10636 Kayıt Bulundu.
Giriş
Bize Abdân, ona Abdullah, ona Yunus, ona Zührî, ona İbn Müseyyeb, ona da Ebu Hureyre'nin (ra) rivayet ettiğine göre Rasulullah (sav) şöyle buyurmuştur: "Ben kendimi, rüyamda, üzerinde kova olan bir kuyu başında gördüm. O kuyudan Allah'ın dilediği kadar su çektim. Sonra kovayı Ebu Kuhâfe'nin oğlu aldı, o da kova ile bir yahut iki kova su çekti. Onun su çekmesinde bir zayıflık vardı. Allah onun bu zayıflığını bağışlasın. Sonra bu küçük kova büyük bir kovaya dönüştü. Onu İbn Hattâb aldı. Ben insanlar içinde Ömer'in çekişi gibi su çekebilecek kabiliyet ve dehada benzer bir kişi daha göremedim. Nihayet insanlar o kuyu başını develerin sulak ve konak yeri edindiler."
Bana Muhammed b. Beşşâr, ona Yahya, ona Saîd, ona ona Katâde, ona da Enes (ra) şöyle demiştir: Peygamber (sav) beraberinde Ebu Bekir, Ömer ve Osman olduğu hâlde Uhud Dağı'na çıkmıştı. Orada bulundukları sırada dağ deprendi. Peygamber (sav) "ey Uhud sakin ol, senin üzerinde bir Peygamber, bir Sıddık ve iki şehit bulunmaktadır" buyurdu.
Bize Yahya b. Süleyman, ona İbn Vehb, ona Ömer b. Muhammed, ona Zeyd b. Eslem, ona babası (Eslem) şöyle demiştir: İbn Ömer bana, Ömer'in hâl ve şanına dair bir şeyler sordu ben de ona anlattım. Bunun üzerine İbn Ömer “Rasulullah'tan (sav) sonra, Rasulullah'ın (sav) vefatından Ömer b. Hattâb'ın hayatının sonuna kadar, insanlar arasında, Ömer'den daha ciddi ve iyi huylu bir kimseyi görmedim” dedi.
Bize Müsedded, ona Yahya, ona Saîd, ona ona Katâde, ona da Enes (ra) şöyle demiştir: Peygamber (sav) beraberinde Ebu Bekir, Ömer ve Osman olduğu hâlde Uhud Dağı'na çıkmıştı. Orada bulundukları sırada dağ deprendi. Peygamber (sav) -zannediyorum ayağıyla dağa vurup- "ey Uhud sakin ol, senin üzerinde bir Peygamber, bir Sıddık ve iki şehit bulunmaktadır" buyurdu.
Bize Muhammed b. Râfi, ona Hüseyin, ona Zâide, ona Ebu Hasîn, ona da Sa'd B. Ubeyde şöyle demiştir: Bir adam İbn Ömer'e gelip Osman hakkında fikrini sordu. İbn Ömer, Osman'ın güzel tavır ve işlerinden bahsetti sonra da o kimseye “herhalde bu anlattığım şeyler hoşuna gitmedi” dedi. O kimse “Evet” dedi. İbn Ömer “Allah senin burnunu sürtsün” dedi. Sonra o kimse İbn Ömer'e Ali hakkındaki fikrini sordu. İbn Ömer, Ali'nin güzel tavır ve davranışlarını saydı ve “işte Ali budur, evi de Peygamber'in (sav) evlerinin tam ortasındadır (en güzelidir)” dedi, sonra “herhalde bu anlattığım şeyler hoşuna gitmedi” dedi. O adam “evet” dedi. Bunun üzerine İbn Ömer ona “Allah senin burnunu sürtsün. Git benim aleyhime elinden ne geliyorsa onu yap” dedi.
