10636 Kayıt Bulundu.
Giriş
Bize Hâlid b. Yezid el-Kâhilî, ona Ebu Bekir, ona Ebu Hasîn, ona da Said b. Cübeyr'in rivayet ettiğine göre İbn Abbas (r.anhuma)şöyle demiştir: "Sizi kavimlere ve kabilelere ayırdık." [Hucurat 49/13] ayetinde geçen “Şuûb” kelimesi, millet, halk düzeyindeki büyük toplulukları; “Kabâil” ise onların altındaki boy, kabile gibi daha küçük soy gruplarını ifade eder.
Açıklama: "Ey insanlar! Doğrusu biz sizi bir erkekle bir dişiden yarattık. Ve birbirinizle tanışmanız için sizi kavimlere ve kabilelere ayırdık. Muhakkak ki Allah yanında en değerli olanınız, O'ndan en çok korkanınızdır. Şüphesiz Allah bilendir, her şeyden haberdardır." Hucurat 49/13.
Bana İbn Kesîr, ona Süfyân, ona babası (Said b. Mesrûk), ona İbn Ebu Nu'm, ona da Ebu Said (ra) şöyle söylemiştir: Ali (ra), Rasulullah'a (sav) bir miktar altın gönderdi. Rasulullah (sav) da onu dört kişi yani Akra b. Hâbis el-Hanzalî el-Mücâşiî; Uyeyne b. Badr el-Fezârî, Benî Nebhân'dan bir adam olan Zeyd et-Tâî ve Benî Kilâb'dan bir adam olan Alkame b. Ulâse el-Âmirî arasında paylaştırdı. Kureyşliler ve Ensar bu duruma öfkelendiler ve şöyle dediler: 'Necran'ın ileri gelenlerine veriyor da bizim elimizi boş bırakıyor!' Bunun üzerine Rasulullah (sav) şöyle buyurdu: "Ben onların kalplerini İslam'a ısındırmak istiyorum." Ardından gözleri çökük, elmacık kemikleri çıkık, alnı dışa çıkmış, sakalı gür ve tıraşlı bir adam çıkageldi ve şöyle dedi: 'Ey Muhammed! Allah'tan kork!' Rasulullah: "Ben Allah'a isyan edersem, Allah'a kim itaat eder? Allah beni yeryüzünde bir emanetçi kılmışken siz bana güvenmiyor musunuz?" buyurdu. Bunun üzerine bir adam (ravi der ki: sanırım Halid b. Velid'di) Rasulullah'tan (sav) o adamı öldürmek için izin istedi, fakat Rasulullah izin vermedi. Adam uzaklaştıktan sonra Rasulullah (sav) şöyle buyurdu: "Bunun soyundan ya da ardından bir kavim çıkacaktır. Onlar Kur'an okuyacaklar ama Kur'an gırtlaklarından aşağı (kalbe) inmeyecektir. Onlar okun yaydan çıkıp avın içinden geçip gitmesi gibi dinden çıkacaklardır. Müslümanları öldürürler, puta tapanları bırakırlar. Onlara yetişirsem, mutlaka onları Âd kavminin öldürüldüğü gibi öldürürüm."
Açıklama: Anlaşılabildiği kadarıyla rivayet muallaktır; Buhari ile Muhammed b. Kesîr arasında inkıta vardır.
Bize Musa b. İsmail, ona Abdülvahid, ona A'meş, ona İbrahim et-Teymî, ona babası (Yezid b. Şerik), ona da Ebu Zerr (ra) şöyle söyledi: Ey Allah'ın Rasulü! Yeryüzünde ilk inşa edilen mescit hangisidir? dedim. Rasulullah (sav) "Mescid-i Haram'dır." dedi. Sonra hangisidir? dedim. "Mescid-i Aksa'dır." buyurdu. Bu ikisi arasında ne kadar zaman vardır? diye sordum. Şöyle buyurdu: "Kırk yıl. Sonra, sen nerede iken namaz vakti girerse namazını orada hemen kıl. Çünkü faziletli olan budur."
Bize Yahya b. Bukeyr, ona Leys, ona Ukayl, ona İbn Şihâb, ona Urve b. Zübeyr, ona Zeyneb bt. Ebu Seleme, ona Ümmü Habibe bt. Ebu Süfyan, ona da Zeyneb bt Cahş (r.anhünne) şöyle söylemiştir: Rasulullah (sav) bir gün telaşla Zeyneb'in yanına girdi ve şöyle buyurdu: "Lâ ilâhe illallah! Arapların vay haline! Yaklaşmakta olan bir şerden ötürü helak var! Bugün Yecûc ve Mecûc'un seddi şunun gibi delindi." Akabinde baş ve işaret parmağını halka yaparak bunu gösterdi. Zeyneb bt. Cahş, 'Ey Allah'ın Rasulü! İçimizde salih kimseler olduğu halde biz de helak olur muyuz?' diye sordu. Bunun üzerine Rasulullah (sav); "Eğer kötülük (günah ve bozulma) çoğalırsa, evet." dedi.
Bize İshak b. İbrahim b. Nasr, ona Ebu Usame, ona Ebu Hayyân, ona Ebu Zür'a, ona da Ebu Hüreyre'nin (ra) söylediğine göre Rasulullah (sav)'a bir gün et yemeği getirildi. Bunun üzerine Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurdu: "Allah kıyamet günü öncekileri ve sonrakileri düz bir sahada bir araya toplayacak. O gün seslenen kişiyi oradaki herkes duyacak, gözler oradaki herkesi görecek ve güneş onlara yaklaşacak." – Şefaat hadisini anlattı – "Sonra İbrahim'e (as) gelirler ve derler ki: 'Sen Allah'ın peygamberi ve yeryüzündeki dostusun. Rabbine bizim için şefaat et.' O da hatalarını zikrederek 'Nefsim, nefsim! Musa'ya gidin!' der." Bu hadisi Enes de Rasulullah'dan (sav) rivayet ederek Ebu Hüreyre'ye mütabaat etmiştir.