sav) bize komutan tayin ettiği Ebu Bekir (ile) Fezâre üzerine gazâya çıktık. Bizimle su kaynağı arasında bir müddet (mesafe) kaldığında Ebu Bekir, bize mola vermemizi emretti. Biz de mola verdik. Ardından müfrezeyi parçalara ayırıp su kaynağına vardı. Orada bulunan (düşman topluluğundan kimini) öldürdü, (kimini de) esir aldı. Ben de o insan topluluğuna bakıyordum. İçlerinde çoluk çocuk bulunuyordu. Beni geçip dağa ulaşmalarından endişe duydum da onlarla dağ arasına bir ok fırlattım. Oku gördüklerinde (oldukları yerde) durdular. Onları sevk ederek (ve esir olarak) getirdim. İçlerinde Fezâre oğullarından (olup) üzerinde deriden elbise (kiş') -ravilerden biri 'kiş'i' kelimesinin 'natah' (esirlere giydirilen bir tür elbise olduğu açıklamasında bulunmuştur- bir kadın, onun beraberinde Araplar'ın en güzellerinden (olan) kızı vardı. Ebu Bekir'in yanına getirene dek onları sevk ettim. Ebu Bekir de (o kadının) kızını bana ilave bir ganimet (nefel) olarak verdi. Medine'ye geldik. Ben, (o kızın) elbisesini (Medine'ye gelene dek) açmadım! Rasulullah (sav) benimle çarşıda karşılaşıp; "ya Seleme! O kızı bana hibe et" buyurdu. Ben, ya Rasulullah! Vallahi! O benim hoşuma gitti. (Bununla beraber), onun elbisesini (dahi) açmadım dedim. Sonra Hz. Peygamber (sav), ertesi gün çarşıda benimle (yine) karşılaşıp; "vallahi! Onu bana hibe et" buyurdu. Ben, o senindir ya Rasulullah! Vallahi! Onun elbisesini (bile) açmadım dedim. Nebî (sav), onu Mekkeliler'e gönderip ona karşılık Mekke'de esir tutulan müslümanlardan (bazı) insanları (kurtarmak üzere) fidye verdi.
Açıklama:
Yazar, Kitap, Bölüm:
Müslim, Sahîh-i Müslim, Cihâd ve's-Siyer 4573, /746
Senetler:
()
Konular:
Bağış, Hibe
Ganimet, hak sahiplerine taksimi
Ganimet, taksim edilmesi, miktarları
Teşvik edilenler, Fidye vermek
Açıklama: "وَالْخُمْسُ فِى ذَلِكَ وَاجِبٌ كُلِّهِ" ifadesine dair epeyce ihtilaf edilmiştir. Malumat için bk. Vellevî, el-Bahru'l-muhîtü's-seccâc, XXX, 452.
Öneri Formu
Hadis Id, No:
2478, M004565
Hadis:
وَحَدَّثَنَا عَبْدُ الْمَلِكِ بْنُ شُعَيْبِ بْنِ اللَّيْثِ حَدَّثَنِى أَبِى عَنْ جَدِّى قَالَ حَدَّثَنِى عُقَيْلُ بْنُ خَالِدٍ عَنِ ابْنِ شِهَابٍ عَنْ سَالِمٍ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ
"أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَدْ كَانَ يُنَفِّلُ بَعْضَ مَنْ يَبْعَثُ مِنَ السَّرَايَا لأَنْفُسِهِمْ خَاصَّةً سِوَى قَسْمِ عَامَّةِ الْجَيْشِ وَالْخُمْسُ فِى ذَلِكَ وَاجِبٌ كُلِّهِ."
Tercemesi:
Bize Abdülmelik b. Şuayb b. Leys, ona babası (Şuayb b. Leys), ona (Abdülmelik'in) dedesi (Leys b. Sa'd el-Fehmî), ona Ukayl b. Halid, ona İbn Şihab, ona Salim, ona da Abdullah şöyle rivayet etmiştir:
"Rasulullah (sav), sevk ettiği müfrezelere özel olarak ordunun genelinin payınının haricinde dışında ganimetten pay (nefel) verirdi. (Ganimetin) beşte biri, (ordudaki askerlerin) hepsine (verilmesi gereken) bir vaciptir."
