10636 Kayıt Bulundu.
Giriş
Bize Sâlim, ona da İbn Ömer şöyle rivayet etmiştir: Rasulullah (sav) insanlar içinde ayağa kalktı ve Allah'ı lâyık olduğu sıfatlarla övdü. Sonra Deccâl'den bahsederek şöyle buyurdu: "Ben sizi kesin bir şekilde Deccâl'e karşı uyarıyorum. İstisnasız her Peygamber kendi kavmini Deccâl'e karşı uyarmıştır. Nuh da kavmini ona karşı uyarmıştır. Lâkin şimdi ben sizlere onun, hiçbir peygamberin kavmine söylemediği bir özelliğini söyleyeceğim. Deccâl şaşıdır. Allah ise şaşı değildir.
Açıklama: İsnadın tamamı için bk. B003055.
Bize Ebu Nuaym, ona Ebu Umeys, ona İyâs b. Seleme b. Ekva', ona da babası (Seleme b. Ekva) şöyle rivayet etmiştir: Yolculuk halinde iken Hz. Peygamber'in (sav) yanına müşriklerden bir casus geldi, ashabın yanına oturup konuştuktan sonra gitti. Nebî (sav), "onu bulup öldürün" buyurdu. (Seleme) onu öldürdü ve Hz. Peygamber (sav) de casusun eşyasını ona verdi.
Bize Mahmud, ona Abdürrezzâk, ona Ma'mer, ona Zührî, ona Ali b. Hüseyin, ona Amr b. Osman b. Affân, ona da Usame b. Zeyd şöyle rivayet etmiştir: Ben Hz. Peygamber'e “ey Allah'ın Rasulü, yarın, haccın esnasında nerede konaklayacaksın?” diye sordum, Hz. Peygamber (sav), "Akîl bize ev mi bıraktı ki" buyurdu. Ardından, "Biz yarın Kureyş'in küfür üzere antlaşma yaptığı Kinâne oğullarındaki Muhassab vadisinde konaklayacağız" buyurdu. Burası Hâşim oğulları ile alışveriş yapmamak ve onları barındırmamak üzere, Kinâne oğulları ile Kureyş'in antlaşma yaptıkları yerdi. Zührî der ki: Hayf, vadi demektir.
Bize Kabîsa, ona İbn Uyeyne, ona Süleyman el-Ahvel, ona da Said b. Cübeyr şöyle rivayet etmiştir: İbn Abbâs (ra), “Perşembe günü! Ah o perşembe günü!” dedi. Ardından ağladı, hatta göz yaşları çakıl taşlarını ıslattı. Sonra da “Rasulullah'ın (sav) ağrısı perşembe günü şiddetlendi ve "bana yazacak bir şey getirin de size ondan sonra asla sapmayacağınız bir şey yazayım" buyurdu. Hz. Peygamber'in huzurunda tartışmak yakışıksız olduğu halde, oradakiler aralarında tartışıp 'Rasulullah (sav) ne dediğini bilecek halde değil' dediler. Rasulullah (sav) da "beni (rahat) bırakın! İçinde bulunduğum durum, beni çağırdığınızdan daha hayırlıdır" buyurdu ve üç şeyi tavsiye etti: "Müşrikleri Arap yarımadasından çıkarın, heyetlere benim muamele ettiğim gibi muamele edin." Üçüncüsünü ise unuttum. Yakub b. Muhammed şöyle der ki: Muğire b. Abdurrahman'a Arap yarımadası hakkında sordum. O da “Mekke, Medine, Yemâme ve Yemen'dir” dedi. Yakub der ki: Arc, Tihâme'nin başlangıcıdır.
Bize Muhammed b. Yusuf, ona Süfyân, ona A'meş, ona Ebu Vâil, ona da Huzeyfe (ra) şöyle rivayet etmiştir: Peygamber (sav) "İnsanlardan 'ben Müslümanım' diyenleri benim için yazın" buyurdu. Biz, ordu mevcudunu binbeşyüz kişi saydık ve “binbeşyüz kişi olduğumuz hâlde hala düşmandan mı korkacağız” dedik. Bir müddet sonra, kendimizi öyle bir fitne ile sınanmış gördüm ki, (o korku nedir bilmeyen er) kişi şimdi fitneden korkarak (cemaate gidemeyip evinde) yalnız başına namaz kılar oldu. Bize Abdân, ona Ebu Hamza, ona da A'meş “onları beşyüz kişi olarak bulduk (saydık)” şeklinde rivayet etmiştir. Ebu Muâviye ise “Altıyüz ile yediyüz arası kadar” demiştir
Bize Yakub b. İbrahim, ona İbn Uleyye, ona Eyyûb, ona Humeyd b. Hilâl, ona da Enes b. Mâlik (ra) şöyle rivayet etmiştir: Rasulullah (sav) bize hutbe verip "Sancağı Zeyd aldı ve şehit düştü. Sonra onu Cafer aldı ve şehit düştü. Daha sonra Abdullah b. Revâha aldı ve şehit düştü. Ardından emredilmediği halde onu Hâlid b. Velid aldı ve fetih, onunla müyesser oldu. (Şehit düşen kardeşlerimizin) bizim yanımızda olması beni" ya da "onları mutlu etmez" buyurdu. Ravi der ki: Hz. Peygamber bunları söylerken gözlerinden yaş süzülüyordu.
Açıklama: Zikredildiğine göre Hz. Peygamber'in elinde Duhan suresinin ismi yazılı imiş ve İbn Sayyâd, Duhan'ın hepsini göremeyip sadace "duh" kısmını görebilmiş ve "ed-Duhân" (الدُّخان) demek istemiş ancak sadece "ed-Duh" (الدُّخُّ) diyebilmiştir. Ayrıntılı malumat için bk. Aynî, Umdetü'l-kârî, XIV, 302 (Şâmile versiyonu).
Açıklama: B003055 numaralı hadisin devamıdır.