10636 Kayıt Bulundu.
Giriş
Bize Süleyman b. Abdurrahman, ona Sa'dân b. Yahya, ona Muhammed b. Ebu Hafsa, ona Zuhrî, ona Ali b. Hüseyin, ona da Amr b. Osman şöyle rivayet etmiştir: Üsame b. Zeyd, Hz. Peygamber'e (sav) "Ey Allah'ın Rasulü, yarın Mekke'de nerede konaklayacaksınız?" diye sordu. Hz. Peygamber (sav) " Akîl bize konak mı bıraktı ki" buyurdu.
Açıklama: Hadisin devamı ve tahvilin olduğu bölüm bir sonraki hadiste [B004283] yer almaktadır. Fakat bu hadisin devamı olduğu için tahviller bu kayda eklenmiştir. Hadisin devamı da buraya eklenmiştir. [ثُمَّ قَالَ « لاَ يَرِثُ الْمُؤْمِنُ الْكَافِرَ ، وَلاَ يَرِثُ الْكَافِرُ الْمُؤْمِنَ » . قِيلَ لِلزُّهْرِىِّ وَمَنْ وَرِثَ أَبَا طَالِبٍ قَالَ وَرِثَهُ عَقِيلٌ وَطَالِبٌ . قَالَ مَعْمَرٌ عَنِ الزُّهْرِىِّ أَيْنَ تَنْزِلُ غَدًا . فِى حَجَّتِهِ ، وَلَمْ يَقُلْ يُونُسُ حَجَّتِهِ وَلاَ زَمَنَ الْفَتْحِ.]
Bize Ebu Asım Dahhâk b. Mahled, ona Yezid, ona da Seleme b. Ekva (ra) şöyle demiştir: Ben, yedi kere, Peygamber (sav) ile, bir kere de Peygamber'in (sav) başımıza kumandan atadığı (Usame b. Zeyd) İbn Hârise ile birlikte gazveye katıldım.
Bize Kuteybe, ona Süfyân, ona Amr b. Dînâr, ona Hasan b. Muhammed, ona Ubeydullah b. Ebu Râfi, ona da Ali (ra) şöyle demiştir: Rasulullah (sav) "hadi gidip, Hâh bostanına varıp, orada mahfe içinde, yanında mektup bulunan bir kadından o mektubu alıp bana getiriniz" buyurarak beni, Zübeyir'i ve Mıkdâd'ı gönderdi. Ali der ki: Biz, atlarımızı koşturup o bostana vardık ve gerçekten de orada mahfe içinde bir kadın bulduk. Kadına “çıkar şu mektubu” dedik. Kadın “yanımda mektup falan yok” dedi. Biz kadına “ya o mektubu sen çıkarırsın ya da biz elbiseni soyup buluruz” dedik. Kadın çaresiz mektubu saç örgüsü arasından çıkardı. Biz de mektubu alıp Rasulullah'a (sav) getirdik. Bir de baktık ki mektupta “Hâtıb b. Ebu Beltaa'dan Mekke müşriklerine” diyerek Hâtıb, müşriklere Rasulullah'ın yaptığı hazırlığı haber veriyordu. Bunun üzerine Rasulullah (sav) "ey Hâtıb, bu ne iştir?" diye sordu. Hâtıb “ey Allah'ın Rasulü hakkımda acele hüküm verme. Ben Kureyş'e iliştirilmiş bir kişiydim. -Bu sözüyle Hâtıb: Ben onlara anlaşma ile bağlanmış bir kimse idim, onlardan biri değildim demek istiyordu.- Senin beraberinde bulunan Muhacirlerin, ailelerini ve mallarını Mekke'de koruyacak birçok hısımları vardır. Benim ise böyle koruyacak kimsem olmadığı için nesep bağı boşluğunu, Mekkeliler arasında bir el (destek) edinerek doldurmak ve hısımlarımı böyle korumak istedim. Ben bu işi yaparken ne dinimden döndüm ne de İslâm'a girdikten sonra küfre rıza gösterdim” dedi. Bunun üzerine Rasulullah (sav), orada bulunanlara "Hâtıb size karşı kesinlikle doğru söyledi" buyurdu. Ömer “ey Allah'ın Rasulü, bırakın beni şu münafığın boynunu vurayım” dedi. Rasulullah (sav) "Hiç şüphesiz Hâtıb, Bedir gazvesinde katılmıştır. Nereden biliyorsun? Belki de Allah Bedir'de hazır bulunan kimselerin amellerine muttali olduğu için 'dilediğinizi yapın, ben sizleri kesinlikle mağfiret etmişimdir' buyurdu" dedi. Bunun üzerine Allah "Ey iman edenler, Benim de düşmanım, sizin de düşmanınız olan kimseleri yakın dost, sırdaş ve işlerinize vekil edinmeyin. Siz onlara safça sevgi gösterisinde bulunuyorsunuz. Oysa onlar size gelen gerçeği inkâr etmiş ve sırf Rabbiniz olan Allah’a inandığınız için Peygamber’i ve sizi yurdunuzdan çıkarmışlardır. Eğer siz gerçekten benim yolumda cihâd etmek ve rızâmı kazanmak maksadıyla yurdunuzu terk edip çıktıysanız, kâfirlere nasıl sevgi gösterip sır verebilirsiniz? Gerçek şu ki, sizin gizlediğinizi de, açığa vurduğunuzu da ben çok iyi bilmekteyim. Bundan böyle içinizden kim onlara sevgi besler ve sır verirse, kesinlikle dümdüz yoldan sapmış olur." (Mümtehine, 1) ayetini indirdi.