Açıklama:
"وَالْخُمْسُ فِى ذَلِكَ وَاجِبٌ كُلِّهِ" ifadesine dair epeyce ihtilaf edilmiştir. Malumat için bk. Vellevî, el-Bahru'l-muhîtü's-seccâc, XXX, 452.
Yazar, Kitap, Bölüm:
Müslim, Sahîh-i Müslim, Cihâd ve's-Siyer 4565, /744
Senetler:
1. İbn Ömer Abdullah b. Ömer el-Adevî (Abdullah b. Ömer b. Hattab)
2. Ebu Ömer Salim b. Abdullah el-Adevî (Salim b. Abdullah b. Ömer b. Hattab)
3. Ebu Bekir Muhammed b. Şihab ez-Zührî (Muhammed b. Müslim b. Ubeydullah b. Abdullah b. Şihab)
4. Ebu Halid Ukayl b. Halid el-Eylî (Ukayl b. Halid b. Ukayl)
5. Ebu Haris Leys b. Sa'd el-Fehmî (Leys b. Sa'd b. Abdurrahman)
6. Ebu Abdülmelik Şuayb b. Leys el-Fehmî (Şuayb b. Leys b. Sa'd b. Abdurrahman)
7. Ebu Abdullah Abdulmelik b. Şuayb el-Fehmî (Abdulmelik b. Şuayb b. Leys b. Sa'd)
Konular:
Cihad, seriyyeye katılmak
Ganimet, taksim edilmesi, miktarları
وَحَدَّثَنَا هَنَّادُ بْنُ السَّرِىِّ حَدَّثَنَا ابْنُ الْمُبَارَكِ ح
وَحَدَّثَنِى حَرْمَلَةُ بْنُ يَحْيَى أَخْبَرَنَا ابْنُ وَهْبٍ كِلاَهُمَا عَنْ يُونُسَ عَنِ ابْنِ شِهَابٍ قَالَ بَلَغَنِى عَنِ ابْنِ عُمَرَ قَالَ:
"نَفَّلَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم سَرِيَّةً بِنَحْوِ حَدِيثِ ابْنِ رَجَاءٍ."
Öneri Formu
Hadis Id, No:
2477, M004564
Hadis:
وَحَدَّثَنَا هَنَّادُ بْنُ السَّرِىِّ حَدَّثَنَا ابْنُ الْمُبَارَكِ ح
وَحَدَّثَنِى حَرْمَلَةُ بْنُ يَحْيَى أَخْبَرَنَا ابْنُ وَهْبٍ كِلاَهُمَا عَنْ يُونُسَ عَنِ ابْنِ شِهَابٍ قَالَ بَلَغَنِى عَنِ ابْنِ عُمَرَ قَالَ:
"نَفَّلَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم سَرِيَّةً بِنَحْوِ حَدِيثِ ابْنِ رَجَاءٍ."
Tercemesi:
Bize Hennâd b. Serî, ona İbn Mübarek; (T)
Bize Harmele b. Yahya, ona İbn Vehb, o ikisine Yunus, ona İbn Şihab, ona da İbn Ömer, -İbn Racâ hadisine benzer şekilde- şöyle rivayet etmiştir:
"Rasulullah (sav), bir müfrezeye (ganimet payına ilaveten) ganimetten pay (nefel) vermiştir."
Açıklama:
Yazar, Kitap, Bölüm:
Müslim, Sahîh-i Müslim, Cihâd ve's-Siyer 4564, /744
Senetler:
()
Konular:
Cihad, seriyyeye katılmak
Öneri Formu
Hadis Id, No:
2484, M004571
Hadis:
وَحَدَّثَنِى زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ حَدَّثَنَا الْوَلِيدُ بْنُ مُسْلِمٍ حَدَّثَنَا صَفْوَانُ بْنُ عَمْرٍو عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ جُبَيْرِ بْنِ نُفَيْرٍ عَنْ أَبِيهِ عَنْ عَوْفِ بْنِ مَالِكٍ الأَشْجَعِىِّ قَالَ:
"خَرَجْتُ مَعَ مَنْ خَرَجَ مَعَ زَيْدِ بْنِ حَارِثَةَ فِى غَزْوَةِ مُؤْتَةَ وَرَافَقَنِى مَدَدِىٌّ مِنَ الْيَمَنِ."
