18880 Kayıt Bulundu.
Giriş
Bize Nuh b. Habib el-Kûmesi, ona Yahya b. Said, ona İbn Cüreyc, ona Atâ, ona Safvan b. Ya'lâ b. Ümeyye, babasının şöyle anlattığını rivayet etti: Rasulullah'a (sav) vahiy inerken keşke kendisini bir görebilsem diye içimden geçirdim. Biz Ci'râne mevkiinde iken Hz. Peygamber (sav) bir çadırda bulunuyordu. O esnada kendisine vahiy gelmişti. Ömer bana gel diye işaret etti. Kafamı çadırdan içeri soktum. O sırada umre için bir cübbe giyerek ihrama girmiş ve koku da sürünmüş bir adam gelerek 'Ey Allah'ın Rasulü! cübbeyle ihrama girmiş bir adam için ne dersiniz' dedi. O sırada vahiy indiği için Rasulullah (sav) hırıltılı ses çıkarıyordu. Vahiy bitip açılınca "Az önce soru soran adam nerede?" diye sordu. Adam yanına getirilince, Rasulullah (sav) şöyle buyurdu: "Cübbeye gelince, onu çıkar. Kokuya gelince, onu yıka. Sonra da ihrama yeniden gir." Ebu Abdurrahman 'Sonra ihrama yeniden gir.' ifadesini kullandı. Ben Nuh b. Habbîb'ten başka bu cümleyi nakleden var mı bilmiyorum. Bunun makbul olduğunu da zannetmiyorum. En doğrusunu Allah bilir.
Bize Yakub b. İbrahim, ona Hüşeym, ona Mansur, ona Abdurrahman b. el-Kasım, ona el-Kasım Hz. Ayşe'nin şöyle dediğini rivayet etti: "Rasulullah'a (sav) ihrama girmeden önce ve Kurban bayramının birinci günü Kâbe'yi tavaf etmeden önce içinde misk olan güzel bir koku sürerdim."
Bize Kuteybe, ona el-Leys, ona Ebü'z-Zübeyr Cabir b. Abdullah'ın şöyle anlattığını rivayet etti: Rasulullah (sav) ile beraber ifrad haccı için ihramlı olarak yola çıktık. Ayşe ise umre için ihrama girmişti. Serif denilen yere gelince Aişe âdet görmeye başlamış. Mekke'ye gelince Kâbe'yi tavaf ettik, Safa ile Merve arasında sa'y yaptık. Rasulullah (sav) yanında kurbanı olmayanların ihramdan çıkmalarını emretti. 'İhramdan çıkınca neler bize helaldir?' diye sorduk. O, "Her şey helaldir." buyurdu. Bunun üzerine eşlerimizle birlikte (cima) olduk, güzel kokular süründük, elbiselerimizi giydik. Arafat'a çıkmamıza sadece dört gece kalmıştı. Sonra Terviye günü tekrar ihrama girdik. Rasulullah (sav) bir ara Aişe'nin yanına girdi ve onun ağladığını gördü. Ona "Ne oldu?" diye sordu. O da 'Âdet oldum. Herkes ihramdan çıktı, ben çıkamadım. Beytullah'ı tavaf edemedim. Şu anda herkes hac yapmaya gidiyor.' diyerek cevap verdi. Bunun üzerine Rasulullah (sav) Aişe'ye "Bu âdet görme durumu, Allah'ın Adem'in kızları için taktir ettiği bir özelliktir. Hemen guslet ve hac için ihrama gir." buyurdu. Aişe söylenileni aynen yaptı, vakfelerde durdu, temizlenince de Kâbe'yi tavaf etti. Safa ve Merve arasında da sa'y yaptı. Bütün bunlardan sonra Peygamber (sav) ona "Haccını da umreni de yaptın." buyurdu. Aişe, 'Ey Allah'ın Rasulü! Hac yapmadan Kâbe'yi tavaf edemediğim için nefsimde bir sıkıntı hissediyorum.' dedi. Rasulullah da (sav) "Ey Ebu Abdurrahman! Onu (kız kardeşini) götür, Tenim'de ihrama girdir ve umre yaptır." buyurdu. Bu olay Mina'dan inip muhassab denilen yerde geceledikleri zaman olmuştu.
Bize Muhammed b. Abdül'alâ, ona Muhammed b. Sevr, ona Ma'mer, ona ez-Zührî, ona Urve, ona da Misver b. Mahreme; (T) Bize Yakub b. İbrahim, ona Yahya b. Said, ona Abdullah b. Mübarek, ona Ma'mer, ona ez-Zührî, ona Urve, ona da Misver bç Mahreme ve Mervan b. Hakem şöyle demiştir: Rasulullah (sav) Hudeybiye günü binden fazla kişiyle Mekke’ye doğru yola çıkmıştı. Zü'l-huleyfe’ye geldiklerinde yanlarında getirdikleri kurbanları işaretleyip boyunlarına gerdanlık taktılar ve umre için ihrama girdiler. [Hadis kısaltılmıştır.]
Bize Kuteybe b. Said, ona Malik, ona İbn Şihab, ona Ubeydullah b. Abdullah b. Utbe,ona Abdullah b. Abbas, es-Sa’b b. Cessâme’nin şöyle dediğini rivayet etti: “Ben, Ebvâ veya Veddan’da iken Hz.Peygamber'e (sav) bir yaban eşeği hediye etmiştim. Hz. Peygamber (sav) bunu kabul etmedi. Yüzümden üzüldüğümü görünce “Reddetmezdim ama biz ihramlıyız” dedi
Bize Muhammed b. Abdüla‘lâ, ona Hâlid, ona Hişâm, ona da Yahyâ b. Ebû Kesîr, Abdullah b. Ebû Katâde’den onun şöyle dediğini rivayet etti: "Babam Hudeybiye anlaşmasının olduğu sene Rasûlullah (sav) ile birlikte yola çıkmıştı. Arkadaşları ihrama girmiş ama o girmemişti. (Sonrasını babam şöyle anlattı:) Arkadaşlarımla beraber iken onlar birbirlerine bakıp gülmeye başladılar. Birden bir yaban eşeği gördüm, hemen (atılıp) onu avladım. (Taşımak için) arkadaşlarımdan yardım istedim ama onlar bana yardım etmekten kaçındılar. Sonra onun etinden yedik. Sonra yolumuzun kesileceğinden korktuk, ben Rasulullah’ı (sav) aramaya koyuldum. Kâh atımı şahlandırıyor, kâh normal gidiyordum. Gece yarısı Gıfâr kabilesinden bir adamla karşılaştım. Ona “Sen Peygamber’in (sav) yanından ayrıldığında o nerede idi?” diye sordum, “Sukya’da istirahat ediyordu” diye cevap verdi. Ben ona yetişip “Ey Allah’ın Rasûlu, ashabın sana selam ediyor ve Allah’ın rahmetinin senin üzerine olmasını diliyorlar. Onlar sen yokken düşman tarafından yollarının kesilmesinden korkmuşlar. Onları bekleyiniz” dedim. Bunun üzerine o beklemeye koyuldu. Ben bir de ona “Ben yaban eşeği avladım. Yanımda ondan artan bir miktar (et) var” dedim. O da yanındaki topluluğa ihramlı oldukları halde “Yiyin” buyurdu."