Öneri Formu
Hadis Id, No:
238490, İHS005040
Hadis:
5040 - أَخْبَرَنَا أَحْمَدُ بْنُ عَلِيِّ بْنِ الْمُثَنَّى، قَالَ: حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ مَعِينٍ، قَالَ: حَدَّثَنَا مُعْتَمِرُ بْنُ سُلَيْمَانَ، قَالَ: قَرَأْتُ عَلَى الْفُضَيْلِ أَبِي مُعَاذٍ عَنْ أَبِي حَرِيزٍ، أَنَّ إِبْرَاهِيمَ، حَدَّثَهُ، أَنَّ الْأَسْوَدَ بْنَ يَزِيدَ، كَانَ يَسْتَقْرِضُ مِنْ تَاجِرٍ، فَإِذَا خَرَجَ عَطَاؤُهُ قَضَاهُ، فَقَالَ الْأَسْوَدُ: إِنْ شِئْتَ أَخَّرْتُ عَنْكَ، فَإِنَّهُ قَدْ كَانَتْ عَلَيْنَا حُقُوقٌ، فِي هَذَا الْعَطَاءِ، فَقَالَ لَهُ التَّاجِرُ: لَسْتَ فَاعِلًا، فَنَقَدَهُ الْأَسْوَدُ خَمْسَ مِائَةِ دِرْهَمٍ حَتَّى إِذَا قَبَضَهَا، قَالَ لَهُ التَّاجِرُ: دُونَكَهَا، فَخُذْ بِهَا، فَقَالَ لَهُ الْأَسْوَدُ: قَدْ سَأَلْتُكَ هَذَا فَأَبَيْتَ، فَقَالَ لَهُ التَّاجِرُ: إِنِّي سَمِعْتُكَ تُحَدِّثُنَا، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَسْعُودٍ أَنَّ نَبِيَّ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، كَانَ يَقُولُ: «مَنْ أَقْرَضَ اللَّهَ مَرَّتَيْنِ كَانَ لَهُ مِثْلُ أَجْرِ أَحَدِهِمَا لَوْ تَصَدَّقَ بِهِ»
Tercemesi:
Bize Ahmed İbn Alî İbnu'l-Müsennâ haber verdi: Bize Yahyâ İbn Maîn anlattı: Bize Mu'temir İbn Süleymân anlattı: Ben el-Fudayl Ebû Muâz'a okudum, kendisine Ebû Harîz, İbrâhîm'in şöyle anlattığını aktarmış:
El-Esved İbn Yezîd, bir tüccardan borç para alırdı. Borcun süresi dolunca borcunu öderdi. Bir defasında, ödemeden önce: İstersen bu para bende biraz daha kalsın, ne de olsa bu borç almalar dolayısıyla aramızda bir hukuk var, dedi. Tüccâr ona şöyle cevap verdi: Hayır, yapamam. Bunun üzerine el-Esved ona, 500 dirhem borcunu nakit olarak ödedi. Tüccar parayı eline alınca: Al şimdi sana yeniden bunu borç veriyorum, dedi. Bunu duyan el-Esved: Demin ben de aynı şeyi senden istemiştim ama sen kabul etmemiştin! dedi. Bunun üzerine tüccâr şöyle cevap verdi: Ben, seni Abdullâh İbn Mes'ûd'dan şöyle aktarırken işittim: Peygamber (s.a.v.) şöyle derdi: Kim Allâh'a iki kere borç verirse, bu ikisinden birini sadaka olarak vermişcesine sevap alır.
