Giriş

Bize Süleyman b. Davud Ebu Rabî, ona Fuleyh, ona Zührî, ona Humeyd b. Abdurrahman, ona da Ebu Hureyre şöyle rivayet etmiştir: Hz. Peygamber'in (sav), Veda Haccından önceki hacca emir olarak tayin ettiği Ebu Bekir es-Sıddık (ra), Kurban Bayramının birinci günü Ebu Hureyre'yi bir grupla birlikte, insanlara, “bu seneden itibaren Müşriklerin Kabe'yi tavaf etmeleri, ve yine Kabe'yi çıplak tavaf edemeyeceklerini” ilan etmek üzere göndermişti.


    Öneri Formu
34490 B004363 Buhari, Megâzî, 66

Bana Abdullah b. Muhammed el-Cü'fî, ona Ebu Âmir Abdülmelik, ona İbrahim b. Tahmân, ona Ebu Cemre'nin rivayet ettiğine göre (Abdullah) b. Abbas (ra) şöyle demiştir: "Rasulullah'ın (sav) mescidinde kılınan cuma namazından sonra (Medine dışında) kılınan ilk cuma namazı, Cüvâsâ yerleşim yerinde bulunan Abdülkays Mescidi'ndeki namazdır. Ravi der ki: (İbn Abbas bu sözüyle) Bahreyn'de bulunan bir köyü kast etmektedir."


    Öneri Formu
34498 B004371 Buhari, Megâzî, 69

Bana Abdullah b. Recâ, ona İsrail, ona Ebu İshak, ona da Berâ (ra) şöyle demiştir: Bir bütün halinde en son inen sure Berâe'dir. son ayeti en son inen Sure de Nisa Suresinin sonu olan (يَسْتَفْتُونَكَ قُلِ اللَّهُ يُفْتِيكُمْ فِى الْكَلاَلَةِ) Nisâ, 176 ayetidir.


Açıklama: Rivayetteki "كَامِلَةً -bir bütün halinde-" ifadesi diğer rivayetlerde yer almamaktadır. Bakınız B004654 numaralı hadis.

    Öneri Formu
34491 B004364 Buhari, Megâzî, 66

İbn Abbâs der ki: Ben Ebu Hureyre'ye, Rasulullah'ın (sav) "Sen rüyamda bana gösterilen, benim de görmüş ol­duğum o kişisin" sözünün mahiyetini sordum, Ebu Hureyre de bana Rasulullah'ın şöyle buyurduğunu haber verdi: "Ben uyurken iki kolumda iki altın bilezik gördüm. Bunların kolumda olması beni tedirgin etti. Son­ra bana bu bileziklere üflemem vahyolundu, ben de üfledim, uçup gittiler. Bu iki bileziği, benden sonra çıkacak iki yalancı peygamber olarak yorumladım: Birisi Esved el-Ansî, diğeri de Museylime'dir."


Açıklama: Hadisin isnadı için bk. B004373.

    Öneri Formu
34501 B004374 Buhari, Megâzî, 70

Bize Abdullah b. Yusuf, ona Leys, ona Saîd b. Ebu Saîd, ona da Ebu Hureyre (ra) şöyle demiştir: Hz. Peygamber (sav) Necid kabilesine bir süvari birliği gönderdi. Bu birlik Hanîfe oğulları kabilesinden Yemâmelilerin reisi Sümame b. Üsal denilen kişiyi alıp getirdiler ve onu mescidin direklerinden birine bağladılar. Arkasından Hz. Peygamber (sav) oraya geldi ve "gönlünden ne geçiyor, ne umuyorsun ey Sümâme?" diye sordu. Sümâme "Ben hayır umuyorum ey Muhammed, Şayet beni öldürecek olursan, kanlı birini öldürmüş olursun; ama eğer lütfedecek olursan, şükreden birine lütfetmiş olursun. Eğer mal isteyecek olursan, arzu ettiğin kadar iste" dedi. Ertesi gün Rasulullah (sav) ertesi gün yine "gönlünden ne geçiyor, ne umuyorsun ey Sümâme?" diye sordu. Sümâme de "sana söylediğim gibi, ğer lütfedecek olursan şükreden birine lütfetmiş olursun" diye cevap verdi. Hz. Peygamber (sav) onu yine kendi hâline bıraktı. Ertesi gün yine "gönlünden ne geçiyor, ne umuyorsun ey Sümâme?" diye sordu. Sümâme de "sana söylediğim gibi" dedi. O zaman Rasulullah (sav) yanındakilere "Sümâme’yi serbest bırakın" buyurdu. Bunun üzerine onu serbest bıraktılar. Sümâme, hemen mescidin yakınındaki bir hurmalığa gitti, yıkandı, sonra dönüp mescide geldi ve "Şehâdet ederim ki Allah’tan başka ilâh yoktur. Yine şehâdet ederim ki Muhammed Allah’ın kulu ve Rasulüdür. Ey Muhammed! Vallahi dünyada senin simandan daha çok nefret ettiğim başka bir sima yoktu. Şimdi ise senin yüzün, bana bütün yüzlerin en sevgilisi hâline geldi. Vallahi senin dininden daha çok nefret ettiğim bir din yoktu. Şimdi ise senin dinin benim gözümde bütün dinlerin en sevgilisi oldu. Vallahi senin memleketinden daha çok nefret ettiğim hiçbir belde yoktu; şimdi ise senin memleketin, benim gözümde bütün beldelerin en sevgilisi hâline geldi. Süvarilerin beni yakaladığında, ben umre yapmak istiyordum, şimdi ne yapmamı emredersiniz?" dedi. Bunun üzerine Rasulullah (sav) kendisini müjdeledi ve umre yapmasını emretti. Mekke’ye gittiğinde, kendisine "sen de dinini terk ettin mi?" diye soruldu. O da "hayır! Ama ben, Allah’ın Rasulü Muhammed’le (sav) birlikte Müslüman oldum. Hayır! Vallahi Rasulullah (sav) izin vermediği müddetçe, size Yemâme’den bir buğday tanesi bile gelmeyecek" dedi.