وَسَاقَ الْحَدِيثَ عَنِ النَّبِىِّ صلى الله عليه وسلم، بِنَحْوِهِ غَيْرَ أَنَّهُ قَالَ فِى الْحَدِيثِ قَالَ:
"عَوْفٌ فَقُلْتُ يَا خَالِدُ أَمَا عَلِمْتَ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَضَى بِالسَّلَبِ لِلْقَاتِلِ قَالَ بَلَى وَلَكِنِّى اسْتَكْثَرْتُهُ."
Tercemesi:
Bize Züheyr b. Harb, ona Velid b. Müslim, ona Safvan b. Amr, ona Abdurrahman b. Cübeyr b. Nüfeyr, ona babası (Cübeyr b. Nüfeyr), ona da Avf b. Malik el-Eşcaî şöyle rivayet etmiştir:
"Mute gazasına Zeyd b. Harise ile çıkanlarla birlikte çıktım. Yemen'den orduya destek olmak üzere gelen biri bana arkadaşlık etti." (Ardından Avf), hadisin (kalanını) Hz. Peygamber'den (sav) benzeri şekilde rivayet etti. Ancak Avf hadiste; "ben, ey Halid! Rasulullah'ın (sav) öldüren kimseye (öldürdüğünün) eşya(sını) verdiğini bilmiyorsun dedim. O, elbette (biliyorum)! Ancak ben onu çok gördüm dedi demiştir."
Açıklama:
Yazar, Kitap, Bölüm:
Müslim, Sahîh-i Müslim, Cihâd ve's-Siyer 4571, /746
Senetler:
()
Konular:
Ganimet, hak sahiplerine taksimi
Ganimet, taksim edilmesi, miktarları
Siyer, Mute Savaşı
Öneri Formu
Hadis Id, No:
2482, M004569
Hadis:
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى التَّمِيمِىُّ أَخْبَرَنَا يُوسُفُ بْنُ الْمَاجِشُونِ عَنْ صَالِحِ بْنِ إِبْرَاهِيمَ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ عَوْفٍ عَنْ أَبِيهِ عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ عَوْفٍ أَنَّهُ قَالَ بَيْنَا أَنَا وَاقِفٌ فِى الصَّفِّ يَوْمَ بَدْرٍ نَظَرْتُ عَنْ يَمِينِى وَشِمَالِى فَإِذَا أَنَا بَيْنَ غُلاَمَيْنِ مِنَ الأَنْصَارِ حَدِيثَةٍ أَسْنَانُهُمَا تَمَنَّيْتُ لَوْ كُنْتُ بَيْنَ أَضْلَعَ مِنْهُمَا فَغَمَزَنِى أَحَدُهُمَا. فَقَالَ يَا عَمِّ هَلْ تَعْرِفُ أَبَا جَهْلٍ قَالَ قُلْتُ نَعَمْ وَمَا حَاجَتُكَ إِلَيْهِ يَا ابْنَ أَخِى قَالَ أُخْبِرْتُ أَنَّهُ يَسُبُّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَالَّذِى نَفْسِى بِيَدِهِ لَئِنْ رَأَيْتُهُ لاَ يُفَارِقُ سَوَادِى سَوَادَهُ حَتَّى يَمُوتَ الأَعْجَلُ مِنَّا. قَالَ فَتَعَجَّبْتُ لِذَلِكَ فَغَمَزَنِى الآخَرُ فَقَالَ مِثْلَهَا - قَالَ - فَلَمْ أَنْشَبْ أَنْ نَظَرْتُ إِلَى أَبِى جَهْلٍ يَزُولُ فِى النَّاسِ فَقُلْتُ أَلاَ تَرَيَانِ هَذَا صَاحِبُكُمَا الَّذِى تَسْأَلاَنِ عَنْهُ قَالَ فَابْتَدَرَاهُ فَضَرَبَاهُ بِسَيْفَيْهِمَا حَتَّى قَتَلاَهُ ثُمَّ انْصَرَفَا إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَأَخْبَرَاهُ. فَقَالَ:
"أَيُّكُمَا قَتَلَهُ." فَقَالَ كُلُّ وَاحِدٍ مِنْهُمَا أَنَا قَتَلْتُ. فَقَالَ:
"هَلْ مَسَحْتُمَا سَيْفَيْكُمَا." قَالاَ لاَ. فَنَظَرَ فِى السَّيْفَيْنِ فَقَالَ:
"كِلاَكُمَا قَتَلَهُ." وَقَضَى بِسَلَبِهِ لِمُعَاذِ بْنِ عَمْرِو بْنِ الْجَمُوحِ وَالرَّجُلاَنِ مُعَاذُ بْنُ عَمْرِو بْنِ الْجَمُوحِ وَمُعَاذُ ابْنُ عَفْرَاءَ.
Tercemesi:
Bize Yahya b. Yahya et-Temîmî, ona Yusuf b. Mâcişûn, ona Salih b. İbrahim b. Abdurrahman b. Avf, ona babası (İbrahim b. Abdurrahman ez-Zührî), ona da Abdurrahman b. Avf şöyle rivayet etmiştir: Bedir günü safta dururken sağıma ve soluma baktım da (kendimi) Ensardan, yaşları küçük iki çocuk arasında (buluverdim)! Keşke dedim, onlardan daha kuvvetli (savaşçılar) arasında olsaydım! (Derken), onlardan biri beni dürtüp; ey amca! Ebu Cehil'i tanıyor musun dedi. Ben, ey kardeşimin oğlu! Onunla ne derdin var dedim. O; bana bildirildiğine göre kendisi, Rasulullah'a (sav) sövermiş! Canımı kudretinde bulunduran (Allah'a) and olsun ki, onu görürsem ikimizden biri ölüp gidene kadar onun peşini bırakmayacağım dedi. Ben bu (çocuğa) şaşıp kaldım. Diğeri de beni dürtüp benzeri şeyler söyledi. Çok geçmeden Ebu Cehil'in insanlar arasında dolaştığını gördüm (ve) kendisini sorduğunuz kişiyi görmüyor musunuz dedim. (Dememle birlikte) ikisi de (Ebu Cehil'in) üzerine atılıp kılıçlarını ona indirdiler! Neticede onu öldürdüler. Ardından Rasulullah'ın (sav) huzuruna gelip kendisine (olayı) anlattılar. Hz. Peygamber (sav); "onu hanginiz öldürdü" buyurdu. İkisi de ben öldürdüm dedi. Nebî (sav); "kılıçlarınızı temizlediniz mi" buyurdu. İkisi de hayır dediler. Rasulullah (sav), kılıçlarına bakıp "ikisi de onu öldürmüş" buyurdu ve (Ebu Cehil'in) eşyasını Muaz b. Amr b. Cemûh'a verdi. O iki kişi Muaz b. Amr b. Cemûh ve Muaz b. Afrâ'dır.