Açıklama:
Yazar, Kitap, Bölüm:
İbn Hibban, Sahih-i İbn Hibban, Buyû' 5040, 11/418
Senetler:
1. Ebu Abdurrahman Abdullah b. Mesud (Abdullah b. Mesud b. Gafil b. Habib b. Şemh)
Konular:
Öneri Formu
Hadis Id, No:
238495, İHS005045
Hadis:
5045 - أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مَحْمُودِ بْنِ عَدِيٍّ، قَالَ: حَدَّثَنَا حُمَيْدُ بْنُ زَنْجُوَيْهِ، قَالَ: حَدَّثَنَا مُحَاضِرٌ، قَالَ: حَدَّثَنَا الْأَعْمَشُ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «مَنْ يَسَّرَ عَلَى مُعْسِرٍ يَسَّرَ اللَّهُ عَلَيْهِ فِي الدُّنْيَا وَالْآخِرَةِ»
Tercemesi:
Bize Muhammed İbn Mahmûd İbn Adî haber verdi: Bize Humeyd İbn Zenceveyh anlattı: Bize Muâdır anlattı: el-A'meş bize, Ebû Sâlih'ten, o da Ebû Hureyre'den anlattı:
Allâh'ın Elçisi (s.a.v.) şöyle buyurdu: Darda kalan birine kolaylık gösteren kimseye, Allâh da dünaya ve ahirette kolaylık gösterir.
Açıklama:
Yazar, Kitap, Bölüm:
İbn Hibban, Sahih-i İbn Hibban, Buyû' 5045, 11/425
Senetler:
1. Ebu Hureyre ed-Devsî (Abdurrahman b. Sahr)
Konular:
Öneri Formu
Hadis Id, No:
238494, İHS005044
Hadis:
5044 - أَخْبَرَنَا الْحَسَنُ بْنُ سُفْيَانَ، قَالَ: حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ زُرَارَةَ، قَالَ: حَدَّثَنَا حَاتِمُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ، قَالَ: حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ بْنُ مُجَاهِدٍ أَبُو حُرَزَةَ، عَنْ عُبَادَةَ بْنِ الْوَلِيدِ بْنِ عُبَادَةَ بْنِ الصَّامِتِ، قَالَ: خَرَجْتُ أَنَا، وَأَبِي نَطْلُبُ الْعِلْمَ فِي هَذَا الْحَيِّ مِنَ الْأَنْصَارِ، قَبْلَ أَنْ يَهْلِكُوا، فَكَانَ أَوَّلَ مَنْ لَقِيَنَا أَبُو الْيَسَرِ صَاحِبُ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، وَمَعَهُ غُلَامٌ لَهُ، وَعَلَى أَبِي الْيَسَرِ، بُرْدَةٌ وَمَعَافِرِيٌّ، وَعَلَى غُلَامِهِ بُرْدَةٌ وَمَعَافِرِيٌّ، فَقَالَ لَهُ أَبِي: إِنِّي أَرَى فِي وَجْهِكَ شَيْئًا مِنْ غَضَبٍ، قَالَ: أَجَلْ كَانَ لِي عَلَى فُلَانِ بْنِ فُلَانٍ الْحَرَامِيِّ مَالٌ، فَأَتَيْتُ أَهْلَهُ، فَقُلْتُ: أَثَمَّتْ؟، قَالُوا: لَا، فَخَرَجَ عَلَيَّ ابْنٌ لَهُ، فَقُلْتُ: أَيْنَ أَبُوكَ؟، فَقَالَ: سَمِعَ صَوْتَكَ فَدَخَلَ، فَقُلْتُ: اخْرُجْ إِلَيَّ، فَقَدْ عَلِمْتُ أَيْنَ أَنْتَ، فَخَرَجَ عَلَيَّ، فَقُلْتُ: مَا حَمَلَكَ عَلَى أَنِ اخْتَبَأْتَ؟، قَالَ: أَنَا وَاللَّهِ أُحَدِّثُكَ، ثُمَّ لَا أَكْذِبُكَ، خَشِيتُ وَاللَّهِ أَنْ أُحَدِّثَكَ، فَأَكْذِبَكَ، وَأَعِدَكَ، فَأُخْلِفَكَ، وَكُنْتَ صَاحِبَ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، وَكُنْتُ وَاللَّهِ مُعْسِرًا، قَالَ: قُلْتُ: آللَّهِ؟