10636 Kayıt Bulundu.
Giriş
Bana Ahmed b. Ebu Süreyc, ona Ubeydullah b. Musa, ona Şeybân, ona Firâs, ona eş-Şa’bî, ona da Câbir b. Abdullah el-Ensârî şöyle rivayet etmiştir: "Babası (Abdullah b. Amr) Uhud savaşında şehid edilmiş ve arkasında borç ile altı kız çocuğu bırakmıştı. (Cabir der ki:) Hurma mahsulünü toplama zamanı geldiğinde Rasulullah’a (sav) gelip “Biliyorsun ki babam Uhud gazvesinde şehit edildi ve arkasında çok borç bıraktı, alacakların (kolaylık sağlamak için) seni görmelerini istiyorum” dedim. Rasulullah (sav) “Şimdi git her cins hurmayı ayrı ayrı harman et” buyurdu. Ben de (söyleneni) yaptıktan sonra Allah Rasulü’nü davet ettim. Alacaklılar, Rasulullah’ı (sav) orada görünce beni o an (daha çok) sıkıştırdılar. Kendisi onların bu yaptıklarını görünce, en büyük harmanın etrafında üç defa dolaşıp yığının yanına oturdu. Sonra “Alacaklılarını çağır” buyurdu. Onlara (alacaklarına karşılık), hurmaları ölçüp vermeye devam ediyordu, nihayet Allah babamın borçlarını ödemeyi nasip etti. Ben, Allah’ın babamın borçlarını ödemeti nasip etsin de, kız kardeşlerime bir tek hurma ile bile dönmemeye razı idim. Halbuki hurma yığınların hepsi eksiksizdi. O kadar ki, Nebî’nin (sav) yanında oturduğu harmana bakıyorum, sanki ondan bir tek hurma bile eksilmemişti."
Bize Ebu Velid, ona Şu'be, ona Adiy b. Sâbit, ona Abdullah b. Yezid, ona da Zeyd b. Sabit (ra) şöyle demiştir: "Nebi (sav) Uhud Savaşına çıktığı zaman, onunla birlikte çıkanlardan bazı kimseler (savaşmadan) geri döndü. Nebi’nin (sav) ashabı (onlar hakkında) iki gruba ayrıldı. Bir grup “Onlarla savaşırız” dedi. Bir diğer grup “Hayır onlarla savaşmayız” dedi. Bunun üzerine “Allah kendilerini kazandıkları yüzünden baş aşağı yıkıvermişken münafıklar hakkında ne diye iki gruba ayrıldınız?” [Nisa, 4/88] ayeti indi. Allah Rasulü de “Şüphesiz ki o (Medine), Taybe’dir. Ateşin gümüşün pisliklerini giderdiği gibi, o da günahları öylece giderir” buyurdu."
Bize Kuteybe, ona Süfyân, ona Amr, ona da Cabir şöyle demiştir: Rasulullah (sav) bana "Câbir, evlendin mi?" diye sordu. Ben de “evet” dedim. Rasulullah (sav) "Ne ile evlendin, bekar mı dul mu?" diye sordu. Ben de “dul ile evlendim” dedim Rasulullah (sav) "seninle oynaşacak bakire bir kızla evlenseydin ya" buyurdu. Ben de “ey Allah'ın Rasulü, babam Uhud'da şehit oldu ve arkada benim kızkardeşim olan dokuz kız çocuğu bıraktı. Ben onlara kendileri gibi bilgisiz, tecrübesiz bir kız getirmek istemedim ve onların saçlarını tarayacak ve işlerini görecek bir kadınla evlendim” dedim. Rasulullah (sav) "doğru yapmışsın" buyurdu.
Bize Abdullah b. Muhammed, ona Mervân b. Muâviye, ona Hâşim b. Hâşim es-Sa'dî, Saîd b. Müseyyeb, ona da Sa'd b. Ebu Vakkâs şöyle demiştir: Peygamber (sav) Uhud günü ok kabındaki oklarını çıkarıp bana verdi ve "At! anam babam sana feda olsun!" dedi
Bize Yesere b. Safvân, ona İbrahim, ona babası (Sa'd b. İbrahim) ona Abdullah b. Şeddâd, ona da Ali b. Ebu Tâlib (ra) şöyle demiştir: Ben, Peygamber'in (sav) Sa'd ibn Mâlik haricinde hiçbir kimseye feda etmek üzere babasını ve anasını bir arada zikrettiğini işitmedim. Ben Peygamber'in (sav) Uhud günü: "ey Sa'd, babam anam sana feda olsun, at" buyurduğunu işittim.
Bize Müsedded, ona Yahya, ona Yahya b. Said, ona Said b. Müseyyeb, ona da Sa'b. Ebu Vakkâs şöyle demiştir: Hz. Peygamber (sav), Uhud günü ("annem ve babam sana fedâ olsun" diyerek) anne ve babasını benim için beraber anmıştır.
Bize Kuteybe, ona Leys, ona Yahya, ona İbn Müseyyeb, ona da Sa'd b. Ebu Vakkâs (ra) şöyle demiştir: Hz. Peygamber (sav) Uhud Günü benim için anne ve babasının, her ikisini de birlikte zikretmiştir. Sa'd bununla, kendisi savaşırken, Hz. Peygamber'in söylediği "anam babam sana feda olsun" sözünü kast etmiştir.