Açıklama:
Yazar, Kitap, Bölüm:
Müslim, Sahîh-i Müslim, Cihâd ve's-Siyer 4569, /745
Senetler:
()
Konular:
Ganimet, hak sahiplerine taksimi
Ganimet, taksim edilmesi, miktarları
Hz. Peygamber, hakaret ve saygısızlık yapılması
Tarihsel şahsiyetler, Ebu Cehil ve karısı
Öneri Formu
Hadis Id, No:
2483, M004570
Hadis:
وَحَدَّثَنِى أَبُو الطَّاهِرِ أَحْمَدُ بْنُ عَمْرِو بْنِ سَرْحٍ أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ وَهْبٍ أَخْبَرَنِى مُعَاوِيَةُ بْنُ صَالِحٍ عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ جُبَيْرٍ عَنْ أَبِيهِ عَنْ عَوْفِ بْنِ مَالِكٍ قَالَ قَتَلَ رَجُلٌ مِنْ حِمْيَرَ رَجُلاً مِنَ الْعَدُوِّ فَأَرَادَ سَلَبَهُ فَمَنَعَهُ خَالِدُ بْنُ الْوَلِيدِ وَكَانَ وَالِيًا عَلَيْهِمْ فَأَتَى رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَوْفُ بْنُ مَالِكٍ فَأَخْبَرَهُ فَقَالَ لِخَالِدٍ
"مَا مَنَعَكَ أَنْ تُعْطِيَهُ سَلَبَهُ." قَالَ اسْتَكْثَرْتُهُ يَا رَسُولَ اللَّهِ. قَالَ:
"ادْفَعْهُ إِلَيْهِ." فَمَرَّ خَالِدٌ بِعَوْفٍ فَجَرَّ بِرِدَائِهِ ثُمَّ قَالَ هَلْ أَنْجَزْتُ لَكَ مَا ذَكَرْتُ لَكَ مِنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَسَمِعَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَاسْتُغْضِبَ فَقَالَ:
"لاَ تُعْطِهِ يَا خَالِدُ لاَ تُعْطِهِ يَا خَالِدُ هَلْ أَنْتُمْ تَارِكُونَ لِى أُمَرَائِى إِنَّمَا مَثَلُكُمْ وَمَثَلُهُمْ كَمَثَلِ رَجُلٍ اسْتُرْعِىَ إِبِلاً أَوْ غَنَمًا فَرَعَاهَا ثُمَّ تَحَيَّنَ سَقْيَهَا فَأَوْرَدَهَا حَوْضًا فَشَرَعَتْ فِيهِ فَشَرِبَتْ صَفْوَهُ وَتَرَكَتْ كَدَرَهُ فَصَفْوُهُ لَكُمْ وَكَدَرُهُ عَلَيْهِمْ."
Tercemesi:
Bize Ebu Tahir Ahmed b. Amr b. Serh, ona Abdullah b. Vehb, ona Muaviye b. Salih, ona Abdurrahman b. Cübeyr, ona babası (Cübeyr b. Nüfeyr el-Hadramî), ona da Avf b. M alik şöyle rivayet etmiştir: Himyer'den biri, düşmandan bir askeri öldürüp eşyasını istedi. Halid b. Velid de (düşman askerinin eşyasını o adama vermeyi) reddetti. Halid, onların emiri idi. Avf b. Malik Rasulullah'ın (sav) huzuruna gelip (olayı) kendisine anlattı. Nebî (sav) Halid'e; "(düşman askerinin) eşyasını ona niçin vermedin" buyurdu. (Halid); ya Rasulullah! Onu çok gördüm dedi. Hz. Peygamber (sav); "(eşyayı) o (adama) ver" buyurdu. Halid, Avf'ın yanında geçerken (Avf, Halid'in) cübbesini çekti. Ardından, seni Rasulullah'a (sav) şikayet edip sana yapacağımı bilirim demedim mi dedi. (Komutan olarak Halid'i aşağılan bu sözü) Nebî (sav), işitip öfkelendi (ve) "ey Hqlid! Ona verme! Sizler (yapacağınızı yapıp) komutanlarımla beni karşı karşıya mı getiriyorsunuz" buyurdu.
"Sizlerin ve (komutanlarımın) misali, deve ya da koyun gütmek için tutulan bir adamın onları güdüp ardından sulamak için uygun bir ücret isteyen, (akabinde) onları bir su birikintisine vardırıp (hayvanların oraya) girip (suyun) temizini içtiği, pis kısmını da bıraktığı duruma benzer. Suyun temizi size, pis kısmı da (komutanlarıma) kalır" buyurdu.