، قَالَ: اللَّهِ، قَالَ: قُلْتُ: آللَّهِ؟، قَالَ: اللَّهِ، قَالَ: فَقَالَ: بِصَحِيفَتِهِ، فَمَحَاهَا، وَقَالَ: إِنْ وَجَدْتَ قَضَاءً، فَاقْضِ، وَإِلَّا، فَأَنْتَ فِي حِلٍّ، فَأَشْهَدُ: بَصُرَ عَيْنَايَ هَاتَانِ، وَوَعَاهُ قَلْبِي، وَأَشَارَ إِلَى نِيَاطِ قَلْبِهِ، سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَقُولُ: «مَنْ أَنْظَرَ مُعْسِرًا، أَوْ وَضَعَ لَهُ، أَظَلَّهُ اللَّهُ فِي ظِلِّهِ»
أَبُو الْيَسَرِ اسْمُهُ كَعْبُ بْنُ عَمْرٍو
Tercemesi:
Bize el-Hasen İbn Süfyân haber verdi: Bize Amr İbn Zürâre anlattı: Bize Hâtim İbn İsmâîl anlattı: Ya'kûb İbn Mücâhid Ebû Hazre bize, Ubâde İbnu'l-Velîd İbn Ubâde İbnu's-Sâmit'ten anlattı:
Babamla ben, henüz onlar sağken ilim toplayalım diye şu ensar mahallesine gittik. Orda ilk buluştuğumuz kişi, Peygamber (s.a.v.)'in arkadaşlarından Ebu'l-Yeser oldu; yanında bir de kölesi vardı. Ebu'l-Yeser'in üzerinde bir hırka ile bir Meâfir bezi vardi; kölesinin üzerinde de bir hırka ve bir Meâfir bezi vardı. Babam ona dedi ki:
-Ben senin yüzünde kızgınlık belirtisi görüyorum!
-Evet, benim falanca hırsız adamda alacağım vardı. Evine gittim, o burada mı? diye sordum; hayır, dediler. Kapıya onun bir oğlu çıktı; ona: Baban nerde? diye sordum. Bana: Senin sesini duyunca içeri giridi, diye cevap verdi. Bunun üzerine ben: Dışarı çık, senin burada olduğunu biliyorum, diye seslendim. Bunun üzerine o da dışarı çıktı. Ona şöyle dedim: Neden gizlendin? O da: Vallâhi ben sana doğru söylüyorum, yalan söylemiyorum; sana bir söz söyleyip sonra sana karşı yalancı çıkmaktan, sana vad edip sonra sözümde durmamaktan korktum. Çünkü sen, Allâh'ın Elçisi (s.a.v.)'in arkadaşısın. Vallâhi ben zor durumdayım, dedi. Ben de ona: Vallâhi mi? diye sordum. O da: Vallâhi, diye yemin etti. Ben tekrar: Vallâhi mi? diye sordum; o da: Vallâhi, diye yemin etti.
Ravi şöyle devam etti: Bunun üzerine Ebu'l-Yeser, borç kağıdını istetti ve onu imha edip dedi ki: Eğer ödeyecek imkanın olursa, ödersin; yok eğer bulamazsan, sana helal ediyorum. Şu iki gözümün gördüğüne ve kalbimin de iyice bellediğine tanığım ki, -kalbinin üzerine işaret etti- Allâh'ın Elçisi (s.a.v.)'i şöyle derken işittim: Kim darda olan birine süre tanırsa ya da borcundan vazgeçerse, Allâh onu kendi gölgesinde gölgelendirir.
Ebu'l-Yeser'in adı, Ka'b İbn Amr'dır.
Açıklama:
Yazar, Kitap, Bölüm:
İbn Hibban, Sahih-i İbn Hibban, Buyû' 5044, 11/423
Senetler:
1. Ebu Velid Ubade b. Samit el-Ensari (Ubade b. Samit b. Kays)
Konular: