حَدَّثَنَا أَبُو النُّعْمَانِ حَدَّثَنَا ثَابِتُ بْنُ يَزِيدَ حَدَّثَنَا عَاصِمٌ قَالَ:
سَأَلْتُ أَنَسًا - رضى الله عنه - عَنِ الْقُنُوتِ. قَالَ: ’قَبْلَ الرُّكُوعِ.’ فَقُلْتُ: إِنَّ فُلاَنًا يَزْعُمُ أَنَّكَ قُلْتَ بَعْدَ الرُّكُوعِ.’ فَقَالَ: ’كَذَبَ.’ ثُمَّ حَدَّثَنَا عَنِ النَّبِىِّ صلى الله عليه وسلم: "أَنَّهُ قَنَتَ شَهْرًا بَعْدَ الرُّكُوعِ، يَدْعُو عَلَى أَحْيَاءٍ مِنْ بَنِى سُلَيْمٍ. - قَالَ - بَعَثَ أَرْبَعِينَ أَوْ سَبْعِينَ - يَشُكُّ فِيهِ - مِنَ الْقُرَّاءِ إِلَى أُنَاسٍ مِنَ الْمُشْرِكِينَ، فَعَرَضَ لَهُمْ هَؤُلاَءِ فَقَتَلُوهُمْ. وَكَانَ بَيْنَهُمْ وَبَيْنَ النَّبِىِّ صلى الله عليه وسلم عَهْدٌ. فَمَا رَأَيْتُهُ وَجَدَ عَلَى أَحَدٍ مَا وَجَدَ عَلَيْهِمْ."
Bize Ebu Numan (Muhammed b. Fadl), ona da Sabit b. Yezid, Asım'ın (el-Ahvel) şöyle dediğini rivayet etmiştir:
'Enes b. Malik'e kunut hakkında soru sordum. '(Kunut) Rukûdan öncedir.' cevabını verdi. 'Falan kimse senin (kunutun) rukûdan sonra yapıldığını söylediğini iddia ediyor (buna ne dersin?) deyince, Enes: "O hata ediyor.' dedi ve Hz. Nebi'den (sav) şu hadisi nakletti: "Rasulullah (sav) bir ay boyunca rukûdan sonra kunut yaptı; Süleymoğullarına bağlı bazı kabilelere beddua etti. Hz. Peygamber (sav) kurra olan kırk yahut yetmiş kişiyi -Ravi rakamda şüphe etmiştir- müşriklerden bir topluluğa göndermişti. O kabileler gönderilen kimselere pusu kurdular ve onları öldürdüler. Halbuki o müşriklerle Rasulullah (sav) arasında bir anlaşma vardı. Hz. Peygamber'in onlara üzüldüğü kadar hiçbir kimseye böyle üzüldüğünü görmedim."
Öneri Formu
Hadis Id, No:
30895, B003170
Hadis:
حَدَّثَنَا أَبُو النُّعْمَانِ حَدَّثَنَا ثَابِتُ بْنُ يَزِيدَ حَدَّثَنَا عَاصِمٌ قَالَ:
سَأَلْتُ أَنَسًا - رضى الله عنه - عَنِ الْقُنُوتِ. قَالَ: ’قَبْلَ الرُّكُوعِ.’ فَقُلْتُ: إِنَّ فُلاَنًا يَزْعُمُ أَنَّكَ قُلْتَ بَعْدَ الرُّكُوعِ.’ فَقَالَ: ’كَذَبَ.’ ثُمَّ حَدَّثَنَا عَنِ النَّبِىِّ صلى الله عليه وسلم: "أَنَّهُ قَنَتَ شَهْرًا بَعْدَ الرُّكُوعِ، يَدْعُو عَلَى أَحْيَاءٍ مِنْ بَنِى سُلَيْمٍ. - قَالَ - بَعَثَ أَرْبَعِينَ أَوْ سَبْعِينَ - يَشُكُّ فِيهِ - مِنَ الْقُرَّاءِ إِلَى أُنَاسٍ مِنَ الْمُشْرِكِينَ، فَعَرَضَ لَهُمْ هَؤُلاَءِ فَقَتَلُوهُمْ. وَكَانَ بَيْنَهُمْ وَبَيْنَ النَّبِىِّ صلى الله عليه وسلم عَهْدٌ. فَمَا رَأَيْتُهُ وَجَدَ عَلَى أَحَدٍ مَا وَجَدَ عَلَيْهِمْ."
Tercemesi:
Bize Ebu Numan (Muhammed b. Fadl), ona da Sabit b. Yezid, Asım'ın (el-Ahvel) şöyle dediğini rivayet etmiştir:
'Enes b. Malik'e kunut hakkında soru sordum. '(Kunut) Rukûdan öncedir.' cevabını verdi. 'Falan kimse senin (kunutun) rukûdan sonra yapıldığını söylediğini iddia ediyor (buna ne dersin?) deyince, Enes: "O hata ediyor.' dedi ve Hz. Nebi'den (sav) şu hadisi nakletti: "Rasulullah (sav) bir ay boyunca rukûdan sonra kunut yaptı; Süleymoğullarına bağlı bazı kabilelere beddua etti. Hz. Peygamber (sav) kurra olan kırk yahut yetmiş kişiyi -Ravi rakamda şüphe etmiştir- müşriklerden bir topluluğa göndermişti. O kabileler gönderilen kimselere pusu kurdular ve onları öldürdüler. Halbuki o müşriklerle Rasulullah (sav) arasında bir anlaşma vardı. Hz. Peygamber'in onlara üzüldüğü kadar hiçbir kimseye böyle üzüldüğünü görmedim."