    Öneri Formu
34499 B004372 Buhari, Megâzî, 70

Bize İsmail, ona Malik, ona Vehb. b. Keysân, ona da Cabir b. Abdullah (r.anhuma) şöyle demiştir: Rasulullah (sav) sahil tarafına, üç yüz kişilik bir askerî kuvvet gönderip başlarına da Ebu Ubeyde b. Cerrâh'ı kumandan tayin etti. Biz yola çıktık ve bir süre yol aldıktan sonra azığımız tükendi. Bunun üzerine Ebu Ubeyde müfrezenin bütün azıklarının bir araya getirilmesini emretti. Tamamı iki azık torbası kadar hurma idi. Ebu Ubeyde, bitinceye kadar, her gün bize o azıktan azar azar veriyordu. Artık her birimize günde birer hurmadan başka bir şey düşmü­yordu. (Râvi Vehb der ki:) Ben Câbir'e “günde bir hurma sizin beslenmenize yeter mi?” dedim. Câbir de şu cevabı verdi: Bu bir hurma da tükenince onun yokluğunun acısını da tat­tık. Sonra deniz sahiline ulaştık, bir de baktık ki, küçük dağ gibi büyük bir ba­lık duruyor. Müfreze on sekiz gün boyunca bu balığın etin­den yedi. Sonra Ebû Ubeyde balığın iki kaburga kemiğinin yukarı dikilerek (köprü gibi) çatılmasını emretti. Ardından bir deve hazırlanarak sürülmesini emretti, deve bu iki kaburga kemiğine değmeden, altından geçti.


    Öneri Formu
34487 B004360 Buhari, Megâzî, 65

Bize Ebu Nuaym, ona Süfyân, ona Ebu Sahra, ona Safvân b. Muhriz el-MâzinÎ, ona da İmrân b. Husayn (r.anhuma) şöyle demiştir: Temîm oğullarından bir grup Hz. Peygamber'e (sav) geldi. Peygamber (sav) onlara (İslam'ı anlattı ve) "ey Temîm oğulları, hadi bu müjdeyi kabul edin" buyurdu. Onlar da “ey Allah'ın Rasulü, bizlere ahiret müjdeleri verdin, dünyalık da ver” dediler. Hz. Peygamber'in yüzünde hoşnutsuzluk görüldü. Bu sırada Yemen'den bir grup insan geldi. Rasulullah bunlara hitaben "Temim oğullarının kabul etmediği müjdeyi sizler kabul edin" buyurdu. Yemenliler “kabul ettik ey Allah'ın rasulü” dediler.


    Öneri Formu
34492 B004365 Buhari, Megâzî, 67

Bize Züheyr b. Harb, ona Cerîr, ona Umâre b. Ka'kâ, ona Ebu Zur'a, ona da Ebu Hureyre (ra) şöyle demiştir: Hz. Peygamber'in (sav) Temîm oğulları hakkında söylediği üç şeyi duyduktan sonra onlara olan sevgim daim oldu. Rasulullah onlar hakkında "ümmetimin Deccâl'a karşı en güçlü direniş gösterenleridir" buyurdu. Âişe'nin elinde Temîm oğullarından esir bir cariye vardı. Rasulullah (sav), Âişe'ye: "Bu kadını azat et, çünkü o İsmail'in neslindendir" buyurdu. Yine onların zekat malları geldiğinde Hz. Peygamber (sav) "bu mallar bizim kavmin ya da kavmimin sadakalarıdır" buyurdu.


    Öneri Formu
34493 B004366 Buhari, Megâzî, 68

Bana İbrahim b. Musa, ona Hişâm b. Yusuf, ona Cüreyc, ona İbn Ebu Müleyke, ona Abdullah b. Zübeyir şöyle rivayet etmiştir: Temîm oğullarından süvari bir heyet Peygamber'in (sav) huzuruna gelmişti. Ebu Bekir “ey Allah'ın Rasulü, bunlara yönetici olarak Ka'ka' b. Ma'bed b. Zurâre'yi tayin et” dedi. Ömer ise “Hayır, o olmaz, Akra b. Hâbis'i tayin et” dedi. Bunun üzerine Ebu Bekir “sen sadece muhalefet etmek istiyorsun” dedi. Ömer de “hayır ben sana muhalefet etmek arzusunda değilim” dedi. Böylece Hz. Peygamber'in huzurunda yüksek sesle tartıştılar. Bunu üzerine "Ey iman edenler! Kendi görüş ve hükümlerinizi Allah ve Rasulü’nün verdiği hükmün önüne geçirmeyin. Allah’a gönülden saygı duyup O’na karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah, her şeyi hakkıyla işiten, her şeyi hakkıyla bilendir. Ey iman edenler! Seslerinizi Peygamber’in sesinden fazla yükseltmeyin. Birbirinizle yüksek sesle konuştuğunuz gibi onunla yüksek sesle konuşmayın. Yoksa siz farkında olmadan bütün amelleriniz boşa gidiverir!" (Hucurât, 1-2) ayetleri indi.


    Öneri Formu
34494 B004367 Buhari, Megâzî, 68


    Öneri Formu
34485 B004358 Buhari, Megâzî, 63