Giriş

Bize Ubeyydullah b. Musa, ona İsrail, ona Ebu İshak, ona da Zeyd b. Erkam şöyle demiştir: Ben amcam ile birlikte iken Abdullah b. Ubeyy b. Selûl'ün “Rasulullah'ın (sav) yanında bulunanlara nafaka vermeyin ki onun etrafından dağılıp gitsinler” ve “yemin olsun, Medine'ye dönersek elbette en aziz olan, zelil olanı oradan çıkaracaktır” dediğini duydum. Sonra ben bu sözleri amcama, amcam da Rasulullah'a söyledi. Bunun üzerine Rasulullah (sav) beni çağırdı, sözleri ona da aktardım. Ardından Abdullah b. Ubeyy ve arkadaşlarına haber gönderip çağırttı. Onlar “biz böyle söz söylemedik” diye yemin ettiler. Rasulullah da onların beyanını kabul edip beni yalanladı. Bundan dolayı ömrümde bir benzerini yaşamadığım bir üzüntüye boğularak evimde oturup kaldım. Amcam “Nebi’nin (sav) seni yalanlayıp sana öfkelenmesine sebep olacak bir işi yapmaktan kastın neydi?” diye beni azarladı. Bu sırada Aziz ve Celîl olan Allah "Münafıklar sana geldikleri zaman... " (Münafikûn) Suresindeki ayetleri indirdi. Sonra Rasulullah (sav) haber gönderip beni çağırarak bu ayetleri bana okudu ve "Allah seni doğruladı" buyurdu.


    Öneri Formu
33337 B004904 Buhari, Tefsir, (Münâfikûn) 4

Bize Nuaym, ona Süfyan, ona Ma’bed b. Hâlid, ona da Hârise b. Vehb el-Huzâ’î'nin rivayet ettiğine göre Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurdu: "Size cennetlikleri haber vereyim mi? Zayıf ve mütevazı kişilerdir. Yemin etseler, Allah onları yeminlerinde sadık çıkarır. Size cehennemlikleri haber vereyim mi? Katı ve sert, mal biriktiren ve cimrilik yapan, kibirli kimselerdir."


    Öneri Formu
33355 B004918 Buhari, Tefsir, (Kalem) 1


    Öneri Formu
33356 B004919 Buhari, Tefsir, (Kalem) 2

Bize yahya b. Bükeyr, ona Leys, ona Ukayl, ona İbn Şihâb, ona da Salim şöyle rivayet etmiştir: Abdullah b. Ömer (r.anhuma), karısını adetli iken boşadı, Hz. Ömer de bunu Hz. Peygamber'e iletti. Hz. Peygamber (sav) son derece öfkelendi ve "o, hanımına geri dönsün, sonra kadın âdetten te­mizlenip tekrar âdet görünceye, sonra tekrar temizleninceye ka­dar onu eşi olarak yanında tutsun. İkinci âdetinden temizlendikten sonra hala kadını boşamak fikrindeyse, onunla ilişkiye girmeden, adetten temizlemiş hâlinde kadını boşasın. İşte Allah'ın emrettiği gibi olan iddet budur" buyurdu.


    Öneri Formu
33341 B004908 Buhari, Tefsir, (Talâk) 1

Bize İsmail b. Abdullah, ona İsmail b. İbrahim b. Ukbe, ona Musa b. Ukbe, ona Abdullah b. Fadl, ona da Enes b. Mâlik şöyle demiştir: Ben Harre vakasında şehit olanlara çok üzülmüştüm. Zeyd b. Erkam bana bir mektup yazdı ve benim üzüldüğümü duyduğunu ifade edip Rasulullah'ın (sav) "Allah'ım, Sen Ensâr'ı ve Ensâr oğullarını bağışla" diye ettiğini aktardı. İbn Fadl hadiste "Ensâr'ın oğulları" ifadesinin geçtiği konusunda tereddüde düşmüştür. Enes b. Mâlik'in yanında bulunanların bazısı Enes'e (Zeyd b. Erkam'ın kim olduğunu) sordular. O da şu cevabı verdi: Onun hakkında Rasulullah (sav) "Bu adam, kulağı ile duyduğunu Allah'ın doğruladığı kimsedir" buyurmuştur.


