10636 Kayıt Bulundu.
Giriş
Süleyman b. Harb ve Ebu Numan der ki: Bize Hammâd b. Zeyd, ona Eyyûb, ona da Muhammed şöyle demiştir: Ben, Abdurrahman b. Ebu Leylâ'nın içinde bulunduğu ve öğrencilerinin kendisine çok hürmet ettikleri bir ders halkasındaydım. İbn Ebu Leylâ, kocası ölen kadının iddet müddeti hakkında “iki müddetin en uzun olanıdır” dedi. Ben Sübey'a bt. Hâris'in hadisini, Abdullah b. Utbe senediyle rivayet ettim, bunun üzerine öğrencilerinden bazısı susmam için bana işarette bulundu. Muhammed der ki: Ben onun bu görüşü inkâr ettiğini anladım ve “eğer ben Abdullah b. Utbe, Kûfe'de bir yerde iken, ben hala onun adına yalan söyleye biliyorsam, demek ki gerçekten çok cesur biriyim” dedim. Bunun üzerine o bana karşı tutumundan utandı ve “ama amcası (abdullah b. Mesud) bunu söylemedi” dedi. İbn Şîrîn der ki: Ben Ebu Atıyye Mâlik b. Âmir'e varıp bu hadisi sordum, Mâlik de Subey'a hadisini bana rivayet etti. Bunun üzerine “Sen Abdullah ibn Mesud'dan bu konuda bir şey işittin mi?” diye sordum, o da şu cevabı verdi: Biz Abdullah b. Mesud'un yanında idik bize “Siz kadınlar hakkında ruhsatı değil de ağır hükmü mü uyguluyorsunuz? Kısa Nisa Sûresi'ndeki (yani Talak Suresi) "hamile kadınların iddeti, doğumla sona erer" (Talâk, 4) ayeti, uzun Sureden (Bakara'dan) sonra inmiştir” dedi.
Bize Humeydî, ona Süfyân, ona Yahya b. Saîd, ona Ubeyd b. Huneyn, ona da İbn Abbâs şöyle demiştir: Ben Ömer'e, Rasulullah'a (sav) karşı, birbirine destek olan o iki kadını sormak isteyip duruyordum, ama bir sene bekledim de sormak için uygun bir fırsat bulamadım. Nihayet onunla beraber ha yapmak üzere yola çıktım. Zahrân mevkiinde bulunduğumuz zaman Ömer, ihtiyaç gidermek için ileriye doğru gitti, dönünce de “bana abdest suyu getir” dedi. Ben de kendisine bir kap ile su getirdim ve abdest alırken ona su dökmeye başladım. Bu ortamı fırsat bilip “ey Müminlerin emiri, Rasulullah'a karşı birbirlerine arka çıkan o iki kadın kimdi?” dedim. Ben sözümü tam bitirmiştim ki bana “Âişe ile Hafsa” dedi.
Bize Mahmud, ona Übeydullah, ona İsrail, ona Ebu Hasîn, ona Mücahid, ona da İbn Abbâs (r.anhuma )"Utullin ba'de zâlike zenîm" ayeti hakkında “O, Kureyş'ten, kulağı davar kulağı gibi kesik olan, bir adamdı” demiştir.
Süleyman b. Harb ve Ebu Numan der ki: Bize Hammâd b. Zeyd, ona Eyyûb, ona da Muhammed şöyle demiştir: Ben, Abdurrahman b. Ebu Leylâ'nın içinde bulunduğu ve öğrencilerinin kendisine çok hürmet ettikleri bir ders halkasındaydım. İbn Ebu Leylâ, kocası ölen kadının iddet müddeti hakkında “iki müddetin en uzun olanıdır” dedi. Ben Sübey'a bt. Hâris'in hadisini, Abdullah b. Utbe senediyle rivayet ettim, bunun üzerine öğrencilerinden bazısı susmam için bana işarette bulundu. Muhammed der ki: Ben onun bu görüşü inkâr ettiğini anladım ve “eğer ben Abdullah b. Utbe, Kûfe'de bir yerde iken, ben hala onun adına yalan söyleye biliyorsam, demek ki gerçekten çok cesur biriyim” dedim. Bunun üzerine o bana karşı tutumundan utandı ve “ama amcası (abdullah b. Mesud) bunu söylemedi” dedi. İbn Şîrîn der ki: Ben Ebu Atıyye Mâlik b. Âmir'e varıp bu hadisi sordum, Mâlik de Subey'a hadisini bana rivayet etti. Bunun üzerine “Sen Abdullah ibn Mesud'dan bu konuda bir şey işittin mi?” diye sordum, o da şu cevabı verdi: Biz Abdullah b. Mesud'un yanında idik bize “Siz kadınlar hakkında ruhsatı değil de ağır hükmü mü uyguluyorsunuz? Kısa Nisa Sûresi'ndeki (yani Talak Suresi) "hamile kadınların iddeti, doğumla sona erer" (Talâk, 4) ayeti, uzun Sureden (Bakara'dan) sonra inmiştir” dedi.