Açıklama:
Yazar, Kitap, Bölüm:
Müslim, Sahîh-i Müslim, Cihâd ve's-Siyer 4570, /745
Senetler:
()
Konular:
Ganimet, hak sahiplerine taksimi
Ganimet, taksim edilmesi, miktarları
Öneri Formu
Hadis Id, No:
2485, M004572
Hadis:
حَدَّثَنَا زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ حَدَّثَنَا عُمَرُ بْنُ يُونُسَ الْحَنَفِىُّ حَدَّثَنَا عِكْرِمَةُ بْنُ عَمَّارٍ حَدَّثَنِى إِيَاسُ بْنُ سَلَمَةَ حَدَّثَنِى أَبِى سَلَمَةُ بْنُ الأَكْوَعِ قَالَ غَزَوْنَا مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم هَوَازِنَ فَبَيْنَا نَحْنُ نَتَضَحَّى مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِذْ جَاءَ رَجُلٌ عَلَى جَمَلٍ أَحْمَرَ فَأَنَاخَهُ ثُمَّ انْتَزَعَ طَلَقًا مِنْ حَقَبِهِ فَقَيَّدَ بِهِ الْجَمَلَ ثُمَّ تَقَدَّمَ يَتَغَدَّى مَعَ الْقَوْمِ وَجَعَلَ يَنْظُرُ وَفِينَا ضَعْفَةٌ وَرِقَّةٌ فِى الظَّهْرِ وَبَعْضُنَا مُشَاةٌ إِذْ خَرَجَ يَشْتَدُّ فَأَتَى جَمَلَهُ فَأَطْلَقَ قَيْدَهُ ثُمَّ أَنَاخَهُ وَقَعَدَ عَلَيْهِ فَأَثَارَهُ فَاشْتَدَّ بِهِ الْجَمَلُ فَاتَّبَعَهُ رَجُلٌ عَلَى نَاقَةٍ وَرْقَاءَ. قَالَ سَلَمَةُ وَخَرَجْتُ أَشْتَدُّ فَكُنْتُ عِنْدَ وَرِكِ النَّاقَةِ. ثُمَّ تَقَدَّمْتُ حَتَّى كُنْتُ عِنْدَ وَرِكِ الْجَمَلِ ثُمَّ تَقَدَّمْتُ حَتَّى أَخَذْتُ بِخِطَامِ الْجَمَلِ فَأَنَخْتُهُ فَلَمَّا وَضَعَ رُكْبَتَهُ فِى الأَرْضِ اخْتَرَطْتُ سَيْفِى فَضَرَبْتُ رَأْسَ الرَّجُلِ فَنَدَرَ ثُمَّ جِئْتُ بِالْجَمَلِ أَقُودُهُ عَلَيْهِ رَحْلُهُ وَسِلاَحُهُ فَاسْتَقْبَلَنِى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَالنَّاسُ مَعَهُ فَقَالَ:
"مَنْ قَتَلَ الرَّجُلَ." قَالُوا ابْنُ الأَكْوَعِ. قَالَ
"لَهُ سَلَبُهُ أَجْمَعُ."
Tercemesi:
Bize Züheyr b. Harb, ona Ömer b. Yunus el-Hanefî, ona İkrime b. Ammar, ona İyas b. Seleme, ona da babası Seleme b. Ekva' şöyle rivayet etmiştir: Rasulullah (sav) ile Hevâzin'e gazâya çıktık. Hz. Peygamber (sav) ile birlikte kahvaltı yaparken kızıl bir devenin üzerinde biri geliverdi! Ardından, (devenin) böğründen bir ip çıkarıp onunla deveyi bağladı. Sonra, toplulukla beraber kahvaltı yapmak için ilerledi ve (etrafına) bakmaya başladı. Bizde bir zayıflık, bineklerde de yorgunluk hâli vardı. Bir kısmımız da piyade idi. (Derken adam) hızlıca kalkıp devesinin yanına geldi (ve) ipini çözdü. Daha sonra onu ıhtırdı ve üzerine atladı. (Devesini) kontrol etti, deve de onu hızlıca uzaklaştırdı. (Bizden) biri siyahımsı bir deve üzerinde onu takip etti. Ben de hızlıca (koşup) çıkıverdim! (Bizden ilk çıkan adamın) devesine (koşarak) yetiştim! Ardından onu geçtim. Neticede (o adamın) devesinin arkasına vardım! Daha sonra onu da geçip nihayet devenin yularını yakaladım (ve) onu ıhtırdım! (Deve) dizlerini yere koyunca kılıcımı sıyırıp o adamın başına indirdim! Adam düşüverdi! Akabinde, üzerinde olduğum halde deveyi getirdim. (Devenin) üzerinde (adamın) eşyası ve silahı vardı. Beni Rasulullah (sav) ve beraberindeki insanlar karşıladılar. Hz. Peygamber (sav); "o adamı kim öldürdü" buyurdu. (İnsanlar), İbn Ekva' (öldürdü) dediler. Nebî de (sav); "(o adamın) eşyasının hepsi (Seleme'nindir)" buyurdu.