Açıklama:
Yazar, Kitap, Bölüm:
Buhârî, Sahîh-i Buhârî, Cizye ve'l-Muvâdea 8, 1/831
Senetler:
1. Enes b. Malik el-Ensarî (Enes b. Malik b. Nadr b. Damdam b. Zeyd b. Haram)
2. Ebu Abdurrahman Asım el-Ahvel (Asım b. Süleyman)
3. Ebu Zeyd Sabit b. Yezid el-Ahvel (Sabit b. Yezid)
4. Ebu Numan Muhammed b. Fadl es-Sedûsî (Muhammed b. Fadl)
Konular:
Dua, Kunut, duası ve üzüntü sebebiyle olması
Hz. Peygamber, beddua ettiği kimseler
Şehit, Kurra hafızların şehit edilmeleri
Vefa, Vefasızlık
Bize Ali b. Abdullah, ona Süfyân, ona da Amr şöyle demiştir:
Ben, hicretin yetmişinci yılında -Mus'ab b. Zübeyir'in Basra ahalisiyle hac yaptığı yılda-, Zemzem merdivenlerinin yanında Câbir b. Zeyd ve Amr b. Evs ile birlikte oturuyordum. Bu sırada Becâle, bu ikisine şöyle demiştir: Ben Ahnef b. Kays'ın amcası olan Basra Valisi Cez b. Muâviye'nin kâtibiydim. Bize ölümünden bir sene evvel Ömer b. Hattâb'ın mektubu geldi. Bu mektupta, Mecûsîler arasında, (anne, kız kardeş gibi) kendisine dinen nikahı düşmeyen kimselerle evlenmiş olanları boşatıp birbirinden ayırın diye yazıyordu. Ömer sırada Mecusilerden henüz daha cizye almıyordu.
Öneri Formu
Hadis Id, No:
30670, B003156
Hadis:
حَدَّثَنَا عَلِىُّ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ قَالَ سَمِعْتُ عَمْرًا قَالَ كُنْتُ جَالِسًا مَعَ جَابِرِ بْنِ زَيْدٍ وَعَمْرِو بْنِ أَوْسٍ ، فَحَدَّثَهُمَا بَجَالَةُ سَنَةَ سَبْعِينَ - عَامَ حَجَّ مُصْعَبُ بْنُ الزُّبَيْرِ بِأَهْلِ الْبَصْرَةِ - عِنْدَ دَرَجِ زَمْزَمَ قَالَ كُنْتُ كَاتِبًا لِجَزْءِ بْنِ مُعَاوِيَةَ عَمِّ الأَحْنَفِ ، فَأَتَانَا كِتَابُ عُمَرَ بْنِ الْخَطَّابِ قَبْلَ مَوْتِهِ بِسَنَةٍ فَرِّقُوا بَيْنَ كُلِّ ذِى مَحْرَمٍ مِنَ الْمَجُوسِ . وَلَمْ يَكُنْ عُمَرُ أَخَذَ الْجِزْيَةَ مِنَ الْمَجُوسِ .
Tercemesi:
Bize Ali b. Abdullah, ona Süfyân, ona da Amr şöyle demiştir:
Ben, hicretin yetmişinci yılında -Mus'ab b. Zübeyir'in Basra ahalisiyle hac yaptığı yılda-, Zemzem merdivenlerinin yanında Câbir b. Zeyd ve Amr b. Evs ile birlikte oturuyordum. Bu sırada Becâle, bu ikisine şöyle demiştir: Ben Ahnef b. Kays'ın amcası olan Basra Valisi Cez b. Muâviye'nin kâtibiydim. Bize ölümünden bir sene evvel Ömer b. Hattâb'ın mektubu geldi. Bu mektupta, Mecûsîler arasında, (anne, kız kardeş gibi) kendisine dinen nikahı düşmeyen kimselerle evlenmiş olanları boşatıp birbirinden ayırın diye yazıyordu. Ömer sırada Mecusilerden henüz daha cizye almıyordu.
Açıklama:
Yazar, Kitap, Bölüm:
Buhârî, Sahîh-i Buhârî, Cizye ve'l-Muvâdea 1, 1/828
Senetler:
1. Ebu Hafs Ömer b. Hattab el-Adevî (Ömer b. Hattab b. Nüfeyl b. Abdüluzza)
2. Becâle b. Abede (Becâle b. Abede)
3. Amr b. Dinar el-Cümahî (Amr b. Dinar)
4. Ebu Muhammed Süfyan b. Uyeyne el-Hilâlî (Süfyân b. Uyeyne b. Meymûn)
5. Ebu Hasan Ali b. el-Medînî (Ali b. Abdullah b. Cafer b. Necîh)
Konular:
Mecusiler
Yönetim, cizye vergisi
Açıklama: Anlaşılabildiği kadarıyla rivayet muallaktır; Buhari ile İbrahim b. Tahman arasında inkıta vardır.
