10636 Kayıt Bulundu.
Giriş
Bize Yahya b. Bükeyr, ona Leys, ona Ukayl, ona İbn Şihâb, ona Salim b. Abdullah İbn Ömer’in (ra) şöyle anlattığını rivayet etti: Hz. Ömer, çarşıda satılık kalın ipekli bir takım elbise gördü. Onu Hz. Peygamber'e (sav) getirdi ve “(Yâ Rasulallah!) Bu takım elbiseyi satın al da bayram günlerinde ve heyetlerin geldiği günlerde giyerek süslen” dedi. Hz. Peygamber (sav): “Bu, ancak ahiretten nasibi olmayan kimsenin giyeceği bir elbisedir.” Ya da “Bunu ancak âhiretten nasibi olmayan kimse giyer” buyurdu. Aradan Yüce Allah'ın dilediği kadar bir süre geçti. Sonra Hz. Peygamber Ömer’e ibrişimden dokunmuş ipek bir cübbe gönderdi. Ömer o cübbe ile dönüp, onu Hz. Peygamber'e (sav) getirdi ve “Yâ Rasûlallah! ‘Bu, ancak ahiretten nasibi olmayan kimsenin elbisesidir’ ya da ‘Bunu ancak ahiretten nasibi olmayan kimse giyer’ demiştin, sonra da onu bana yolladın” dedi. Hz. Peygamber (sav) cevaben: “Onu satarsın” veya “Bununla bazı ihtiyaçlarını görürsün” buyurdu.
Açıklama: Hz. Ömer bu elbiseyi anne bir kardeş müşrik kardeşine hediye etmiştir. Bedrüddin el-Aynî, Ebû Muhammed Mahmûd b. Ahmed, Umdetü'l-Kârî fî şerhi sahihi'l-Buhârî (Beyrut: D3aru İhyâi't-Türasi'l-Arabî, ts.), 14/300.
Bize Musa b. İsmail, ona Cüveyriye, ona Nâfi, ona da Abdullah (b. Ömer) şöyle rivayet etmiştir: "Nebî (sav) seferden dönerken üç kere tekbir getirip 'Bizler Allah'a dönen, tövbe eden, kulluk eden ve Rabbimize hamd ve secde eden kimseleriz. Allah sözünde durmuş, kuluna yardım etmiş ve tek başına orduları hezimete uğratmıştır' buyururdu." '
Açıklama: Burada cübbenin ayak izlerini silmesinden kasıt, sadakanın da sahibinin hatalarını silmesidir.
Bize Ebu Ma'mer, ona Abdülvâris, ona Yahya b. Ebu İshak, ona da Enes b. Mâlik (ra) şöyle rivayet etmiştir: Usfân'dan dönüşünde Nebî (sav) ile beraberdim. Rasulullah (sav) da bineği üzerinde idi. Terkisine Safiye bt. Huyey'i almıştı. O sırada devesi tökezledi ve ikisi de yere düştüler. Ebu Talha hemen atılıp "ey Allah'ın Rasulü, Allah beni sana feda etsin" dedi. Nebî (sav) "hanımla ilgilen" buyurdu. O da yüzüne bir elbise atıp Safiye'nin yanına geldi. Sonra elbiseyi onun üzerine attı ve bineklerini onlar için uygun hale getirdi. Onlar da bindiler. Bizler de Rasulullah'ın (sav) etrafını sarmıştık. Medine'yi gördüğümüzde rasulullah (sav) "bizler seferden selametle, günahtan tevbe ile dönen, kulluk vazifesini yerine getiren ve Rabbimize hamd edenleriz" buyurdu. Medine'ye girene dek bunu söylemeye devam etti.
Bize Ali (b. Medînî), ona Bişr b. Mufaddal, ona Yahya b. Ebu İshak, ona da Enes b. Malik şöyle rivayet etmiştir: "Enes b. Malik ve Ebu Talha, Hz. Peygamber'le (sav) birlikte (Medine'ye) dönüyorlardı. Hz. Peygamber'in (sav) yanında eşi Safiyye de bulunuyordu ve bineğinin arkasında idi. Yolda ilerlerken bindikleri deve tökezledi. Hz. Peygamber'le (sav) eşi deveden düştüler. Ebu Talha hemen devesinden yere atladı ve Hz. Peygamber'e (sav) gelip 'Ey Allah'ın Rasulü! Allah canımı sana feda kılsın. Sana bir şey oldu mu?' dedi. Hz. Peygamber (sav) 'Hayır, fakat sen kadınla ilgilen' buyurdu. Bunun üzerine Ebu Talha elbisesiyle kendi yüzünü örttü ve hemen onun bulunduğu tarafa yürüdü. Oraya varınca örtüsünü kadının (Safiyye'nin) üzerine attı ve kadın hemen ayağa kalktı. Peşinden Ebu Talha devenin yükünü iyice bağladı. Hz. Peygamber (sav) ile Safiyye deveye bindiler ve kafile hareket etti. Medine'nin sırtına vardıklarında veya Medine'yi yukarıdan gördüklerinde Hz. Peygamber (sav) 'Bizler (Allah'a) dönen, tevbe eden, Rabbimize kulluk edip, hamd edenleriz' buyurdu ve bu sözleri Medine'ye girene kadar söylemeye devam etti."