10636 Kayıt Bulundu.
Giriş
Bize Yahya b. Kazaa, ona İbrahim b. Sa'd, ona babası (Sa'd b. İbrahim), ona Ebu Seleme, ona da Ebu Hureyre'nin (ra) rivayet ettiğine göre Resûlullah (sav) şöyle buyurdu: "Sizden önce geçen ümmetlerin içerisinde kendilerine ilham olunan bazı kimseler bulunurdu. Eğer ümmetimin içinde de böyle biri varsa, hiç şüphesiz o da Ömer'dir." Zekeriyya b. Ebu Zâide'ye, Sa'd, ona Ebu Seleme, ona da Ebu Hureyre'nin rivayet ettiğine göre Hz. Peygamber'in (sav) şunu da söylediği ilave edilmiştir: "Sizden önce geçen ümmetler içerisinde İsrâil oğullarından öyle kimseler vardı ki, onlar peygamber olmadıkları halde kendilerine (ilham yoluyla) konuşulurdu. Eğer ümmetim içinde de öyle biri varsa, hiç şüphesiz o Ömer'dir."
Bana Muhammed b. Yezîd el-Kûfî, ona Velîd, ona Evzâî, ona Yahya b. Ebu Kesîr, ona Muhammed b. İbrahim, ona da Urve b. Zubeyir şöyle demiştir: Ben Abdullah b. Amr'a, müşriklerin, Rasulullah'a yaptıkları en kötü şeyin ne olduğunu sordum, şöyle cevap verdi: Peygamber (sav) (Kâbe'nin Hıcr kısmında) namaz kılarken yanına Ukbe b. Ebu Muayt'ın gelip Peygamber'in cübbesini toplayarak boynuna dolayıp O'nu şiddetli bir şekilde boğmağa çalıştığını gördüm. Tam bu sırada Ebu Bekir gelip onu Peygamber'den uzaklaştırdı ve "Siz bir adamı, “Rabbim Allah'tır” dediği için öldürür müsünüz?” Hâlbuki O size Rabbinizden apaçık mucizeler de getirmiştir." (Mümin, 28) ayetini okudu.
Bize Saîd b. Ebu Meryem, ona Leys, ona Ukayl, ona İbn Şihâb, ona Saîd b. Müseyyeb, ona da Ebu Hureyre (ra) şöyle demiştir: Huzurunda bulunduğumuz bir sırada Rasulullah (sav) bize "Ben uyurken kendimi cennette gördüm. O sırada bir kadın bir köşkün yanında abdest almakta idi. Ben 'Bu köşk kimindir?' diye sordum. Onlar 'Ömer'indir' dediler. Ben Ömer'in kıskançlığını hatırladım ve hemen yüzümü çevirdim" buyurdu. Bunun üzerine Ömer ağlayarak “ey Allah'ın Rasulü, sana karşı mı kıskançlık edeceğim” dedi.
Bize Muhammed b. Müsennâ, ona Yahya, ona İsmail, ona Kays, ona da Abdullah şöyle demiştir: Ömer Müslüman olduğu günden itibaren biz hayatımıza başı dik ve izzetli devam ettik.