Öneri Formu
Hadis Id, No:
30850, B003165
Hadis:
وَقَالَ إِبْرَاهِيمُ بْنُ طَهْمَانَ عَنْ عَبْدِ الْعَزِيزِ بْنِ صُهَيْبٍ عَنْ أَنَسٍ أُتِىَ النَّبِىُّ صلى الله عليه وسلم بِمَالٍ مِنَ الْبَحْرَيْنِ فَقَالَ « انْثُرُوهُ فِى الْمَسْجِدِ » فَكَانَ أَكْثَرَ مَالٍ أُتِىَ بِهِ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِذْ جَاءَهُ الْعَبَّاسُ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ ، أَعْطِنِى إِنِّى فَادَيْتُ نَفْسِى وَفَادَيْتُ عَقِيلاً . قَالَ « خُذْ » . فَحَثَا فِى ثَوْبِهِ ، ثُمَّ ذَهَبَ يُقِلُّهُ ، فَلَمْ يَسْتَطِعْ . فَقَالَ أْمُرْ بَعْضَهُمْ يَرْفَعْهُ إِلَىَّ . قَالَ « لاَ » . قَالَ فَارْفَعْهُ أَنْتَ عَلَىَّ . قَالَ « لاَ » . فَنَثَرَ مِنْهُ ، ثُمَّ ذَهَبَ يُقِلُّهُ فَلَمْ يَرْفَعْهُ . فَقَالَ أْمُرْ بَعْضَهُمْ يَرْفَعْهُ عَلَىَّ . قَالَ « لاَ » . قَالَ فَارْفَعْهُ أَنْتَ عَلَىَّ . قَالَ « لاَ » . فَنَثَرَ ثُمَّ احْتَمَلَهُ عَلَى كَاهِلِهِ ثُمَّ انْطَلَقَ ، فَمَا زَالَ يُتْبِعُهُ بَصَرَهُ حَتَّى خَفِىَ عَلَيْنَا عَجَبًا مِنْ حِرْصِهِ ، فَمَا قَامَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَثَمَّ مِنْهَا دِرْهَمٌ .
Tercemesi:
Bize İbrahim b. Tahman, ona Abdülaziz b. Suheyb, ona da Enes (ra) şöyle demiştir:
Rasulullah’a (sav) Bahreyn’den bir miktar mal getirildi. Rasulullah (sav) "bu malı mescide dökün." buyurdu. Bu, Rasulullah’a (sav) şimdiye kadar getirilen en büyük maldı. O sırada Abbas (ra) geldi ve 'Ey Allah’ın Rasulü! Bana ver; çünkü ben hem kendimi hem de Akil’i fidye ile kurtardım.' dedi. Rasulullah (sav) "Al!" buyurdu. Abbas, onu elbisesine doldurdu, ardından onu kaldırmak istedi fakat gücü yetmedi. 'Birine emret, onu bana kaldırsın.' dedi. Rasulullah (sav) "Hayır." buyurdu. Abbas, 'O hâlde sen kaldır onu üzerime.' dedi. Rasulullah (sav) yine "Hayır." buyurdu. Bunun üzerine Abbas, birazını yere saçtı. Tekrar kaldırmak istedi, ama yine kaldıramadı. Yine, 'Birine emret, onu üzerime kaldırsın.' dedi. Rasulullah (sav) "Hayır." buyurdu. Abbas tekrar, 'O halde sen kaldır onu üzerime.' dedi. Rasulullah (sav) yine "Hayır." buyurdu. Sonra Abbas biraz daha saçtı, ardından geriye kalan kısmı omzuna aldı ve yürüyüp gitti. Rasulullah (sav) onu gözleriyle takip etti; gözden kayboluncaya kadar ona baktı. Onun bu mal hırsına hayret etti. Rasulullah (sav) bulunduğu yerden ayrıldığında, orada bir dirhem bile kalmamıştı.
Açıklama:
Anlaşılabildiği kadarıyla rivayet muallaktır; Buhari ile İbrahim b. Tahman arasında inkıta vardır.
Yazar, Kitap, Bölüm:
Buhârî, Sahîh-i Buhârî, Cizye ve'l-Muvâdea 4, 1/830
Senetler:
1. Enes b. Malik el-Ensarî (Enes b. Malik b. Nadr b. Damdam b. Zeyd b. Haram)
2. Abdülaziz b. Suheyb el-Bünanî (Abdülaziz b. Suheyb)
3. Ebu Said İbrahim b. Tahman el-Herevî (İbrahim b. Tahman b. Şube)
Konular:
CAMİ, MESCİT
Ganimet, Hz. Peygamber'in taksimi
İbadethane, Mescit, Camii
Mal, mal - mülk hırsı
Açıklama: Beytü’l-Midras: Yahudilerin dinî eğitim ve öğretim yaptıkları yer.
Öneri Formu
Hadis Id, No:
30862, B003167
Hadis:
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ حَدَّثَنَا اللَّيْثُ قَالَ حَدَّثَنِى سَعِيدٌ الْمَقْبُرِىُّ عَنْ أَبِيهِ عَنْ أَبِى هُرَيْرَةَ - رضى الله عنه - قَالَ بَيْنَمَا نَحْنُ فِى الْمَسْجِدِ خَرَجَ النَّبِىُّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ "انْطَلِقُوا إِلَى يَهُودَ." فَخَرَجْنَا حَتَّى جِئْنَا بَيْتَ الْمِدْرَاسِ فَقَالَ "أَسْلِمُوا تَسْلَمُوا ، وَاعْلَمُوا أَنَّ الأَرْضَ لِلَّهِ وَرَسُولِهِ ، وَإِنِّى أُرِيدُ أَنْ أُجْلِيَكُمْ مِنْ هَذِهِ الأَرْضِ ، فَمَنْ يَجِدْ مِنْكُمْ بِمَالِهِ شَيْئًا فَلْيَبِعْهُ ، وَإِلاَّ فَاعْلَمُوا أَنَّ الأَرْضَ لِلَّهِ وَرَسُولِهِ."
