10265 Kayıt Bulundu.
Giriş
Bize Yahya b. Yahya, Amr en-Nakıd ve Züheyr b. Harb, onlara İbn Uyeyne -Yahya b. Yahya, (hocası Süfyân b. Uyeyne ile rivayet ilişkisini ifade etmek için) 'Ahberenâ Süfyan b. Uyeyne (Bize Süfyân b. Uyeyne haber verdi)' demiştir - ona Zührî, ona da Salim, babasının (Abdullah b. Ömer) (ra) şöyle dediğini rivayet etmiştir: Nebi'ye (sav) ihramlı kimsenin ne giyeceği soruldu. O da (sav) bu soruya cevap olarak: "ihramlı kimse gömlek giyemez, sarık saramaz, bornoz, şalvar, vers (alaçehre çiçeği, Yemen safranı) ve safran ile boyanmış elbise ve mest de giyemez. Ancak nalın (terlik, ayakkabı) bulamayacak olursa (mestleri) topuklarının altında kalacak şekilde kessin" buyurdu.
Bize Muhammed b. Abbâd, ona Hâtim b. İsmail, ona Musa b. Ukbe, ona Salim b. Abdullah b. Ömer ile Abdullah'ın azadlısı Nafi' ve Hamza b. Abdullah, onlara da Abdullah b. Ömer'den (ra) şunu anlatmıştır: Rasulullah (sav) Zülhuleyfe mescidinin yanında hayvanı kendisini kaldırarak doğrulttuğu vakit telbiye yaptı ve "tekrar tekrar icabet sana Allahım, tekrar icabet sana! Senin hiçbir ortağın yoktur. Hiç şüphe yoktur ki hamd, nimet ve mülk sana mahsustur. Senin hiçbir ortağın yoktur" buyurdu. Onlar, Abdullah b. Ömer'in (ra) "Rasulullah'ın (sav) telbiyesi işte budur." dediğini söylemişlerdir. [Nafi' demiş ki: Abdullah (ra) bu telbiye ile beraber şunu da ziyade ederdi: "Tekrar tekrar icabet sana, tekrar icabet sana! Hayır senin iki (kudret) elindedir. Rağbet de amel de ancak sanadır."]
Bize Muhammed b. Abbâd, ona Hâtim b. İsmail, ona Musa b. Ukbe, ona Salim b. Abdullah b. Ömer, Abdullah'ın azadlısı Nafi ve Hamza b. Abdullah, onlara da Abdullah b. Ömer (ra) rivayet ettiğine göre, Rasululullah (sav) Zülhuleyfe mescidinin yanında bineği kendisini kaldırarak doğrulttuğu vakit telbiye yapar ve şöyle derdi: "Tekrar tekrar icabet sana Allahım, tekrar icabet sana! Senin hiçbir ortağın yoktur. Hiç şüphe yoktur ki hamd ve nimet ile mülk sana mahsustur. Senin hiçbir ortağın yoktur." Onlar, "Abdullah b. Ömer (ra); 'Rasulullah'ın (sav) telbiyesi işte budur.' diyordu." demişlerdir. [Ayrıca Nafi': "Abdullah (ra) bu telbiye ile beraber şunu da ilave ederdi: 'Tekrar tekrar icabet sana, tekrar icabet sana! Hayır senin iki (kudret) elindedir. Tekrar icabet sana! Rağbet de sana, amel de sanadır.'" demiştir.]
Bize Muhammed b. Müsenna, ona Yahya Kattan, ona Ubeydullah, ona da Nafi şöyle rivayet etmiştir: Haccac'ın İbn Zübeyir ile savaşmak üzere (Mekke yakınına) indiği zaman Abdullah b. Abdullah ve Salim b. Abdullah (babaları) Abdullah (b. Ömer) ile konuşup ona “bu sene hacca gitmesen zarar etmiş olmazsın. Zira biz bunlar (Haccac ile İbn Zübeyir) arasında çıkacak bir savaşın, senin Kabe'ye varmana engel olmasından endişe ediyoruz” dediler. O da “eğer benim Kabe'ye varmama engel olunursa, ben de kendisi ile birlikte iken Rasulullah'ın (sav), Kureyş kâfirleri kendisinin Kabe'ye varmasına engel olduğunda, yaptığı gibi yapar, umreyi kendime vacip kıldığıma sizleri şahit tutarım” deyip yola koyuldu. Nihâyet Zü'l-Huleyfe'ye vardığında umre yapmak niyetiyle ihrama girip telbiye getirdi. Sonra “eğer benim önüm kesilmezse umremi eda ederim. Şayet bana engel olunup Kabe'ye varmama engel olunursa, o zaman ben de kendisi ile bulunduğum zaman Rasulullah'ın (sav) yaptığı gibi yaparım” dedi. Sonra da "And olsun ki Allah’ın Rasulü’nde sizin için uyulmaya değer güzel örnekler vardır" (Ahzâb, 21) ayetini okuyup yoluna devam etti. Nihâyet Beydâ'nın üst taraflarına vardığında “hac ile umrenin durumu şüphesiz aynıdır. Eğer benim umre yapmama engel olunursa, hac yapmama da engel olunmuş olur. Umre ile birlikte hac yapmayı kendime vacip kıldığıma sizi şahit tutuyorum” diyerek yola devam etti. Nihâyet Kudeyd'de bir kurbanlık satın aldı. Sonra hem umre hem de hac için Beyt'in etrafında bir tavaf ve Safa ile Merve arasında bir defa sa'y yaptı ve Kurban Bayramı birinci günü haccını tamamlayıncaya kadar, hac ve umre için giydiği ihramından çıkmadı.
