10636 Kayıt Bulundu.
Giriş
Bize Ebu Numan, ona Hammâd b. Zeyd, ona Yahya b. Muhammed b. Yahya b. Habban, ona Enes b. Mâlik (ra), ona da Ümmü Harâm şöyle rivayet etmiştir: Nebi (sav) bir gün evinde öğleden sonra uykusuna yatmıştı, gülerek uyandı, Ümm Haram “Ey Allah’ın Rasulü, seni güldüren nedir?” diye sordu. Hz. Peygamber “ümmetimden; gemiye binerek tahtlar üzerindeki krallar gibi yolculuk yapan bir topluluğun durumuna hayret ettim” buyurdu. Bunun üzerine ben “ey Allah’ın Rasulü, beni de onlardan kılması için Allah’a dua et” dedim. Hz. Peygamber “sen onlarla beraber olacaksın” buyurdu. Sonra bir daha uyudu, gülerek uyandı ve öncekinin aynısını iki ya da üç defa söyledi. Ben “ey Allah’ın Rasulü, Allah’ın beni onlardan kılması için Allah’a dua et” dedim. O da “sen ilklerdensin” buyurdu. Sonra Ubâde b. Sâmit onunla evlendi ve birlikte gazaya çıktı, geri döndüğünde binmesi için binek hayvanı ona yaklaştırıldı, o da (binerken) hayvandan düştü ve boynu kırıldı.
Bize Ali b. Abdullah, ona Süfyan, ona Amr, ona Zührî, ona da Malik b. Evs b. Hadsân, Ömer b. Hattab’ın (ra) şöyle dediğini rivayet etti: Nadîr oğullarının malları, Allah'ın, Rasulüne (sav) fey olarak verdiği ve Müslümanların, at ve deve koşturmadan (barış yoluyla) elde ettiği mallardandır. Bu mallar Rasulullah'a (sav) tahsis edilmiş olup, kendisi bunlardan ailesinin bir senelik nafakasını sağlar, arta kalanını da Allah yolunda cihâd hazırlığı olmak üzere silâh ve binek teminine ayırırdı.
Hz. Âişe der ki: Bayram günü siyahiler harbe ve kalkanlarla oyun oynuyorlardı. Ya ben Rasulullah’a (sav) söyledim yahut da o "seyretmek ister misin?" buyurdu. Ben “evet” deyince beni yanağım yanağı üzerinde olduğu halde arkasında durdurdu. Bu arada "Göreyim sizi Erfede oğulları" buyurdu. Nihayet ben usanınca "Bu kadarı sana yeter mi?" dedi. Ben “evet” dedim. "o halde gidebilirsin" buyurdu. Ahmed, İbn Vehb'den "felemmâ ğafele" şeklinde rivayet etmiştir.
Bize İbrahim b. Musa, ona Hişâm, ona Ma'mer, ona Zührî, ona İbn Müseyyeb, ona da Ebu Hureyre (ra) şöyle rivayet etmiştir: Habeşliler, Peygamber'in (sav) huzurunda harbeleriyle oyun oynarken Ömer, içeri girip taş eline taş alıp onlara atıverdi. Hz. Peygamber (sav) "ey Ömer! Onları (rahat) bırak!" buyurdu. Bize Ali, ona Abdürrezzâk, ona da Mâmer, rivayetinde "mescitte (oynarken)" ilavesini yapmıştır.
Bize Ahmed b. Muhammed, ona Abdullah, ona el-Evzâ'î, ona Ebu İshak b. Abdullah b. Ebu Talha, ona da Enes b. Mâlik (ra) şöyle rivayet etmiştir: Ebu Talha, (savaşlarda) Bir kalkanla Hz. Peygamber'e (sav) siper olup korurdu. Ebu Talha, iyi bir ok atıcısı idi. Ok attığında Nebî (sav), okun düştüğü yeri görmek için başını çıkarıp bakardı.
Bize Ahmed b. Muhammed, ona Abdullah, el-Evzâ'î, ona Süleyman b. Habîb, ona da Ebu Ümâme şöyle rivayet etmiştir: "Kılıçlarının süsleri ne altın ne de gümüş olan bir topluluk, pek çok fetih gerçekleştirmiştir. Onların süsü tabaklanmamış deriden mamul ip, kurşun ve demirdi."
Bize Muhammed b. Kesîr, ona Süfyân, ona A'meş, ona İbrahim, ona Esved, ona da Âişe (r.anha) şöyle demiştir: Rasulullah (sav) vefat ettiğinde zırhı, otuz sâ miktarı arpa karşılığında, bir Yahudi'de rehindi. Ya'lâ der ki: A'meş bize bunun “demirden yapılmış bir zırh” olduğunu rivayet etmiştir. Muallâ der ki: Bize Abdulvâhid, ona da A'meş bu hadisi rivayet etmiş ve “Rasûlullah o Yahudi'ye demirden bir zırhı rehin verdi” demiştir.
Bize Musa b. İsmail, ona Abdulvahid (b. Ziyad), ona A'meş (Süleyman b. Mihran), ona Ebu Duha Müslim -b. Subeyh-, ona da Mesruk (b. Ecda'),Muğire b. Şu'be'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir: Rasulullah (sav) tuvalet ihtiyacını gidermek üzere yanımızdan ayrılmıştı. Sonra geri döndü, ben de kendisini suyla karşıladım. Rasulullah'ın (sav) üzerinde Şam işi bir cübbe vardı. Ağzına ve burnuna su verdi ve yüzünü yıkadı. Kollarını cübbenin yeninden çıkarmaya çalıştı. Ancak cübbenin yenleri dardı. Bu yüzden kollarını cübbenin alt kısmından çıkardı ve kollarını yıkadı. Başını ve mestlerinin üzerini mesh etti.