Tercemesi:
Bize Abdullah b. Yusuf, ona Leys, ona Said el-Makbûrî, ona babası, ona da Ebu Hureyre’nin (ra) rivayet ettiğine göre:
Biz mescitte bulunuyorduk ki Rasulullah (sav) çıkageldi ve "Haydi, Yahudilerin yanına yürüyün." buyurdu. Bunun üzerine yola koyulduk, nihayet Beytü’l-Midras’a geldik. Rasulullah (sav) şöyle buyurdu:
"İslam’a girin, kurtuluşa erin. Ve bilin ki yeryüzü Allah’a ve Rasulüne aittir. Şüphesiz ben sizi bu topraklardan çıkarmak istiyorum. Sizden kimin malından (yanında götüremeyeceği) bir şey varsa onu satsın. Aksi takdirde bilin ki yeryüzü Allah’a ve Rasulüne aittir."
Açıklama:
Beytü’l-Midras: Yahudilerin dinî eğitim ve öğretim yaptıkları yer.
Yazar, Kitap, Bölüm:
Buhârî, Sahîh-i Buhârî, Cizye ve'l-Muvâdea 6, 1/831
Senetler:
1. Ebu Hureyre ed-Devsî (Abdurrahman b. Sahr)
2. Ebu Said Keysan el-Makburî (Keysan Ebu Said)
3. Ebu Sa'd Said b. Ebu Said el-Makburî (Said b. Keysan)
4. Ebu Haris Leys b. Sa'd el-Fehmî (Leys b. Sa'd b. Abdurrahman)
5. Ebu Muhammed Abdullah b. Yusuf el-Kila'î (Abdullah b. Yusuf)
Konular:
Diyalog, Hz. Peygamber'in / Sahabenin Yahudilerle ilişkileri
Savaş, barış yollarını aramak, savaştan önce
Tebliğ, İslam'a Davet
Öneri Formu
Hadis Id, No:
29929, B003115
Hadis:
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يُوسُفَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ عَنِ الأَعْمَشِ عَنْ سَالِمِ بْنِ أَبِى الْجَعْدِ عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ الأَنْصَارِىِّ قَالَ وُلِدَ لِرَجُلٍ مِنَّا غُلاَمٌ فَسَمَّاهُ الْقَاسِمَ فَقَالَتِ الأَنْصَارُ لاَ نَكْنِيكَ أَبَا الْقَاسِمِ وَلاَ نُنْعِمُكَ عَيْنًا ، فَأَتَى النَّبِىَّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ وُلِدَ لِى غُلاَمٌ ، فَسَمَّيْتُهُ الْقَاسِمَ فَقَالَتِ الأَنْصَارُ لاَ نَكْنِيكَ أَبَا الْقَاسِمِ وَلاَ نُنْعِمُكَ عَيْنًا . فَقَالَ النَّبِىُّ صلى الله عليه وسلم "أَحْسَنَتِ الأَنْصَارُ ، سَمُّوا بِاسْمِى ، وَلاَ تَكَنَّوْا بِكُنْيَتِى ، فَإِنَّمَا أَنَا قَاسِمٌ."
Tercemesi:
Bize Muhammed b. Yûsuf, ona Süfyân, ona A‘meş, ona Sâlim b. Ebî’l-Ca‘d, ona da Câbir b. Abdullah el-Ensârî şöyle demiştir:
Bizden birinin bir erkek çocuk oldu ve ona 'Kâsım' ismini verdi. Bunun üzerine Ensâr şöyle dedi: 'Biz senin 'Ebu Kâsım' diye künyelenmene izin vermeyiz ve sana bu konuda göz aydınlığı da dilemeyiz.'
Bunun üzerine bu kimse Rasulullah’a (sav) gelerek şöyle dedi: 'Ey Allah'ın Rasulü! Benim bir oğlum oldu, ben de ona Kâsım adını verdim. Ancak Ensâr, bana ‘Ebu Kâsım’ künyesini vermeyeceklerini ve bu durumdan memnun olmayacaklarını söylediler."
Rasulullah (sav) şöyle buyurdu:
"Ensâr güzel bir iş yapmıştır. Benim adımla isimlendirin, fakat benim künyemle künyelenmeyin. Zira 'Kâsım' olan (hakları, hükümleri) paylaştıran benim."
Açıklama:
Yazar, Kitap, Bölüm:
Buhârî, Sahîh-i Buhârî, Farzu'l-Humus 7, 1/818
Senetler:
1. Cabir b. Abdullah el-Ensârî (Cabir b. Abdullah b. Amr b. Haram b. Salebe)
2. Salim b. Ebu Ca'd el-Eşceî (Salim b. Rafi')
3. Ebu Muhammed Süleyman b. Mihran el-A'meş (Süleyman b. Mihran)
4. Süfyan es-Sevrî (Süfyan b. Said b. Mesruk b. Habib b. Rafi')
5. Ebu Abdullah Muhammed b. Yusuf el-Firyabî (Muhammed b. Yusuf b. Vakıd b. Osman)
Konular:
Hz. Peygamber, isim ve künyesinin başkasına verilmesi
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يَزِيدَ حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ أَبِى أَيُّوبَ قَالَ حَدَّثَنِى أَبُو الأَسْوَدِ عَنِ ابْنِ أَبِى عَيَّاشٍ - وَاسْمُهُ نُعْمَانُ - عَنْ خَوْلَةَ الأَنْصَارِيَّةِ - رضى الله عنها - قَالَتْ سَمِعْتُ النَّبِىَّ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ « إِنَّ رِجَالاً يَتَخَوَّضُونَ فِى مَالِ اللَّهِ بِغَيْرِ حَقٍّ ، فَلَهُمُ النَّارُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ » .
