10265 Kayıt Bulundu.
Giriş
Bize Ebu Küreyb, ona Ebu Üsame, ona Velid b. Kesir, ona Nafi, ona da Abdullah b. Ömer (r.anhuma), Rasulullah'ın (sav) aşûrâ günü hakkında şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: "O, cahiliye ahalisinin oruç tuttuğu bir gündü. Şimdi ise o günde oruç tutmak isteyen tutsun, istemeyen de tutmasın." [(Nafî şöyle demiştir) 'Abdullah (b. Ömer) aşûrâ günü, sadece adet edindiği orucuna denk gelirse oruç tutardı.]
Açıklama: Abdullah b. Ömer, aşure gününün faziletli bir gün olduğunu söylese de aşure orucunu müstehap görmezdi. Bundan dolayı da sadece aşure günü için oruç tutmaz, zaten tutmakta olduğu nafile oruçlara denk geldiği zaman aşure gününü de oruçlu geçirmiş olurdu (Vellevî, el-Bahru'l-muhîtü's-seccâc, XXI, 187).
Bize Ebu Bekir b. Ebu Şeybe ve Amr en-Nâkıd, o ikisine Süfyan (b. Uyeyne), ona Ubeydullah b. Ebu Yezid, ona da İbn Abbas (r.anhuma) şöyle rivayet etmiştir: "Kendisine aşure günü orucu hakkında soruldu. O da 'Bu konuda bildiğim şey, Rasulullah'ın (sav) faziletini umarak oruç tuttuğu tek günün aşure günü, tek ayın da ramazan ayı olduğudur' cevabını verdi."
Bize Ebu Tahir, ona İbn Vehb, ona Amr b. Hâris, ona Abdurrahman b. Kasım, ona Muhammed b. Cafer b. Zübeyr, ona Abbâd b. Abdullah b. Zübeyr, ona da Hz. Peygamber'in (sav) eşi Aişe şöyle rivayet etmiştir: "Adamın biri ramazan ayında Rasulullah (sav) mescitte iken gelip, 'Yandım ya Rasulallah, yandım!' dedi. Hz. Peygamber (sav) ona 'Nedir, ne oldu?' diye sorunca, adam 'Hanımımla beraber oldum' dedi. Nebî (sav) 'Sadaka vermelisin' buyurdu. Adam 'Ey Allah'ın Nebî'si! Yemin olsun ki, hiç bir şeyim yok, vermeye güç yetiremem' dedi. Hz. Peygamber (sav) 'Otur' buyurdu, o da oturdu Tam o esnada yiyecek taşıyan bir merkebi sürüyerek bir adam çıkageldi. Hz. Peygamber (sav) 'Az önce yandım diyen nerede?' buyurdu. Adam ayağa kalkınca, Rasulullah (sav) 'Bunları sadaka olarak dağıt' buyurdu. Adam 'Ey Allah'ın Rasulü! Bizden başkasına mı dağıtayım? Yemin olsun ki bizler, hiçbir şeyi olmayan aç kimseleriz' dedi. Nebî (sav) de 'O zaman onu siz yiyin' buyurdu."
Bize Züheyr b. Harb, ona Süfyan b. Uyeyne, ona Ebu Zinad, ona el-A'rec, ona da Ebu Hureyre (ra) rivayet etmiştir: "Sizden biri güne oruçlu olarak başladığında ne kötü söz söylesin ne de cahillik etsin! Eğer biri kendisine söver ya da kendisine sataşırsa ben oruçluyum, ben oruçluyum desin."
Bize Muhammed b. Müsennâ ve Ebu Bekir b. Hallâd, o ikisine Abdüla'lâ, ona Said, ona da Ebu Nadre, Ebu Said el-Hudrî'nin (ra) şöyle dediğini rivayet etmiştir: Rasulullah (sav), kendisine vakti açıklanmadan önce kadir gecesini aramak için ramazan ayının ortasındaki on günde itikâfa girerdi. İlk on gün bittiğinde, çadırının kurulmasını istedi ve kuruldu. Ardından kendisine, kadir gecesinin ramazan ayının son on gününde olduğu bildirildi. O da çadırının tekrar kurulmasını istedi ve çadırı tekrar kuruldu. Daha sonra insanların yanına çıkıp şöyle buyurdu: "Ey insanlar! Kadir gecesinin vakti bana bildirilmişti. Ben onu size haber vermek için yanınıza çıktığımda, hak-hukuk davası güden ve beraberlerinde şeytanın da olduğu iki adam çıkageldi. Bundan dolayı bana onun vakti unutturuldu. Artık onu ramazan ayının son on gününde; yani yedinci, dokuzuncu ve beşinci günlerinde arayın." Ebu Nadre anlatmaya şöyle devam etmiştir: 'Ey Ebu Said! Sizler bu sayıları bizden daha iyi bilirsiniz' dediğimde, Ebu Said 'Tabi ki de biz bunu sizden daha iyi biliriz' dedi. Ben 'Peki dokuzuncu, yedinci ve beşinci günler de nedir? dedim. Ebu Said 'Ramazan ayının yirmi bir günü geçtiğinde, onu takip eden yirmi ikinci gün, dokuzuncu; yirmi üç gün geçtiğinde, onu takip eden, yedinci; yirmi beş gün geçtiğinde de onu takip eden, beşinci gündür' dedi. [Râvilerden İbn Hallad, 'hak-hukuk davası güden (iki adam)' yerine 'davalaşan (iki adam)' ifadesini zikretmiştir.]