Giriş

Bize Hasan b. Muhammed, ona Haccac, ona İbn Cüreyc, ona da İbn Ebu Müleyke'nin naklettiğine göre Abdullah b. Zübeyr şöyle rivayet etmiştir: Temim oğullarından bir heyet (başlarına bir emir tayin etmesi talebiyle) Nebi'ye (sav) geldiler. Bunun üzerine Ebu Bekir: 'Ey Allah’ın Rasulü! Bunların başına Ka'kâ' b. Ma'bed'i emir tayin et!' dedi. Ömer de '(Hayır o olmaz!) Bilakis Akra' b. Hâbis'i emir tayin et!' dedi. Bunun üzerine Ebu Bekir 'Bana muhalif olmaktan amacın ne?' Ya da 'Senin bana muhalefet etmekten başka derdin yok mu?' dedi. Ömer de 'Sana muhalefet etmek gibi bir derdim yok!' dedi. Ardından birbirleriyle tartışmaya başladılar. Nihayet sesleri yükseldi. Bunun üzerine şu ve devamındaki âyetler indi: (Ey iman edenler! Allah ve resulünün önüne geçmeyin, Allah’a itaatsizlikten sakının! Şüphesiz Allah her şeyi işitmekte ve bilmektedir. Ey iman edenler! Seslerinizi peygamberin sesinden fazla çıkarmayın, birbirinize bağırdığınız gibi ona bağırmayın; sonra farkında olmadan amelleriniz boşa gider. Allah resulünün yanında seslerini kısanlar var ya, işte onlar, Allah'ın gönüllerini takvâ yönünden denemeye tâbi tuttuğu kimselerdir. Onlar için büyük bağışlanma ve büyük bir ödül vardır.) (Hucurât, 49/1, 2, 3.)


    Öneri Formu
32992 B004847 Buhari, Tefsir, (Hucurat) 2

Bize Hasan b. Abdulaziz, ona Abdullah b. Yahya, ona Hayve, ona Ebu Esved, ona Urve, ona da Aişe (r.anhâ) şöyle söylemiştir: Al­lah'ın Peygamberi (sav) geceleyin namazda ayakları şişinceye kadar ayakta dururdu. Bunun üzerine Hz. Aişe ona 'Ya Rasulallah! Allah senin geçmiş gelecek günahlarını affettiği halde neden bu kadar kendini zorlayarak ibadet ediyorsun?' dedi. Bunun üzerine Rasulullah (sav) şöyle buyurdu: "Şükre­den bir kul olmak istemeyeyim mi?" Yaşı ilerlediğinde oturarak namaz kılardı. Rükû yapmak istediğinde ayağa kalkar, bir müddet okur (kıraat), sonra rükû yapardı."


    Öneri Formu
32980 B004837 Buhari, Tefsir, (Fetih) 2

Bize Abdullah, ona Abdülaziz b. Ebu Seleme, ona Hilal b. Ebu Hilal, ona Atâ b. Yesâr, ona da Abdullah b. Amr b. Âs (r.anhuma) şöyle rivayet etmiştir: Kur'an'da geçen "Ey Peygamber! Biz seni şahit, müjdeleyici, uyarıcı gönderdik" (Ahzâb, 45) ayeti Tevrat'ta da geçmektedir: "Ey Peygamber! Biz seni şahit, müjdeleyici, uyarıcı ve ümmîlere koruyucu olarak gönderdik. Sen benim kulum ve peygamberimsin! Seni mütevekkil olarak isimlendirdim. Sen, öfkeli, sert, çarşı-pazarda bağırıp çağıran biri değilsin. Kötülüğe kötülükle karşılık vermez, aksine bağışlar ve hataları görmezden gelirsin. Yoldan çıkmış kavim “Allah'tan başka ilah yoktur” deyinceye ve bu sayede kör gözler, sağır kulaklar ve kilitli kalpler açılıncaya kadar Allah onun canını almayacak."


    Öneri Formu
32981 B004838 Buhari, Tefsir, (Fetih) 3

Bize Yesere b. Safvân b. Cemil el-Lahmî, ona Nâfi b. Ömer, ona da İbn Ebu Müleyke şöyle demiştir: Şu iki çok hayırlı adam, Ebu Bekir ile Ömer, neredeyse helak olacaktılar. Temîm oğulları süvarileri Hz. Peygamber'in (sav) huzuruna geldiğinde, bu ikisi Peygamber'in yanında seslerini yükselttiler. Birisi Mucâşî oğullarının kardeşi olan Akra b. Hâbis'i, diğeri de başka birisini yönetici adayı olarak Hz. Peygamber'e işaret etti. Nâfi der ki: Ben bu işaret edilen kimsenin ismini ezbe­rimde tutamadım. Bunun üzerine Ebu Bekir, Ömer'e “bana muhalefet etmek istiyorsun” dedi. Ömer de “ben sana muhalefet etmek istemedim” dedi. Böylece tartışmada sesleri yükseldi. Bunun üzerine Allah "Ey iman edenler! Seslerinizi Peygamber’in sesinden fazla yükseltmeyin. Birbirinizle yüksek sesle konuştuğunuz gibi onunla yüksek sesle konuşmayın. Yoksa siz farkında olmadan bütün amelleriniz boşa gidiverir!" (Hucurât,2) ayetini indirdi. İbn Zübeyir der ki: Bu ayetten sonra Ömer, bir daha Hz. Peygamber'in duyup anlayacağı kadar bile onun huzurunda yüksek sesle konuşmadı. İbn Zübeyir aynı ifadeyi dedesi Ebu Bekir için kullanmadı.