Bana Züheyr b. Harb ve İbn Ebu Ömer, ona (İbn Ebu Ömer'e) Süfyan, ona ez-Zührî, ona Salim, ona babası, Rasulullah'ın (sav) şöyle buyurduğunu haber vermiştir: "Medineliler Zülhuleyfe'den, Şamlılar Cuhfe'den, Necidliler de Karn'dan ihrama girip niyet ederler." İbn Ömer (ra), demiştir ki: Ben işitmedim ama bana anlatıldığına göre Rasulullah (sav); "Yemenliler de Yelemlem'den ihrama girip niyet ederler." buyurmuştur.
Bize Züheyr b. Harb ve İbni Ebu Ömer, o ikisine İbn Uyeyne, ona Züheyr, ona Süfyan b. Uyeyne, ona ez-Zührî, ona Salim, ona da babası (İbn Ömer) (ra), ona da Peygamber (sav); "beş (nevi) hayvan vardır ki onları Harem'de ve ihramda iken öldürene günah yoktur: (Bunlar) fare, akrep, karga, çaylak ve kuduz köpektir" buyurmuşlar. [İbn Ebu Ömer kendi rivayetinde; "Haremde ve ihramda" dedi.]
Bize Yahya b. Yahya, ona Leys; (T) Bize Kuteybe, ona Leys, ona İbni Şihab, ona Salim b. Abdullah, ona da Abdullah b. Ömer şöyle demiştir: "Ben, Rasulullah'ın (sav) Beyt'ten (Kabe'den) iki Rükn-ü Yemânî (Hacer-i Esved ve Rükn-ü Yemânî) hariç başka bir rüknü meshederken görmedim."
Bana Ebu't-Tâhir ve Harmele, o ikisine Abdullah b. Vehb, ona Yunus, ona İbn Şihâb, ona Salim, ona da babası (Abdullah); "Rasulullah (sav), beytin rükünlerinden Rükn-ü (Hacer-i) Esved ile Cumahlıların evleri tarafından onu takip eden rükünden (Rükn-ü Yemânî) başka bir rüknü istilâm etmezdi." dedi.
Bana Ebu't-Tâhir ve Harmele b. Yahya, o ikisine İbn Vehb, ona Yunus, ona İbn Şihâb'ın rivayet ettiğine göre Salim b. Abdullah kendisine şunu haber verdi: "Abdullah b. Ömer ailesinin zayıf olanlarını önden gönderir, onlar gece vakti Müzdelife'de Meşar-i Haram'ın yanında vakfe yapar ve kendilerine nasip olduğu kadarıyla Allah'ı anarlar, sonra da imam vakfe yapıp ayrılmadan önce onlar ayrılıp (Mina'ya) giderlerdi. Aralarından kimisi Mina'ya sabah namazı vaktinde ulaşır, kimisi bundan sonra ulaşırdı. Mina'ya geldiklerinde de Cemreye taş atarlardı. İbn Ömer; Rasulullah'ın (sav) onlara (kadınlara ve çocuklara) bu hususta ruhsat verdiğini söylerdi."
Bize Muhammed b. Bekkâr b. er-Reyyân ve Süreyc b. Yunus, -lafız Süreyc’e aittir-, o ikisine İsmail b. Cafer, ona Musa b. Ukbe, ona Salim b. Abdullah b. Ömer, ona babasının rivayet ettiğine göre; "Hz. Peygamber (sav) Zülhuleyfe’de vadinin iç tarafında istirahat ettiği esnada, birileri gelerek ona: "Sen gerçekten mübarek bir Bathâ’dasın." denilmiştir. Musa dedi ki: Salim de Abdullah’ın vaktiyle mescitte, devesini çöktürdüğü yerde develerimizi çöktürmemizi sağladı. Abdullah bunu yaparak Rasulullah'ın (sav) istirahate çekildiği yeri isabet ettirmek istiyordu. Burası ise vadinin iç tarafındaki mescidin aşağısındadır. Onunla kıble arasında ortada bir yerdedir."