10636 Kayıt Bulundu.
Giriş
Bize Haccâc b. Minhâl, ona, Abdülaziz el-Mâcişûn, ona Muhammed b. Münkedir, ona da Câbir b. Abdullah'ın (r.anhuma) rivayet ettiğine göre Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur: "Ben kendimi cennete girmiş olarak gördüm ve bir de baktım ki Ebu Talha'nın karısı Rumeysâ orada. Bir yürüme hışırtısı duydum, 'kim bu gelen?' diye sordum. Cibril 'Bilâl' diye cevap verdi. Avlusunda cariye olan bir köşk gördüm ve 'bu köşk kimin?' dedim. Cibril 'Ömer'in' dedi. İçine girmek ve bakmak istedim ama senin kıskançlığını hatırladım'" Bunun üzerine Ömer “anam babam sana feda olsun ey Allah'ın Rasulü, seni mi kıskanacağım?” dedi.
Bize Mekkî b. İbrahim, ona Hâşim b . Hâşim, ona Âmir b. Sa'd, ona da babası (Sa'd b. Ebu Vakkâs) şöyle demiştir: Hiç şüphesiz ben kendimi İslam'a ilk giren üç kişiden bir olarak gördüm.
Bize Yahya b. Kazaa, ona İbrahim b. Sa'd, ona Zührî, ona Urve, ona da Âişe (r.anha) şöyle demiştir: Bir keresinde Peygamber (sav) benim yanımda iken ayak izinde mahir bir adam gelmişti. O sırada Usame b. Zeyd ile Zeyd b. Harise uzanmış yatıyorlardı. O izci onların ayaklarına baktı ve “Şüphesiz şu ayakların bir kısmı diğer bir kısmındandır (aynı izlere sahiptir)” dedi. Râvî der ki: Bu söz Peygamber'i (sav) sevindirdi ve onun hoşuna gitti. Bunun üzerine olayı Âişe'ye de haber verdi.
Bize Muhammed b. Miskin, ona Ebu Hasan, ona Yahya b. Hassân, ona Süleyman, ona Şerîk b. Ebu Nemir, ona Saîd b. Müseyyeb, ona da Ebu Musa el-Eş'arî şöyle rivayet etmiştir: Evden abdestli olarak evden çıkıp kendi kendime “bugün Rasulullah'tan hiç ayrılmayacağım, hep onunla birlikte olacağım” dedim. Râvî der ki: Ebu Musa bu niyetle mescide geldi ve Peygamber'i (sav) sordu. Oradakiler “Peygamber (sav) mescitten çıktı ve şu tarafa yönelip gitti” dediler. (Ebu Musa der ki:) Mescitten çıkıp Peygamber'i(sav) sora sora izini takip edip edip gittim ve onu Erîs Kuyusu (bostanına) girmiş olarak buldum. Ben de Bostanın hurma dalından yapılmış olan kapısında oturdum. Nihayet Rasûlullah ihtiyacını giderip abdest aldı. Ben de kalkıp O'nun yanına vardım ve gördüm ki Rasulullah (sav) Erîs Kuyusu'nun ağzında oturmuş ve iki bacağını açarak kuyuya sarkıtmıştı. Varıp selâm verdim. Sonra geri dönüp kapının yanına oturdum ve kendi kendime “bugün ben muhakkak Rasûlullah'ın (sav) kapıcısı olacağım” dedim. Bu sırada Ebu Bekir geldi, kapıya vurdu. Ben “kimdir o?” diye sordum. “Ebu Bekir” dedi. “biraz bekle” dedim, Sonra gittim ve “ey Allah'ın Rasulü, şu bekleyen Ebu Bekir, girmek için izin istiyor” dedim. Rasulullah (sav) "ona izin ver ve kendisini cennetle müjdele" buyurdu. Hemen geri döndüm ve Ebu Bekir'e “buyur gir, Rasulullah (sav) seni cennetle müjdeliyor” dedim. Ebu Bekir içeriye girdi ve kuyu başında Rasulullah'ın sağ yanına oturdu ve Rasulullah'ın (sav) yaptığı gibi bacaklarını açarak ayaklarını kuyuya sarkıttı. Ben dönüp yerime oturdum. Ben kardeşimi abdest alıp arkamdan bana yetişmek üzere geride bırakmıştım. -kardeşini