Öneri Formu
Hadis Id, No:
29976, B003118
Hadis:
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يَزِيدَ حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ أَبِى أَيُّوبَ قَالَ حَدَّثَنِى أَبُو الأَسْوَدِ عَنِ ابْنِ أَبِى عَيَّاشٍ - وَاسْمُهُ نُعْمَانُ - عَنْ خَوْلَةَ الأَنْصَارِيَّةِ - رضى الله عنها - قَالَتْ سَمِعْتُ النَّبِىَّ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ « إِنَّ رِجَالاً يَتَخَوَّضُونَ فِى مَالِ اللَّهِ بِغَيْرِ حَقٍّ ، فَلَهُمُ النَّارُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ » .
Tercemesi:
Bize Abdullah b. Yezîd, ona Saîd b. Ebu Eyyûb, ona Ebu Esved, ona Nu'mân İbn Ebu Ayyâş, ona da Havle el-Ensârîyye'nin (r.anha) rivayet ettiğine göre Rasulullah (sav) şöyle buyurdu:
“Şüphesiz bazıları, Allah’ın malı üzerinde haksız yere tasarrufta bulunurlar. Kıyamet günü onlar için (ceza olarak) ateş vardır.”
Açıklama:
Yazar, Kitap, Bölüm:
Buhârî, Sahîh-i Buhârî, Farzu'l-Humus 7, 1/819
Senetler:
1. Ümmü Muhammed Havle bt. Kays el-Ensariyye (Havle bt. Kays b. Kahd b. Salebe b. Ubeyd)
2. Ebu Seleme Numan b. Ebu Ayyaş ez-Zürakî (Numan b. Zeyd b. Samit)
3. Ebu Esved Muhammed b. Abdurrahman el-Esedî (Muhammed b. Abdurrahman b. Nevfel b. Esved)
4. Ebu Yahya Said b. Miklas el-Huzaî (Said b. Miklas)
5. Ebu Abdurrahman Abdullah b. Yezid el-Adevî (Abdullah b. Yezid)
Konular:
İnfak, Allah yolunda
Ticaret, yasak olan şekilleri
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ يُونُسَ حَدَّثَنَا زُهَيْرٌ عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ قَالَ سَمِعْتُ أَنَسًا - رضى الله عنه - قَالَ دَعَا النَّبِىُّ صلى الله عليه وسلم الأَنْصَارَ لِيَكْتُبَ لَهُمْ بِالْبَحْرَيْنِ فَقَالُوا لاَ وَاللَّهِ حَتَّى تَكْتُبَ لإِخْوَانِنَا مِنْ قُرَيْشٍ بِمِثْلِهَا . فَقَالَ:
"ذَاكَ لَهُمْ مَا شَاءَ اللَّهُ عَلَى ذَلِكَ يَقُولُونَ لَهُ" قَالَ "فَإِنَّكُمْ سَتَرَوْنَ بَعْدِى أُثْرَةً ، فَاصْبِرُوا حَتَّى تَلْقَوْنِى."
Öneri Formu
Hadis Id, No:
30848, B003163
Hadis:
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ يُونُسَ حَدَّثَنَا زُهَيْرٌ عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ قَالَ سَمِعْتُ أَنَسًا - رضى الله عنه - قَالَ دَعَا النَّبِىُّ صلى الله عليه وسلم الأَنْصَارَ لِيَكْتُبَ لَهُمْ بِالْبَحْرَيْنِ فَقَالُوا لاَ وَاللَّهِ حَتَّى تَكْتُبَ لإِخْوَانِنَا مِنْ قُرَيْشٍ بِمِثْلِهَا . فَقَالَ:
"ذَاكَ لَهُمْ مَا شَاءَ اللَّهُ عَلَى ذَلِكَ يَقُولُونَ لَهُ" قَالَ "فَإِنَّكُمْ سَتَرَوْنَ بَعْدِى أُثْرَةً ، فَاصْبِرُوا حَتَّى تَلْقَوْنِى."
Tercemesi:
Bize Ahmed b. Yunus, ona Züheyr, ona Yahyâ b. Saîd, ona da Enes (ra) şöyle rivayet etmiştir:
Rasulullah (sav), Ensar’ı çağırdı ve onlara Bahreyn (arazisin gelirlerini paylaştırmak) için bir belge yazmak istedi. Onlar şöyle dediler:
'Hayır, vallahi! Kureyş’ten kardeşlerimize de onun bir benzerini yazmadıkça bunu kabul etmeyiz.'
Enes (ra) dedi ki: 'Bu, Allah’ın onlar hakkında dilediği şeydir' ki Rasulullah’a (sav) karşı bu sözü söylüyorlardı. Bunun üzerine Rasulullah (sav) şöyle buyurdu: "Benden sonra başkalarının size tercih edildiğini göreceksiniz. O zaman sabredin; ta ki bana kavuşuncaya dek."
