10636 Kayıt Bulundu.
Giriş
Bize Yusuf b. Yakub es-Saffâr, ona İsmail b. Uleyye, ona Eyyûb, ona Humeyd b. Hilâl, ona da Enes b. Mâlik, şöyle rivayet etmiştir: Rasulullah (sav) bize hutbe verip "Sancağı Zeyd aldı ve şehit düştü. Sonra onu Cafer aldı ve şehit düştü. Daha sonra Abdullah b. Revâha aldı ve şehit düştü. Ardından emredilmediği halde onu Hâlid b. Velid aldı ve fetih, onunla müyesser oldu. (Şehit düşen kardeşlerimizin) bizim yanımızda olması beni mutlu etmez" buyurdu. Eyyûb der ki: Yahut da Hz. Peygamber (sav), "Yanımızda olmaları onları sevindirmez" buyurdu. Hz. Peygamber bunları söylerken gözlerinden yaş süzülüyordu.
Bize Hafs b. Ömer el-Havzî, ona Hemmam, ona da İshak, Enes'in (ra) şöyle dediğini rivayet etmiştir: "Nebî (sav), içlerinde Süleym oğullarından bazı kişilerin bulunduğu yetmiş kişilik bir grubu Âmir oğullarına gönderdi. Oraya yaklaştıklarında dayım, 'Ben önden gideyim. Eğer bana emân (güvence) verirlerse (dokunmazlarsa), Rasulullah'ın (sav) mesajını onlara tebliğ ederim. Aksi hâlde siz hemen yakınlarda olursunuz.' dedi ve oraya doğru gitti. Onlar da (dayıma) emân (güvence) verdiler. Dayım onlara Hz. Peygamber'in (sav) mesajını anlatırken, aralarından birine göz işareti yaptılar. O kişi gelip dayıma mızrağını sapladı ve onu yaraladı. Dayım, 'Allahu ekber (Allah en büyüktür), Kâbe'nin Rabbbine yemin ederim ki, ben kazandım.' dedi. Sonra hemen saldırıya geçtiler ve geri kalan tüm arkadaşlarını öldürdüler. Yalnızca topal bir adam vardı; dağa doğru tırmanarak kaçıp kurtuldu. -Hadisin râvisi Hemmâm, 'Zannedersem onunla birlikte başka bir kişi daha kurtulmuştu.' dedi.- (Sonra) Cebrâîl (as), Nebi'ye (sav) gelip onların Rablerine kavuştuğunu, Allah'ın onlardan, onların da Allah'tan razı olduklarını haber verdi. Bizler, 'Kabilemize haber verin; biz Rabbimize kavuştuk. O bizden razı oldu; biz de ondan razı olduk' ayetini okurduk. Sonra bu ayet neshedildi. Rasulullah (sav), kırk sabah (boyunca) onlara; Ri'l'e, Zekvân'a, Lihyân oğullarına ve Allahâ ve rasulüne isyan eden Usayye oğullarına beddua etti."
Bize Muhammed, ona Abde, ona Hişâm b. Urve, ona babası (Urve b. Zübeyr), ona da Aişe (ra) şöyle rivayet etmiştir: "Rasulullah (sav) Hendek günü (Hendek Savaşı’ndan) dönüp silahını bırakmış ve yıkanmıştı. Bu sırada Cebrâil hala başı tozlu (savaştan yeni dönmüş) bir halde geldi ve 'Silahını mı bıraktın? Vallahi ben henüz silahımı bırakmadım' dedi. Hz. Peygamber (sav) 'peki nereye?' diye sordu, Cebrail de Kurayza oğullarını göstererek 'şuraya' dedi. Bunun üzerine Nebî (sav) de onların üzerine sefere çıktı."