Bize Musa b. İsmail, ona ona Ebu Avâne, ona da Osman b. Mevheb şöyle demiştir: Mısır ahalisinden bir adam gelip Beytullah'da hac yaparken orada oturan bir topluluk gördü ve “bu topluluk kimlerdir?” dedi. Oradakilerden biri “bunlar Kureyş'tir” dedi. O zât bu sefer “bunların içinde sözü dinlenen kimdir?” dedi. Onlar “Abdullah b. Ömer'dir” diye cevap verdiler. O zât “ey Ömer'in oğlu, ben senden bir şey soracağım, onu bana söyle; Osman'ın Uhud günü harpte bulunmadığını bilir misin?” diye sordu. İbn Ömer “evet” dedi. Adam “Osman'ın Bedir gününde kaybolup harbe katılmadığını bilir misin?” dedi. İbn Ömer yine “evet” dedi. Adam “Osman'ın Rıdvan Biatında ortadan kaybolup Hudeybiye'de hazır bulunmadığını biliyor musun?” dedi. İbn Ömer “evet” dedi. (Bu cevapları alan) adam “Allâhu Ekber” dedi. Bunun üzerine İbn Ömer şöyle dedi: Gel, sana olayların iç yüzünü açıklayayım. Uhud günü Osman'ın bulunmayışına gelince, ben inanıyorum ki Allah onu affedip bağışlamıştır. Bedir'de katılamayışının sebebi nikahı altında bulunan Rasulullah'ın kızı Rukiye'nin bu sırada ağır hasta olmasıdır. Rasulullah (sav) ona "senin için Bedir'de hazır bulunan bir gazinin sevabı ve ganimet payı vardır" buyurmuştur. Rıdvan Biatı'nda olmayışına gelince Eğer Mekke vadisinde Osman'dan daha fazla şeref ve nüfuz sahibi bir kimse bulunsaydı, muhakkak Rasulullah (sav) Osman'ın yerine onu (Mekke'ye elçi) gönderirdi. Rıdvân Biati, Rasulullah'ın (sav) Osman'ı göndermesinden ve onun da Mekke'ye gitmesinden sonra olmuştur. Osman'ın bu şerefli biattan mahrum olmaması için, Rasulullah (sav) sağ eline işaret ederek "İşte bu, Osman'ın elidir" buyurup onunla sol eli üzerine vurup "İşte bu da Osman'ın biatı" buyurmuştur. Abdullah ibn Ömer, Mısırlı adama “hadi şimdi, sana verdiğim bilgilerle var git” dedi.
Bana Muhammed b. Beşşâr, ona Ğunder, ona Şu'be, ona İbrahim b. Sa'd, ona da (babası) Sa'd b. Ebu Vakkâs şöyle demiştir: Peygamber (sav), Ali'ye hitaben "Senin benim yanımdaki konumunun Harun'un Musa'nın yanındaki konumu gibi olmasından hoşnut olmaz mısınız?" buyurdu.
Bize Ali b. Ca'd, ona Şu'be, ona Eyyûb, ona İbn Sîrîn, ona Abîde, ona da Alî (ra) şöyle demiştir: Bundan evvel hüküm veregeldiğiniz gibi hüküm veriniz. Şüphesiz ben insanların arasında ortak bir hüküm oluşuncaya ya da dostlarımın vefat ettiği gibi vefat edene kadar (Ebu Bekir ve Ömer'in hükmüne) muhalefeti çirkin görürüm. İbn Şîrîn, Hz. Ali'ye nispet edilen (ve Hz. Ebu Bekir ve Ömer'e muhalefet içeren) haberlerinin genelinin uydurma olduğu görüşündedir.
Bana Ubeyd b. İsmail, ona Ebu Usame, ona Hişâm, ona babası (Urve b. Zübeyir), ona da Mervân, şöyle demiştir: Ben Osman'ın yanındayken bir adam geldi ve “yerine bir halef göster” dedi. Bunun üzerine Osman “kim olacağı söylendi mi?” dedi. O zât “evet, Zübeyir” dedi. Osman üç kere “dikkat edin, Allah'a yemin ederim ki, muhakkak sizler, Zübeyir'in en hayırlınız olduğunu bilmektesinizdir” dedi.