Açıklama:
Yazar, Kitap, Bölüm:
Müslim, Sahîh-i Müslim, Cihâd ve's-Siyer 4572, /746
Senetler:
()
Konular:
Ganimet, hak sahiplerine taksimi
Ganimet, taksim edilmesi, miktarları
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ حَنْبَلٍ وَمُحَمَّدُ بْنُ رَافِعٍ قَالاَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ عَنْ هَمَّامِ بْنِ مُنَبِّهٍ قَالَ هَذَا مَا حَدَّثَنَا أَبُو هُرَيْرَةَ عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَذَكَرَ أَحَادِيثَ مِنْهَا وَقَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم
"أَيُّمَا قَرْيَةٍ أَتَيْتُمُوهَا وَأَقَمْتُمْ فِيهَا فَسَهْمُكُمْ فِيهَا وَأَيُّمَا قَرْيَةٍ عَصَتِ اللَّهَ وَرَسُولَهُ فَإِنَّ خُمُسَهَا لِلَّهِ وَلِرَسُولِهِ ثُمَّ هِىَ لَكُمْ."
Öneri Formu
Hadis Id, No:
2499, M004574
Hadis:
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ حَنْبَلٍ وَمُحَمَّدُ بْنُ رَافِعٍ قَالاَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ عَنْ هَمَّامِ بْنِ مُنَبِّهٍ قَالَ هَذَا مَا حَدَّثَنَا أَبُو هُرَيْرَةَ عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَذَكَرَ أَحَادِيثَ مِنْهَا وَقَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم
"أَيُّمَا قَرْيَةٍ أَتَيْتُمُوهَا وَأَقَمْتُمْ فِيهَا فَسَهْمُكُمْ فِيهَا وَأَيُّمَا قَرْيَةٍ عَصَتِ اللَّهَ وَرَسُولَهُ فَإِنَّ خُمُسَهَا لِلَّهِ وَلِرَسُولِهِ ثُمَّ هِىَ لَكُمْ."
Tercemesi:
Bize Ahmed b. Hanbel ve Muhammed b. Râfi', o ikisine Abdürrezzak, ona Mamer, ona Hemmâm b. Münebbih, ona da Ebu Hureyre, Hz. Peygamber'in (sav) şöyle buyurduğunu rivayet etti:
"(Gazâ etmek üzere) herhangi bir yerleşim yerine geldiğiniz(de) ve orada kaldığınız(da) (ganimete ilave olarak alacağınız) payınız (sabittir). Allah'a ve Rasulüne isyan eden herhangi bir yerleşim yerine (gazâ ettiğinizde de ganimetin) beşte biri Allah'a ve Rasulüne ait (olup) kalanı size aittir."
Açıklama:
Yazar, Kitap, Bölüm:
Müslim, Sahîh-i Müslim, Cihâd ve's-Siyer 4574, /747
Senetler:
()
Konular:
Ganimet, hak sahiplerine taksimi
Ganimet, taksim edilmesi, miktarları
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى قَالَ قَرَأْتُ عَلَى مَالِكٍ عَنِ ابْنِ شِهَابٍ عَنْ عُرْوَةَ عَنْ عَائِشَةَ أَنَّهَا قَالَتْ إِنَّ أَزْوَاجَ النَّبِىِّ صلى الله عليه وسلم حِينَ تُوُفِّىَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَرَدْنَ أَنْ يَبْعَثْنَ عُثْمَانَ بْنَ عَفَّانَ إِلَى أَبِى بَكْرٍ فَيَسْأَلْنَهُ مِيرَاثَهُنَّ مِنَ النَّبِىِّ صلى الله عليه وسلم قَالَتْ عَائِشَةُ لَهُنَّ أَلَيْسَ قَدْ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم
"لاَ نُورَثُ مَا تَرَكْنَا فَهُوَ صَدَقَةٌ."