Açıklama:
Yazar, Kitap, Bölüm:
Buhârî, Sahîh-i Buhârî, Cizye ve'l-Muvâdea 4, 1/830
Senetler:
1. Enes b. Malik el-Ensarî (Enes b. Malik b. Nadr b. Damdam b. Zeyd b. Haram)
2. Ebu Said Yahyâ b. Saîd el-Ensârî (Yahyâ b. Saîd b. Kays b. Amr)
3. Züheyr b. Muaviye el-Cu'fî (Züheyr b. Muaviye b. Hadîc b. Rahîl b. Züheyr b. Hayseme)
4. Ebu Abdullah Ahmed b. Yunus et-Temimî (Ahmed b. Abdullah b. Yunus b. Abdullah b. Kays)
Konular:
Dünya, dünyevileşme
Sorumluluk Bilinci, diğergamlık, başkasını tercih etme
حَدَّثَنَا عَلِىُّ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ قَالَ أَخْبَرَنِى رَوْحُ بْنُ الْقَاسِمِ عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ الْمُنْكَدِرِ عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ - رضى الله عنهما - قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ لِى "لَوْ قَدْ جَاءَنَا مَالُ الْبَحْرَيْنِ قَدْ أَعْطَيْتُكَ هَكَذَا وَهَكَذَا وَهَكَذَا." فَلَمَّا قُبِضَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَجَاءَ مَالُ الْبَحْرَيْنِ قَالَ أَبُو بَكْرٍ مَنْ كَانَتْ لَهُ عِنْدَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عِدَةٌ فَلْيَأْتِنِى . فَأَتَيْتُهُ فَقُلْتُ إِنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَدْ كَانَ قَالَ لِى "لَوْ قَدْ جَاءَنَا مَالُ الْبَحْرَيْنِ لأَعْطَيْتُكَ هَكَذَا وَهَكَذَا وَهَكَذَا." فَقَالَ لِى احْثُهْ . فَحَثَوْتُ حَثْيَةً فَقَالَ لِى عُدَّهَا . فَعَدَدْتُهَا فَإِذَا هِىَ خَمْسُمِائَةٍ ، فَأَعْطَانِى أَلْفًا وَخَمْسَمِائَةٍ.
Öneri Formu
Hadis Id, No:
30849, B003164
Hadis:
حَدَّثَنَا عَلِىُّ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ قَالَ أَخْبَرَنِى رَوْحُ بْنُ الْقَاسِمِ عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ الْمُنْكَدِرِ عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ - رضى الله عنهما - قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ لِى "لَوْ قَدْ جَاءَنَا مَالُ الْبَحْرَيْنِ قَدْ أَعْطَيْتُكَ هَكَذَا وَهَكَذَا وَهَكَذَا." فَلَمَّا قُبِضَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَجَاءَ مَالُ الْبَحْرَيْنِ قَالَ أَبُو بَكْرٍ مَنْ كَانَتْ لَهُ عِنْدَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عِدَةٌ فَلْيَأْتِنِى . فَأَتَيْتُهُ فَقُلْتُ إِنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَدْ كَانَ قَالَ لِى "لَوْ قَدْ جَاءَنَا مَالُ الْبَحْرَيْنِ لأَعْطَيْتُكَ هَكَذَا وَهَكَذَا وَهَكَذَا." فَقَالَ لِى احْثُهْ . فَحَثَوْتُ حَثْيَةً فَقَالَ لِى عُدَّهَا . فَعَدَدْتُهَا فَإِذَا هِىَ خَمْسُمِائَةٍ ، فَأَعْطَانِى أَلْفًا وَخَمْسَمِائَةٍ.
Tercemesi:
Bize Ali b. Abdullah, ona İsmail b. İbrahim, ona da Ravh b. Kâsım, ona Muhammed b. Münkedir, ona da Câbir b. Abdullah’ın (r.anhüma) rivayet ettiğine göre Rasulullah (sav) şöyle buyurdu:
"Eğer Bahreyn’in malı bize gelecek olursa, (avuçları ile göstererek) sana şöyle, şöyle ve şöyle vereceğim." Rasulullah (sav) vefat etti ve Bahreyn’in malı geldiğinde, Ebu Bekir (ra) şöyle dedi: 'Kimin Rasulullah’ın (sav) yanında bir vaadi varsa, yanıma gelsin.'
Bunun üzerine ben ona gidip şöyle dedim: 'Rasulullah (sav) bana şöyle demişti: "Eğer Bahreyn’in malı gelirse, sana şöyle, şöyle ve şöyle vereceğim." Ebu Bekir bana şöyle dedi: 'Avuçlayıp al!' Ben de bir avuç aldım. Bana dedi ki: 'Onu say.' Saydım, beş yüz çıktı. Bunun üzerine bana bin beş yüz (yani üç avuç) verdi.
Açıklama:
Yazar, Kitap, Bölüm:
Buhârî, Sahîh-i Buhârî, Cizye ve'l-Muvâdea 4, 1/830
Senetler:
1. Cabir b. Abdullah el-Ensârî (Cabir b. Abdullah b. Amr b. Haram b. Salebe)
2. Muhammed el-Bakır (Muhammed b. Ali b. Hüseyin b. Ali)
3. Amr b. Dinar el-Cümahî (Amr b. Dinar)
4. Ebu Muhammed Süfyan b. Uyeyne el-Hilâlî (Süfyân b. Uyeyne b. Meymûn)
5. Ebu Hasan Ali b. el-Medînî (Ali b. Abdullah b. Cafer b. Necîh)
Konular:
Ganimet, hak sahiplerine taksimi
Sahabe, Peygamber sevgisi
Şehirler, Bahreyn ve Kınnesrin
حَدَّثَنَا قَيْسُ بْنُ حَفْصٍ حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَاحِدِ حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ عَمْرٍو حَدَّثَنَا مُجَاهِدٌ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو - رضى الله عنهما - عَنِ النَّبِىِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ « مَنْ قَتَلَ مُعَاهَدًا لَمْ يَرَحْ رَائِحَةَ الْجَنَّةِ ، وَإِنَّ رِيحَهَا تُوجَدُ مِنْ مَسِيرَةِ أَرْبَعِينَ عَامًا » .
