Giriş

Bize Müsedded, ona Yahya b. Said, ona Humeyd, ona Enes ona da Hz. Ömer şöyle rivayet etmiştir: Üç husustaki dileğime Rabbim muvafakat etti. Ben "ey Allah'ın Rasûlü, Makam-ı İbrahim'i namazgah edinseniz" dedim, (İbrahim'in makamını namazgâh edinin. -Bakara, 2/125- ayeti indi.) Yine ben "ey Allah'ın Rasûlü, yanınıza yanınıza iyi (kalbi temiz) insan da giriyor, kötü insan da. Müminlerin annelerine emretseniz de örtünseler" dedim Bunun üzerine Allah Hicap ayetini (Ahzâb, 33/59) indirdi. Hz. Ömer devamla şöyle dedi: Bana Hz. Peygamber'in (sav) bazı hanımlarına darıldığı haberi geldi. Hemen ben onların yanına gidip "ya bu hırçınlı­ğa son verirsiniz, yahut iyi biliniz ki Allah, sizin yerinize Rasûlü'ne sizden daha hayırlı hanımlar verir" dedim. Sonra (Peygamber'in) hanımlarından birisinin yanına vardığımda bana "ey Ömer! Allah Rasûlü (sav), kadınlarına öğüt vermez mi ki, sen onlara vaaz vermeye kalkı­şıyorsun?" diye bana çıkıştı. Bunun üzerine de Allah "Eğer sizi boşayacak olursa rabbi ona, sizin yerinize sizden daha iyi olan, Allah’a teslimiyet gösteren, yürekten inanan, içtenlikle itaat eden, tövbe eden, kulluk eden, dünyada yolcu gibi yaşayan, dul ve bâkire eşler verebilir." (Tahrîm, 66/5) ayetini indirdi Yine bize İbn Ebu Meryem, ona Yahya b. Eyyûb, ona Humeyd, ona Enes, ona da Ömer aynı hadisi rivayet etmiştir.


Açıklama: Aşağıdaki tarik muallaktır; Buharî ile Said b. Ebu Meryem arasında inkıta' vardır.

    Öneri Formu
282339 B004483-2 Buhari, Tefsir, (Bakara), 9

Bize Ebu Yeman, ona Şuayb, ona Ebu Zinad, ona A’rec, ona da Ebu Hureyre Rasulullah’ın (sav) şöyle dediğini nakletti: "Aziz ve Celil olan Allah 'Ey kulum, sen (fakirlere) infak et ki, ben de sana edeyim' buyurdu. Rasul-i Ekrem (devamla şöyle) dedi: Allah’ın eli doludur (Nimetleri boldur.) (Kullarına) infakı onu eksiltmez. O gece-gündüz daima akar. (Rasulullah devamla) dedi ki: Allah'ın göğü ve yeri yarattığı günden beri infak ettiği (nimetlerin) ne kadar olduğunu bana söyleyebilir misiniz? Şüphesiz ki O'nun infakı, elindeki (hazinelerindeki) nimetlerinden hiçbir şey eksiltmemiştir. Çünkü O'nun Arş'ı (tahtı) su üzerindedir. Ve (amel ve rızıkların) terazisi O'nun elindedir, (nasibi ve rızkı bazen) kısar, (bazen de) artırır." ["İ’terâke= Senin başına gelip çattı", "Aravtu= Onu uzanıp aldım" kökünden ve İftiâl veznindedir. Ve "Fulânun ya'rûhu (Filan onu uzanıp alıyor) ve İ’terânî (Bana isabet ediyor, başıma geldi)" fiilleri de bu köktendir. “Âhizun bi nâsihatihâ= Çünkü her canlının kontrolü O’nun elindedir. (Hud, 11/56). Her şey onun mülkünde, idaresinde ve tasarrufundadır. "Anîdun", "Anûdun", "Ânidun" kelimeleri de aynı manaya olup "Çok inatçı" demektir ki vurgulu bir şekilde böbürlenmeyi ifade eder. “Ista'marakum'' Size orayı mamur hale getirme görevi verdi." (Hûd 11/61. "A’martuhu'd-dâra fehye umrâ" denilir ki, "Ben evi yaşadığı müddetçe ona mülk yaptım" demektir. "Nekirahum", "Enkerahum", "Istenkerahum"; bunların hepsi bir ma'nâya olup "Onlardan hoşlanmadı anlamına gelir. "İnnehu hamîdun mecîdun = Şüphe yok ki, O, asıl hamde layık, hayrı, ihsanı çok olandır." "Mecîd", "macid" kökünden olup faîl veznidir. "Hamîd" de "Hamide (Hamdetti)" fiilinden olup "Mahmûd", övülen manasınadır. 'Siccîlun", sert ve büyük demektir. "Siccîl" ve "Siccîn" aynı manayadır, bunlardaki lâm ile nûn, zâid harflerden olmaları ve her biri diğerine çevrilebilmeleri bakımından iki kardeştirler. (Câhiliye ve İslâm devirlerine erişmiş muhadram) Şâir Temîm b. Mukbil de bu manaya delil olacak şu beyti söylemiştir. "Nice yaya askerler kuşluk vaktinde miğferlerin yerlerine yani başlara öyle şiddetli darbe indiriyorlar ki, yiğitler bunu birbirlerine tavsiye ediyorlar." Bu beyitte geçen "Siccîn" kelimesi "şiddetli" anlamınadır.]


