10636 Kayıt Bulundu.
Giriş
Bize Muhammed b. Beşşar, ona Abdurrahman b. Mehdi ve başkası, onlara Harb b. Şeddâd, ona Yahya b. Ebu Kesir, ona Ebu Seleme, ona Cabir b. Abdullah'ın (ra.) rivayet ettiğine göre Hz. Peygamber şöyle buyurdu: "Hira mağarasında inzivaya çekilmiştim..." Hadisin devamı Osman b. Ömerʼin Ali b. Mübarek'ten rivayet ettiği hadisin benzeridir.
Açıklama: Buhari'de geçen rivayet farklı bir senedle burada tekrarlanmaktadır. Buhari bu farklı senedi tam olarak verip metin aynı olduğu için sadece 'etraf'ı diye ifade edilen, hatırlatıcı bir cümlesine değinmekle yetinmiştir. Rivayetin tam metni için bakınız: B004922.
Bize Müsedded, ona Yahya, ona Süfân, ona Mansur ile Süleyman, onlara Ebu Vâil, ona Ebu Meysere, ona da Abdullah (T) Bana Vâsıl, ona Ebu Vâil, ona da Abdullah (ra) şöyle söylemiştir: 'Ben Rasulullah'a (sav) 'Allah katında en büyük günah hangisidir?" diye sordum ya da ona soruldu. Rasulullah (sav), "Seni Allah yarattığı halde O'na ortak koşmandır." buyurdu. 'Sonra hangisidir?' diye sordum. "Sofrana ortak olacak diye korktuğun için çocuğunu öldürmendir." buyurdu. 'Sonra hangisidir?' dedim. "Komşunun eşi ile zina etmendir." buyurdu. İbn Mesud dedi ki: Rasulullah'ın (sav) bu cevaplarını tasdik edici olarak şu ayet nazil oldu: 'Onlar, Allah ile birlikte başka bir ilaha tapmazlar; haksız yere Allah'ın dokunulmaz kıldığı insan hayatına kıymazlar. (el-Furkan, 25/68).
Bize Müslim, ona Şu'be, ona Abdülmelik, ona Amr b. Hureys, ona da Zeyd'in rivayet ettiğine göre Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurdu: "Kem'e (çöl mantarı) kudret helvası türünden bir rızıktır. Suyu da göz ağrısına şifadır."
Bize Abdullah b. Muhammed, ona Habbân, ona Hemmâm, ona Sâbit, ona Enes, ona da Ebu Bekir (ra) şöyle rivayet etmiştir: Nebî (sav) ile beraber mağarada idim de müşriklerin takip ettiklerini görünce 'Yâ Rasulullah! Onlardan biri ayağını kaldıracak olsa bize görecek!' dedim. Bunun üzerine Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurdu: "Üçüncüleri Allah olan iki kişiyi ne sanıyorsun!"
Bize Abdülaziz b. Abdullah, ona İbrahim b. Sa'd, ona Sâlih, ona İbn Şihâb, ona da Urve b. Zübeyr, Aişe'den (ra) naklen şöyle rivayet etmiştir: "Urve, Aişe'ye, 'Öyle ki, peygamberler ümitsizliğe kapıldılar' ayeti hakkında sorup 'Onlara yalan mı söylendi, yoksa yalanlandılar mı?' dedi. Aişe, 'Yalanlandılar' dedi. Ben (Urve), 'Kavimlerinin kendilerini yalanladıklarını kesin olarak biliyorlardı. Bu zan değildir ki!' dedim. (Aişe), 'Elbette. Hayatıma yemin olsun ki bunu kesin olarak biliyorlardı' dedi. Ona, 'Onlar kendilerine yalan söylendiğini zannetiler' dedim. (Aişe), 'Allah'a sığınırım! Peygamberlerin rableri hakkında bunu zannetmeleri olacak şey değildir!' dedi. Ben, 'O zaman bu ayetin anlamı nedir?' dedim. (Aişe), 'Onlar rablerine iman edip onları tasdikleyen peygamberlerin takipçileridirler. Musibet onlara uzun gelmiş, yardım onlara gecikmiş, sonuç olarak da peygamberler, kavimlerinden olup kendilerini yalanlayanlardan ümitlerini kesmişlerdir. Yani Peygamberler kendi takipçilerinin onları yalanladıklarını zannetmişlerdir. (İşte) bu esnada Allah'ın yardımı gelmiştir' dedi."