10636 Kayıt Bulundu.
Giriş
Bize Yahya b. Kaza'a, ona Malik, ona İbn Şihâb (T); bize Leys, ona Yunus, ona İbn Şihâb, ona Übeydullah b. Abdullah, ona Abdullah b. Abbas (r.anhuma) şöyle rivayet etmiştir: Veda Haccı sırasında, Rasulullah (sav) insanlara namaz kıldırdığı sırada Abdullah İbn Abbâs bir eşek üzerinde geldi. Eşek safın önünden yürüdü gitti, İbn Abbâs da eşekten indi ve insanlarla beraber saf oldu.
Bize Kuteybe, ona Süfyân, ona Süleyman el-Ahvel, ona Saîd b. Cübeyr, ona da İbn Abbas şöyle demiştir: Perşembe günü! Ah o perşembe günü! Rasulullah'ın (sav) ağrısı şiddetlendi ve "bana bir şey getirin de size bundan sonra asla sapmayacağınız bir şey yazayım" buyurdu. Hz. Peygamber'in huzurunda tartışmak yakışıksız olduğu halde, oradakiler aralarında tartışıp 'Rasulullah (sav) hastalığından dolayı ne dediğini bilecek halde değil' dediler ve o sözünü tekrar ettirmeye giriştiler. Rasulullah (sav) da "beni (rahat) bırakın! İçinde bulunduğum durum, beni çağırdığınızdan daha hayırlıdır" buyurdu. Hz. Peygamber (sav) üç şeyi tavsiye etti ve şöyle buyurdu: "Müşrikleri Arap yarımadasından çıkarın, heyetlere benim muamele ettiğim gibi muamele edin." Üçüncüsünde sükût etti yahut söyledi de ben unuttum.
Bize Muallâ b. Esed, ona Abdülaziz b. Muhtar, ona Hişâm b. Urve, ona Abbâd b. Abdullah b. Zübeyir, ona da Âişe (r.anha) şöyle rivayet etmiştir: Vefatı öncesinde, kendisini pür dikkat dinlerken, Peygamber'in (sav), sırtını bana dayamış vaziyette şöyle dua ettiğini işittim: "Allâhumme'ğfırlî ve'rhamni ve'lhıknî bi'r-Refîk (Allahım, günahlarımı bağışla, bana merhamet eyle ve beni Refîk-i A'lâ'ya eriştir)"
Bize İsmail, ona Süleyman b. Bilal, ona Hişâm b. Urve, ona babası, ona da Hz. Aişe şöyle söylemiştir: Hz. Peygamber (sav) ölüm hastalığına yakalandığında, "Yarın nerede (kimin yanında) olacağım?" "Yarın nerede (kimin yanında) olacağım?" diye sorar Aişe'nin (yanında) gününün olmasını isterdi. Bunun üzerine diğer zevceleri istediği yerde olsun diye ona izin verdiler. Nihayetinde Rasulullah (sav) vefat edinceye kadar Hz. Aişe'nin evinde kaldı. Hz. Aişe dedi ki: 'Hz. Peygamber (sav) benim evimde benim nöbet günümde vefat etti. Allah onun ruhunu başı benim göğsüm ile gerdanım arasında iken ve tükürüğü tükürüğüme karışmış iken kabzedip aldı.' Sonra Hz. Aişe anlatmaya devam etti ve dedi ki: 'Abdurrahman b. Ebubekir, elinde dişlerini temizlediği bir misvakla içeri girdi. Rasulullah (sav) Abdurrahman'a baktı. Bunun üzerine ben: 'Şu misvakı bana ver Ey Abdurrahman' dedim. O da misvakı bana verdi. Misvağın ucunu kırıp ayırdım, sonra çiğnedim ve Rasulullah'a (sav) verdim. O da göğsüme yaslanmış haldeyken dişlerini misvakla temizledi.
Bize Yahya b. Kaza'a, ona Malik, ona İbn Şihâb (T); bize Leys, ona Yunus, ona İbn Şihâb, ona Übeydullah b. Abdullah, ona Abdullah b. Abbas (r.anhuma) şöyle rivayet etmiştir: Veda Haccı sırasında, Rasulullah (sav) insanlara namaz kıldırdığı sırada Abdullah İbn Abbâs bir eşek üzerinde geldi. Eşek safın önünden yürüdü gitti, İbn Abbâs da eşekten indi ve insanlarla beraber saf oldu.
Bize Saîd b. Ufeyr, ona Leys, ona Ukayl, ona İbn Şihâb, ona Ubeydullah b. Abdullah b. Utbe b. Mes'ûd, ona da Hz. Peygamber'in (sav) eşi Âişe şöyle demiştir: Rasulullah'ın (sav) hastalığı ağırlaşıp ağrısı şiddetlenince, benim odamda bakılmak üzere kadınlarından izin istedi. Onlar da izin verdiler. Bunun üzerine Abbas b. Abdulmuttalib ile başka bir adam arasında, takatsizlikten ayakları yerde sürünerek çıkıp benim odama geçti. Ubeydullah der ki: Ben Âişe'nin söylediğini Abdullah (b. Abbas)'a aktardım, o da bana "Âişe'nin ismini söylemediği diğer adamın kim olduğunu biliyor musun?" diye sordu. Ben de "hayır, bilmiyorum" dedim. İbn Abbas "o, Ali'dir" dedi. Hz. Peygamber'in (sav) zevcesi Âişe şöyle şöyle derdi: Rasulullah benim evime girdiği ve ağrısı şiddetlendiği zaman "Benim üzerime ağız bağları çözülmemiş (kullanılmamış, temiz) yedi kırba su dökün! belki (biraz rahatlarım da bu sayede) insanlara tavsiyede bulunabilirim" buyurdu. Biz Hz. Peygamber'i (sav), eşi Hafsa'ya ait bir leğenin içine oturttuk. Sonra o kırbaların suyundan üzerine dökmeye başladık. Nihayet Rasulullah (sav) eliyle bize 'yeter' diye işaret buyurdu. Aişe der ki: Bundan sonra Rasulullah (sav) mescide insanların yanına çıkıp, onlara namaz kıldırdı ve konuşma yaptı.
Bana Übeydullah b. Abdullah b. Utbe, ona da Âişe ve Abdullah b. Abbas(r.anhum) şöyle demiştir: Rasulullah (sav), hastalığı şiddetlendiğinde, kendisine ait yumuşak bir kumaşla yüzünü örtüyor, sonra da nefesi daraldığında yüzünü açıyordu. İşte bu halde iken "Allah'ın laneti Yahudilerin ve Hristiyanların üzerine olsun, Onlar peygamberlerinin kabirlerini kendilerine mescit edindiler" buyurarak, onların yaptıklarından ümmeti sakındırıyordu.