    Öneri Formu
33339 B004906 Buhari, Tefsir, (Münâfikûn) 6+

Bize Muâz b. Fedâle, ona Hişâm, ona Yahya, ona İbn Hakîm, ona da Saîd b. Cübeyr şöyle demiştir: İbn Abbas (r.anhuma) “Bir kişi helal olan bir şeyi, kendisine haram kılarsa, kefaretini öder” demiş ardından "Andolsun ki, Rasulullah, sizin için güzel bir örnektir." (Ahzâb, 21) ayetini okumuştur.


    Öneri Formu
33344 B004911 Buhari, Tefsir, (Tahrîm) 1

Bize Abdulaziz b. Abdullah, ona Süleyman b. Bilal, ona Yahya, ona da Ubeyd b. Huneyn, İbn Abbas’ın şöyle anlattığını nakletti: Ömer b. Hattab’a bir ayet hakkında soru sormak üzere tam bir yıl bekledim. Heybetinden dolayı (sorumu bir türlü) soramıyordum. Nihayet hac yapmak üzere yola çıktı. Ben de onunla birlikte çıktım. (Haccımızı eda ettikten sonra) dönüş yolunda Ömer, yolun bir noktasında (Merru'z-Zahrân'da) tuvalet ihtiyacını gidermek için erâk ağaçlarına doğru saptı. Ben de onu bekledim. Nihayet ihtiyacını giderdi. Sonra beraberinde yürüdüm. (Bir fırsatını buldum.) Ona “Ey mü'minlerin emîri! Kadınlarından Nebi’ye (sav) karşı dayanışma içine giren o iki kadın kimdi?” dedim. Ömer “Hafsa ve Aişe” dedi. “Vallahi bir seneden beri bunu sana sormak istiyordum, fakat senden duyduğum heybetten dolayı soramıyordum” dedim. Ömer “Öyle yapma! Bende bir bilgi olduğunu zannettiğin bir şeyi hemen bana sor ki, bir bilgim varsa onu sana haber veririm” dedi. İbn Abbâs şöyle devam etti: Sonra Ömer şöyle dedi: “Vallahi biz cahiliye döneminde kadınları -Allah onlar için indirdiğini indirinceye ve haklarında verdiği payı verinceye kadar- adam yerine koymazdık. Ben, bir konuda kendi kendime düşünürken karım “Şöyle şöyle yapsan” demişti. Ben de ona 'O senin neyine gerek? Benim düşünmekte olduğum bir işe senin karışman da ne oluyor?' dedim. O da bana 'Hayret ederim sana, ey Hattâb oğlu! Sen sözüne karşılık verilmesini istemiyorsun. Halbuki senin kızın Rasulullah'a karşı çıkabiliyor, hatta bu yüzden Rasulullah o günü öfkeli geçiriyor' dedi. (Karısının bu sözünden sonra) Ömer kalkar, üst elbisesini giyer, (kızı) Hafsa'ya kadar gidip yanına girer ve ona şunları söyler: “Kızım! Sen Rasulullah'a (sav) karşılık veriyor, bütün gününü öfkeli geçirecek kadar söyleniyormuşsun!” Hafsa da “Vallahi biz hepimiz O'na karşılık veririz” der. Bunun üzerine ben (kızıma) “Bilirsin ki ben seni Allah'ın cezalandırmasından ve Rasulünün (sav) öfkesinden daima sakındırırım. Ey kızım! Sakın güzel olduğu için Rasulullah'ın (sav) kendisini sevmesinden hoşlanan bu kadının durumu -Aişe'yi kasdediyordu- seni aldatmasın!” dedim. Ömer şöyle devam etti: “Sonra çıktım, yakınım olduğu için Ümmü Seleme'nin yanına girdim ve onunla da konuştum. Ümmü Seleme de “Hayret ederim sana ey Hattâb oğlu! Her şeye burnunu soktun. Nihayet Rasulullah (sav) ile hanımları arasına da mı girmek istiyorsun?” dedi. İşte bu söz beni öyle bir frenledi ki içimde duyduğum öfkeyi kısmen yatıştırdı. Bunun üzerine onun yanından da çıktım (ve evime döndüm). Benim Ensar’dan bir arkadaşım vardı. Ben (Rasulullah'ın yanına) gitmediğim zaman o bana haber getirir, o gitmediği zaman da ben ona haber getirirdim. Bu esnada biz Gassân meliklerinden birisinden de endişe ediyorduk. Üzerimize yürüyeceği söyleniyordu ve yüreklerimiz ondan korku doluydu. Bir de baktım ki Ensar’lı arkadaşım kapıyı çalıyor 'Aç, aç' dedi. “Gassan’lı mı geldi?” dedim. O da “Hayır! Daha beteri olmuş! Rasulullah (sav) hanımlarından uzaklaşmış” dedi. (İçimden) “(Nihayet) Hafsa ile Aişe'nin burnu sürtüldü” dedim. Elbisemi aldım çıktım, ve oraya (Rasulullah'ın yanına) vardım. Bir de ne göreyim! Rasulullah (sav) birkaç basamakla çıkılır yüksekçe bir odada ve siyahî bir kölesi de ilk basamağın başında. Köleye “(Rasulullah’a) Söyle! Bu (gelen) Ömer b. Hattab’dır” dedim. Nihayet bana izin verdi. Ömer dedi ki: “Ben Rasulullah'a (sav) bu yaşadığım olayları aktardım. Ümmü Seleme'nin sözüne geldiğimde Rasulullah (sav) gülümsedi. O (Rasulullah) bir hasır üzerinde bulunuyordu. Bedeni ile hasır arasında hiçbir şey (giysi) yoktu. Başının altında içi lif dolu bir deri yastık vardı. Ayaklarının yanında karaz yığını (yani tabaklamada kullanılan Arab zamkı denilen ağaç yaprakları) ve baş ucunda da asılı bir post vardı. Rasulullah'ın (sav) böğründe hasırın izlerini gördüm de ağladım. Bana "Seni ağlatan nedir?" buyurdu. Ben de “Ey Allah’ın Rasulü! Kisrâ ve Kayser’in bulundukları durum belli. Sen ise Allah'ın Rasulüsün! (Şu haline bak!)” dedim. Rasulullah (sav) "Dünyanın onların, âhiretin bizim olmasına razı değil misin?" buyurdu.