    Öneri Formu
32095 B004684 Buhari, Tefsir, (Hûd) 2

Bize Ubeydullah b. Musa, ona İsrail, ona Musa b. Ebu Aişe, Said b. Cübeyr'e Allahu teâlânın 'Dilini hareket ettirme...'(Kıyâme, 75/16) ayeti hakkında soru sorduğunu; Said b. Cübeyr'in ise İbn Abbas'ın şöyle dediğini rivayet etmiştir: "Hz. Peygamber'e vahiy indiğinde dudaklarını oynatırdı. Bunun üzerine ona 'Dilini hareket ettirme' (Kıyâme, 75/16) denildi. -Hz. Peygamber vahiyden bir şeyleri kaçırmaktan korkuyordu. 'Şüphesiz onu toplamak ve okutmak bize düşer.'(Kıyâme, 75/17) yani senin göğsünde toplamak ve sen okuyasın diye de okumak (bize düşer). 'Onu okuduğumuz vakit'(Kıyâme, 75/18) Yani ona Kur'an indirildiğinde 'Sen onun kıraatine uy. Sonra onu açıklamak da bize düşer'(Kıyâme, 75/18-19) Yani onu senin diline göre açıklama (bize düşer).


    Öneri Formu
33427 B004928 Buhari, Tefsir, (Kıyâme) 1+

Bize Yahya, ona Veki, ona İsmail b. Ebu Halid, ona da Amir eş-Şa'bî, Mesruk şöyle demiştir: "Ben Aişe'ye (r.anha) 'Anacığım! Hz. Muhammed (sav) Rabb'ini gördü mü?' diye sordum, bana 'bu söylediğin sözden ötürü tüylerim diken diken oldu, ürperdim. Sen şu üç şeyi nasıl bilmezsin! her kim onları sana söylerse mu­hakkak yalan söylemiştir: Her kim Muhammed (sav), Rabb'ini gördü derse, muhakkak yalan söylemiştir' dedi, sonra da 'Gözler O’nu idrak edemez, halbuki O gözleri idrak eder. O en ince şeyleri bilir ve her şeyden haberdardır.' (En'âm,103) ve 'Herhangi bir beşer ile Allah’ın konuşması ancak vahiy ile yahut perde arkasından ya da bir elçi gönderip, izni ile, dilediğini vahyetmesi şeklinde olabilir. Muhakkak ki O çok yücedir, engin hikmet sahibidir.' (Şûrâ, 51) ayetlerini okudu. Hz. Aişe devam ederek 'Her kim sana, yarın ne olacağını bilirim derse, muhak­kak yalan söylemiştir' dedi, ardından 'Hiçbir kimse yarın ne kazanacağını bilmez' (Lokman, 34) ayetini okudu. Sonra da 'Her kim sana Rasulullah'ın (sav) vahiyden herhangi bir şey gizlediğini söylerse, muhakkak yalan söylemiştir' dedi ve 'Ey Rasul! Rabbinden Sana indiri­leni tebliğ et. Eğer böyle yapmazsan elçilik görevini yerine getirmiş olmazsın' (Mâîde: 67) ayetini okudu. Ama Hz. Peygamber (sav) Cebrail'i asli suretinde iki defa gördü' dedi."


    Öneri Formu
33271 B004855 Buhari, Tefsir, (Necm) 1

Bize Ebu Yemân, ona Şuayb, ona Zührî, ona Urve b. Zübeyr, ona Hz. Aişe söyle şöylemiştir: Hicâb (emri) indikten sonra süt babam Ebu Kuays'ın kardeşi Eflah beni ziyarete gelip izin istedi. Ben, bu konuda Hz. Peygamber'den (sav) müsaade gelinceye kadar ona izin veremem. Çünkü beni Eflah'ın kardeşi Ebu Kuays emzirmedi. Beni Ebu Kuays'ın hanımı emzirdi, dedim. Bunun akabinde Hz. Peygamber (sav) yanıma geldi. Ben ona: 'Ya Rasulullah (sav)! Ebu Kuays'ın kardeşi Eflah gelip benden izin istedi. Ben de senin müsaaden olmadan izin vermekten çekindim, dedim. Hz. Peygamber (sav): "Süt amcana izin vermene mani olan nedir?" buyur­du. Ben de 'Ey Allah'ın Rasulü (sav)! Beni emziren erkek değildir, ancak beni Ebu Kuays'ın hanımı emzirdi' dedim. Rasulullah (sav) bana "Ona izin ver, çünkü o senin amcandır, Allah iyiliğini versin!" buyurdu. Hadisin ravisi Urve şöyle dedi: İşte (Rasulullah'ın (sav) söylediği bu "Amcana izin ver" sözünden dolayıdır ki, Hz. Aişe, 'Neseb yönünden haram kılınan süt emmeden dolayı da haramdır' derdi.


