10265 Kayıt Bulundu.
Giriş
Bize Ebu Tâhir, ona Abdullah b. Vehb, ona Süfyan es-Sevrî, Malik b. Enes ve Amr b. Hâris, başka râviler, onlara da Rabia b. Ebu Abdurrahman bu isnadla Malik'in rivayetine benzer şekilde nakilde bulunmuştur. Ancak o, ben beraberinde iken Rasulullah'a (sav) bir adam gelip ona buluntu mal hakkında sordu ilavesinde bulunmuştur. Amr da rivayetinde; "onu isteyen biri gelmediğinde harca" ifadesini zikretmiştir.
Açıklama: Hadisin metni için M004499 numaralı hadise bakınız.
Bize Ebu Cafer Muhammed b. Sabbâh ve Abdullah b. Avn el-Hilâlî, onlara İbrahim b. Sa'd b. İbrahim b. Abdurrahman b. Avf, ona babası (Sa'd b. İbrahim), ona Kasım b. Muhammed, ona da Aişe'nin (r.anha) rivayet ettiğine göre Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur: "Her kim bizim şu dinimizde olmayan bir bidat icat ederse, o bidat reddedilmiştir."
Bize Abdullah b. Mesleme b. Ka'neb, ona Süleyman b. Bilal, ona Yahya b. Said, ona Münbais'in azatlısı Yezid, ona da Hz. Peygamber'in sahabisi Zeyd b. Halid el-Cühenî şöyle rivayet etmiştir: Rasulullah'a (sav) buluntu altın veya gümüşün hükmü soruldu. Hz. Peygamber de (sav); "onun ağız bağını ve kesesini iyice belle. Sonra onu bir sene ilan et. Şayet sahibini bulamazsan onu harca. O buluntu senin yanında bir emanet gibi olmuş olsun. Şayet bir zaman sonra sahibi gelirse ona ödersin." Soran kişi buluntu devenin hükmünü sordu. Bunun üzerine; "ondan sana ne? Bırak onu. Zira onların toynakları ve su tulumları yanlarındadır. Sahipleri onları buluncaya kadar suya gelirler, ağaçları otlarlar" buyurdu. O zat buluntu koyunu da sordu. Hz. Peygamber; "onu al, çünkü o ancak ya senin ya din kardeşinin yahut da kurdundur" buyurdu.
Bana İshak b. Mansur, ona Habban b. Hilal, ona Hammad b. Seleme, ona Yahya b. Said ve Rabia er-Re'y b. Ebu Abdurrahman, ona Münbais'in azatlısı Yezid, ona da Zeyd b. Halid el-Cühenî, bir adam Peygamber'e (sav) buluntu devenin hükmünü sormuş diyerek hadisi rivayet etmiştir. Rabia hadisine; bunun üzerine Hz. Peygamber (sav) kızdı, hatta yanakları kızardı ifadesini ekleyerek hadisi diğerlerinin hadisi gibi rivayet etmiş ve yine rivayetine; "şayet sahibi gelip, onun kesesini ve sayısını bilirse o buluntuyu kendisine ver, eğer gelmezse o senindir" eklemesinde bulunmuştur.
Bize Muhammed b. Beşşâr, ona Muhammed b. Cafer, ona Şube (T); Bize Ebu Bekir b. Nafi', ona Ğunder, ona Şube, ona Seleme b. Küheyl, ona da Süveyd b. Ğafele şöyle demiştir: Ben, Zeyd b. Sühan ve Selman b. Rabia birlikte gazaya çıktık. Ben bir kamçı bularak onu aldım. Arkadaşlarım bana bırak onu dediler. Ben hayır (bırakmam), ben onu ilân ederim; sahibi gelirse ne âlâ! Gelmezse ondan kendim faydalanırım diyerek onlara itiraz ettim. Gazamızdan dönünce haccetmek nasip oldu, Medine'ye geldim ve Übey b. Kâ'b ile karşılaştım. Ona kamçı meselesini ve arkadaşlarımın sözünü aktardım. Übey şunu söyledi. Ben Rasulullah (sav) zamanında, içinde yüz dinar olan bir kese buldum ve onu Rasulullah'a (sav) getirdim. Bana; "onu bir sene ilan et" buyurdu. Ben de ilan ettim fakat onu tanıyan bir sahibi çıkmadı. Sonra tekrar Hz. Peygamber'e (sav) geldim. Bana; "onu bir sene daha ilan et" buyurdu. Tekrar ilan ettim fakat (yine) onun sahibi çıkmadı. Sonra tekrar Hz. Peygamber'e (sav) geldim. Bana; "onu bir sene daha ilan et" buyurdu. Ben da ilan ettim fakat (yine) onu bilen bir kimse bulamadım. Bunun üzerine Hz. Peygamber (sav); "altınların sayısını, kesesini ve ağız bağını iyice belle. Şayet sahibi gelirse ne âlâ, gelmezse onlardan istifade et" buyurdu. Artık ben de onlardan istifade ettim. [(Şube der ki): Bundan sonra Seleme'ye Mekke'de rast geldim. Bana; Süveyd üç sene mi dedi, bir sene mi bilmiyorum dedi.]
Bize Ebu Cafer Muhammed b. Sabbâh ve Abdullah b. Avn el-Hilâlî, onlara İbrahim b. Sa'd b. İbrahim b. Abdurrahman b. Avf, ona babası (Sa'd b. İbrahim), ona Kasım b. Muhammed, ona da Âişe'nin (r.anha) rivayet ettiğine göre Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur: "Herkim bizim şu dinimizde olmayan bir bidat icat ederse, o bidat reddedilmiştir."
Açıklama: Kültürümüzde Hadisler projesini ilgilendiren kısım: لاَ يَحْكُمْ أَحَدٌ بَيْنَ اثْنَيْنِ وَهُوَ غَضْبَانُ