Bize Abdullah b. Yusuf, ona Leys, ona Ukayl, ona İbn Şihâb, ona Ubeydullah b. Abdullah b. Utbe, ona da İbn Abbâs şöyle haber vermiştir: Rasulullah (sav) ramazan ayı içinde Mekke fethi gazvesine çıktı. Zuhrî der ki: Ben İbn Müseyyeb'i işittim, bunun benzerini söylüyordu. Ubeydullah b. Abdullah, İbn Abbâs'ın şöyle dediğini rivayet etmiştir: Rasulullah (sav) (Mekke fethine çıktığı zaman) Kudeyd ile Usfân arasındaki Kedîd Suyu mevkiine varıncaya kadar orucunu bozmadı. Sonra burada orucunu bozdu ve ramazan ayı çıkıncaya kadar (seferde) oruç tutmadı.
Bana Ayyâş b. Velîd, ona Abdüla'lâ, ona Halid, ona İkrime, on da İbn Abbâs şöyle demiştir: Peygamber (sav) Huneyn seferine ramazan ayında çıktı. İnsanların kimi oruç tutuyor, kimi de tutmuyordu. Peygamber (sav) binek devesinin üzerine oturunca, içi süt veya su dolu bir kap istedi. Onu avucunun içine yahut devesinin üzerine koydu, sonra insanlara doğru baktı. Bunun üzerine oruçsuz olanlar oruçlulara “artık orucunuzu bozunuz” dediler.
Bana Mahmud, ona Abdurrezzak,ona Ma'mer, ona Zührî, ona Übeydullah b. Abdullah, ona da Abdullah b. Abbas (r.anhuma) şöyle rivayet etmştir: Peygamber (sav), hicretten sekiz yıl altı ay sonra, Ramazan ayında, yanında on bin kişi ile Medine'den çıkıp Mekke üzerine yürüdü. Hem kendisi hem de sahabîler de oruç tutuyorlardı. Usfân ile Kudeyd arasında bir su kaynağı olan Kedîd mevkiine varınca Rasulullah iftar etti. Sahabîler de iftar ettiler. Zuhrî der ki: Rasulullah'ın en son emir buyurduğu dikkate alınır.
Bize Mamer, ona Eyyüb, ona İkrime, ona da İbn Abbas (ra); "Peygamber (sav) fetih yılında, Ramazan ayında sefere çıktı demiş ve hadisi rivayet etmiştir." [Yine Hammad b. Zeyd, ona Eyyüb, ona İkrime, ona da İbn Abbas, o da Peygamber'den (sav) rivayet etmiştir.]
Bize Ali b. Abdullah, ona Cerîr, ona Mansur, ona Mücâhid, ona Tâvus, ona da İbn Abbâs şöyle demiştir: Rasullullah ramazanda sefere çıktı ve Usfân'a ulaşıncaya kadar orucunu bozmadı. Sonra bir kap su istedi ve insanlara göstermek için gündüz vakti bu suyu içip orucunu bozdu. Mekke'ye gelinceye kadar oruç tutmadı. Ravi der ki: İbn Abbâs “Rasulullah seferde oruç tuttu ve aynı seferde orucu bozdu. Bunun üzerine dileyen oruç tuttu, dileyen tutmadı” derdi.
Bize Ebu Velid, ona Şube, ona Muaviye b. Kurra, ona da Abdullah b. Muğaffel şöyle demiştir: "Ben Mekke'nin fethi günü Rasulullah'ı dişi devesi üzerinde, sesini kâh alçaltıp kâh yükselterek nağmeli bir şekilde Fetih Suresi'ni okurken gördüm. Muaviye; insanların etrafıma toplanmayacağını bilsem ben de Abdullah b. Muğaffel'in (Rasulullah'ın (sav) okuyuşunu göstermek üzere) nağmeli okuduğu gibi okurdum."
Leys der ki: Bana Yunus, ona Nâfi, ona da Abdullah b. Ömer (r.anhuma) şöyle rivayet etmiştir: Rasulullah (sav) fetih günü, Mekke'nin en üst tarafından devesi üzerinde, arkasına Usame b. Zeyd'i bindirmiş olarak, yanında Bilâl ve Kâbe'yi koruyup hizmet edenlerden biri olan Osman b. Talha bulunduğu halde Mescide (Kâbe'ye) gelip orada devesini çöktürdü ve Osman b. Talha'ya Kâbe'nin anahtarlarını getirmesini emretti. Sonra Kâbe'ye girdi. Usame b. Zeyd, Bilâl ve Osman b. Talha da onunla birlikte içeri girdi. Rasulullah (sav) içeride uzunca bir müddet kaldıktan sonra dışarıya çıktı. Bu sırada insanlar Kâbe'ye girmek üzere koşuştular. Abdullah b. Ömer, Kâbe'ye ilk giren kimse oldu. Kapının arkasında Bilal'i ayakta dikilmiş olarak buldu ve ona “Rasulullah (sav) nerede namaz kıldı?” diye sordu. Bilâl de ona Rasulullah'ın namaz kıldığı yeri işaret edip gösterdi. Abdullah der ki: Rasulullah'ın kaç rekât namaz kıldığını sormayı unuttum.