Bize Ali b. Abdullah, ona Yakub b. İbrahim, ona babası (İbrahim b. Sa'd), ona İbn Şihâb, ona Abdülhamîd, ona Muhammed b. Sa'd, ona da babası (Sa'd b. Ebu Vakkas) rivâyet etti; (T) Bana Abdülaziz b. Abdullah, ona İbrahim b. Sa'd, ona Salih, ona İbn Şihâb, ona Abdülhamîd b. Abdurrahman b. Zeyd, ona Muhammed b. Sa'd b. Ebî Vakkas, ona da babası (Sa'd b. Ebu Vakkas) şöyle rivâyet etti: Ömer b. el-Hattâb, Rasûlullah'ın huzuruna girmek için izin istemişti. O sırada Rasûlullah'ın (sav) yanında Kureyş kabilesinden birtakım kadınlar vardı. Kadınlar Hz. Peygamber'le konuşuyorlar ve çok laf ediyorlardı. Sesleri de Rasûlullah'ın (sav) sesinden yüksek çıkıyordu. Hz. Ömer girmek için izin istediğinde, onun sesini duyan kadınlar kalktılar ve hemen perdenin gerisine koştular. Rasûlullah (sav) Hz. Ömer'in girmesine izin verdi. Ömer içeri girdiğinde Rasûlullah (sav) gülüyordu. Bunun üzerine Ömer, "Allah seni bütün ömrün boyunca güldürüp sevindirsin, ey Allah'ın resûlü!" dedi. Hz. Peygamber şöyle söyledi: "Yanımda bulunan şu kadınların hâline şaşırdım, onlar senin sesini işitince hemen perdenin arkasına geçtiler." Hz. Ömer, "Onların korkmalarına en layık olanı hiç şüphesiz sensin, ey Allah'ın resûlü" dedi, sonra da kadınlara dönüp şöyle söyledi: "Ey kendi canlarının düşmanları! Rasûlullah'tan (sav) korkmuyorsunuz da bende korkuyorsunuz, öylemi?" Kadınlar da, "Evet, dediler, çünkü sen Resûlullah'tan (sav) daha sert ve daha katı yüreklisin." Bunun üzerine Resûlullah (sav) şöyle söyledi: "Evet, ey Hattâb'ın oğlu! Hayatım elinde olan Allah adına yemin ederim ki, yolda giderken şeytan sana rastlayacak olsa, mutlaka yolunu değiştirir, başka bir yola sapar."
Bize Abdân, ona Abdullah, ona Ömer b. Saîd, ona İbn Ebu Muleyke, ona da İbn Abbâs şöyle demiştir: Ömer, (vefat ettiğinde) tabutuna konuldu, kaldırılmadan önce, benim de aralarında bulunduğum insanlar, dua etmek ve namaz kılmak üzere onun etrafını sardı. Bir adamın omuzumu kavramasıyla irkildim, bir de baktım ki Ali, Ömer'e rahmet diledi ve şöyle dedi: Amelinin benzerini yaparak Allah'a kavuşmak istediğim, senden başka bana sevimli kimseyi ardında bırakmadın. Allah'a yemin olsun ki, ben Allah'ın seni iki dostunla beraber bulunduracağı kanaatindeyim. Çünkü çok defa Hz. Peygamber'i (sav) "Ben, Ebu Bekir ve Ömer'le gittim", "Ben, Ebu Bekir ve Ömer'le girdim", "Ben Ebu Bekir ve Ömer'le çıktım" derken işitmişimdir.
Bize Abdullah b. Yusuf, ona Leys, ona Ukayl, ona ez-Zührî, ona Saîd b. Müseyyeb ile Ebu Seleme b. Abdurrahman, onlara da Ebu Hureyre'nin (ra) rivayet ettiğine göre Resûlullah (sav) şöyle buyurdu: "Bir çoban, koyun sürüsünü güderken sürüye kurt saldırdı ve bir koyunu kaptı. Çoban kurdun arkasına düştü ve sonunda koyunu o kurttan kurtardı. Bunun üzerine kurt çobana dönüp dedi ki: "Sürünün benden başka çobanının bulunmayacağı o yırtıcılar gününde koyunu kim kurtaracak?" İnsanlar (kurdun konuşmasına şaşarak): "Sübhânellah" dediler. Bunun üzerinde Hz. Peygamber (sav): "Ben kurdun konuştuğuna inanıyorum. Ebu Bekr ile Ömer de inanıyorlar" buyurdu. Râvî der ki: Hz. Peygamber (sav) bu sözü söylediği sırada Ebu Bekr ile Ömer orada değillerdi."
Açıklama: أَنْظُرُ إِلَى الرِّىِّ يَجْرِى فِى ظُفُرِى ifadesi "tırnakların dahi süte kandığı" gibi ifade edilebilse de dilimizde parmaklarından fışkırmak kullanımı uygun düşebilir. Parmaklarından fışkırıncaya kadar ifadesi için bk. https://dorar.net/hadith/sharh/4388
Açıklama: Kültürümüzde Hadisler projesini ilgilendiren kısım: أَنْتَ مَعَ مَنْ أَحْبَبْتَ