Süleyman b. Harb ve Ebu Numan der ki: Bize Hammâd b. Zeyd, ona Eyyûb, ona da Muhammed şöyle demiştir: Ben, Abdurrahman b. Ebu Leylâ'nın içinde bulunduğu ve öğrencilerinin kendisine çok hürmet ettikleri bir ders halkasındaydım. İbn Ebu Leylâ, kocası ölen kadının iddet müddeti hakkında “iki müddetin en uzun olanıdır” dedi. Ben Sübey'a bt. Hâris'in hadisini, Abdullah b. Utbe senediyle rivayet ettim, bunun üzerine öğrencilerinden bazısı susmam için bana işarette bulundu. Muhammed der ki: Ben onun bu görüşü inkâr ettiğini anladım ve “eğer ben Abdullah b. Utbe, Kûfe'de bir yerde iken, ben hala onun adına yalan söyleye biliyorsam, demek ki gerçekten çok cesur biriyim” dedim. Bunun üzerine o bana karşı tutumundan utandı ve “ama amcası (abdullah b. Mesud) bunu söylemedi” dedi. İbn Şîrîn der ki: Ben Ebu Atıyye Mâlik b. Âmir'e varıp bu hadisi sordum, Mâlik de Subey'a hadisini bana rivayet etti. Bunun üzerine “Sen Abdullah ibn Mesud'dan bu konuda bir şey işittin mi?” diye sordum, o da şu cevabı verdi: Biz Abdullah b. Mesud'un yanında idik bize “Siz kadınlar hakkında ruhsatı değil de ağır hükmü mü uyguluyorsunuz? Kısa Nisa Sûresi'ndeki (yani Talak Suresi) "hamile kadınların iddeti, doğumla sona erer" (Talâk, 4) ayeti, uzun Sureden (Bakara'dan) sonra inmiştir” dedi.
Süleyman b. Harb ve Ebu Numan der ki: Bize Hammâd b. Zeyd, ona Eyyûb, ona da Muhammed şöyle demiştir: Ben, Abdurrahman b. Ebu Leylâ'nın içinde bulunduğu ve öğrencilerinin kendisine çok hürmet ettikleri bir ders halkasındaydım. İbn Ebu Leylâ, kocası ölen kadının iddet müddeti hakkında “iki müddetin en uzun olanıdır” dedi. Ben Sübey'a bt. Hâris'in hadisini, Abdullah b. Utbe senediyle rivayet ettim, bunun üzerine öğrencilerinden bazısı susmam için bana işarette bulundu. Muhammed der ki: Ben onun bu görüşü inkâr ettiğini anladım ve “eğer ben Abdullah b. Utbe, Kûfe'de bir yerde iken, ben hala onun adına yalan söyleye biliyorsam, demek ki gerçekten çok cesur biriyim” dedim. Bunun üzerine o bana karşı tutumundan utandı ve “ama amcası (abdullah b. Mesud) bunu söylemedi” dedi. İbn Şîrîn der ki: Ben Ebu Atıyye Mâlik b. Âmir'e varıp bu hadisi sordum, Mâlik de Subey'a hadisini bana rivayet etti. Bunun üzerine “Sen Abdullah ibn Mesud'dan bu konuda bir şey işittin mi?” diye sordum, o da şu cevabı verdi: Biz Abdullah b. Mesud'un yanında idik bize “Siz kadınlar hakkında ruhsatı değil de ağır hükmü mü uyguluyorsunuz? Kısa Nisa Sûresi'ndeki (yani Talak Suresi) "hamile kadınların iddeti, doğumla sona erer" (Talâk, 4) ayeti, uzun Sureden (Bakara'dan) sonra inmiştir” dedi.
Süleyman b. Harb ve Ebu Numan der ki: Bize Hammâd b. Zeyd, ona Eyyûb, ona da Muhammed şöyle demiştir: Ben, Abdurrahman b. Ebu Leylâ'nın içinde bulunduğu ve öğrencilerinin kendisine çok hürmet ettikleri bir ders halkasındaydım. İbn Ebu Leylâ, kocası ölen kadının iddet müddeti hakkında “iki müddetin en uzun olanıdır” dedi. Ben Sübey'a bt. Hâris'in hadisini, Abdullah b. Utbe senediyle rivayet ettim, bunun üzerine öğrencilerinden bazısı susmam için bana işarette bulundu. Muhammed der ki: Ben onun bu görüşü inkâr ettiğini anladım ve “eğer ben Abdullah b. Utbe, Kûfe'de bir yerde iken, ben hala onun adına yalan söyleye biliyorsam, demek ki gerçekten çok cesur biriyim” dedim. Bunun üzerine o bana karşı tutumundan utandı ve “ama amcası (abdullah b. Mesud) bunu söylemedi” dedi. İbn Şîrîn der ki: Ben Ebu Atıyye Mâlik b. Âmir'e varıp bu hadisi sordum, Mâlik de Subey'a hadisini bana rivayet etti. Bunun üzerine “Sen Abdullah ibn Mesud'dan bu konuda bir şey işittin mi?” diye sordum, o da şu cevabı verdi: Biz Abdullah b. Mesud'un yanında idik bize “Siz kadınlar hakkında ruhsatı değil de ağır hükmü mü uyguluyorsunuz? Kısa Nisa Sûresi'ndeki (yani Talak Suresi) "hamile kadınların iddeti, doğumla sona erer" (Talâk, 4) ayeti, uzun Sureden (Bakara'dan) sonra inmiştir” dedi.