Öneri Formu
Hadis Id, No:
30853, B003166
Hadis:
حَدَّثَنَا قَيْسُ بْنُ حَفْصٍ حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَاحِدِ حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ عَمْرٍو حَدَّثَنَا مُجَاهِدٌ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو - رضى الله عنهما - عَنِ النَّبِىِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ « مَنْ قَتَلَ مُعَاهَدًا لَمْ يَرَحْ رَائِحَةَ الْجَنَّةِ ، وَإِنَّ رِيحَهَا تُوجَدُ مِنْ مَسِيرَةِ أَرْبَعِينَ عَامًا » .
Tercemesi:
Bize Kays b. Hafs, ona Abdülvâhid, ona Hasan b. Amr, ona Mücâhid, ona Abdullah b. Ömer'in (ra) rivayet ettiğine göre Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurdu:
"Herhangi bir kişi anlaşmalı bir zimmiyi (haksız yere) öldürürse cennet kokusu kırk yıllık mesafeden duyulup hissedilir olmasına rağmen o katil kişi cennet kokusunu koklayamaz."
Açıklama:
Yazar, Kitap, Bölüm:
Buhârî, Sahîh-i Buhârî, Cizye ve'l-Muvâdea 5, 1/830
Senetler:
1. Ebu Muhammed Abdullah b. Amr es-Sehmî (Abdullah b. Amr b. Âs b. Vail b. Haşim)
2. Ebu Haccac Mücahid b. Cebr el-Kuraşî (Mücahid b. Cebr)
3. Hasan b. Amr et-Temimî (Hasan b. Amr)
4. Ebu Bişr Abdülvahid b. Ziyad el-Abdî (Abdülvahid b. Ziyad)
5. Kays b. Hafs et-Temîmî (Kays b. Hafs el-Ka'kâ')
Konular:
Yargı, adam öldürmek
Zimmet Ehli, Hukuku
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ حَدَّثَنَا اللَّيْثُ قَالَ حَدَّثَنِى سَعِيدٌ عَنْ أَبِى هُرَيْرَةَ - رضى الله عنه - قَالَ لَمَّا فُتِحَتْ خَيْبَرُ أُهْدِيَتْ لِلنَّبِىِّ صلى الله عليه وسلم شَاةٌ فِيهَا سُمٌّ فَقَالَ النَّبِىُّ صلى الله عليه وسلم "اجْمَعُوا إِلَىَّ مَنْ كَانَ هَا هُنَا مِنْ يَهُودَ." فَجُمِعُوا لَهُ فَقَالَ "إِنِّى سَائِلُكُمْ عَنْ شَىْءٍ فَهَلْ أَنْتُمْ صَادِقِىَّ عَنْهُ." فَقَالُوا نَعَمْ . قَالَ لَهُمُ النَّبِىُّ صلى الله عليه وسلم "مَنْ أَبُوكُمْ." قَالُوا فُلاَنٌ . فَقَالَ "كَذَبْتُمْ ، بَلْ أَبُوكُمْ فُلاَنٌ." قَالُوا صَدَقْتَ . قَالَ "فَهَلْ أَنْتُمْ صَادِقِىَّ عَنْ شَىْءٍ إِنْ سَأَلْتُ عَنْهُ" فَقَالُوا نَعَمْ يَا أَبَا الْقَاسِمِ ، وَإِنْ كَذَبْنَا عَرَفْتَ كَذِبَنَا كَمَا عَرَفْتَهُ فِى أَبِينَا . فَقَالَ لَهُمْ "مَنْ أَهْلُ النَّارِ." قَالُوا نَكُونُ فِيهَا يَسِيرًا ثُمَّ تَخْلُفُونَا فِيهَا . فَقَالَ النَّبِىُّ صلى الله عليه وسلم "اخْسَئُوا فِيهَا ، وَاللَّهِ لاَ نَخْلُفُكُمْ فِيهَا أَبَدًا - ثُمَّ قَالَ - هَلْ أَنْتُمْ صَادِقِىَّ عَنْ شَىْءٍ إِنْ سَأَلْتُكُمْ عَنْهُ." فَقَالُوا نَعَمْ يَا أَبَا الْقَاسِمِ . قَالَ "هَلْ جَعَلْتُمْ فِى هَذِهِ الشَّاةِ سُمًّا" قَالُوا نَعَمْ . قَالَ "مَا حَمَلَكُمْ عَلَى ذَلِكَ." قَالُوا أَرَدْنَا إِنْ كُنْتَ كَاذِبًا نَسْتَرِيحُ ، وَإِنْ كُنْتَ نَبِيًّا لَمْ يَضُرَّكَ .