    Öneri Formu
32990 B004845 Buhari, Tefsir, (Hucurat) 1

Bize Ahmed b. İshak es-Sülemî, ona Ya'lâ, ona da Habib b. Ebu Sabit şöyle demiştir: Ben Ebu Vâil'e gelip ona (Haricîleri) sordum, bana şöyle dedi: Biz Siffîn'de iken bir adam “Allah'ın Kitabı'na çağrılanları görmedin mi?” dedi. Hz. Ali “evet” dedi. (Hz. Ali'nin haklı olduğu halde, Sıffîn'de tahkime evet deyip savaşmaktan geri durmasının tenkit edildiğini gören) Sehl b. Huneyf şöyle dedi: Kusuru kendi görüşünüzde arayın. Bizler Peygamber (sav) ile müşrikler arasında yapılan sulh anlaşmasının yapıldığı Hudeybiye gününde şu durumda idik. Eğer bizler o gün harp yapmayı düşünseydik, elbette harbe gi­rişirdik. Hatta Ömer o esnada Peygamber'e (sav) gelip “Müslümanlar olarak bizler hak üzerinde, düşmanımız ise bâtıl üzerinde değil mi? Bizim ölülerimiz cennette, onların ölüleri ise ateşte değil mi?” diye sormuştu. Peygamber (sav) "evet öyledir" buyurunca Ömer “öyleyse dinimiz hakkında aşağılayıcı olan bu anlaşmayı niçin kabul edi­yoruz ve Allah henüz aramızda hükmetmemiş olduğu hâlde, niçin geri dönüyoruz?” demişti. Hz. Peygamber (sav) de "Ey Hattâb oğlu, şüphesiz ben Allah'ın rasulüyüm. Allah beni asla kaybettirmez" buyurmuş, Ömer de öfkeli olarak geri dönmüş, ardından sabredemeyip Ebu Bekir'e gelerek ona “ey Ebu Bekir, biz hak üzerinde, onlar da bâtıl üzerinde de­ğil mi?” demiş, Ebu Bekir de “ey Hattâb oğlu, bu zât, Allah'ın rasulüdür ve Al­lah O'nu asla mağlup ettirmez” demişti. Bu olayın ardından Feth Suresi inmişti.


    Öneri Formu
32987 B004844 Buhari, Tefsir, (Fetih) 5

Bize Ali b. Abdullah, ona Ezher b. Sa'd, ona İbn Avn, ona da Musa b. Enes'in naklettiğine göre Enes b. Malik (ra) şöyle rivayet etmiştir: Nebi (sav) bir ara Sabit b. Kays'ın yokluğunu hissetmiş ve nerede olduğunu sormuştu. Bir sahabî 'Ey Allah’ın Rasulü! Ben gider Sâbit'in durumunu sizin için öğrenirim' dedi. Sonra Sâbit'in yanına gitti. Bir de baktı ki Sabit evinde başını önüne eğmiş, üzgün üzgün oturuyor! Adam Sabit'e 'Neyin var, bu halin ne?' diye sordu. Sâbit 'Hiç sorma, çok kötüyüm! Hz. Peygamber'in (sav) huzurunda yüksek sesle konuşuyorum, bütün amellerim boşa gitti, ben cehennemlik oldum! dedi. Adam hemen Hz. Peygamber'in (sav) yanına gidip durumu anlattı. Ravi Musa b. Enes dedi ki: O zat Sâbit'in yanına tekrar geldiğinde büyük bir müjde getirdi. Zira Rasulullah (sav) kendisine şöyle buyurmuştu: 'Sâbit'e git! Ona de ki sen cehennemlik değil, cennetliksin!”


    Öneri Formu
32991 B004846 Buhari, Tefsir, (Hucurat) 1


    Öneri Formu
32983 B004840 Buhari, Tefsir, (Fetih) 5


    Öneri Formu
32984 B004841 Buhari, Tefsir, (Fetih) 5


    Öneri Formu
32985 B004842 Buhari, Tefsir, (Fetih) 5


    Öneri Formu
32986 B004843 Buhari, Tefsir, (Fetih) 5