10636 Kayıt Bulundu.
Giriş
Yine Rasulullah (sav) şöyle buyurdu: "İki kadın, yanlarında erkek çocukları olduğu bir sırada, bir kurt geldi ve çocuklardan birini kapıp gitti. Bunun üzerine kadınlardan biri “kurt senin çocuğunu götürdü” dedi. Diğer kadın da “hayır, senin çocuğunu götürdü” dedi. Bunun üzerine davalarını Davud'a (as) arz ettiler. O da büyük kadın lehine hükmetti. Bu iki kadın oradan çıktıktan sonra Davud'un oğlu Süleyman'a (as) gidip durumu ona bildirdiler. Süleyman (as) “bana bir bıçak getirin de çocuğu iki kadın arasında paylaştırayım” dedi. Bunun üzerine küçük kadın “aman öyle yapma! Allah sana merhamet etsin! Çocuk bu kadınındır” dedi. Bunun üzerine Süleyman çocuğun, küçük kadının çocuğu olduğuna hükmetti." Ebu Hureyre der ki: Vallahi ben "Sikkîn" kelimesini o güne kadar hiç işitmemiştim. Biz bıçağa sâdece "Müdye" diyorduk.
Açıklama: Hadisin isnadı için bk. B003426.
Bize Yahya b. Bükeyr, ona Leys, ona Abdülaziz b. Ebu Seleme, ona Abdullah b. Fadl, ona A'rac, ona da Ebu Hureyre (ra) şöyle demiştir: Bir Yahudi ticaret eşyasını satışa sunarken, bu eşyaya, hoşuna gitmeyen bir fiyat verildi, o da “Hz. Musa'yı (as) bütün insanlardan üstün kılan (Allah)'a yemin olsun ki hayır bu olmaz” dedi. Bu sözü Ensâr'dan biri işitti ve kalkıp “Peygamber (sav) aramızda bulunduğu halde sen 'Musa'yı beşer üzerine üstün kılan Allah'a yemin ederim' diyorsun öyle mi?” diyerek Yahudi'ye bir tokat vurdu. Bunun üzerine Yahudi, Peygamber'e (sav) gitti ve “ey Ebu Kasım, benim zimmet ve himaye anlaşmam varken, falancaya ne oluyor da bana tokat atıyor?” dedi. Peygamber (sav) o sahâbîye "buna yine tokat attın?" diye sordu. Ensârlı adam da olayı anlattı. Peygamber (sav) öfke izi yüzünde görülecek derecede öfkelendi ve şöyle buyurdu: "Allah'ın peygamberlerini üstünlük yarışına sokmayın. Sûra üfürülür ve Allah'ın diledikleri hariç, göklerde ve yerde kim varsa hepsi cansız bir şekilde yere düşer. Sonra Sûr'a bir daha üfürülür, ilk diriltilen ben olurum ve bir de bakarım ki Mûsâ, arşa tutunmuş bir şekilde diridir. Bilemiyorum acaba o Tur Dağındaki bayılmasında mı hesaba çekildi yoksa benden önce mi diriltildi."
Bize Kuteybe b. Said, ona Süfyân, ona Amr b. Dinar, ona Amr b. Evs es-Sekafî, ona da Abdullah b. Amr, Rasulullah'ın (sav) kendisine şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: "Allah'ın en sevdiği oruç, Davud'un (as) orucudur. O, bir gün oruç tutar, bir gün tutmazdı. Allah'ın en sevdiği namaz da yine Davud'un (as) namazıdır. O, gecenin yarısında uyur, üçte birinde namaz kılar, altıda birinde tekrar uyurdu."
Bize Muhammed, ona Sehl b. Yusuf, ona Avâm, ona Mucâhid şöyle demiştir: Ben İbn Abbâs'a “Sâd Suresi'nde secde ediyor muyuz?” dedim, bana "Her birini doğru yola erdirdik. Daha önce Nûh’u ve zürriyetinden Dâvûd’u, Süleyman’ı, Eyyub’u, Yûsuf’u, Mûsâ’yı ve Hârûn’u da doğru yola erdirmiştik. .... İşte bunlar Allah'ın hidayet ettiği kimselerdir. O hâlde sen de onların gittiği doğru yolu tutup ona uy" (En'âm, 84-90) ayetlerini okudu ve “Peygamberiniz (sav) onlara uymakla emrolunanlardandır” dedi.
Bize Ömer b. Hafs, ona babası (Hafs b. Gıyâs), ona A'meş, ona İbrahim et-Teymî, ona babası (Yezid b. Şerîk), ona da Ebu Zerr (ra) şöyle söylemiştir: Ey Allah'ın Rasulü! Yeryüzünde ilk inşa edilen mescit hangisidir? dedim. Rasulullah (sav) "Mescid-i Haram'dır." dedi. Sonra hangisidir? dedim. "Mescid-i Aksa'dır." buyurdu. Bu ikisi arasında ne kadar zaman vardır? diye sordum. "Kırk yıl." dedi ve sonra Şöyle buyurdu: "Sen nerede iken namaz vakti girerse namazını orada hemen kıl. Tüm yeryüzü senin için mescittir."
Bana Ahmed b. Ebu Recâ, ona Nadr, ona Hişâm, ona babası (Urve b. Zübeyir), ona Abdullah b. Cafer, ona da Ali'nin (ra) rivayet ettiğine göre Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur: "Dünya kadınlarının (kendi döneminde) en hayırlısı Meryem, bu ümmet döneminde ise en hayırlısı Hatice'dir"
Bize Adem, ona Şu'be, ona Amr b. Mürre, Mürre el-Hemedânî, ona da Ebu Musa el-Eş'arî'den (ra) rivayet edildiğine göre Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur: "Âişe'nin diğer kadınlara üstünlüğü de şüphesiz, tiridin diğer yemeklere üstünlüğü gibidir. Erkeklerden çok kimse olgunluğa ulaştı. Kadınlardan ise İmran'ın kızı Meryem ve Firavunun karısı Asiye'den başka kimse kemâl derecesine ulaşmadı. "