    Öneri Formu
32779 B004796 Buhari, Tefsir, (Ahzab) 9

Bize Ebu Nuaym, ona el-A’meş, ona İbrahim et-Teymî, ona babası (Yezid b. Şerik et-Teymî), ona da Ebu Zer şöyle demiştir: "Ben güneşin batışı esnasında Nebî (sav) ile birlikte mescitteydim. Rasulullah (sav) bana 'Ey Ebu Zer! Güneş nerede batar bilir misin?' diye sordu. Ben de 'Allah ve Rasulü daha iyi bilir' dedim. Hz. Peygamber (sav) 'Güneş, Arş'ın altında (Allah’a) secde etmek için gider. İşte 'Güneş kendisine ait yerleşik bir düzene göre (yörüngesinde) akıp gider. Bu, çok güçlü ve her şeyi bilen Allah’ın takdiridir' [Yâsîn 36/38] ayetinin ifade ettiği şey budur' buyurdu."


    Öneri Formu
32915 B004802 Buhari, Tefsir, (Yasin) 1

Bize Ebu Nuaym, ona Süfyân, ona A'meş, ona Sa'd b. Ubeyde, ona Ebu Abdurrahman es-Sülemî, ona Hz. Ali şöyle söylemiştir: Biz Hz. Peygamber'le (sav) Bakîu'l-garkad mezarlığında bir cenazeye katıldık. Hz. Peygamber (sav), "Sizden her birinizin cennetteki ve cehennemdeki yeri yazılmıştır." buyurdu. Bunun üzerine sahabiler: Ya Rasulallah! Öyle ise buna dayanıp, güvenemez miyiz? yani (bizim amel etmemize ne gerek var) dediler. Hz. Peygamber (sav): "Sizler amel edip çalışın. Çünkü herkes niçin yaratıldıysa, o kendisine kolaylaştırılmıştır." buyurdu ve el-Leyl suresinin beşinci ayetinden itibaren şu ayetlerini okudu: 'Artık kim cömert davranır, günah işlemekten sakınırsa; bunların güzel karşılığına da inanırsa; biz onu işin kolayına yönlendiririz. Ama kim cimrilik eder, kendisiyle yetinirse; güzel karşılığı da yalan sayarsa; biz onu zora sokarız.'Leyl suresi, 92/ 5-10. Bize Müsedded, ona Abdülvahid, ona A'meş, ona Sa'd b. Ubeyde, ona Ebu Abdurrahman es-Sülemî, ona Hz. Ali, biz Rasulullah'ın (sav) yanında oturuyorduk dedi ve bu hadisi nakletti.


    Öneri Formu
282098 B004945-2 Buhari, Tefsir, (Leyl) 3

Bize Bişr b. Halid, ona Muhamed b. Cafer, ona Şu'be, ona Süleyman ona Sa'd b. Ubeyde, ona Ebu Abdurrahman es-Sülemî, ona Hz. Ali'nin anlattığına göre Hz Peygamber (sav) bir cenaze merasiminde iken eline bir çubuk aldı onunla yere çizgi çizmeye başladı ve şöyle buyurdu: "İstisnasız hepinizin cehennem ya da cennetteki mekanı (takdir edilmiş), yazılmıştır." Bunun üzerine sahabiler: Ya Rasulallah! Buna dayanıp, güvenemez miyiz? (yani bizim amel etmemize ne gerek var) dediler. Hz. Peygamber (sav): "Sizler amel edin ve gayret gösterin. Çünkü herkes için (takdir edilen) kolaylaştırılır" buyurdu. Sonra da Kim (elinde bulunandan) verir, Allah'a karşı gelmekten sakınır ve en güzel sözü (kelime-i tevhidi) tasdik ederse, biz onu en kolay olana iletiriz".(Leyl suresi, 92/ 5-7) ayetlerini okudu". [Şu'be, bunu bana Mansur, Süleyman'dan rivayet etti de ben onu reddetmedim, dedi.]


    Öneri Formu
282099 B004946-2 Buhari, Tefsir, (Leyl) 4


    Öneri Formu
31732 B004615 Buhari, Tefsir, (Maide) 9


    Öneri Formu
32322 B004736 Buhari, Tefsir, (Tâhâ) 1