Öneri Formu
Hadis Id, No:
2513, M004579
Hadis:
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى قَالَ قَرَأْتُ عَلَى مَالِكٍ عَنِ ابْنِ شِهَابٍ عَنْ عُرْوَةَ عَنْ عَائِشَةَ أَنَّهَا قَالَتْ إِنَّ أَزْوَاجَ النَّبِىِّ صلى الله عليه وسلم حِينَ تُوُفِّىَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَرَدْنَ أَنْ يَبْعَثْنَ عُثْمَانَ بْنَ عَفَّانَ إِلَى أَبِى بَكْرٍ فَيَسْأَلْنَهُ مِيرَاثَهُنَّ مِنَ النَّبِىِّ صلى الله عليه وسلم قَالَتْ عَائِشَةُ لَهُنَّ أَلَيْسَ قَدْ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم
"لاَ نُورَثُ مَا تَرَكْنَا فَهُوَ صَدَقَةٌ."
Tercemesi:
Bize Yahya b. Yahya, ona Malik, ona İbn Şihab, ona da Urve, Aişe'den naklen şöyle rivayet etmiştir: Hz. Peygamber'in (sav) hanımları Rasulullah (sav) vefat ettiğinde Nebî'den (sav) kalan mirası istemek üzere Osman b. Affan'ı Ebu Bekir'e yollamak istediler. Aişe de onlara; Rasulullah (sav), "bize mirasçı olunmaz! Bıraktığımız sadakadır" buyurmadı mı dedi.
Açıklama:
Yazar, Kitap, Bölüm:
Müslim, Sahîh-i Müslim, Cihâd ve's-Siyer 4579, /748
Senetler:
()
Konular:
Hz. Peygamber, mirası
Öneri Formu
Hadis Id, No:
234858, M004575
Hadis:
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ وَمُحَمَّدُ بْنُ عَبَّادٍ، وَأَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ وَإِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ وَاللَّفْظُ لِابْنِ أَبِي شَيْبَةَ قَالَ إِسْحَاقُ أَخْبَرَنَا وقَالَ الْآخَرُونَ: حَدَّثَنَا سُفْيَانُ عَنْ عَمْرٍو عَنِ الزُّهْرِيِّ عَنْ مَالِكِ بْنِ أَوْسٍ عَنْ عُمَرَ قَالَ:
"كَانَتْ أَمْوَالُ بَنِي النَّضِيرِ مِمَّا أَفَاءَ اللهُ عَلَى رَسُولِهِ مِمَّا لَمْ يُوجِفْ عَلَيْهِ الْمُسْلِمُونَ بِخَيْلٍ وَلَا رِكَابٍ، فَكَانَتْ لِلنَّبِيِّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ خَاصَّةً فَكَانَ يُنْفِقُ عَلَى أَهْلِهِ نَفَقَةَ سَنَةٍ وَمَا بَقِيَ يَجْعَلُهُ فِي الْكُرَاعِ وَالسِّلَاحِ عُدَّةً فِي سَبِيلِ اللهِ."
Tercemesi:
Bize Kuteybe b. Said, Muhammed b. Abbad, Ebu Bekir b. Ebu Şeybe ve İshak b. İbrahim, -hadisin lafızları İbn Ebu Şeybe'ye aittir- onlara Süfyan, ona Amr, ona ez-Zührî, ona Malik b. Evs, ona da Ömer şöyle rivayet etmiştir:
"Benî Nazîr oğullarının malları, Allah'ın, rasülüne fey olarak verdi mallar olup müslümanlar, (o malları elde etmek için) at ve deve sürmemişlerdi. (O mallar) Hz. Peygamber'e (sav) özeldi. Nebî (sav), (o malları) yıllık ihtiyac(ı) (için) ailesine harcar, kalanını da Allah yolunda (cihada) hazırlık (amacıyla) atlar ve silah (satın almada) kullanırdı."
Açıklama:
Yazar, Kitap, Bölüm:
Müslim, Sahîh-i Müslim, Cihâd ve's-Siyer 4575, /747
Senetler:
()
Konular: