Giriş

Bize Ebu Velid (Hişam b. Abdülmelik), ona Şu'be (b. Haccâc), ona da (Muhammed) b. Münkedir, Câbir'in şöyle dediğini rivayet etmiştir: "Babam (Uhud'da) şehit edilince ağlamaya başladım. Babamın yüzündeki örtüyü açacak olduğumda, Hz. Peygamber (sav) bir şey demediği halde, ashabı bana mani oldular. Hz. Peygamber (sav) sadece 'Baban için ağlama, hem neden ağlıyorsun ki? Melekler, babanı cenazesi göğe kaldırılıncaya kadar kanatlarıyla gölgelemeye devam etmektedir' buyurdu."


Açıklama: Rivayet muallaktır; Buhari ile Hişâm b. Abdülmelik arasında inkıta vardır.

    Öneri Formu
31282 B004080 Buhari, Megâzî, 26

Bize Kuteybe b. Saîd, ona Yakub, ona da Ebu Hâzım şöyle rivayet etmiştir: Sehl b. Sa'd'a Rasulullah'ın yarası soruldu o da “Vallahi ben Rasulullah'ın yarasını yıkayanı, suyu dökeni ve yaranın ne ile tedavi edildiğini pek iyi bi­liyorum” dedi ve şöyle devam etti. “Rasulullah'ın kızı Fâtıma (as) yarayı yıkıyor, Ali de kalkan ile suyu döküyordu. Fâtıma suyun kanı artırmaktan baş­ka bir şey yapmadığını görünce oradaki bir hasır parçasını alıp yaktı ve onu yaranın üzerine bastı. Böylece kanın akması durdu. O gün Peygamber'in (sav) arka dişleri kırılmış, yüzü yaralanmış ve başında­ki miğferi de parçalamıştı.”


    Öneri Formu
31271 B004075 Buhari, Megâzî, 24

Bize Kuteybe b. Said, ona Leys (b. Sa'd), ona İbn Şihâb, ona da Abdurrahman b. Ka'b b. Malik, Cabir b. Abdullah'ın şöyle dediğini rivayet etmiştir: "Rasulullah (sav), Uhut şehitlerinden iki kişiyi, bir örtüyle defnediyordu. Kabre koyarken 'Hangisi Kur'an'ı daha çok biliyordu?' diye soruyor, kendisine bu iki şehitten biri işaret edilince, kabre önce onu yerleştiriyor ve 'Kıyamet Günü bu şehitlere ben şahitlik edeceğim' diyordu. Hz. Peygamber (sav) şehitlerin kanlarıyla defnedilmelerini istedi ve onların cenaze namazını kılmadı. O şehitler yıkanmadılar da."