Bize Abdullah b. Yusuf, ona Leys, ona Yahya, ona Muhammed b. Yahya b. Habbân, ona da Enes b. Mâlik, teyzesi Ümmü Harâm bt. Milhân'dan naklen şöyle rivayet etmiştir: Nebi (sav) bir gün bana yakın bir yerde uyudu, sonra gülümseyerek uyandı. “Seni güldüren nedir ki?” diye sordum. Rasulullah (sav) şöyle cevap verdi: "Ümmetimden bir takım insanlar şu yemyeşil deniz üstünde, hükümdarların tahtlarına kuruldukları gibi gemilere binerek (deniz harbine giderlerken) rüyamda bana gösterildiler (de ona güldüm)" dedi. Ümmü Haram: “Beni de onlardan (deniz gazilerinden) kılması için Allah'a dua ediver” dedi. Rasulullah da (sav) ona dua etti. Sonra ikinci defa uykuya daldı. Sonra aynısını yaptı (yine gülümseyerek uyandı.) Ümmü Haram da O'na önceki söylediğinin aynısı söyledi (Seni güldüren nedir? dedi.) Peygamber de (sav) ona önceki gibi cevap verdi. Ümmü Haram “Beni de onlardan kılması için Allah'a dua ediver!” dedi. Peygamber "Sen birincilerdensin (ikincilerden değilsin)" buyurdu. Sonraları Ümmü Haram, kocası Ubade b. Samit’le birlikte müslümanların Muâviye kumandasında gemilere binip çıktıkları ilk deniz gazasına bir gazi olarak çıktı. Nihayet o gaziler gazalarını bitirip Şam'a inmek üzere dönerlerken, Ümmü Harâm'a binmesi için bir hayvan getirildi. Hayvan Ümmü Harâm'ı yere çarptı o da bundan öldü.
(Enes b. Nadr'ın) dediğine göre, Rübeyy isimli kardeşi, bir kadının arka dişini kırdı, Rasulullah (sav) da kısas uygulanmasını emretti. Bunun üzerine Enes “ey Allah'ın Rasulü! Seni hak ile gönderen (Allah'a) yemin olsun ki, onun dişi kırılmaz” dedi. (Daha sonra kadının yakınları) diyete rıza gösterip kısastan vazgeçtiler. Hz. Peygamber (sav) de şöyle buyurdu: "Allah'ın öyle kulları vardır ki, Allah adına yemin etseler Cenâb-ı Hak onların yeminini boşa çıkarmaz."
Bize Muhammed b. Abdullah, ona Ebu Ahmed Hüseyin b. Muhammed, ona Şeybân, ona Katâde, ona da Enes b. Mâlik şöyle rivayet etmiştir: "Hârise b. Surâka'nın annesi Ümmü Rübeyy bt. Berâ, Hz. Peygamber'e (sav) gelip 'Ey Allah'ın Rasulü! Bana Hârise'den bahsetmez misin? Bedir günü ona kör bir ok isabet etmişti de şehit düşmüştü. Eğer cennette ise sabrederim, bundan başka bir şey söz konusu ise onun için ağlarım' dedi. Hz. Peygamber (sav), 'Ey Hârise'nin annesi! Cennet, kısım kısımdır. Senin oğlun Firdevs-i alâ'ya nail oldu' buyurdu."
Bize İsmail b. Abdullah, ona Malik, ona da İshak b. Abdullah b. Ebu Talha, Enes b. Mâlik'in (ra) şöyle dediğini rivayet etmiştir: "Rasulullah (sav)30 sabah boyunca, Bi'r-i Maûne'deki insanları (kurraları) öldürenlere; Ri'l, Zekvân ve Allah'a ile Rasülüne isyan eden Usayye kabilelerine, beddua etti. Enes şöyle demiştir: "Bi'r-i Maûne'de öldürülenler hakkında Kur'an (ayeti) indirildi. Biz, onu daha sonra nesh edilinceye kadar okurduk. Ayet şöyleydi: 'Kabilemize haber verin; biz Rabbimize kavuştuk. O bizden razı oldu; biz de ondan razı olduk'."
Açıklama: Hadis, hurilerden bahsetse de metindeki "kadın" ifadesi tercümeye yansıtılmıştır. İbare, uygun görüldüğü takdirde "huri" olarak tashih edilebilir.