kastederek- “Allah falanca kuluna hayır dilerse, şimdi o da buraya gelir” dedim. Bu sırada biri kapıya vurdu. “Kimdir o?” dedim. “Ömer b. Hattâb girmek için izin istiyor” dedi. Ben de “biraz bekle” dedim. Sonra Rasulullah'a gelip selâm verdim ve “Ömer b. Hattâb, yanınıza girmek için izin istiyor” dedim. Rasulullah (sav) "ona izin ver ve kendisini cennetle müjdele" buyurdu. Geldim ve Ömer'e “buyur gir, Rasulullah (sav) seni cennetle müjdeledi” dedim. Ömer de girdi ve kuyu başında Rasulullah'ın sol tarafına oturdu. ve iki ayağını kuyuya sarkıttı. Ben kapı yanındaki yerime dönüp oturdum ve “eğer Allah falanca kimseye hayır dilemişse, o da buraya gelir” dedim. Yine biri gelip kapıyı vurdu. “Kimdir o?” dedim. “Osman b. Affân” dedi. “biraz bekle” dedim ve gelip haber verdim. Rasulullah (sav) "Ona izin ver ve kendisine, erişecek belâ ve imtihan üzerine onu cennetle müjdele" buyurdu. Ben de geldim ve Osman'a “buyur gir, Rasulullah (sav) sana erişecek belâ ve musibet üzerine cennetle müjdeledi” dedim. O da girdi, ancak kuyu başı dolmuş olduğu için Rasulullah'ın (sav) karşısında başka tarafa oturdu. Şerîk der ki: Saîd b. Müseyyeb “bu oturuş tarzını onların kabirleri şeklinde yorumladım” demiştir.
Bize Musa b. İsmail, ona Mu'temir, ona babası (Süleyman b. Tarhân), ona Ebu Osman, ona da Usame b. Zeyd (r.anhuma) şöyle rivayet etmiştir: Peygamber (sav), Usame'yi, Hz. Hasan ile beraber kucağına alır ve "Allah'ım, ben bunları seviyorum, sen de sev" derdi.
Bana Muhammed b. Hüseyin b. İbrahim, ona Hüseyin b. Muhammed, ona Cerîr, ona Muhammed, ona da Enes b. Malik (ra) şöyle rivayet etmiştir: Hz. Hüseyin (as) (şehit edildikten sonra), başı bakır bir leğen içerisinde Übeydullah b. Ziyâd'a getirildi. Übeydullah süngüsüyle Hz. Hüseyin'in burnuna dokunup onun yüz güzelliği hakkında bir şeyler söylemeye başladı. Enes der ki: Hüseyin, insanlar içinde Rasulullah'a (sav) en çok benzeyen kişiydi ve o esnada Hz. Hüseyin'in saçları vesme kınası ile siyaha boyanmıştı.
Bize ahmed b. Muhammed, ona Abdullah, ona Abdullah, ona Hişam b. Urve, ona babası, Abdullah b. Zübeyir şöyle söylemiştir: "Ben ve Ömer b. Ebu Seleme çocuk olduğumuz için hendek gazvesi günü kadınların yanında bırakıldık. Bir de baktım ki, babam Zübeyir atının üstünde iki veya üç kez Beni Kurayza kabilesine gidip geliyor. Eve döndüğümde 'Ey babacığım! Ben seni Kurayza oğulları yurduna gidip gelirken gördüm' dedim. Babam, 'Sen beni öyle mi gördün yavrucuğum' dedi. Ben de 'evet' dedim. Bunun üzerine babam şöyle söyledi: Rasulullah (sav) 'Kurayza oğullarına kim gider de onların haberlerini bana getirir?' dedi. Ben de hemen gittim. Döndüğümde Hz. Peygamber (sav) anne-babasını birlikte zikrederek 'Zübeyir! Anam-babam sana feda olsun' buyurdu."
Bize Ebu Nuaym, ona Abdülaziz b. Ebu Seleme, ona Muhammed b. Münkedir, ona da Cabir b. Abdullah (ra), Ömer'in şöyle demekte olduğunu rivayet etmiştir: Ebu Bekir bizim hem efendimiz hem de efendimizi -Bilal'i kast ediyor- hürriyetine kavuşturmuştur.