    Öneri Formu
31279 B004079 Buhari, Megâzî, 26

Bize Ebu Yeman, ona Şuayb, ona Zührî, ona da Malik b. Evs b. Hadesân en-Nasrî şöyle rivayet etmiştir: Hz. Ömer (bir gün beni çağırdı. Yanında otururken) teşrifat memuru Yerfa gelerek “Osman, Abdurrahman, Zübeyr ve Sa’d huzurunuza girmek için izin istiyorlar. Müsaadeniz var mı?” diye sordu. Bunun üzerine Ömer “Peki, onları içeriye al” dedi. Bir süre sonra teşrifatçı gelip “Abbas ve Ali içeri girmek için izin istiyorlar. Müsaadeniz var mı?” diye sordu. Ömer “Evet” dedi. Onlar içeri girip selam verince, Abbas “Ey Müminlerin Emiri! Benimle (Ali'yi işaret ederek) şunun arasında hüküm ver” dedi. Abbas ile Ali, Allah'ın fey olarak Rasulüne (sav) verdiği Nadir oğulları hurmalığından dolayı anlaşmazlığa düşmüşlerdi. Birbirlerine sövüp sayınca meclistekiler “Ey Müminlerin Emiri! Bunların arasında hüküm ver de birbirleriyle didişip durmasınlar” dediler. Bunun üzerine Ömer “ağır olun bakalım! İradesi ve izni ile, göğün ve yerin varlığını koruduğu Allah hakkı için size sorarım, Rasulullah’ın (sav) "Biz (Peygamberler) miras bırakmayız. Bizim bıraktığımız mal, sadakadır" buyurduğunu ve bu sözü ile kendisini kastettiğini biliyor musunuz?” dedi. Topluluk “Evet, Rasulullah (sav) böyle buyurdu” diye tasdik ettiler. Bunun üzerine Ömer, Ali ile Abbas'a dönüp “Allah hakkı için size de sorarım. Rasulullah’ın (sav) böyle buyurduğunu sizler de biliyor musunuz?” dedi. Ali ile Abbas “Evet” diye tasdik ettiler. Bunun üzerine Ömer “Şimdi ben size bu konu hakkında bilgi vereyim” dedi ve şöyle devam etti: Allah (cc) bu fey konusunda tasarrufu Rasulüne (sav) bırakmış ve Ondan başka kimseye bu hakkı vermeyip "Allah’ın onlardan alıp rasulüne fey olarak verdikleri için siz at veya deve koşturmuş değilsiniz. Ama Allah, elçilerini dilediği kimselere üstün kılar. Allah, her şeye kadirdir" (Haşr, 59/6) buyurmuştur. Dolayısıyla bu malda tasarruf, yalnız Rasulullah’ın (sav) hakkı idi. Sonra vallahi O, bu malı, sizi göz ardı edip sadece kendi kullanımına tahsis etmedi, size de verdi ve aranızda taksim etti. Nihayet fey malından kendine kala kala (bu araziler) kaldı. Rasulullah (sav) bu maldan ailesinin bir senelik nafakasını ayırır, onlara verir, sonra bundan arta kalanı alıp Allah'ın (vakıf) malı kılardı. Bu malı Rasulullah (sav) sağlığında böyle kullandı. Sonra vefat edince Ebu Bekir 'Ben Rasullah’ın (sav) halifesiyim!' diyerek o mala el koydu ve Rasulullah'ın (sav) kullandığı gibi kullandı. O zaman sizler de vardınız. Sonra Ömer, Ali ve Abbas'a dönerek şöyle dedi: Ebu Bekir'in bu şekilde muamele ettiğini sizler de hatırlarsınız! Nitekim söylüyorsunuz. Allah bilir ki, Ebu Bekir bu hareketinde doğru, dindar, akıl ve zeka sahibi idi, hakka uymuştu. Sonra Allah Ebu Bekir'in vefatını diledi. Ben de “Rasulullah'ın (sav) ve Ebu Bekir'in velisiyim!” diyerek halifeliğimin ilk iki yılında bu mala el koyup Rasulullah (sav) ile Ebu Bekir'in yaptığının aynısını yaptım. Allah bilir ki, ben bu hareketimde doğru bir şekilde, dinime bağlı, akıl ve şuurumla davrandım ve hakka uydum. Sonra her ikiniz birden bana geldiniz. İkinizin sözü bir ve aranızda ihtilaf yoktu. Ey Abbas! Sen bana geldin. Bunun üzerine ben sizlere Rasulullah’ın (sav) "Biz (Peygamberler topluluğu) miras bırakmayız. Bizim bıraktığımız her mal sadakadır" buyurduğu cevabını verdim. Sonra bu malı size vermeyi ve sizin elinizle idare etmeyi düşündüm. Ve size “İsterseniz (bu hurmalıkları) size vereyim. Allah'ın ahdi ve andı boynunuzda olmak üzere siz bu malı Rasulullah'ın (sav), Ebu Bekir'in ve göreve geldiğim zamanımda benim idare ettiğim gibi idare ediniz. Şayet kabul etmezseniz artık bana bir şey söylemeyiniz” dedim. Bu teklifim üzerine siz de “Bu şartla bize ver!” dediniz. Ben de ikinize teslim ettim. (Aranızda çıkan ihtilaf üzerine) şimdi benden bunun haricinde bir hüküm mü istiyorsunuz? İzniyle ve iradesiyle, göğün ve yerin varlığını koruduğu Allah'a yemin ederim ki, ben kıyamet kopuncaya kadar bunun dışında bir hükümle hükmetmem. Eğer siz onun idaresinden aciz olduysanız, onu bana geriye verin. Ben onu sizin adınıza güzelce idare ederim.


    Öneri Formu
281200 B004033-7 Buhari, Megâzî, 14

Bize Musa b. İsmail, ona Mu'temir, ona babası (Süleyman b. Tarhân), ona Ebu Osman şöyle rivayet etmiştir: (Uhud Savaşında) bazı günler Hz. Peygamber ile birlikte savaşan Talha ve Sa'd dışında kimse kalmamıştı. (Bu bilgi) O ikisinin (Talha ile Sa'd'ın) hadislerinden aktarılmıştır.


    Öneri Formu
281424 B004060-2 Buhari, Megâzî, 18

Bize Ebu Numan, ona Hammad b. Zeyd, ona Eyyüb, ona Nafi, ona da Ömer “Ya Rasulullah!” demiştir; (T) Bize Muhammed b. Mukatil, ona Abdullah, ona Ma'mer, ona Eyyüb, ona Nafi, ona da İbn Ömer (ra) şöyle demiştir: Huneyn'den geri döndüğümüz zaman Ömer, cahiliye devrinde adamış olduğu bir itikaf adağını (yerine getirip getirmeme hususunda) Hz. Peygamber'e (sav) sordu. Hz. Peygamber de (sav) ona adağını yerine getirmesini emretti. Bazıları der ki: Eyyüb, bu hadisi Nafi'den, o da İbn Ömer'den rivayet etmiştir. Yine Cerir b. Hâzim ve Hammad b. Seleme, bu hadisi Eyyüb'den, o Nafi'den, o da İbn Ömer vasıtasıyla Hz. Peygamber'den (sav) rivayet etmiştir.


    Öneri Formu
34447 B004320 Buhari, Megâzî, 54


    Öneri Formu
31213 B004037 Buhari, Megâzî, 15


    Öneri Formu
31752 B004104 Buhari, Megâzî, 29


    Öneri Formu
31930 B004140 Buhari, Megâzî, 33


    Öneri Formu
32030 B004168 Buhari, Megâzî, 35