18880 Kayıt Bulundu.
Giriş
Bize Ali b. Hucr, ona Süfyân, ona İbrahim b. Meysere, ona Amr b. eş-Şerîd, ona da Ebû Râfi'in rivayet ettiğine göre Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurmuş: "Komşu, komşusu olduğu şeye herkesten fazla hak sahibidir."
Açıklama: Bu hadîs, komşuluğu şuf’a sebebi sayan Hanefîler’in delillerindendir.
Bize Muhammed b. Beşşar, ona Muhammed, ona Şu'be, ona Ali b. Müdrik, ona Ebu Zür'a b. Amr b. Cerir, ona Hareşe b. Hür, ona da Ebu Zer'in rivayet ettiğine göre Rasulullah (sav) "Allah şu üç kimseyle kıyamet gününde konuşmaz, onların yüzüne bakmaz ve onları temize çıkarmaz." buyurdu. Rasulullah bu sözü tekrar söyledi, Ebu Zer "Onlar zarar ettiler hüsrana uğradılar" deyince Rasulullah (sav) "Onlar elbiselerinin eteklerini sürüyen, yalan yere yemin ederek malını satmaya çalışan ve verdiği şeyi başa kakan kimselerdir." buyurdu.
Bize Amr b. Ali, ona Yahya, ona Süfyan, ona Süleyman el-A'meş, ona Süleyman b. Müshir, ona Hareşe b. Hür, ona Ebu Zer'in rivayet ettiğine göre Rasulullah (sav) şöyle buyurmuştur: "Allah kıyamet gününde şu üç sınıf insanın yüzüne bakmaz ve onları temize çıkarmaz; onlar için acıklı bir azap vardır. Bunlar, verdiğini başa kakan, elbiselerinin eteklerini yerde sürüyen ve yalan söyleyerek malını satmaya çalışan kimselerdir."
Bize Muhammed b. Alâ, ona Ebu Avane, ona A'meş, ona Salim b. Ebu Ca'd, ona da Cabir b. Abdullah şöyle demiştir: "Rasulullah (sav) ile birlikte bir savaşta beraberdim. Devemle gidiyordum. Rasulullah (sav) bana 'Sana ne oluyor da insanların (ordunun) arkasından gidiyorsun' dedi. Ben de 'Devem yoruldu' dedim. Bunun üzerine Rasulullah (sav) devemin kuyruğunu tuttu ve sıkıştırdı. Sonra kendimi insanların (ordunun) ön saflarında buldum, devemin başını zapt edemiyordum. Medine'ye yaklaşınca Rasulullah (sav) 'Deve ne yaptı öyle, onu bana sat' buyurdu. Ben 'Hayır o deve sana feda olsun' dedim. O da 'Hayır onu bana sat' buyurdu. Ben yine 'Hayır o devem sana feda olsun' dedim. Bu sefer O yine 'Onu bana sat' buyurdu. Ben de belli bir ücretle sattım, bana 'Ona bin, Medine'ye dönünce onu bana getir' buyurdu. Medine'ye gelince deveyle birlikte yanına vardığımda Bilal'e 'Ey Bilal! Ona bir ölçek gümüş ve bir kırat da fazladan ver' buyurdu. Rasulullah'ın (sav) verdiği o fazla parayı (teberrük olarak) bir keseye koydum. Şamlılar Harre gününde mallarımızı yağma edinceye kadar yanımda taşıdım."
Bize Muhammed b. Beşşâr, ona Muhammed, ona Şu’be, ona Abdurrahman b. el-Kasım, ona el-Kasım’ın Hz. Ayşe’den bahisle şöyle anlattığını rivayet etti: Hz. Ayşe, Berîre’yi hürriyetine kavuşturmak amacı ile satın alır. Ancak efendileri velâ (âzat olmaktan doğan hükmî akrabalık bağı) hakkının kendilerine ait olmasını şart koşarlar. Ayşe durumu Hz. Peygamber’e aktarınca Hz. Peygamber (sav): “Onu satın al ve hürriyetine kavuştur. Çünkü velâ hakkı hürriyetine kavuşturan kimseye aittir” buyurur. Hz. Peygamber'e (sav) bir et getirilir. Sonra da “Bu et Berîre’ye sadaka olarak verilmişti” derler. Hz. Peygamber: “O et, Berîre’ye sadakadır; bize ise hediyedir” buyurur. (Bir de) Berîre kocası ile evliliğini sürdürüp sürdürmemekte serbest bırakılmıştır.
Bize Muhammed b. Abdülaziz b. Ebî Rizme, ona el-Fadl b. Musa, ona Hüseyin b. Vâkıd, ona Ebû'z-Zübeyr, ona da Cabir (ra) şöyle rivayet etmiştir: "Rasûlullah (sav), şüf'a hakkına ve komşuluk (sebebiyle de şuf'a hakkı olduğuna) hükmetti.”