10265 Kayıt Bulundu.
Giriş
Bize Yahya b. Habib, ona Halid b. Haris, ona Said, ona da Katade bu isnadla rivayet etmiş ama rivayetinde "ehline mirsatır" yahut "ehline caizdir" ifadesini kullanmıştır.
Açıklama: Hadisin metni için M004202 numaralı hadis bakınız.
Bize Ebu Bekir b. Ebu Şeybe, ona Abde b. Süleyman ve Abdullah b. Nümeyr; (T) Bize İbn Nümeyr, ona babası, o ikisine de Übeydullah bu isnadla rivayette bulunmuş, ancak ikisi de "لَهُ شَىْءٌ يُوصِى فِيهِ (yanında vasiyet edeceği şey)" ifadesini kullanmış, "يُرِيدُ أَنْ يُوصِىَ فِيهِ (vasiyet edilmesini istediği)" ifadesini kullanmamışlardır.
Açıklama: Rivayetin tam metni için M004204 numaralı hadise bakınız.
Bize İshak b. Mansur, ona Ebu Davud el-Haferî, ona Süfyan, ona Sa'd b. İbrahim, ona Âmir b. Sa'd, ona da Sa'd; Hz. Peygamber (sav) hastalığım dolayısıyla beni ziyarete geldi diyerek Zührî'nin hadisi ile aynı anlamda bir rivayette bulunmuş ancak Hz. Peygamber'in (sav) Sa'd b. Havle hakkındaki sözünü aktarmayıp, sadece Sa'd, daha önce hicret edip terk ettiği bir yerde ölmekten tedirgindi demiştir.
Açıklama: Hadisin metni için M004209 numaralı hadise bakınız.
Bize Muhammed b. Müsenna ve İbn Beşşâr, o ikisine Muhammed b. Cafer, ona Şube, ona Katade, ona Nadr b. Enes, ona Beşir b. Nehîk, ona da Ebu Hureyre'nin rivayet ettiğine göre Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur: "Umrâ caizdir."
Açıklama: Umrâ: Kişinin evinin intifa hakkını bir başkasına yaşadığı sürece devretmesidir. (İbnü'l-Esîr, en-Nihâye, 3/298) Evin kullanım hakkını alan kişi vefat ettikten sonra mülkiyetinin asıl sahibine geri mi döneceği yoksa vefat edenin vârislerine mi geçeceği hakkında fakîhler arasında ihtilaf bulunmaktadır. (Nevevî, Şerhu Sahîhi Müslim, 11/71).
Bize Muhammed b. Müsenna ve Muhammed b. Beşşâr, o ikisineMuhammed b. Cafer, ona Şube, ona Katade, ona Said b. Müseyyeb, ona da İbn Abbas, Peygamber'in (sav) şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: "Hibesinden (bağışından) dönen kimse, kusmuğunu tekrar yutan kimse gibidir."
Bize Yahya b. Yahya et-Temîmî, ona İbrahim b. Sa'd, ona İbn Şihâb, ona Âmir b. Sa'd, ona da babası (Sa'd b. Ebu Vakkâs) şöyle rivayet etmiştir: Veda haccında, ölümcül ağrılar içinde kıvrandığım bir sırada Hz. Peygamber (sav) ziyaretime geldi. O'na; eey Allah'ın Rasulü! Gördüğün gibi ağrılar içinde kıvranıyorum. Ben varlıklı bir insanım. Kızımdan başka da kimim kimsem yok. Servetimin üçte ikisini sadaka olarak versem olur mu dedim. Hz. Peygamber (sav); "olmaz" buyurdu. Ben o zaman yarısını vereyim dedim. Hz. Peygamber (sav); "hayır, üçte birini ver." Üçte biri de çok ya! "Mirasçılarını zengin bırakman, onları başkalarına el açan yoksullar olarak ardında bırakmandan daha iyidir. Allah rızası için yaptığın tüm harcamaların mükafatını alacaksın. Hatta hanımının ağzına koyduğun bir lokmanın bile." Ben; ey Allah'ın Rasulü! Arkadaşlarım birer birer hicret edip giderken, ben burada böyle kalacak mıyım dedim. Bana; "sen Allah'ın rızasını kazanmak için çalıştığın müddetçe, geride kalmış olmayacaksın. Burada kalmandan dolayı, derece ve değerini artırabilirsin. Kim bilir, bu sayede kimileri senden yararlanır, kimileri de zarar görür" buyurdu ve "Allah'ım! Ashabımın hicretlerini tamamlamalarını nasip et. Şu zavallı Sa'd b. Havle dışında kimseyi geriye döndürme" duasında bulundu. [Ravi der ki: Hz. Peygamber (sav) Mekke'de vefat eden Sa'd için başsağlığı dilemiştir.]
Bize İbn Ebu Ömer ve Abd b. Humeyd -hadisin lafzı Abd'e aittir-, o ikisine Abdürrezzak, ona Mamer, ona ez-Zührî, ona Salim, ona da İbn Ömer şöyle haber verdi: Ömer bir atını Allah (c.c.) yolunda tasadduk etmiş, sonra onun satıldığını görerek satın almak istemiş ve Hz. Peygamber'e (sav) bunu sormuştu. Rasulullah (sav); "Sadakandan dönme ya Ömer!" buyurdu.