10636 Kayıt Bulundu.
Giriş
Bana Muhammed b. Ebu Bekir, ona Amr b. Ali, ona İsmail b. Ebu Halid, ona da Âmir_şöyle demiştir: İbn Ömer (r.anhuma), İbn Ca'fer'e selâm verdiğinde “es-Selâmu aleyke ey iki kanatlı adamın oğlu” derdi.
Bize Kuteybe, ona Abdülvehhab, ona Yahya b. Said, ona Amre, ona da Aişe (r. anha) şöyle rivayet etmiştir: Zeyd b. Hârise, Cafer b. Ebu Talib ve Abdullah b. Revâha'nın (r. anhüm) (Mute'de) öldürüldükleri haberi geldiği zaman, Rasulullah (sav) kendisinde hüzün görüldüğü bir halde oturdu. Ben de kapının (yarık) aralığından Rasulullah'ın durumunu takip ediyordum. Bu sırada bir adam Rasulullah'a (sav) geldi ve 'Ya Rasulallah!' diyerek Cafer'in kadınlarının ağladıklarını söyledi. Rasulullah da o kimseye, kadınların yüksek sesle feryat ederek ağlamalarını yasaklamasını emretti. Ravi dedi ki: O adam gitti sonra tekrar geldi ve 'Ben kadınları (ağlamaktan) yasakladım' dedi, ancak, onların kendisini dinlemediklerini söyledi. Ravi dedi ki: Rasulullah yine kadınların ağlamalarını yasaklamasını bildirdi. O kişi yine gitti, sonra geri gelerek 'Vallahi kadınlar bize galip geldiler (onları susturamadık)', dedi. Aişe (ra), Rasulullah'ın o adama, "Kadınların ağızlarına toprak saç!" buyurduğunu söyledi. Aişe de bunun üzerine şöyle dedi: 'Ben o adama, Allah senin burnunu toprağa sürtsün (zelil etsin)! Vallahi sen ne sana verdiği emri yerine getirdin, ne de Rasulullah'ı bulunduğu meşakkati ve hüznü içinde kendi haline bıraktın! diye çıkıştım.'
Açıklama: "ağızlarına toprak saç" ifadesi "mahrum et, istediklerini verme, onları engelle" gibi anlamlarda kullanılmaktadır. "Allah senin burnunu toprağa sürtsün" ifadesi ile, kadınları engelleme hususundaki ısrarı ve peygamberin hüznünü arttırmaktan başka bir davranışı olmadığı için Hz. Aişe bu kişiye şunu söylemek istemiştir: "Hz. Peygamber'in kadınlar için emrettiği "ağızlarına toprak saç" sözü bilakis sana layıktır, bu davranışı terk et." bkz. Kastallani, İrşad, Mısır, 1323,2/410.
Bize Ahmed, ona İbn Vehb, ona Amr b. Ebu Hilâl, ona Nâfi, ona da İbn Ömer şöyle rivayet etmiştir: İbn Ömer Mûte günü Cafer'i öldürülmüş hâlde gördüğünü bildirdi ve “ben Cafer'in vücudunda süngü ve kılıç darbesi olarak elli yara saydım. Bu elli yaradan hiçbirisi arkasından değildi” dedi.
Bize Ahmed b. Vâkıd, ona Hammâd b. Zeyd, ona Eyyub, ona Humeyd b. Hilal, ona Enes şöyle söylemiştir: Hz. Peygamber (sav), Zeyd, Cafer ve İbn Revâha'nın şehadet haberleri Medine'ye ulaşmadan önce "Sancağı Zeyd aldı ve şehit oldu. Ardından sancağı Cafer aldı, o da şehit oldu. Sonra sancağı İbn Revâha aldı, o da şehit oldu" buyurup onların şehadetini bildirdi, ardından -gözlerinden yaşlar süzülerek- "Nihayet sancağı Allah'ın kılıçlarından bir kılıç aldı da, sonunda Allah onlara zafer nasip etti" buyurdu.
Bana Muhammed b. Müsennâ, ona Yahya, ona Kays, ona da Hâlid b. Velîd şöyle demiştir: Mûte Savaşı'nda elimde dokuz kılıç kırıldı ve elimde yalnız Yemen işi, ağzı enli bir kılıcım sağlam kaldı.
bana İmrân b. Meysere, ona Muhammed b. Fudayl, ona Husayn, ona Âmir, ona da Numan b. Beşîr (r.anhuma) şöyle demiştir: Abdullah b. Revâha bir hastalığı sırasında bayıldı da kız kardeşi Amra, onu öldü sanarak “vah benim dağım dayanağım! Vah şuyum, vah buyum!” diye, İbn Revâha'nın birtakım vasıflarını sayarak ağlamaya başladı. İbn Revâha o baygınlıktan ayrıldığı zaman kız kardeşi Amra'ya “benim hakkımda söylediğin her şey için 'sen böyle misin?' denilerek sorguya çekildim” dedi.
Bize Kuteybe, ona Abser, ona Husayn, ona Şa'bî, ona da Numan b. Beşîr “Abdullah b. Revâha bayıldı” demiş bu hadisi aktarmış ve rivayetine “öldüğü zaman kizkardeşi Amre ona ağlamadı” ifadesini eklemiştir.
Bize Kuteybe b. Saîd, ona Ebu Hâtim, ona Yezîd b. Ebu Ubeyd, ona da Seleme şöyle demiştir: Ben yedi defa Hz. Peygamber (sav) ile, dokuz defa Peygamber'in (sav) hazırlayıp gönderdiği birlikler ile, bir defa Ebu Bekir'in komutasında, bir defa da Usame komutasında savaşa gittim.
Ömer b. Hafs b. Gıyâs der ki: Bize babam (Hafs b. Gıyâs), ona Yezîd b. Ebu Ubeyd, ona da Seleme şöyle demiştir: Ben yedi defa Hz. Peygamber (sav) ile, dokuz defa Peygamber'in (sav) hazırlayıp gönderdiği birlikler ile, bir defa Ebu Bekir'in komutasında, bir defa da Usame komutasında savaşa gittim.