Öneri Formu
Hadis Id, No:
30868, B003169
Hadis:
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ حَدَّثَنَا اللَّيْثُ قَالَ حَدَّثَنِى سَعِيدٌ عَنْ أَبِى هُرَيْرَةَ - رضى الله عنه - قَالَ لَمَّا فُتِحَتْ خَيْبَرُ أُهْدِيَتْ لِلنَّبِىِّ صلى الله عليه وسلم شَاةٌ فِيهَا سُمٌّ فَقَالَ النَّبِىُّ صلى الله عليه وسلم "اجْمَعُوا إِلَىَّ مَنْ كَانَ هَا هُنَا مِنْ يَهُودَ." فَجُمِعُوا لَهُ فَقَالَ "إِنِّى سَائِلُكُمْ عَنْ شَىْءٍ فَهَلْ أَنْتُمْ صَادِقِىَّ عَنْهُ." فَقَالُوا نَعَمْ . قَالَ لَهُمُ النَّبِىُّ صلى الله عليه وسلم "مَنْ أَبُوكُمْ." قَالُوا فُلاَنٌ . فَقَالَ "كَذَبْتُمْ ، بَلْ أَبُوكُمْ فُلاَنٌ." قَالُوا صَدَقْتَ . قَالَ "فَهَلْ أَنْتُمْ صَادِقِىَّ عَنْ شَىْءٍ إِنْ سَأَلْتُ عَنْهُ" فَقَالُوا نَعَمْ يَا أَبَا الْقَاسِمِ ، وَإِنْ كَذَبْنَا عَرَفْتَ كَذِبَنَا كَمَا عَرَفْتَهُ فِى أَبِينَا . فَقَالَ لَهُمْ "مَنْ أَهْلُ النَّارِ." قَالُوا نَكُونُ فِيهَا يَسِيرًا ثُمَّ تَخْلُفُونَا فِيهَا . فَقَالَ النَّبِىُّ صلى الله عليه وسلم "اخْسَئُوا فِيهَا ، وَاللَّهِ لاَ نَخْلُفُكُمْ فِيهَا أَبَدًا - ثُمَّ قَالَ - هَلْ أَنْتُمْ صَادِقِىَّ عَنْ شَىْءٍ إِنْ سَأَلْتُكُمْ عَنْهُ." فَقَالُوا نَعَمْ يَا أَبَا الْقَاسِمِ . قَالَ "هَلْ جَعَلْتُمْ فِى هَذِهِ الشَّاةِ سُمًّا" قَالُوا نَعَمْ . قَالَ "مَا حَمَلَكُمْ عَلَى ذَلِكَ." قَالُوا أَرَدْنَا إِنْ كُنْتَ كَاذِبًا نَسْتَرِيحُ ، وَإِنْ كُنْتَ نَبِيًّا لَمْ يَضُرَّكَ .
Tercemesi:
Bize Abdullah b. Yusuf, ona Leys, ona Said, ona da Ebu Hureyre (ra) şöyle demiştir:
Hayber fethedildiğinde Rasulullah’a (sav) zehirli bir koyun hediye edildi. Bunun üzerine Rasulullah (sav) "Bana burada bulunan Yahudileri toplayın." buyurdu. Toplandıklarında onlara şöyle dedi: "Size bir şey soracağım. O konuda doğru söyleyecek misiniz?" Onlar, ‘Evet’ dediler. Rasulullah (sav) onlara, "Babanız kimdir?" diye sordu. Onlar ‘Falan kişi’ dediler. Rasulullah (sav) "Yalan söylediniz, sizin babanız falan kişidir." buyurdu. Onlar, ‘Doğru söyledin.’ dediler. Rasulullah (sav) tekrar, "Size başka bir şey sorsam, onu da doğru cevaplayacak mısınız?" diye sordu. Onlar, ‘Evet, ey Ebu’l-Kasım. Eğer yalan söylersek, babamız hakkında nasıl anladıysan yine bilirsin.’ dediler. Rasulullah (sav) onlara, "Cehennem ehli kimdir?" diye sordu. Onlar, ‘Biz kısa süreliğine orada oluruz, sonra siz bizim yerimizi alırsınız.’ dediler. Rasulullah (sav) "Orada aşağılanın! Vallahi, biz sizi orada asla takip etmeyeceğiz!" buyurdu. Ardından şöyle sordu: "Size başka bir şey soracağım, doğru cevaplayacak mısınız?" Onlar, ‘Evet, ey Ebu’l-Kasım.’ dediler. Rasulullah (sav) "Bu koyuna zehir koydunuz mu?" diye sordu. Onlar, ‘Evet’ dediler. Rasulullah (sav) "Sizi buna sevk eden neydi?" diye sordu. Şöyle cevap verdiler: ‘Eğer yalancıysan senden kurtulmak istedik. Eğer gerçekten bir peygambersen sana zarar vermezdi.’
Açıklama:
Yazar, Kitap, Bölüm:
Buhârî, Sahîh-i Buhârî, Cizye ve'l-Muvâdea 7, 1/831
Senetler:
1. Ebu Hureyre ed-Devsî (Abdurrahman b. Sahr)
2. Ebu Sa'd Said b. Ebu Said el-Makburî (Said b. Keysan)
3. Ebu Haris Leys b. Sa'd el-Fehmî (Leys b. Sa'd b. Abdurrahman)
4. Ebu Muhammed Abdullah b. Yusuf el-Kila'î (Abdullah b. Yusuf)
Konular:
Cehennem, Cehennemlikler
Diyalog, dinler arasında husumet oluşturma,
Diyalog, Hz. Peygamber'in / Sahabenin Yahudilerle ilişkileri
Suikast, Hz. Peygamber, zehirli yemek verilmesi