    Öneri Formu
33348 B004913 Buhari, Tefsir, (Tahrîm) 2

Bize Saîd b. Hafs, ona Şeybân, ona Yahya, ona da Ebu Seleme şöyle demiştir: Ebu Hureyre, İbn Abbas'ın yanında iken bir adam gelip İbn Abbas'a “kocasının vefatından, kırk gün sonra doğum yapan bir kadın hakkında ba­na fetva ver” dedi. İbn Abbas “bu kadının iddeti iki müddetten en uzun olanıdır” dedi. Bunun üzerine ben "Hamilenin iddeti ise doğum yapana kadardır" ayetini söyledim. Ebu Hureyre de “Ben kardeşimin oğluyla, yani Ebu Seleme ile aynı görüşteyim” dedi. Bunun üzerine İbn Abbâs, hizmetlisi Kureyb'i, Ümmü Seleme'ye gönderip meseleyi ona sordurdu. Ümmü Seleme de şöyle dedi: Subey'a el-Eslemiye gebe iken kocası öldürüldü. Sonra Subey'a, kocasının ölümünün ardından kırkıncı gecede doğurdu. Ar­dından kendisine, evlenmek üzere talip çıktı. Rasulullah (sav) da onun nikahlanmasına izin verdi. Ebu Senâbil de ona talip olanlar arasındaydı.


    Öneri Formu
33342 B004909 Buhari, Tefsir, (Talâk) 2

Bize Ali, ona Süfyân, ona Yahya b. Saîd, ona Ubeyd b. Huneyn, ona da İbn Abbâs (r.anhuma) şöyle demiştir: Ben Ömer'e “ey Müminlerin Emiri, Rasulullah'a (sav) karşı birbiriyle yardımlaşan o iki kadın kimdir?” sormak istedim. Tam sözümü bitirmiştim ki Ömer “Âişe ile Hafsa” diye cevap verdi.


    Öneri Formu
33349 B004914 Buhari, Tefsir, (Tahrîm) 3

Bize Amr b. Avn, ona Hüşeym, ona Humeyd, ona da Enes'in rivayet ettiğine göre Ömer b. Hattâb (ra) şöyle demiştir: Peygamber'in (sav) eşleri kıskançlık güdüsüyle Hz. Peygamber'e (sav) aleyhinde bir araya geldiler. Ben de onlara “bakarsınız sizin yerinize Rabbi ona sizden daha hayırlı eşler nasip eder” dedim. Akabinde bu ayet (Tahrîm, 5) indi.


    Öneri Formu
33352 B004916 Buhari, Tefsir, (Tahrîm) 5